FETÖ'nün 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminin 3'üncü yıl dönümü nedeniyle TBMM'de, '15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü Anma Töreni' gerçekleşti. Törene TBMM Başkanı Mustafa Şentop ile siyasi partilerin temsilcileri katıldı. Şentop ve beraberindeki katılımcılar ilk olarak Meclis'te bombalanan alana karanfil bıraktı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından, Kuran-ı Kerim okundu.
“Ne Millet Korkup Geri Çekildi, Ne Cumhurbaşkanımız Ve Yüce Meclis Bu Darbe Teşebbüsüne Boyun Eğdi”
FETÖ'nün hain darbe girişimini Türkiye'ye yönelik en kirli tertiplerden birisi olarak değerlendiren
TBMM Başkanı Mustafa Şentop anma töreninde yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi;
“Türkiye’ye yönelik en kirli tertiplerden birisi olarak tarihe geçen, milletimizin kararlılığı ve Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın dirayetli liderliğiyle mağlup edilen 15 Temmuz hain darbe ve işgal girişiminin 3’üncü yıldönümü idrak etmek üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. Sözlerimin başında, bu hain ve kanlı tertibin mağlup edilmesi için canlarını fedâ eden şehitlerimize rahmet, o gece yaralanan gazilerimize sıhhat ve hayırlı ömür diliyorum. Milletimiz, o geceki fedakârlıklarını ve vatanperverliklerini asla unutmayacaktır.Bundan tam 3 yıl önce Türkiye ve millî iradenin merkezi olan Türkiye Büyük Millet Meclisi, milletin ve devletin silahlarını gaspeden bir terör örgütünün darbe girişimine mâruz kaldı. Tanklarla, savaş uçaklarıyla ve her türlü teçhizatla meşru Cumhurbaşkanını ve hükûmeti devirmek, parlamentoyu ortadan kaldırmak isteyen bu üniformalı teröristler, ellerinde silah olduğu için milletin korkacağını, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ve Yüce Meclis’in teslim olacağını zannettiler. Fakat, ne millet korkup geri çekildi, ne Cumhurbaşkanımız ve Yüce Meclis bu darbe teşebbüsüne boyun eğdi. 15 Temmuz gecesi, Yüce ve Gazi Meclis’in uğradığı saldırı, o saldırı karşısında milletvekillerimizin ve çalışanlarımızın gösterdiği direniş, milletimizin o gece bütün yurt sathında sergilediği kahramanlığın adeta bir hülâsası gibidir. Aslında o gece bu Yüce çatı altında darbeye karşı takınılan tavır, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin milletle ne kadar uyum içinde olduğunun ve millî iradeyi ne kadar hakkaniyetle temsil ettiğinin apaçık delili olmuştur.
“Bu meclis, Millî Mücadele neticesinde kurulmuş değildir. Bu meclis Millî Mücadeleyle birlikte doğmuş ve o kutlu mücadelenin merkezi ve karargâhı olmuştur”
Türkiye Büyük Millet Meclisi, milletin iradesine dayandığı için Yüce bir kurumdur. Bu Yüce kurumun bir diğer ünvânı da Gaziliğidir. Meclisimizi gazi olarak anmamızın sebebi, düşman işgaline ve tasallutuna karşı Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve mücadele arkadaşlarınca Samsun’dan başlatılan, dalga dalga bütün vatanı saran ve nihayet bağımsızlıkla neticelenen İstiklâl Harbi’nin karargâhı ve canlı şahidi olmasıdır. Bu meclis, Millî Mücadele neticesinde kurulmuş değildir. Bu meclis Millî Mücadeleyle birlikte doğmuş ve o kutlu mücadelenin merkezi ve karargâhı olmuştur. Fakat Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gaziliğinin bir diğer delili ve sebebi de, 15 Temmuz gecesi darbecilere karşı verdiği kararlı mücadele ve bu mücadeleye karşılık hainlerden gelen bombalı saldırıdır. Birkaç adım ötemizde hâlâ o hain saldırının izlerini görmek mümkündür. Lütfen, o geceki saldırının meydana getirdiği hasara dikkatle ve ibretle bakınız. O hasara baktığınızda iki şey göreceksiniz: Göreceğiniz ilk şey, bu milletin şerefli üniformasını gaspetmiş hainlerin ne derece millet ve vatan düşmanı olabileceği; ikincisi de, ihanete karşı vatan müdafasının ne kadar asil ve haklı bir mücadele olduğudur. Bugün burada toplanmamızın yegâne sebebi, 3 yıl önce içinde milletvekillerimizin ve çalışanlarımızın olduğu bilindiği halde bu binanın darbecilerce hedef alınması ve bugün de görebildiğimiz hasarın oluşması değildir. Maddî hasar onarılır, maddî kayıp yerine konulur. Bugün burada toplanmamızın, 15 Temmuz darbe girişimini tel’in edişimizin asıl sebebi, bu tertibin millî iradeyi hedef alan hain ve millet düşmanı karakterini bir kez daha hatırlamak ve hatırlatmaktır. Bugün burada bir araya gelerek düşmanların ve işbirlikçilerin hedefi olmuş bu Yüce ve Gazi Meclis’in muhkem bir hürriyet ve istiklâl kalesi olarak dimdik ayakta olduğunu dünyaya ilan etmiş oluyoruz. İlan ettiğimiz bir diğer husus da, milletimizin ve onun iradesine dayanan Türkiye Büyük Millet Meclisinin 100 yıl önce İstiklal Mücadelesinde ve3 yıl önce darbeye karşı çıkarken yaptığı gibi vatanına yönelecek her tehdide karşı müteyakkız ve dirençli olduğudur.
Milletimizin pek çok meziyeti ve fazileti vardır. Bunlardan birisi de cesaretidir. Fakat milletimizin fazilet ve meziyetlerinden birisi de, harici saldırılar ve dahili ihanetler karşısında korkusuzca tavır alması, pazarlıksız bir mücadeleye girişmesidir. 100 yıl önce, düşman işgaline karşı Millî Mücadele henüz şekillenirken kendisini ziyarete gelen bir heyete Gazi Mustafa Kemal Atatürk şöyle demiştir, “Ortada İttihatçılık, İtilafçılık yoktur. Memleket meselesi vardır.” Aslında 15 Temmuz gecesi de olan budur. Memleket meselesi söz konusu olduğunda, farklı siyasi görüşlerden ve partilerden insanlar bir araya gelmiş ve darbecilerin ihanetini ve terörünü mağlup etmiştir. Bugün burada toplanmamızın sebeplerinden bir diğeri de, vatan söz konusu olduğunda yekvücut olmanın kurtarıcı anlamına duyduğumuz bağlılıktır.
“O gece karanlığa geçit vermeyen milletimize bütün insanlık, cesaretleri ve mücadelesi sebebiyle gıpta etmektedir”
Türkiye’de geçmişte de darbeler ve müdahaleler yaşanmıştır. Sandıktan çıkmadan iktidar olmayı, milli iradeye ait gücü gaspetmeyi hedefleyenler, Türkiye’nin refahına, kalkınmasına ve milletin değerlerine karşı işledikleri suçlar dolayısıyla tarihe birer kara leke olarak geçeceklerdir. Bu kirli geleneğin son örneği olan 15 Temmuz darbesini planlayan ve milletimizin kanını döküp istikbaline kasteden FETÖ, millet düşmanları listesinin en başında yer almaktadır ve gelecekte de bu ihanetlerinden ötürü daima lanet ve nefretle anılacaklardır. Oysa, 15 Temmuz gecesi darbeci teröristlere karşı direnenler, gazilerimiz ve şehitlerimiz, milletimizin, Türkiye’nin dostlarının ve adaletten yana olan bütün insanların kalbinde mümtaz bir yere sahip olmuşlardır. O gece karanlığa geçit vermeyen milletimize bütün insanlık, cesaretleri ve mücadelesi sebebiyle gıpta etmektedir. Bir çok vesilelerle ifade ettiğim bir hususu tekrarda fayda görüyorum. Türkiye, bugün artık sadece bir ülkenin ve bir coğrafyanın adı değildir. Türkiye bugün, bir umudun, bir hamlenin ve insanlık davasının adıdır. Ve Türkiye bugün, sadece vatanımızın değil, aynı zamanda vazifemizin adıdır. İşte bu sebeple, umudu diri tutmak, insanlığın ortak iyiliğini amaçlayan bir hamleyi neticeye ulaştırmak ve vatanı vazife bilen şuuru tahkim etmek için, Türkiye’yi yücelteceğiz, büyüteceğiz ve geleceğini parlak kılacağız. Bu, 100 yıl önce ‘Ya istiklal, ya ölüm’ şiarını yükselten Millî Mücadele kahramanlarının ve 15 Temmuz’da ihanete ‘dur’ diyen şehitlerimizin omuzlarımıza bıraktığı mübarek bir vazifedir. Bu şuurla ve inançla, 15 Temmuz gecesi bu çatı altında ölümü göze alıp direnen milletvekillerimize, darbeci askerlerin kullandığı ve milleti bombalayan uçaklar için ‘Vur’ emri veren Başbakan Sayın Binali Yıldırım’a, Meclis Başkanı Sayın İsmail Kahraman’a, meclis çalışanlarımıza ve emniyet güçlerimize ve elbette 15 Temmuz darbe girişimine karşı basiretli ve cesur liderliğiyle milletimizi ve ülkemizi o karanlıktan çıkaran Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, şükranlarımızı sunuyoruz. O gece, Türkiye’yi, irâdesini ve istikbâlini korumak için mücadele ederken yaralanan gazilerimizi minnetle ve hayırlı ömür temennimizle selamlıyoruz. Ve hain darbe girişimine karşı bedenlerini siper, canlarını fedâ eden ve şehâdete yükselen bütün vatan evlatlarını gıptayla, şükranla ve rahmetle anıyoruz. Sözlerimi, üç yıl önce, 15 Temmuz gecesinde şehitlerimizin ve gazilerimizin kuşandığı, “Cehennem olsa gelen, göğsümüzde söndürürüz” imân ve kararlılığının ilhamıyla bitiriyorum: Vatan bölünmez! Millet yenilmez!
Türkiye altedilemez!” HABER MERKEZİ