Her geçen gün büyüyor ve gelişiyor derken daha çok bina yapımı konusunda gelişiyor. Diğer alanlardaki gelişmeler olduğu söylense de toplumda bir yansımasını göremiyoruz. Gözle görülen pek bir şey yok. Anadolu’dan Çanakkale’ye gelen bir insan, şehirde bir tur atıyor, kordonu geziyor ondan sonra kendi kendine Çanakkale bu kadar mıymış diyor. Çünkü Çanakkale’nin ismi çok büyük ama şuan ki gelişim ve büyüme insanların aklındaki beklentiyi karşılamıyor. Benim açımdan, yapılan çalışmalar yeterli değil. Başka insanlar, seneler önce nüfus şu kadardı şimdi bu kadar oldu, geliştik diyebilirler. Büyüme ve gelişmeyi yalnızca nüfus veya bina açısından ele almamak lazım. Bunu hem sosyal yönüyle, hem turizmiyle, hem sanayisiyle bir bütün olarak ele aldığımız da ben yeterli olduğunu düşünmüyorum.
2-Önümüzdeki 5 yıl içerisinde size göre Çanakkale ne yönde(turizm, eğitim, tarım vs) ilerleme kaydedecektir?
Çanakkale’nin gelişimdeki en büyük lokomotif gücü turizm ve eğitimdir. Turizm alanında sadece şehitlikler ile sınırla kalmayıp Truva, Kazdağları gibi turistik yerler ile çeşitlendirip turizmi güçlendirebilirsek bizim için çok yararlı olur. Çünkü turizm bizim için çok önemli. Sanayimiz olmadığı için Çanakkale açısından en önemli gelir kaynağı turizm olmalı. Turizmdeki en önemli etkende altyapıdır. Örnek olarak Truva’ya insan çekebilmek için konaklama açısından gerekli çalışmaların yapılması gerekiyor. Böyle yapılırsa daha fazla katkı sağlanır. Bununla beraber altyapının da aynı zamanda ilerlemesi lazım. Güzelyalı’dan Kumkale’den Truva’ya gidemez, gitmek için sadece İzmir yolunu kullanmak zorunda kalırsanız bu karşı tarafın memnuniyetsizliğine sebep olur. Elinizde ne kadar zenginlik ve güzellik olursa olsun, eğer bunların reklamını yapamıyorsanız, gelen kişileri burada güzel ağırlayamıyorsanız bunların size bir faydası olmaz. Eğitim açısından üniversitemiz çok büyük rol oynuyor. Bu şehrin nüfusunun 3/1’ini öğrenci nüfusu oluşturuyor. Üniversitenin daha çok gelişmesi için bütün belediyenin, sivil toplum kuruluşlarının, yerel yönetimin katkı sağlaması gerekir. Üniversite ne kadar çok gelişirse şehrin ekonomide doğru orantılı olarak gelişecektir. Aynı şekilde öğrencinin de şehrimizde rahat yaşabilmesi için gerekli çalışmaların yapılması lazım.
3- Yaşanılabilir kentler listesinde ilk ona nasıl girebiliriz? Mutlu bir kent olma yolunda neler yapılabilir?
Yaşanılabilir kentler listesinde kaçıncı sıradan gireriz ya da giremeyiz onu bilemem ama şehrimizde daha güzel bir yaşam için öncelikle altyapımızın ve trafik sorunumuzun çözülmesi gerektiğini düşünüyorum. İnsanların günlük yaşamında trafikten bıkmaması, bir yerde otururken kokudan ya da gürültüden rahatsız olması mutluluk seviyesini düşürür. Halkın rahat etmesi gerekiyor. Aynı şekilde gelen turistlerinde iyi ki buraya geldik ne kadar huzurlu ve rahat demesi lazım. Bu sorunların yanında bizim kentsel dönüşüm projesinin hızlandırılıp bir an önce halledilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bunlar yapılırken de insanlara rahatsızlık vermeden yapılmasında fayda var. Bunların en güzel örneğini Eskişehir vermiştir. Eskişehir 1965-1975 arasında şehrin içinde biraz gezmeye kalktığınızda, şehrin içindeki Porsuk Çayının kokusunda rahat edilemezdi. Şimdi orayı o kadar güzel temizleyip, düzenlediler ki bütün öğrenciler çayın kenarında oturuyor muhabbet edip, eğleniyorlar, şarkılar söylüyorlar. Gondolla içinde geziliyor. Neden Sarıçay’da aynı uygulama yapılmasın? Çok kolay bir şekilde baraja kadar temizlenip, etrafında harika faaliyetler yapılabilir ve çok ilgi çekektir. Sonuç olarak mutluluk seviyesi artacaktır.
4-Ekonomik yönden değerlendirdiğinizde değişim ve gelişim yönünde yatırımlar (ulaşım, turizm, eğitim, sanayi, termik santraller, metal madenciliği) ne yönde olabilir, maden ve termik santral konusuna nasıl bakıyorsunuz?
Ekonomik yönden baktığımız da bunlar gerekli. Termik santraller olmazsa olmaz enerji için ama bunları yaparken yer seçimi çok önemli. Halkın çoğunluğu bunu istemiyor. Kullanılan kömür başka yerden geliyor, çıkan malzeme başka yere satılıyor ama santrali gelip buraya kuruyorlar. Biz karşı değiliz ama Çanakkale gibi rüzgarı çok olan bir yerde rüzgar enerjisinin daha yoğun kullanılması gerektiğini düşünüyorum. En azından çevreye bir zararı yok ama ne yazık ki diğer tesislere daha çok rağbet gösteriliyor. Madenlere gelecek olursak; maden yerin altında durduğu zaman bir şey ifade etmiyor. O maden çıkarılacak, kullanılacak ve ekonomiye katkı sağlayacak. Ekonomik bir değer kazanacak. Fakat bunları çıkartırken, bu işle ilgilenen insanlar ne şekilde yaparsak bize daha ucuza mal olur diye düşünüyor. Hal böyle olunca çevre zarar görüyor. Altın madenleri siyanürle işleniyor. Siyanür zehirdir ve toprağa, suya genel olarak doğaya geri dönülemez bir zarar verir. Ayrıca bu madenlerin çıkarıldığı yerler boş kalıyor ve burada ayriyeten bir görüntü kirliliği oluşuyor. Bir taraf para kazanayım derken diğer taraf sağlığından oluyor. Oturduğumuz dan yerden fetva veriyor değiliz isteyenler Kazdağlarına bir gitsin baksın son haline. Orada o kadar çok kuruyan ağaç, o kadar çok erezyon var ki. Bunların geri dönüşü yok. Bunlar illa yapılacaksa çevreye ve tabiata zarar vermeden yapılmalı çünkü bunların geri dönüşü maalesef yok.
5-Çanakkale 1915 Köprüsü şimdiden ses getirmeye başladı. Bittiğinde şehrimize katkısı ne olacaktır?
İsmi çok güzel ve insanları heyecanlandırıyor. Başka şehirlerden Çanakkale’ye yönelen insanlar var. Şehrimizde şuan da toprak ve arsa açısından bir sürü el değiştirmeye sebep oldu. Yapıldıktan sonra şehrimiz transit bir yere dönüşecek ve insanlar daha rahat gitmek istediklere yere ulaşacak. Hızlı bir şekilde istikametlerine varabilecekler. Köprü büyük ihtimalle şehrin içindeki trafik sıkıntısını da giderecektir. Yılın belirli günlerinde iyice uzatan feribot sırasını ortadan kaldıracaktır. Bunların haricinde bir faydası olacağını düşünmüyorum.
6-2018 yılı Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Troia yılı ilan edildi. Bize kazanımları neler olacaktır? Nasıl hazırlanıyoruz?
2018 Troia yılı şehrimiz başta olmak üzere ülkemiz içinde çok önemli bir yıl olacak. İç turizm açısından bakarsak, nasıl Gelibolu ve şehitlikler için ülkemizin dört bir yanından insanlar geliyorsa, Troia yılının ilanıyla alakalı kişiler buraya turlar ve geziler düzenleyecektir. Hakkında çok bilgi sahibi olmadığımız Truva’nın daha iyi tanınmasını sağlayacaktır. Hem insanlarınız burada ekonomik olarak kazanırken, dışarıdan gelenlerde Çanakkale hakkında bilgi sahibi olacaklardır. Bütün Avrupa, Truva hakkında bilgi sahibiyken, bizim hakkında çok az şey bilmemiz bence bir ayıptır ve bunu kimse inkar edemez. Dolayısıyla, büyük katkıları olacak diye düşünüyorum. Dış turizm açısından, söylediğimiz gibi yabancılar Truva ile ilgililer ve gelmek istiyorlar. Troia yılı bahanesiyle bu daha geniş kitlelere yayılacaktır. Bu yeni heyecanla buraya yönelen ziyaretçi sayısı artacak ve hareketlenecektir. Dolayısıyla ekonomimize büyük katkılar sağlanacaktır. Takıldığımız tek yer var altyapı ve konaklama. Seneye olmasa da önümüzdeki yıllarda umarım bu sıkıntılardan kurtulacağız. Troia Müzesi 2018’de açılacaktır bu da önemli bir katkı sağlayacaktır. Bu yılın ilan edilmesi bizim ismimizin dünyada daha geniş çevrelere duyurulması ve tanıtılması açısından çok önemli olduğunu düşünüyorum.
7- Muhtemelen büyükşehir olacağız. Bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz?
Ne zaman olacağız ve nasıl olacağız bilemiyoruz. Biz Çanakkale’de doğduk, burada büyüdük ve burada yaşıyoruz. Bir şey hakkında konuşabilmek için de o konu hakkında bilgi sahibi olmak gerekiyor. Ben şahsen büyükşehir olmanın artılarını ve eksilerini bilmiyorum. Dolayısıyla bilmediğimiz konuda konuşmakta doğru olmayacaktır diye düşünüyorum. Size bu röportaj için çok teşekkür ediyorum. HABER MERKEZİ