← Ana Sayfa
Gündem

Süleyman Canpolat ‘’GELİBOLU TÜRKİYE’NİN KALBİDİR’’

✍️ Haber Merkezi 📅 31 Mart 2018 13:11 👁️ 1 görüntüleme

‘’Çanakkale Geleceğini Konuşuyor’’ adlı özel dosyamıza konuk olan Türkiye Emekli Subaylar Derneği Çanakkale Şubesi Başkanı Süle...

ÇANAKKALE GELECEĞİNİ KONUŞUYOR

Çanakkale'nin dinamikleri Çanakkale'nin geleceğini konuşuyor.

Süleyman Can Polat ve Yönetim Kurulu Üyeleri

Türkiye Emekli Subaylar Derneği Çanakkale Şubesi Başkanı

1- 2018 Troia Yılı yeterince tanıtılıyor mu? Yapılan etkinliklerin, yatırımların ileriki yıllarda Çanakkale'ye artısı olacak mı?

Bize bir danışma olmadı. Gelişmeleri uzaktan takip ediyor ve olumlu karşılıyoruz. Çanakkale’nin en önemli özelliklerinden bir tanesi turizm ve tarihsel zenginliği olduğu için olumlu karşılıyoruz. Bakanımız geldiğinde de konuşmalarını dinledik. Hükümetin bu yıl da verdiği desteklerin farkındayız. Bundan çok memnunuz. Truvalılar Anadolu’nun kilit noktasında yaşamışlar. Burayı Batı’dan gelen akınlara karşı savunmuşlar. Bizim Türk Milleti ve Doğulular olarak önemi çok fazladır. Bunun hafızalarda canlı tutulması, uluslararası turizm açısından geliştirilmesinin faydasına inanıyoruz. Yakından takip etmediğimiz için bilemeyiz ama bakanımızın ifadesine göre yurt dışındaki festivaller vb. alanlarda tanıtıldığını düşünüyorum. Ülkemizin durumuyla paralel olarak bir taraftan da güvenlik harekatları devam ederken çok daha ileri gidilebileceğini düşünmüyorum.

2- İl ve ilçeler yeterince yatırım alıyor mu? Aklınızda kalan yatırımlar nelerdir?

Duyduğuma göre Askeri Hastane’nin Kültür ve Turizm Bakanlığı’na devri yapılacakmış, bu çok faydalı bir gelişmedir ama yetmez. Oraya tarihi dokuyu bozmadan bir sağlık müzesi olabilir ama başka maksatlarla değerlendirilmemesi lazım. Örneğin İlim Yayma Cemiyeti’ne orasını veremezsiniz. Çimenlik Kalesi’nin arkasında bir tarihi tesis var, oralarda sübyan mektepleri varmış. Orasını canlandırıp, gerekirse Çimenlik Kalesi’ni de içine alacak şekilde orada bir kompleks oluşturulabilir. Yok efendim askeriye vermedi mazeretinin arkasına saklanmamak lazım. Bakın Hamidiye Tabyası çok güzel oldu. İnşallah insanlar orayı gezip, oradaki tarihi olayları öğrenme fırsatı bulurlar. Bu arada bütün yatırımlar Yarımada’ya yapılıyor. Kumkale, suyun bu tarafıyla ilgili daha çivi çakılmış durumda değil. O toplar 103 yıl geçmiş olmasına rağmen hala daha toprağa çakılmış vaziyette, tarlanın içerisinde duruyor. Bu ayıp bütün milletimize yeter. Cumhurbaşkanımız oraları bir bilse, hepsini topa koyar. Yani bu tarafa da ağırlık vermek lazım. Buralarda da çok büyük mücadele var. Savaş sadece oralarda olmadı, buralarda da oldu. Buradaki tarihi altyapının da çıkarılması gerekiyor. Neden Güzelyalı sahil yolu Kumkale’ye kadar uzanmasın? Para yok diye bahane olamaz, nerelere ne paralar harcanıyor. Hasan Mevsuf Şehitliği kaçıncı defa yapılıyor. Eskisinde bir şey yoktu. Oraya harcanacak para ile diğer tarafta toplar meydana çıkarılabilir. Çanakkale’de önemli bit yatırım göremiyoruz, Güzelyalı’da açılacak tesisi yakından takip ediyoruz. Kısa sürede bitirilirse çok faydalı olacağını düşünüyorum. Gerçekten güzel bir yöre, şehitliklerle karşı karşıya bir yer, gelecek neslimizin şehitlerimizin karşısında bir yerde yetiştirilmeleri, geliştirilmeleri uygun olur. Çanakkale açısından iyi bir yatırım olarak değerlendiriyoruz.

3- Çanakkale ili ve ilçelerinde tarım arazileri birer birer satılıyor. Bunlar çiftçiyi ve üretimi nasıl etkiler?

Batılılarda geleneklere, göreneklere büyük saygı vardır. O ülkelerde yaşadığımız için söylüyorum. Bir ülkenin tarihi, gelenekleri, görenekleri vardır. Ekonomik çıkarları göz önünde bulundurarak köprü yapıp o bölgenin tarihi yapısını, hatıralarını, hepsini yerle bir ederseniz o memleket elden çıkar. Düşman gelmiş işgal etmiş ya da mali hesaplarla genel kanaatleri çıkar amaçlı olan insanlar gelmiş işgal etmiş farkı yoktur. Bunlar bir ülkenin gelişmesinde çok tehlikeli davranışlar. Biz Çanakkaleliler olarak, tarihi dokumuzun yani bahçemizin muhafaza edilmesini, meyve bahçelerimizin yerinde durmasını, bunlardan kazanç sağlamamızı, bunlarla uluslararası alanda tanınmamızı arzu ederiz. İstanbul’un ne hale geldiğini biliyoruz. İstanbul’da çocukluğumuzda Çanakkale gibiydi, evler yapıldı, gece kondular yapıldı, arkasından gökdelenler yapıldı ve İstanbul elden çıktı gitti. Şuan da İstanbul’a İstanbul diyebilir miyiz? İstanbul’un tarihi ortadan kalktı, silüetleri bile değişti. Biz Çanakkale olarak burada gelişme olmasın diyemeyiz ama bu işi experlerin, bilim adamlarının yapacağı incelemeye göre, eski karakterini kaybetmeyecek bir yapıda olmasının bölgeye daha fazla yararı olacağını düşünüyoruz. Burada önemli olan insanın mutlu olarak yaşamasıdır. İnsanımız mutsuzdur. Şuanda köylülerimiz topraklarını satıp, Çanakkale’nin varoşlarına yerleşmektedir. Bunu yöneticilerimizin bilmesi gerekiyor. Bu insanlar yok olup gidecekler, ne tarihleri ne kültürleri, hiçbir şeyleri kalmayacak. Dolayısıyla buranın bilimsel olarak incelenip, eski yapısını da muhafaza ederek gelişmesini öneriyoruz. Şimdi bir de Karabiga- Lapseki arasına yeni bir takım tesisler yapılıyor. Biga’ya giderken yolun sağ tarafında ormanların, ağaçların üstlerinin kuruduğunu görüyoruz. Bunun sebebini iyi araştırmak gerekiyor. Benim köyde babamın diktiği çınar ağacının üstü kurumaya başladı. Bugün böyle bir olay oluyor 10 yıl sonra neler olacağı tahmin bile edilemiyor. Dolayısıyla evet, teknolojik gelişmeleri takip edelim, sanayileşelim ama bunu yaparken de ötekini bozmayalım. Bu böyle giderse 15-20 yıl sonra Biga Ovası’nda herhalde içecek su bile bulmakta sıkıntı çekeceğiz. Doğanın dengesini bozmadan bu işleri yapmak lazım.

4- Gelibolu Tarihi Yarımada'da neler yapılıyor? Gezip görme şansınız oluyor mu?

Alan Başkanlığı’nın çalışmalarını sadece Alan Başkanlığı kurulduktan sonra değil de 2003 yılından bu yana yakından takip etmekteyim. Özellikle 2010 yılından sonra bu çalışmalar daha sıkı bir takip şeklindeydi. Bu bölgede yapılan çalışmaların tarihi dokuyu bozmadan yapılmasında çok büyük fayda var. Şimdi her fırsatta beton yığınları yapılıyor, duvarlar yapılıyor. Bunların benim için hiçbir anlamı yok. Vatandaş olarak hiçbir anlamı yok. Biz zaten yetkililere de bunu sık sık söylüyoruz. Orada eğer bir şehitlik yapılacaksa, oraya şehitlik yapmaya da gerek yok zaten yarımadanın her tarafı şehitliktir. Dolayısıyla, oraya bir tane levha, buraya temsili şehitlik bunlar boşa gayret, boşa harcanan para ve bunlar benim için, Türk Milleti için hiçbir anlam ifade etmiyor. Benim de hiç içimi sızlatmıyor ama bir Şahindere Şehitliği’ndeki bir Mülazım-ı Sani’nin o dönemden kalan mezarlığı, şehitliği, Hüseyin Avni Bey’in şehitliği, Kesikdere Şehitleri’nin esas yatmakta oldukları, uzaktan gördüğümüz yerin varlığı benim için daha çok önemlidir. Bu nedenle yarımadaya artık çimento girmemeli, asfalt girmemeli, sadece temizlik adına olabilir. O bölgede, o muharebenin yaşandığı yerlerde ben, o günkü koşulları görmek istiyorum. Bunlar kalmalı, bunlar daha fazla anlam ifade eder. Bu maksatla ayrıca buralara para harcanmasını lüzumsuz, israf olarak görüyorum. Bu konuda şuan ki Alan Başkanlığı’nın hassasiyetini biliyorum ancak onun önünün kesilmemesi gerekiyor. Ellerinde daha fazla kaynak varsa o kaynakları, Çanakkale Savaşları üzerinden 100 yıl geçmiş olmasına rağmen hala daha araştırılamayan yönleri var, bu kaynakların akademik çalışmalara harcanması gerekiyor. Oraya duvar yapacaklarına, o yola asfalt dökeceklerine oraya harcanacak parayla bir akademisyeni, bir konu üzerine yönlendirmede harcamalarında çok fayda var. Bu konuda bizlerden daha çok Avustralyalılar, Yeni Zelandalılar, İngilizler, Fransızlar, Yahudiler bu akademik çalışmalara önem veriyorlar. Çanakkale Tarihi Alan Başkanlığı’nın daha doğru düzgün kütüphanesi bile yok. Her tarafta müzeler var ama en önemlisi kütüphanedir. Neden elektronik kütüphane yapılmıyor. Bana temsili şehitlik lazım değil, bana kütüphane lazım. Dolayısıyla akademik çalışmalara önem verilmeli, üniversitede bu konu üzerine çalışan hocalarımız var, hocaların önü kesilmiş durumda. Hocalar motivasyonunu kaybetmiş durumda, o eğitim, öğretim görevlilerine imkan ve kaynak sağlanarak o insanların bir şeyler araştırmalarının sağlaması gerekiyor. Tabi bu konuda üzülerek söylüyorum Çanakkale Savaşları için adeta hayatının yönünü değiştirmiş bir Mete Tuncak hoca var. Bu hoca Kilitbahir’de oturuyor. Bu hocaya hiçbir devlet büyüğü gidip, hiçbir yetkili gidip ‘’hocam biz senden istifade etmek istiyoruz’’ demiyor. Şuan Japonya Mete Hocaya plaket veriyor, benim hükümetim yolunu bile bilmiyor. Çanakkale Savaşları Törenleri yapılıyor, bir seferinde ‘’ gel hocam sende bu konuda duayensin’’ deyip adamın elinden tutup getirilmiyor. Dolayısıyla biz müteahhitleri zengin edeceğimize, bilim adamlarını zengin edelim, kütüphane kuralım. Ben gidip kitap okumak istiyorum. Kitap okuyacak kütüphanem yok. Gidiyoruz, ona bakma, buna bakma üzerinden 103 yıl geçti. Hala daha biz İngilizlerden, Fransızlardan, Avustralyalılardan kaynak arama peşindeyiz. Genelkurmay kaynakları bu konuda hala daha muamma durumda duruyor. Tabi genelkurmayda güvenilir kişilere bu işi yaptırmak istiyor, çar, çur edeceği endişesini taşıyor. Dolayısıyla benim devletimin bu konuda akademik çalışmalara önem vermesi gerekiyor. Müteahhitleri zengin etmememiz gerekiyor. Çanakkale Şehitlerimizi politikaya alet etmesinler. Burası turistik yer değildir, burası Türkiye Cumhuriyeti’nin tövbe haşa mukayese kabul etmez Müslümanlar için Kabe ney ise Türk Milleti içinde Çanakkale o dur. Böyle kabul etmek lazım. Kesinlikle bu işi Kabe ile mukayese etmiyorum ama şuan orayı bizim milletimiz öyle görmesi gerekiyor. Buraya öğrenciler geliyor, çok güzel ama çok uzaktan geliyorlar gündüz gezip, akşam dönüyorlar. O öğrenci geliyor burada yarı uykusuz halde dolaşıyor. Halbuki öğrenci gelsin burada konaklasın, dinlensin sabah dinç vaziyette çıksın alanı dolaşsın akşam tekrar gitsin. ‘’Sadece biz getirip götürüyoruz’’ yok öyle gezdirmek olmaz. Bu çocuk gece burada dinlenecek, içine sindirecek. Ben şunu iddia ediyorum; bu yapılırsa bu dönemde yapılır. Ben Çanakkale Muharebe Alanları’nı görmeyenin Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Kartı’nı taşıma hakkı yoktur. Şuanda bildiğiniz gibi Güzelyalı’da Gençlik ve Spor Merkezi yapılıyor. Bunun bir an önce bitirilip, yüksek kapasiteyle bu gelen öğrencilere yerlerşim yeri olarak kullanılmasında, erken bitirilmesinde fayda var. Biliyorsunuz 18 Mart öncesinde camilerde hutbe okundu. Hutbede sürekli ‘’Çanakkale Ruhu’’ dendi. Ancak hiç Atatürk lafı geçmedi ve bunun maksatlı, kasıtlı olduğunu düşünüyorum. Bu zihniyette olanlar şuan 19 Mayıs 1919’la başlayan süreçte Börekçi Rıfat Efendi’nin Diyanet İşleri Başkanı olarak oturduğu koltukta oturuyorlar. Ben o koltukta oturan bu kişilerin Börekçi Rıfat Efendi Zihniyeti’nden çok uzakta olduklarını ve burada oturan kişilerin o hutbede Atatürk’ten hiç söz etmeyerek o dönemin İngiliz Dış İşleri Bakanı Lord Curzon ve İngiliz Başbakanı Churchill’den hiçbir farkı olmadığını düşünüyorum. Çünkü onlarda Atatürk’ü düşman olarak görüyorlardı. Çanakkale Ruhu’nun içerisinde Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesi de vardır. Sıkıştığınız zaman değil her zaman Atatürk’ün yanında olmalısınız. Atatürk bize her zaman lazım, şuan ki gelişmeler artık Atatürk düşmanlığının kontrol edilemez bir boyuta ulaştığını göstermektedir. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’ndeki o zatın söyledikleri bunun bir parçasıdır ve o söylenenlerle ilgili bugüne kadar benim devletim, benim üniversite yetkililerimin henüz daha hiçbir işlem yapmamış olmaları onlarında bu zatın fikirlerinin arkasında olduğunun göstergesidir. Bu devlet bu kadar ucuz değil. Şuan ipin ucu kaçmak üzeredir. Bu gelişmeler 1979 İran Devrimi’ni hatırlatmaktadır ve iş işten geçtikten sonra aklımız başımıza gelecek ama o zaman kurtaracak bir devlet bulamayacağız.

5- Yakın bir tarihte Küçükkuyu - Midilli seferleri başlayacak. Bunun Çanakkale'ye katkısı olur mu? Tatilinizin bir bölümünü Midilli'de geçirmek ister misiniz?

Komşu ülkelerle ilişkileri geliştirmek, halklar arasında ilişkileri geliştirmek açısından bunun mutlaka yararına inanıyoruz ama bir taraftan kendileri gelecekler, bizim Ege Denizi’nde bulunan adalarımıza Yunanlar bayrak dikecek, bize ait adalara bayrak çekecekler, kamuoyuna duyurulacak, yetkililer gerekli tedbiri almayacaklar, Yunanlar bize düşmanca davranacaklar, bizde onlara dost eli uzatacağız. Bunlar arasında çelişki var. Halkın kafasında bunun temizlenmesi lazım. Her iki tarafta da iyi yönde hareketler olursa, olur. Olmadığı takdir de iki taraftan ya Yunanistan ya Türkiye hatalı davranıyordur. O açıdan bu konunun değerlendirilip, harekete geçirilmesi lazım. Görüşümüz bu dur.

Cüneyt Akay

İlgili Haberler

Biga’da köy yollarına konfor dokunuşu!
13.08.2026
Zeynep Bastık Memleketi Çanakkale’de Sahneye Damga Vurdu
13.08.2026
"Ormanlarımızı birlikte korumak için duyarlı olalım !!!"
12.08.2026
MEKKE ANLAŞMASI’NA ÇANAKKALE’DEN DÖRT FARKLI BAKIŞ
12.08.2026
ÇANAKKALE’DE SİYASETİN GÜNDEMİ ÇERÇEVE YASA: “PAZARLIK MI, BARIŞ MI?”
11.08.2026
RUSYA AÇIKLARINDA ÖLÜMDEN DÖNDÜ, ÇANAKKALE’DE KONUŞTU: “ÖLDÜĞÜMÜ HİSSETTİM”
11.08.2026
Düzce’den çocuklara Çanakkale tarihi yolculuğu
10.08.2026
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 32 yıl önceki konuşması gün yüzüne çıktı
10.08.2026
Anafartalar Zaferi’nin 111. yılında anlamlı açılış: Arıburnu Zafer Anıtı yenilendi!
10.08.2026
Küçükanafarta’da tarihi zaferin kahramanları için Mevlid-i Şerif okundu
10.08.2026
Türkiye ile Tayvan arasında arama kurtarma iş birliği
10.08.2026
Anafartalar Zaferi’nin 111. yılında Çanakkale kahramanları anıldı
10.08.2026
“Anafartalar’da yazılan destan, milletimizin şerefidir”
10.08.2026
İletişim Başkanlığı "Oyuna Gelme" diyerek sanal bahis ve kumar tehlikesine dikkat çekti
09.08.2026
Murat Yahya Sezgin’in paylaşımı gündem oldu: “Türkeş’in kızına saygı gösteremiyorsak, burada ciddi bir yanlış vardır”
09.08.2026
Gökçeada Belediyesi’nden dolandırıcılık uyarısı: “Para taleplerine itibar etmeyin”
09.08.2026