Bu Türkiye'nin politikasıyla alakalı bir durum. Sadece Çanakkale'yi ilgilendiren bir durum değil. Çanakkale bence kültür kenti olmalıdır. Çanakkale'nin denizi var ve balıkçılık geliştirilebilir. Organik tarım yapılabilir. Çanakkale'nin domatesi İstanbul'da satılıyor. Meşhur bir ürünü var. Kaz dağlarında yetiştirdiğimiz elmalarımız var. Organik olarak , doğal olarak genetiği bozulmadan tarım ürünleri yetiştirilirse Çanakkale için daha iyi olacaktır.'' dedi.
GELECEĞİNİ PLANLAYAN ÇANAKKALE
Çanakkale'nin dinamikleri şehrin olumlu ve olumsuz taraflarını değerlendiriyor.
Cumhuriyet Kadınları Derneği Çanakkale Şubesi Başkanı
Fatma Selvin Öncel
1- Derneğinizi kısaca tanıtır mısınız? Amacınız ve şehre katmak istedikleriniz nelerdir?
Cumhuriyet Kadınları Derneğinin genel merkezi Ankara'dadır. 5 Aralık 1997 yılında 32 kurucu üye ile kurulmuştur. İlk genel başkanımız Avukat Şenal Sarıhan olmuştur. 1 Mart 2014 yılından sonra yeniden bir genel kurul yapılmış ve Şenal hanım yerine şimdiki genel başkanımız Doktor Canan Arıtman olmuştur. Türkiye'de 80 şubemiz var ve 10 bine yakın üye sayımız var. Çanakkale'de 2008 yılında faaliyete başladık. Geçtiğimiz Kasım ayında genel kurulumuz yapıldı ve yönetimi bizler aldık.
Cumhuriyet Kadınları Derneğinin kuruluş amacı: Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu laik Türkiye Cumhuriyeti Devletine sahip çıkmaktır. Bir diğer amacımız Kadınların devrimleriyle kazandığı sosyal, kültürel ve ekonomik haklarımıza sahip çıkmaktır. Son olarakta Mustafa Kemal Atatürk'ün '' Hayatta en hakiki mürşit ilimdir'' sözü doğrultusunda, irdeleyen, sorgulayan, bilime en uygun olan kadın cumhuriyet kadınıdır. Derneğimiz temel ilkeleri bunlardır.
Faaliyetlerimizi genel merkezimizden gelen istekler doğrultusunda yapıyoruz. Örnek verecek olursak ; kadın meclisinin paydaşıyız ve onların çalışmalarına katılım sağlıyoruz. Diğer derneklerde ki arkadaşlarımızın düzenlediği etkinlikler oluyor. Onlara katılım sağlıyoruz. Kadınlar için 8 Mart Kadınlar Günü, 5 Aralık Kadına seçme ve seçilme hakkının tanınmış olduğu gün gibi özel günlerimizde Cumhuriyet Meydanında toplanıp farklı etkinliklere katılıyoruz. Dernek olarak Ulusal bayramlarımızda ki törenlere katılım sağlıyoruz. Valilik ve belediyenin yaptığı etkinliklerde tamamen paydaş durumundayız. Güncel olaylarda Cumhuriyet ve Cumhuriyetin korunması yönünde yapılan bütün çalışmalarda kadınlara nasıl destek sağlarız ve onlar nasıl katkılar sağlayabiliriz amacıyla cumhuriyet kadınlarına destek sağlıyoruz.
2- Çanakkale'nin dinamikleri (valilik, belediye, üniversite, dernekler, STK) ortak çalışmalar yürütebiliyor mu? Ne gibi çalışmalar yapılabilir?
Belirli kadın günlerinde kadın meclisinin kolaylaştırıcılığında bir toplantı yapılıyor ve bütün sivil toplum kuruluşları oraya davet ediliyor ve orada ortak bir karar veriliyor. Mesela ''Cumhuriyet Meydanında çelenk sunumu yapılacaktır'' deniyor ve öncü olan derneğe katkıda bulunuyoruz. Bunun gibi yardımlarda bulunabiliyoruz. Böyle özel günlerde ortak bir çalışma yürütüyoruz. Bu etkinliklerin izinlerini hangi dernek öncü oluyorsa o alıyor ama bizde diğer kadın dernekleri olarak katkıda bulunuyoruz. Birlikten güç doğar. Bir elin nesi var iki elin sesi var düşüncesiyle ortak kararlarla toplumda daha fazla ses getirmeyi amaçlıyoruz. Uzun senelerdir beraber çalışmalar yaptığımız için diğer derneklerle de aramızda bir ilişki kuruldu ve güven ortamı oluştu. Bu sayede birbirimize destek olma anlamında daha güvenli hareket edebiliyoruz. Sosyal sorumluluk dışında dernekler arasında sosyalleşmenin de önü açılmış oluyor.
3- Çanakkale'ye ve ilçelerine ekonomik yönde nasıl yatırımlar yapılmalıdır?
Bizim çocukluk yıllarımızda havaalanının oralarda çok güzel bağlıklar vardı. Çanakkale'nin girişinde bir kanyak fabrikamız vardı. Sümerbank , Akfa salça fabrikası vardı. Bunlar birer birer kapatıldı. Hem köylüye hem de Çanakkale halkına istihdam sağlıyordu. Çanakkale halkı hem üretiyordu hem de bunun karşılığını görüyordu. Bunların yerine avmler doldu ve tamamen tüketici bir toplum haline getirildik. Bu Türkiye'nin politikasıyla alakalı bir durum. Sadece Çanakkale'yi ilgilendiren bir durum değil. Çanakkale bence kültür kenti olmalıdır. Çanakkale'nin denizi var ve balıkçılık geliştirilebilir. Organik tarım yapılabilir. Çanakkale'nin domatesi İstanbul'da satılıyor. Meşhur bir ürünü var. Kaz dağlarında yetiştirdiğimiz elmalarımız var. Organik olarak , doğal olarak genetiği bozulmadan tarım ürünleri yetiştirilirse Çanakkale için daha iyi olacaktır. Yerli tohumlarımızın Çanakkale içerisinde kalması gerektiğini düşünüyorum. Şuanda yetiştirilen Çanakkale domatesi yerli tohumla üretilen domates mi? Bunları araştırmak lazım ve organik tarım için yatırımlar yapılaması gerekiyor. Sanayi olarak gelişmektense tarımsal olarak gelişmeyi tercih ederiz. Çanakkale geliştirilmek isteniyor ama ''ama''lar çok fazla. Doğaya zarar vermeden ve genetiklerimizle oynanmadan hareket edilmesi gerekiyor
4 - 2018 Troia yılına nasıl hazırlanıyoruz? Projeleriniz var mı?
Şehre bir hareketlilik getireceği yönünde umudumuz var. En azından STK'ların kendilerini de gösterebilmek, Çanakkale'nin tanıtımı anlamında önemli bir fırsat. Kültürel açıdan da bir takım katkıların olacağını düşünüyorum. Baktığımız zaman belediye ve valilik tarafından ne tür etkinlikler yapılacak tam anlamıyla bilmiyoruz. Ama mutlaka dışarıdan gelecekler olacak ve turizm açısından bir artı sağlayacaktır. Belediyenin ve valiliğin yaptığı etkinliklere katılarak destek sağlayabiliriz. Troia yılıyla ilgili dernek olarak bunları yapabiliriz.
5- Enerji,maden ve çevre ilişkisine nasıl bakıyorsunuz? Şehre katkıları neler olacaktır?
Bizim yer altı kaynaklarımız var. Bunlara bir itirazımız yok ama önemli olan nedir diye düşünmek gerekiyor. Öncelik yer altı kaynaklarımızın değerlendirilmesi mi? İnsan sağlığımıdır? İnsan mıdır? Yaşam mıdır? Yarın öbür gün çocuklarımızın kanser olup ölmesine mi razı olacağız yoksa yer altı kaynaklarımızı değerlendirip belli bir grubun para kazanmasına mı razı olacağız? Konu budur ve tercihinizi siz yapın. Kaz Dağları Çanakkale için yaşamsal değeri olan bir yerdir. Bizim sularımız nereden geliyor? Atikhisar barajından alıyoruz ve orada kurulmak istenen nedir? Orada yapılan altın aramasında kullanılan siyanür gibi zehirli atıklar bizim içme suyumuza karışmayacak mı? Bütün yöre bundan etkilenmeyecek mi? Tarım bu konudan etkilenmeyecek mi? Hayvanlarımızın bunlardan etkilenmeyecek mi? Tabi ki etkilenecek. Bu bir zincirdir biri etkilendiği zaman diğerini de etkileyecek. Sonucu bir tercihtir. Hangisini tercih etmemiz gerekiyor? Yaşamı mı yoksa yer altındaki madenlerin mi? Ayrıca dünyanın bir çok ülkesi bu termik santrallerden ve maden arama tekniklerinden vazgeçmişken biz bunlara yönelip Çanakkale'nin ve Türkiye'nin dünyanın çöplüğü olarak kullanılmasına da karşıyız. Biz dernek olarak yaşamı ve hayatı seçiyoruz.
6- Çanakkale'de yeşil alan artışı görüyor musunuz? Öğrenci ve çocuklara yönelik parklar yeterli mi?
Yeşil alanlar tabi ki arttırılmalıdır ve olanlarda korunmalıdır. Çanakkale çok yeşil bir kent değil. Nefes alabileceğimiz merkezde halk bahçesi ve özgürlük parkı var. Bu yönde düşündüğümüzde yeşil alan tabi ki de az. Çanakkale çok fazla göç aldığı için inşaat sektörü aşırı derecede büyüdü. Eski tarihimize bakarsak ovalarda yeşil alanlar kurulmuş ve yerleşim alanları dağlara kurulmuştur. Biz artık bunun tamamen tersini uyguluyoruz. Ne üreteceğiz? Nasıl üreteceğiz? Planlama da sıkıntıların olduğunu düşünüyorum.
7- Çanakkale'de ulaşım ve otopark konusunda sıkıntı yaşıyor musunuz?
Ulaşım konusunda fazla sıkıntı yaşamıyoruz. Sık sık belediye otobüslerimiz geçmektedir. Yürüyerek her yere gidilebiliyor ve gidemediğimiz yerlerde otobüs kullanıyoruz. Ben Çanakkale belediyesinin duraklarında 10 dakikadan fazla beklediğimi hatırlamıyorum. Otopark sorunumuz var. Bu çok büyük bir sıkıntı çünkü artık arabalar yol kenarlarında duruyor. Yayaya geçit yok. Arabası olanda geçemiyor çünkü yolun kenarlarında arabalar park etmiş durumda ve sıkışıklık yaratıyor. Bunun bir sebebi de Çanakkale'de hane başına 2 araba düşmesiyle alakalı olduğunu düşünüyorum. Doğancan Ustabaş