ÇANAKKALE GELECEĞİNİ KONUŞUYOR
Çanakkale'nin dinamikleri Çanakkale'nin geleceğini konuşuyor.
Ramazan Çetiner
Çanakkale İli Bayramiçliler Eğitim Kültür Ve Dayanışma Derneği Başkanı
Derneğimiz 2002 yılında kuruldu. Derneğimizin ilk kuruluş amacı şöyleydi; o zamanlarda ilçelerden Çanakkale’ye ulaşım çok kolay değildi. Çanakkale ilçelerin köylerinde yaşayan kişiler için ulaşılamazdı. Buraya okumaya gelen lise ve özellikle üniversite öğrencileri vardı. Biz onlara yardım amacıyla ve Çanakkale’de yaşayan Bayramiçlileri birbiriyle tanıştırmak, kaynaştırmak ve o vasıtayla buraya dışarıdan gelen öğrencilerin yaşam standartlarını yükseltmek için kuruldu. Burada Bayramiçliler derneğini kurduktan sonra Bayramiçli olup Çanakkale dışına okumaya giden öğrencilere de ne kadar faydalı olabiliriz? Onlara yardım etmek isteyenleri buluşturma noktası olmaya başlandı. Amacımıza kısmen ulaşabildik. Dışarıya giden öğrenciyle üyelerimiz, ya da üyelerimizin getirdiği kişilerle öğrencilerin buluşması sağlanıyor. Yine yılın belli dönemlerinde fakir ailelere gıda yardımı yapıyoruz. Derneğimizin geliri yok sadece üye aidatları var. Onlarla kısmi yardımlar yapıyoruz. Biz aslında biraz aracı oluyoruz. Ekonomik olarak çok katılmıyoruz ama yardım edecek kişi ile yardım alacak kişi arasında köprü kuruyoruz.
1- 2018 Troia Yılı yeterince tanıtılıyor mu? Yapılan etkinliklerin, yatırımların ileriki yıllarda Çanakkale'ye artısı olacak mı?
Bence tanıtımla olmuyor. Neden? Mahalle içlerinde emekli kesim olduğu için resmi işlerle ilgisi olmayan kişiler bunu duyamıyorlar. Sanırım basında da çok geçmiyor. Bence tanıtımlar biraz daha ulusal basına yönelik olmalıdır. Ben öğretmen olarak bunu duydum mu? Evet duydum, etkinliğine katıldım mı? Okulla ilgili ya da okulun katıldığı etkinlikler olduğunda öğretmen arkadaşların katılımıyla duydum. Yada o etkinliklere okul olarak destek verdiğimiz zaman duydum. Bunun haricinde evet öğrenci duyuyor ama ailesine ne kadar aksettiriyor onu bilmiyorum. Biraz daha dernekler vasıtasıyla ya da yerelde, mahallelerde, mahalle muhtarlık merkezleriyle halka tanıtılabilir. Mesela Barbaros Mahallesi için Yeni Kordon da çalışma yapılabilir. Bir stant mı açılır? Ya da orada bir etkinlik mi yapılır? Bunu bilemiyorum. Örnek olarak vermek gerekirse; bununla ilgili 23 Nisan’da gösteriler vardı. Barbaros’un bütün çocukları oradaydı. Güzel bir etkinlikti ve orada ne oluyor? Denildiğin de cevabını buluyordunuz. Aynı şekilde Troia Yılı’nın tanıtımı da şuan da yaz mevsimi ve yeni kordon bu konuda en uygun yer ya da alışveriş merkezleri bölgelerinde biraz daha tanıtım yapılabilir. Bu yerele de indirgenebilir diye düşünüyorum. Halkın katılımı olması gerekiyor. Yüzeyde valilik ya da belediye değil de halkta bunun içerisine katılsın. Halkında istekleri olabilir. Gelecek yıllardaki etkisi planlamaya bağlıdır. Devamlılığını sürükleyecek, onu koordine edecek bölümler olmalı, kendi başına bırakılırsa, kendiliğinden yürümez. Koordine eden ve çalışmalarda bulunan kişilerin aktifliğine ve becerisine bağlı diye düşünüyorum. Yoksa Troia Yılı’nı yaptık, bitti. Orada kalır. Çanakkale’ye ne açıdan getirisi olacak? Kültürel olarak mı? Ekonomik olarak mı? Bunlar planlanıp adı Troia Yılı olur ya da olmaz bunun gerçekleşmesi gerekiyor.
2- İl ve ilçeler yeterince yatırım alıyor mu? Aklınızda kalan yatırımlar nelerdir?
Çanakkale’nin yıllarca dışarıyla bağlantısı kesilmiş vaziyetteydi. Boğaz Avrupa’yla bağlantımızı kesiyor, Kaz Dağları Ege’yle bağlantımızı kesiyor, açık olan bölgemiz Bursa kısmından vardı. Orada da Bursa zaten kendisine yeten bir il olduğu için zor koşullar oluşturuyor. Bu arada biz İzmir, Bursa, İstanbul üçgeninin içerisinde olduğumuz için bağlantılarımız kesilmiş olarak kendi içimizde yaşıyorduk. Köprü’nün yapılması bağlantımızı güçlendirecektir. Yine tünellerin yapılması bağlantımızı güçlendirecektir ama bunun yanında bence olumsuzları da olacaktır. Nasıl? Sanayinin gelişmesi; ben Çanakkale’de sanayinin gelişmesinin, sanayi yatırımları yapılmasının taraftarı değilim. Neden değilim? Kaz Dağları diyoruz, belki de Türkiye’de en son suyun biteceği yer diyoruz ve yine Balıkesir- Çanakkale ortak alanı içerisinde oksijenin en bol olduğu, Alpler’den sonra oksijeni en bol olan yer olduğunu söylüyoruz. Sanayi ile burayı bozmamalıyız ya da yer altındaki madenleri çıkartmakla burayı bozmamalıyız. Çünkü yaşanacak ideal yerdeyiz. Bir de yaklaşık 30-40 yıldır, çok uzun bir süredir sulu tarım üzerine ya da suların değerlendirilmesiyle ilgili barajlar yapılıyor, sulama sistemleri yapılıyor. Ardından sanayiyi getirdiğimizde buna ters bir etki yapıyoruz. Bu havanın içerisinde tarımın geliştirilmesi, özellikle organik tarımın geliştirilmesi daha uygun olacaktır. Sanayi yerine o gelmelidir. Bacasız sanayi; turizm olur, tarım olur ama tarımında ‘iyi tarım’ dediğimiz, organik tarım dediğimiz, zirai ilaçların, zirai mücadelenin fazla kullanılmadığı, insanların sağlığını tehdit etmeyen tarım yapılmalı diye düşünüyorum. Sanayi şöyle gelebilir; tarım ürünlerini işlemek için gelebilir. Çanakkale’de bir meyve suyu fabrikası var mı? Yok ama meyve suyu üreten en büyük illerden bir tanesiyiz. Son dönemde nasıl ki peynirle ilgili bir tanıtım çalışması yapıldı, fabrikası yapılabilir. Nasıl Bayramiç tüysüzü son dönemde markalaştı, peki onun işlendiği, paketlendiği bir bölüm var mı? Yok. Bu büyük bir kayıptır. Çanakkale domatesi diyoruz, onun işlendiği bir yer yok. Eskiden Çanakkale’de salça fabrikaları vardı, kapatıldı. Bayramiç’te üzüm yetiştiriciliği, ona kez Bozcaada ve Bayramiç Bölgesinde yetişen üzümlerin başka yerde yetişmediği, özellikle kanyak üretimi için yetiştirilen üzümler ama şuan da değerlendirilemiyor. Ev atölyelerinde kaçak şekilde yapılıyor. Bayramiç’in bazı bölgeleri var ki, sadece bağ üretimine elverişlidir. Bunu değerlendiremiyoruz. Yani kanyak fabrikasını kapattık ama yerine sofralık üzüm yetiştirmek için bir çalışmamız olmadı. Belki vardır da ben farkında değilimdir. Şuan da özel şirketler yoluyla da alım yapılamıyor. Yapılsa da üretici mağdur ediliyor.
3- Çanakkale ili ve ilçelerinde tarım arazileri birer birer satılıyor. Bunlar çiftçiyi ve üretimi nasıl etkiler?
Bunlar üretime birer darbedir. Bence Çanakkale’de biraz önce bahsettiğimiz, organik tarım, iyi tarım yapılan bölgeler belirlenmeli, çevrelenmeli o bölgelerin imara açılması ya da turizm amaçlı kullanılması kaldırılmalıdır. Öyle bir planlama yapılmalıdır. Burada organik tarım yapılacak ve devlet buna yatırım yapıyor. Örneğin Kepez’e devlet sulamayla ilgili yatırım yaptı ama ardından imara açıldı. Sulama ne oldu? Bitti. Belki de bitmesi gerekiyordu, çünkü Atikhisar Barajı Çanakkale’ye ancak yetiyor. Sulama yaptıramıyor. Aynı şekilde Bayramiç Barajı varken, bir sürü yatırım yapılıyorken, oraya dışarıdan gelenlerin arazi alıp, tel örgüyle çevirip, hiçbir şey üretmemesi orada yaşayan insanları da göçe zorlar. Orayı boşaltmış olursunuz. O kişilerin yapacağı tarımı da bitirir. Tarım bir bütündür, bir bölgede yapıyorsanız yanında da yapmanız gerekir. Bir yerde tarım yapıyorsunuz arada bakımsız bir arazi ya da başka şeylerin olması tarımı zorlaştırır. İnsanları soğutur. Yapılaşma girdiğinde araziler küçük arazilere bölünecektir. Evet bölge, bölge ayrılmalı dışarıdan gelen insanlarında nefes almaya ihtiyacı var. İstanbul’dan gelen bir kişinin Kaz Dağları’ndaki oksijeni almaya hakkı var ama onun içinde belli bir bölge olmalıdır. Kaz Dağları’nın neresinde yerleşim neresinde tarım yapılır bu bellidir. Bunu da kim yapacak? O bölgeyi bilen, orada yaşayan insanlardan görüş alınarak, bir plan çıkartılmalıdır. Bunu da İl Tarım Müdürlükleri, Belediyeler, Muhtarlıklar yapabilir. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nde Ziraat Fakültesi var, bu konuda gelişebilir. Nasıl ki Ege Üniversitesi Ege’nin en büyük Ziraat Fakültesi ise bizimde üniversitemizin Ziraat Fakültesi bu konuda daha belirleyici olmalıdır. Biga’da nasıl süt ürünleriyle ilgili çalışmalar yapıyorlar, diğer bölgelerde de yapılmalıdır. Yapıyordur bunu ama bu çalışmalarla halkın içerisine inmelidir. Halkla bütünleşmelidir diye düşünüyorum.
4- Gelibolu Tarihi Yarımada'da neler yapılıyor? Gezip görme şansınız oluyor mu?
Oldu, ara ara geziyorum. Hemen hemen her yıl geziyorum. Bu değişik amaçlarla oluyor. Misafirimiz geliyor onu gezdiriyoruz ya da değişiklikler yapılıyor görmeye gidiyoruz. Güzel şeyler var ama betonlaşma biraz fazla diye düşünüyorum. Abartılı betonlaşmalarda var. Şehitliklerinde yapılması lazım karşı değiliz ama her yere beton yığınlarını koyup anlamsızlaştırıyorsunuz. Biraz daha doğal haline bırakılmalıdır. Mesela ben orada gerçek bir şehitlik, mezarlığa gittiğimde daha çok duygulanırım. Onların yanında sonradan yapılmış şehitlikler var orası da evet duygulandırıyor ama gerçek şehitlik daha çok duygulandırıyor. Evet diyorsunuz burada gerçekten bir şehidimiz, savaşan bir askerimiz vardı. Ondan dolayı biraz daha dokunmamak, yapıyı biraz daha bozmamak gerekiyor. Yolların yapılması güzel, ulaşım güzel ama orayı gezip görmek biraz pahalıya da mal oluyor. Yani Çanakkaleli olarak ben; gemi geçeceğim, gemi ücretlerindeki indirim biraz daha farklı olmalıdır. Ya da nasıl öğrenciler belediye ya da buna benzer vasıtalarla gezdiriliyor yerel yönetimler ya da müdürlükler Çanakkale Halkını da gezdirmelidir. Mesela Gaziantep Belediyesi öğrencilerini gezdiriyor ama bizim öğrencilerimiz cebinden para vererek gidip geziyor. Bizim öğrencimiz burada ve daha da ucuza mal olacaktır. Bu şekilde çalışmalar yapılabilir. Bundan birkaç yıl önce vardı, belediye okulları gezdirdi. Şu sıralar durdu, nedenini bilmiyorum. Orası Türkiye’de yaşayan herkesin ortak bir geçmişidir. Orası bizi bütünleştiriyor. O bütünlüğü sağlamak için öğrencilerimizi oraya götürmemiz lazım. Hele ki buraya dışarıdan gelen üniversite öğrencisine gezdirmemiz gerekiyor. Ben üniversitede yetkili birisi olsam, ilk kez gelen öğrencileri geldikleri zaman aileleri ile birlikte orayı gezdiririm. Güzel bir çalışma olabilir. Öğrenci gidip, görür ve memleketindeki insanlara anlatabilir. Ben karşıya geçtiğim zaman duygulanıyorum, o da duygulanacaktır ve anlatacaktır. Bu sayede de insanlar buraya gelecektir. Bu ayrıca turizmi geliştirmek içinde bir sebeptir. Bence öğrenci evleri yapılabilir. Küçük çocuklarımız uzak yerlerden otobüsle geliyorlar. Bu çocuklar yoruluyorlar. O konuda öğrenci evleri, öğrenci misafirhaneleri yapılabilir. Bu konuda Çanakkale’de Milli Eğitim’in kampı da bulunuyor. Buna bir kilometre sınırı koyulabilir. Belli bir kilometreden gelen öğrenciler için ücretsiz konaklama sağlanabilir ve bu da randevulu sistemle olabilir. Mesela ben Ürgüp’e bir gezi düzenliyorum, orada kalacak bir yerim olsa öğrencilerimi çok rahat götürebilirim. Durum böyle olunca öğrenci ekonomik olarak rahat olur ve birçok öğrenci gelip görebilir. Ben bu konuda şunu da çok düşünüyorum; üniversitenin yurtları var. Öğrenci hosternleri olarak kullanılabilir. Yaz aylarında o yurtlar boş kalıyor. Tabi bazıları tadilata giriyor ama boş kalanları da var. Bir bölümü yazın Türkiye’nin değişik bölgelerindeki üniversite öğrencilerine tatil yeri olarak ayrılsa olmaz mı? Cüzi bir fiyat ve kış ayından randevuyla bu yapılabilir. Gezilebilecek, tarihi olan, deniz kenarı olan şehirlerdeki yurtların yaz döneminde üniversite öğrencilerine hostern olarak açılması sağlanabilir. Orada cüzi miktarda kalacak ama dışarı da esnafa katkısı olacaktır.
5- Yakın bir tarihte Küçükkuyu - Midilli seferleri başlayacak. Bunun Çanakkale'ye katkısı olur mu? Tatilinizin bir bölümünü Midilli'de geçirmek ister misiniz?
Çanakkale’ye katkısı olmaz belki ama Çanakkale’deki insanların oraya gitmesi mesela ben Midilli’ye gitmek istiyorum. Buradan olması benim için çok daha kolay olacaktır. Çanakkale’ye gelen olur mu? Ben çok ihtimal vermiyorum. Küçükkuyu’dan Midilli’ye geçmek için gelen insanlarda Çanakkale’nin içinden olan insanlar olabilir. Zaten Ayvalık’tan bir geçiş var. Çanakkale’ye katkı sağlayacağını düşünmüyorum. Sadece Çanakkale halkının orayı gezmesi için alternatif bir güzergah olacaktır. Turizmi geliştirme açısından katkısı olmaz diye düşünüyorum. Gezmek oraya gitmek halklar arasındaki bağı kuvvetlendirir diye düşünüyorum ama bazı siyasi krizler halkları da soğutuyor. Mesela ben Selanik’e gitmiştim, bunu çok belirgin bir şekilde fark ettim. Oradaki kişi size biraz daha soğuk davranıyor, mesafe koyuyor. Türk olduğunu anladığı anda mesafe koyuyor. Ben burada aynı şeyi yapar mıyım? Yapmam ama siyasi krizden dolayı etkilenebilirim. Etkilendiğim içinde ne kadar istemesem de tavrımda bir değişiklik olabilir. Farkında olmadan bunu yansıtabiliriz diye düşünüyorum. Siyasi krizlerin biraz daha azaltılması gerekiyor.
Mesut Harput