← Ana Sayfa
Gündem

SAADET PARTİSİNDEN “EKONOMİ AÇIKLAMASI”

✍️ Haber Merkezi 📅 02 Aralık 2016 14:29 👁️ 0 görüntüleme

Çanakkale İl Saadet Partisi Türkiye’nin ekonomisi ile ilgili genel bir açıklama yaptı. Yapılan açıklamada;

“Hükümet Temmuz 2015’den beri yoğunlaşan PKK Terör olayları ile uğraşırken ülkemiz 15 Temmuz 2016’da Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içindeki Paralel Devlet Yapılanması (PDY)’na mensup bir grup çılgının başlattığı bir başarısız darbe girişimine hedef oldu. Allah (c.c.)’a hamd olsun darbe girişimi bastırıldı. Darbe girişimi bastırıldıktan sonra ülkemizde üç ay süreyle Olağanüstü Hal ilan edildi. Üç aylık Olağanüstü Hal bitince süre yeniden üç aylığına uzatıldı. Olağanüstü Hal uygulamaları çerçevesinde hazırlanan Kanun Hükmünde Kararname (KHK)’lerle kamuda çalışan binlerce insanın işine son verildi, soruşturmalar oldu, tutuklamalar yapıldı ve halen de bu durum devam etmektedir. Kamudaki bu uygulama özel sektörde de sürdürüldü. İnsanlar tutuklandı, iş yerleri kapatıldı.

Son aylarda Hükümet asıl olarak PDY ile uğraştığı için dış dünyada olup bitenlerle ve ekonomi ile fazla ilgilenemedi. Yurt içinde ve Kuzey Irak’ta PKK eylemleri arttı. Güney komşumuz Suriye’de PYD/YPG güçleri Türkiye’nin daha önce kırmızı çizgimiz dediği “Fırat’ın Batısı”’na geçti. PYD/YPG’nin bu faaliyetini önlemek üzere TSK tarafından “Fırat Kalkanı Harekatı” düzenlendi. Bu harekat 3 aydan beri devam etmektedir. Daha ne kadar devam edeceği de belli değildir.

Suriye’deki çatışmalar sürerken koalisyon güçleri tarafından Musul’u IŞİD militanlarının elinden kurtarmak üzere Irak’ta da bir sıcak çatışma alanı oluşturuldu. Türkiye de Irak’taki bu harekata katılma kararı aldı ve TSK Irak’taki koalisyon güçleri ile beraber Musul’u IŞİD militanlarından kurtarma operasyonuna fiilen katıldı. Halen Musul’daki operasyonlar da devam ediyor.

Bu arada 20.07.2016 da Kredi Derecelendirme Kuruluşlarından Standart end Poors, 23.09.2016’da da Moodys Türkiye’nin kredi notunu düşürdüler. Bütün bu olup bitenler ekonomimizi çok olumsuz etkilemiştir ve bu olumsuz etki halen de devam etmektedir.

Diğer taraftan dış dünyadaki gelişmeler; önce İngiltere’nin AB’den ayrılma konusundaki kararı daha sonra da ABD’deki Başkanlık seçimini Trump’un kazanması ve buna bağlı olarak ABD ekonomisindeki gelişmeler özelliklede ABD’de faiz oranının artacağı yönündeki söylentiler tüm dünya ülkelerinin ekonomilerini ve bu arada Türk ekonomisini çok etkilemiş, döviz, Dolar ve Avro yükselişe geçmiştir. 15 Temmuz 2016’dan önce 2.88 TL olan ABD doları 25.11.2016’da 3.46 TL’yi görmüş sonra 3.43 TL’ye düşmüştür. Yani ABD doları 4.5 ayda yaklaşık 55 kuruş artmıştır. Bir diğer ifadeyle dolar 4.5 ayda % 19 değer kazanmıştır. Türkiye’nin 421.5 milyar dolar dış borcu olduğu dikkate alınırsa bunun Türk ekonomisine getirdiği yük yaklaşık 230 milyar TL’dir. Bu ağır yükün özel sektöre maliyeti ise yaklaşık 160 milyar TL’dir. Dolardaki aşırı yükselme ve bozulan ekonomik şartlar nedeniyle 6-7 aydan beri faiz oranlarını düşürme sürecine giren T.C. Merkez Bankası da 24.11.2016’da yaptığı PPK Toplantısında haftalık repo faiz oranını 50 baz puan artırmıştır. Dolardaki artıştan ve faiz oranlarındaki yükselişten en fazla şikayetçi olan kesim Sanayicilerdir. Tabi dolardaki artış sadece Sanayiciyi değil tüm toplum kesimlerini etkilemekte ve ithal malların fiyatlarında özellikle de petrol ürünlerinde aşırı yükselmeye sebep olmaktadır. Mesela üç gün önce, 23 Kasım 2016’da benzinin litresine 16 kuruş, motorinin litresine de 11 kuruş zam geldi. Akaryakıta gelen zam tüm mallara anında yansımakta ve enflasyonun yükselmesine sebep olmaktadır. Faizdeki ve Döviz fiyatlarındaki artış ekonomide başka olumsuzluklara da sebep olmakta, Sanayici bu şartlarda yatırım yapamamaktadır. Yeni yatırımlar olmayınca işsizlik artmakta, üretim düşmektedir. Üretim düşünce de ihracat azalmakta, dış ticaret açığı ve dolayısı ile cari açık artmaktadır. Cari açık artınca ülkemizdeki ekonomik sıkıntı dayanılmaz bir hal almaktadır. Saadet Partisi olarak Ekonomik sıkıntılar daha fazla artmadan Hükümeti tedbir alması gerektiği konusunda uyarmak istiyoruz.

İŞSİZLİK

TÜİK tarafından yayınlanan verilere göre, Ağustos 2016’da işsizlik oranı yine çift haneli rakamlarda seyretmiş ve % 11.3 olmuştur. Sayısal olarak 3.493.000 insanımız işsizdir. Temmuz 2016’da % 10.7 olan işsizlik oranı Ağustos’ta % 11.3 olmuştur. Yani işsizlik oranı son bir ayda % 0.6 artmıştır. İşsizlik oranının yükselmesi insanlarımızı sıkıntıya sokmaktadır. Önümüzdeki aylarda da işsizlik oranının bu yüksek seyrini sürdürmesi beklenmektedir.

2015 yılının Ağustos ayındaki işsizlik oranı % 10.1 idi. Bu oran 2016 yılının Ağustos ayında % 11.3 olmuştur. Yani Ağustos 2016’da işsizlik oranı bir yıl öncesine göre % 1.2 artmıştır. İnşaallah 2016 yılının tamamında işsizlik oranı düşer diyoruz.

Temmuz 2016’ya göre Ağustos 2016’da Genç nüfustaki işsizlik oranı yükselmiştir. Temmuz 2016’da % 19.8 olan genç nüfustaki işsizlik oranı Ağustos 2016’da % 19.9 olmuştur. Ağustos 2015’de % 18.7 olan genç nüfustaki işsizlik oranı da Ağustos 2016’da % 19.9 olmuştur. Yani Ağustos 2016’daki işsizlik oranı hem aynı yılın bir ay öncesine göre hem de bir yıl öncesinin aynı ayına göre artmıştır.

ENFLASYON (TÜFE)

2016 yılı Ekim ayında enflasyon (TÜFE) bir önceki aya göre % 1.44 arttı. Yıllık enflasyon da % 7.16 olarak gerçekleşti. Enflasyondaki artış tüm toplum kesimlerini çiftçi, işçi, memur ve emeklilerimiz ile esnafımızı etkilemektedir. İktidar enflasyon konusundaki hedefini maalesef geçmiş yıllarda tutturamamıştı. Merkez Bankası 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminden sonra yaptığı açıklamada % 7.5 olan 2016 yılı enflasyon hedefini değiştirmediğini açıkladı. İnşaallah 65. hükümet 2016 yılı bütçesi yapılırken öngörülen % 7.5’lik enflasyon hedefini gerçekleştirebilir. Ancak Eylül 2016’da akaryakıtta (motorin ve benzin) litre başına yapılan 20-25 kuruşluk ÖTV zamları ve son aylarda döviz fiyatlarında meydana gelen artış bahane edilerek yapılan zamlar sanıyoruz bundan sonraki süreçte enflasyonun daha da yükselmesine sebep olacaktır. Bu da 2016 yılı enflasyon hedefinin gerçekleşmesini engelleyecektir.

Büyüme. TÜİK tarafından 2016 yılı GSYH’nın 2. çeyrek rakamları açıklandı. 1. çeyrekte % 4.7 olan büyüme hızı 2. çeyrekte % 3.1’e düştü. GSYH’daki 6 aylık büyüme hızı % 3.9 oldu. Temennimiz GSYH’nın yüksek olması. Ama ekonomik görünüm GSYH’da azalmanın devam edeceği şeklinde. İktidar tarafından bu gerçek fark edilmeye başlanmış olacak ki 2016 yılı bütçesi yapılırken % 4.5 olarak öngörülen 2016 yılı büyüme oranı revize edilerek % 3.2’ye düşürülmüştür. Türk ekonomisi 2015 yılında iyi bir performans gösterememişti ve dolar bazında cari fiyatlarla 2014 yılında 799.4 milyar dolar olan GSYH 2015 yılında 720 milyar dolara düşmüştü. 2016 yılında büyüme oranının azalması dolar bazında cari fiyatlarla GSYH’nın düşmesi demektir. GSYH’nın azalması kişi başına düşen milli gelirin azalmasına sebep olacaktır. Yani insanımız fakirleşecektir. 2014 yılında 10.395 dolar olan kişi başına GSYH 2015 yılında 9.261 dolara düşmüştü. Görünen o ki, 2016 yılında kişi başına düşen GSYH 9.261 doların da altına düşecektir.

Faiz. 2015 yılı bütçesinden faize 53.0 milyar TL ödeme yapılmıştır. 2002’den 2015 yılı sonuna kadar olan 13 yıllık sürede bütçeden yapılan faiz ödemelerinin toplam miktarı 651.1 milyar TL’dir. Bu demektir ki, bütçeden yıllık ortalama 50.1 milyar TL faiz ödemesi yapılmıştır. 2016 yılı bütçesinde de faiz ödemeleri için 56 milyar TL ayrılmıştır. 2016 yılının ilk on ayında (Ocak-Ekim) bütçeden yapılan faiz ödemelerinin miktarı 44.6 milyar TL olmuştur. 6-7 aydan beri faiz oranlarını düşürme gayreti içinde olan TC Merkez Bankası da 24.11.2016’da yapılan PPK Toplantısında haftalık repo faiz oranını 50 baz puan yükseltmiştir. 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminden sonra Tahvil piyasasındaki faiz oranları da artmaktadır. 15 Temmuz 2016 öncesi % 8.5-9.0 düzeyinde olan Tahvil piyasasındaki faiz oranı şu günlerde % 10.5-11 düzeyindedir. Unutulmamalıdır ki, faizdeki bu artış Türkiye’nin faiz ödemelerinin artmasına sebep olacaktır.

Borçlar. Hazine Müsteşarlığı’nın verilerine göre, Türkiye’nin Toplam Borcu (dış borç+iç borç) sürekli artmaktadır. Ülkemizin 2002 ile 2015 yıllarındaki borç durumu ile 2016 yılının 2. çeyreğinin sonundaki (Ocak-Haziran) borç durumu şöyledir:

*TL olarak verilen iç borç döviz kuruna bölünerek tarafımızdan hesaplanmıştır.

** Dolar kurundaki aşırı yükselmeden dolayı Dolar bazında İç Borç azalmıştır.

Türkiye’nin toplam borcu yıldan yıla artmaktadır. Bu borç artışı bizleri endişelendirmektedir. 15 Temmuz 2016’dan sonra döviz fiyatlarında meydana gelen yükselme, durumu daha vahim bir hale getirmektedir. Evet, unutulmamalıdır ki, dolar fiyatlarındaki 1 (Bir) kuruşluk artış Türk ekonomisine 4 milyar TL ilave yük getirmektedir. Bu durumun yetkililerce dikkate alınması ve gerekli önlemler alınarak bu gidişe dur denilmesi gerekir.

İç borçların tamamı Kamuya aittir. Dış borçların bir kısmı kamu sektörüne (Merkez Bankası dahil), bir kısmı da özel sektöre aittir. Kamu sektörüne ve özel sektöre ait dış borçların 2002 ile 2015 yıllarındaki durumu ile 2016 yılının 2. çeyreğinin sonundaki (Ocak-Haziran) durumu şöyledir:

Yıllar itibariyle hem kamu sektörüne ait dış borç hem de özel sektöre ait dış borçlar artmış ve Türkiye’nin toplam dış borcu 2016 yılının ilk 2 çeyreği sonunda 421.4 milyar dolar olmuştur.

Türkiye’nin Kamu Borç Stoku yıldan yıla artmaktadır. Bu artış hem Kamu Brüt İç Borç Stoku’nda hem de Kamu Brüt Dış Borç Stoku’nda dolayısı ile Kamu Brüt Toplam Borç Stoku’nda meydana gelmektedir. 2002 ile 2015 yıllarındaki Türkiye’nin Kamu Brüt Toplam Borç Stoku ile 2016 yılının 2. çeyreği sonundaki Kamu Brüt Toplam Borç Stoku şöyledir:

Kamu Brüt Toplam Borç Stoku 2015 yılına göre 2016 yılının ilk altı ayının sonunda 20.8 milyar TL artışla 742.9 milyar TL olmuştur.

DIŞ TİCARET

Son iki yılda Türkiye’nin ihracat ve ithalatı azalmakta, dış ticaret açığı ve cari açığı ise yüksek seyrini sürdürmektedir. Türkiye’nin 2002 ile 2015 yıllarındaki dış ticaret durumu ile cari açık rakamları ve 2016 yılının da ilk 9 ayına (Ocak-Eylül) ait ihracat ve ithalat rakamları ile cari açık rakamları şöyledir:

Gerek 2002’de ve gerekse 2015’de ithalat ihracattan fazladır ve her iki yılda da dış ticaret açığı vardır. Bu durum, bu iki tarih arasındaki diğer yıllar için de söz konusudur. 2016 yılının ilk dokuz ayında 42.1 milyar dolarlık dış ticaret açığı vardır.

2002’de 0.6 milyar dolar olan cari açık 2015’de 32.2 milyar dolar gibi oldukça yüksek bir düzeyde gerçekleşmiştir. Bu iki tarih arasındaki diğer yıllarda da cari açık söz konusudur. 2016 yılının ilk dokuz ayında 24.8 milyar dolar cari açık vardır. 2015 yılı ile 2016 yılının ilk dokuz aylık dönemleri karşılaştırıldığında; 2016’nın ilk 9 aylık dönemindeki cari açığın 2015 yılının aynı dönemindeki cari açıktan 0.2 milyar dolar daha yüksek olduğu görülür ki, bu durum Türk ekonomisinin iyi gitmediğinin işaretidir. 2015’de 2016 yılı orta vadeli programı hazırlanırken % 3.9 olarak öngörülen Cari İşlemler Dengesinin GSYH’ya oranının 2016 yılı bitmeden % 4.3’e yükseltilmesi bunun en iyi göstergesidir.

Ülke ekonomileri değerlendirilirken ihracatın fazla olması, ithalatın ise az olması arzu edilir. Dış ticaret açığı ve cari açığın olması arzu edilmez. Hele hele cari açığın çok yüksek olması hiç istenmez. Ama Türkiye’yi yöneten iktidarlar maalesef cari açığı ortadan kaldırıp, cari dengenin sağlanmasında bir türlü başarılı olamıyorlar.

Bütçe Değerlendirmeleri. Maliye Bakanlığı tarafından 2016 yılı Ekim ayına ait bütçe harcamaları yayınlandı. 2016 yılı bütçesinde toplam harcama 570.5 milyar TL’dir. Faiz harcamaları için 2016 yılı bütçesinde 56 milyar TL ayrılmıştır. 2016 yılının ilk on ayındaki bütçeden yapılan faiz ödemeleri 44.6 milyar TL’dir. 2016 yılının 11. ayındayız ve 2016 yılı Ekim ayı bütçe harcamaları açıklandı. Ekim 2016’da Bütçe açığı 12.1 milyar TL’dir. Yatırımlar için 2016 yılında ayrılan para 51.8 milyar TL’dir ve ilk on ayda bunun ancak 34.4 milyar TL’si harcanmıştır. İktidar bütçe açığını azaltmak amacıyla terörle mücadele ve Suriye ile Irak’taki operasyonlarda yapılan harcamaların artması nedeniyle yatırım harcamalarında kısıntıya gitmemelidir. Eğer yatırımlarda böyle bir kısıntıya gidilirse, ya da bütçedeki miktarı az olan yatırımlar da yapılmayacak olursa önümüzdeki yıllarda ülkemiz bunun faturasını fazlasıyla öder. Bu bakımdan Saadet partisi olarak biz yatırım harcamalarında hiçbir kısıntıya gidilmemesini diliyoruz. Bundan sonraki süreçte yatırım harcamaları artarsa, bütçe gelirleri de artırılamazsa bütçe açığının daha fazla olacağı açıktır.

Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan ve TBMM’de Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşmeleri devam eden 2017 yılı bütçesinde giderler 645.1 milyar TL’dir. Bu bütçenin de 57.5 milyar TL’si faize ayrılmıştır. 46.9 milyar TL açık vermesi öngörülen 2017 yılı Bütçesinde yatırımlar için ayrılan para 66.2 milyar TL’dir. Kısaca 2017 yılı bütçesi de “denk bütçe” değildir, “borç ve faiz” ödeme bütçesidir” denildi.

İlgili Haberler

Biga’da köy yollarına konfor dokunuşu!
13.08.2026
Zeynep Bastık Memleketi Çanakkale’de Sahneye Damga Vurdu
13.08.2026
"Ormanlarımızı birlikte korumak için duyarlı olalım !!!"
12.08.2026
MEKKE ANLAŞMASI’NA ÇANAKKALE’DEN DÖRT FARKLI BAKIŞ
12.08.2026
ÇANAKKALE’DE SİYASETİN GÜNDEMİ ÇERÇEVE YASA: “PAZARLIK MI, BARIŞ MI?”
11.08.2026
RUSYA AÇIKLARINDA ÖLÜMDEN DÖNDÜ, ÇANAKKALE’DE KONUŞTU: “ÖLDÜĞÜMÜ HİSSETTİM”
11.08.2026
Düzce’den çocuklara Çanakkale tarihi yolculuğu
10.08.2026
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 32 yıl önceki konuşması gün yüzüne çıktı
10.08.2026
Anafartalar Zaferi’nin 111. yılında anlamlı açılış: Arıburnu Zafer Anıtı yenilendi!
10.08.2026
Küçükanafarta’da tarihi zaferin kahramanları için Mevlid-i Şerif okundu
10.08.2026
Türkiye ile Tayvan arasında arama kurtarma iş birliği
10.08.2026
Anafartalar Zaferi’nin 111. yılında Çanakkale kahramanları anıldı
10.08.2026
“Anafartalar’da yazılan destan, milletimizin şerefidir”
10.08.2026
İletişim Başkanlığı "Oyuna Gelme" diyerek sanal bahis ve kumar tehlikesine dikkat çekti
09.08.2026
Murat Yahya Sezgin’in paylaşımı gündem oldu: “Türkeş’in kızına saygı gösteremiyorsak, burada ciddi bir yanlış vardır”
09.08.2026
Gökçeada Belediyesi’nden dolandırıcılık uyarısı: “Para taleplerine itibar etmeyin”
09.08.2026