ÇANAKKALE BÜYÜYOR, ÇANAKKALE DEĞİŞİYOR
Süleyman Saçıkara – Saadet Partisi Çanakkale İl Başkanı
1-Çanakkale her geçen gün büyüyor ve gelişiyor. Bu büyümenin Çanakkale’ye katkıları sizce nelerdir? Bu anlamda neler yapılıyor?
Çanakkale’miz büyüyor ama gelişmiyor. Çanakkale’ye yatırım gelmiyor ve yatırım potansiyelide büyümüyor. Bunun için biz Saadet Partisi olarak endişeliyiz. Neden Çanakkale’ye yatırımların daha fazla getirilip, şehir gelişmesi için girişimler yapılmıyor? Diye düşünüyoruz. Tabi bizim ilk başta düşündüğümüz Çanakkale’nin gelişmesi ve sanayileşmesi olacaktır. Çanakkale’mizi turizm kenti ilan ettiler ve turizmden Çanakkale’ye hiçbir fayda gelmiyor. Son 4-5 yıldır bakıyoruz, turizmden tek gelirimiz oluyor. Oda nedir; İnsanlar içtikleri pet şişeleri atıyorlar ve bize toplattırıyorlar. Sadece geliri bu oluyor. Biz görüyoruz ki turizmle Çanakkale’mizin gelişmesi imkansız. Dolayısıyla geri sanayileşme yönüne doğru ilerlememiz lazım. Turizm tamamen olmasın demiyoruz ama Çan’a Biga’ya Bayramiç’e Yenice’ye yeni yeni 500-1000 kişinin çalışabileceği yatırımların yapılması lazım. Bizim kendimizin üretip kendimiz kullanmamız lazım ki Çanakkale’miz gelişsin. KDV’si yüksek mallar üretsin. Dolayısıyla böyle ufak tefek hizmet sektöründe çalışmakla Çanakkale’nin büyümesi beklemek kısır döngüdür diye düşünüyoruz.
2-Önümüzdeki 5 yıl içerisinde size göre Çanakkale ne yönde(turizm, eğitim, tarım vs) ilerleme kaydedecektir?
Şu anda yerel iktidar partimizle de görüşüyoruz, genel de iktidarda olan hükümet parti yetkililerin demeçlerini takip ediyoruz. Eğer iki iktidar böyle devam ederse Çanakkale’mizde çok fazla bir şeyler değişmeyecektir. İkisi de proje üretmiyor. Sadece kısır bir çekişme yapıyorlar. Buda Çanakkale’mize zarar veriyor. Cumhuriyet Halk Partisi İl Başkanımızla konuşuyoruz ama iktidar partisi İl başkanıyla çok fazla konuşamıyoruz. Sadece basından takip edebiliyoruz. Kısır bir çekişme yaptıklarından Çanakkale’liler ve Çanakkale kaybediyor. Bizim muhalefetiyle iktidarıyla bir araya gelip Çanakkale’yi nasıl geliştiririz diye oturup bütün diğer parti il başkanlarımızı da toplayıp Çanakkale’miz önümüzdeki 5 yılda daha ne kadar fazla ilerler diye fikirleri alıp değerlendirmeleri gerekir. Fakat biz görüyoruz ki yönetimdeki arkadaşların böyle bir düşünceleri yok. Şu anda Çanakkale’de bir adım önde gördüğümüz unsur Turizm gibi gözüküyor ama oda yeterli seviyede değil. Eğitimcilerle de görüşüyoruz. 15-20 yıl sonra bize bakacak doktor, hemşire, mühendis, öğretmen yetişmeyeceğini bahsediyorlar. Eğitimin bozuk olduğunu anlayabiliriz. Üniversite’de iyi bir mühendis yetişmiyorsa sanayi de olmuyor demektir. Eğer Tıp Fakültesinde iyi bir doktor yetişmiyorsa Tıp Fakültesi de bitiyor demektir. Dolayısıyla iyi, idealist öğretmenler yetişmiyorsa artık demekki ülkenin sonu geliyordur. Bizde bunun önüne geçmek için ilk başta Eğitim Fakültelerini yönetim şeklini değiştirin. Neden? Cumhurbaşkanını öğretmen yetiştiriyor. Başbakanı öğretmen yetiştiriyor. Bakanları, gazetecileri, sanayiciyi öğretmen yetiştiriyor. Eğer idealist bir öğretmen bunları idealist bir öğrenci olarak yetiştiremiyorsa kötü yetişen öğrencilerin ülkeye pek bir katkısı olmayacaktır. Biz 16 yıldır da görüyoruz ki ülke her gün geriye doğru gidiyor. Çanakkale’de de ülkenin bu gidişatından olumsuz yönde çok hızlı etkileniyor.
3- Yaşanılabilir kentler listesinde ilk ona nasıl girebiliriz? Mutlu bir kent olma yolunda neler yapılabilir?
İlk başta Yerel Yöneticiler, vali beyden tutun, belediye başkanımızdan kültür müdürümüzden, parti il başkanlarına kadar herkes toplanacak ve Çanakkale için ne yapacağız diye bir fikir telakkisi yapmamız lazım. Biz ne kadar bir birimizle çok konuşur, tartışır ve iyi münasebetler kurarsak Çanakkale için çok daha iyi olur. Şu anda biz görüyoruz ki Anadolu ya gittiğimiz zaman Çanakkale’de yaşıyoruz dediğimizde insanlar hayıflanıyor. Fakat buraya geldikleri zaman o hayıflanmayı göremiyoruz. Acaba yanlış bir vilayete mi geldik diye düşünüyoruz. Çünkü Çanakkale’deki insanların Çanakkale’ye bakış açısı farklı. Anadolu da ki insanların Çanakkale’ye bakış açısı farklı. Onun için ilk önce Çanakkalelik seviyesine çıkarmamız lazım. Buda sadece Saadet partisinin, sadece Cumhuriyet Halk Partisinin, sadece Vatan partisinin gücüyle olmaz. Bu bütün partilerin ve yerel yöneticilerin oturup bu konuda tartışmasıyla aşılır. Çanakkale halkında şöyle bir mutsuzluk var. Ailede baba, anne, kız kardeş, damat çalışıyor. Herkes çalışıyor ama hepsi de bankalara borçlu. İnsanların sokakta yüzleri gülmüyor. İnsanlar çalıştıkları halde bankalara borçları var. İnsanlar çalıştıkça batıyorlar. Şu anda bizim gördüğümüz kadarıyla esnafların %50-60 çalışarak batıyorlar. Bir bakıyoruz çok güzel bir dükkana açılış yapıyor 2 ay sonra kapanıyor. Elindeki sermaye de gidiyor. Ondan sonra başkasının yanında çalışmak için yer arıyor. Buda Çanakkale’nin sanayisi olmadığı için çok fazla imkanı yok. En önemli imkan öğrencilerdir. Dolayısıyla katma değer vergisi yüksek olan her hangi bir iş yapılamadığı için hizmet sektöründe kısır bir döngü oluşuyor. İnsanlar asgari ücretle çalışıyorlar. Boşanma oranlarına baktığımızda hızla yükseliyor.
4-Ekonomik yönden değerlendirdiğinizde değişim ve gelişim yönünde yatırımlar (ulaşım, turizm, eğitim, sanayi, termik santraller, metal madenciliği) ne yönde olabilir, maden ve termik santral konusuna nasıl bakıyorsunuz?
Maden ve termik santrallerin hızlı bir şekilde Türk firmalarının çıkarıp, işleyip satışa sunması lazım. Bizim gördüğümüz kadarıyla Türkiye’deki çoğu maden çıkartılıyor, yurt dışına gidiyor, işleniyor ve tekrar bize satılıyor. Biz buna şiddetle karşıyız. Neden bunlar ülkemizde üretilip satılmıyor? Madenler konusunda Saadet Partisi olarak biz çok hassasızdır. Bizim kendi firmalarımızın çıkartıp, kendi iş adamlarımızın satması lazım. Dışarıdan yapma uğraşma biz sana hazır veririz deyip bizi kandırıyorlar. Milli bir politikamız olması lazım. Her şeyimizin milli olması lazım. Şimdi bize GSM operatörleri ‘’sizle sözleşmeyi bozduk’’ deseler her şey kalacak. PTT aynı şekilde yabancıların oldu. Rafinerinde hakkınız yok deseler bütün arabalarımız işleyemez hale gelecek. Biz niye söylüyoruz? Bunları sadece Saadet Partisi söyler. Saadet partisi milli bir partidir. Türkiye’deki iki tane parti var. Birisi Saadet partisi, biri de diğerleridir. Faizle kalkıp faizle yaşıyoruz. Sonrada bizim işlerimiz neden rast gitmedi diye sitem ediyoruz. Rüzgar enerjisine bakıyoruz. Yabancılar gelip kuruyor ve 1 senede masrafını çıkartıyor. Sonra buradan kazandığı enerjiyi tekrar bize satıyorlar. Bunları neden biz yapmayalım? Burada tabi milli bir politika olmadığı için her yaptığımız işte dışarıya bağımlıyız. Türkiye’deki yöneticilerden milli bir politika bekliyoruz.
5-Çanakkale 1915 Köprüsü şimdiden ses getirmeye başladı. Bittiğinde şehrimize katkısı ne olacaktır?
Köprünün çevresinde yaşayan insanlar arazilerini fahiş fiyatlara sattılar ve satılmaya da devam ediyor. Şimdi insanlar İzmir’den çıkacaklar otobanla transit geçecekler. Tamam köprü belki şarttır ama acelesi yoktu, öncelik köprü değildi. Mesela gemiyle geçen tırlar veya araçlar orada duruyorlar en azından Lapseki’deki, Çardak’taki ve ya Çanakkale’deki esnaftan en azından bir su alıyor ve katkısı oluyor. Köprü yapıldıktan sonra böyle bir katkısı olmayacaktır. Bizim en büyük zararımız oradan kaç tane araba geçeceğidir. İstenen miktarda araba geçmezse arabası olmayanda köprünün zararını ödeyecektir. Şuan da Osmangazi Köprüsün de olduğu gibi geçende ödeyecek, geçmeyende ödeyecektir. Köprü yapılması şarttı ama günü ve zamanı değildi. 5 yıl veya 10 yıl sonra kendi imkanlarımızla yapılsaydı daha iyi olacaktı diye düşünüyorum. Şehrimizde bir trafik var ve köprünün buna da çok fazla etkisi olacağını düşünmüyorum çünkü bize gelen haberlere göre geçiş fiyatları 100 Türk Lirasını bulacak gibi görünüyor. Eğer böyle yüksek rakamlar olursa insanlar oradan geçmek yerine daha ucuz fiyata feribottan geçmeyi tercih edecektir. Osmangazi köprüsünde de fiyatlar yüksek olduğu için insanlar eski köprüye yöneldiler. Yani yatırımlar yapılırken sadece tek yönlü, ‘’ben dedim oldu’’, ‘’ben böyle istedim oldu’’ değil de, uzun bir fizibilite çalışmasıyla yapılmalıdır. Böyle olmayınca vatandaşın zararına oluyor ama vatandaşın karına olmuş gibi lanse ediliyor. Bu da hoş bir durum değil, hükümetiz inşallah bunu düzeltir diye umut ediyorum.
6-2018 yılı Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Troia yılı ilan edildi. Bize kazanımları neler olacaktır? Nasıl hazırlanıyoruz?
Biz Truva Yılı’nın çok fazla katkısı olacağını düşünmüyoruz. Sadece birkaç kişi gelecek orada gezecektir. Zaten Truva Antik Kenti her yıl açık o yüzden çok fazla bir şey değişmeyeceğini düşünüyoruz. Bunlar sadece vatandaşın gazını almak için yapılan planlar projelerdir, vatandaşa ‘’biz Truva Yılı’nı ilan ettik’’ çalışıyoruz dedirtmek için yapılmıştır. İnsanlar bir arada olmadıktan sonra böyle etkinliklerin tadı olmadığını düşünüyorum. Hükümetimizin veya yöneticilerimizin biraz daha birleştirici olması gerekiyor ki yapılan Truva Yılı, 1915 gösterileri, toplantılarını insanlar bir özümsesinler. Ayrışmak bize hiç yakışmıyor, Çanakkale’mize hiç yakışmıyor neden? Karşıya gittiğimiz zaman dünyanın her yerinden insanların gelip burada savaştıklarını görebiliyoruz. Bize insanları birbirinden ayırmak düşmez. Dolayısıyla biz insanları birleştirici bir dil kullanmadığımız sürece insanlardan bir haz bekleyemeyiz. Truva Yılı içinde böyle olduğunu düşünüyorum. Ne yaparsak yapalım biz önce insanları birleştirelim, böyle bir şey yapmazsak bütün yaptığımız çalışmalar boşa gider.
7-Muhtemelen büyükşehir olacağız. Bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz?
Şuan da bizim aldığımız duyumlara göre hükümet büyükşehirlerden rahatsız. Son referandumda da çıkan sonuçlara göre şuan da büyükşehirler yönetilemiyor. Neden? Her büyükşehir kendi başına bir eyalet oldu. Çanakkale’miz de şuan da bizim parti olarak görüşümüze göre büyük şehir olmaya hazır değil, biz hizmeti yakının da verenler olmasını istiyoruz. Böyle olduğu zaman bütün hizmeti bir araya toplayabiliriz. Dolayısıyla beldelerdeki, köylerdeki, ilçelerdeki hizmetlerin çoğunu büyükşehire topladığı içinde hizmetler çok hızlı bir şekilde aksayacaktır fakat vatandaş bunu düşünmüyor. Çanakkale’nin daha büyükşehir olmaya hazır olmadığını görebiliyoruz. İnşallah bizi yöneten yöneticilerde hazır olmadığını görürler diye umut ediyoruz. Çünkü Çanakkale Yeni Terminale çıkıp şehre baktığımız zaman Çanakkale’miz büyükşehir olmayı hak etmiş bir şehir gibi değil, kocaman bir köy gibi görünüyor. Biz bunu belediye başkanımıza da söyledik, il başkanlarımıza da söyledik, ilk önce bunu düzeltilmesi lazım. Bu ufuktur, bakış açısıdır. Birisi karşıya bakar, sadece baktığı yeri görür. Birisi bakarken bütün Çanakkale’yi görür. Birisi de bakarken bütün ülkeyi görür, planını, projesini yaparken ona göre yapar. Bizde Çanakkale’mize bakarken bütün ülkeyi görerek bakıyoruz, çünkü bütün ülkenin faydasına ne olacak ona göre planımızı, projemizi yapıyoruz. Biz Çanakkale’mizin büyükşehir olması için önümüz de çok daha zaman olduğunu düşünüyoruz. Tabi yöneticiler ne takdir ederler onu da bilemiyoruz.
Doğancan Ustabaş