Çanakkale’de danışmanlık hizmeti veren Psikolog Gülnar, erken dönemde yaşanan ilgi eksikliği, duygusal ihmal ve güvensiz bağlanmanın, çocuğun ilerleyen yaşlarda saldırgan ya da şiddet içerikli davranışlar sergileme riskini artırdığını vurguladı.
“İnsanın İlk Travması: Doğum”
Doğum, insan yaşamındaki ilk travmatik deneyimlerden biri olarak kabul ediliyor. Anne karnının sıcak ve güvenli ortamından dış dünyanın soğuk ve bilinmez koşullarına geçiş, bebek için büyük bir stres kaynağı oluşturuyor.
Psikolog Gülnar bu süreci şöyle açıkladı:
“Bebek, anne rahminin sıcak ve güvenli ortamından çıkarak dış dünyaya gelir. Bu ani değişim onun için büyük bir kaos yaratır. Beslenme, uyku ve güvenlik gibi temel ihtiyaçlarını karşılamak zorunda kalması da doğal bir stres ve kaygı oluşturur. Bu erken dönem stres, ilerleyen yaşlarda çocuğun saldırgan ya da şiddet eğilimli davranışlara yönelmesinde etkili olabilir.”
“Bebeğin İlk Deneyimleri Şiddet Eğilimini Etkileyebilir”
Bebeklik döneminde annenin sunduğu bakım ve duygusal temas, çocuğun ruhsal gelişiminin temelini oluşturur. Bu dönemde yaşanan ihmal ya da tutarsızlıklar, benlik değerinin zedelenmesine yol açabilir.
Gülnar, bu ilişki biçiminin çocuğun gelecekteki duygusal dengesi üzerinde belirleyici olduğunu vurguladı:
“Bebekler doğduklarında tamamen savunmasızdır. Beslenme sırasında annenin ten teması ve kokusu, onların ilk yatışma ve güven deneyimidir. Ancak bu süreçte kaygılar uygun şekilde giderilemiyorsa, bebek kendini değersiz ve yetersiz hissedebilir. Sevgi ve ilgiye dayalı bir yaklaşım çocuğun kendini değerli hissetmesini sağlar. Buna karşın, anne-babanın birbirine bağırması, temel ihtiyaçların geciktirilmesi veya ilgisiz tutumlar, çocukta derin bir değersizlik duygusunu tetikleyebilir.”
Çocuğun doğduğu dönemde yeterli ilgi ve bakım almamasi halinde ilerleyen yaşlarda şiddet
eğiliminin şekillenebileceğini belirten Gülnar, bu durumun iki farkli şekilde ortaya çikabileceğini
ifade etti.
İçe Kapanma ve Şiddet Eğilimi
Bebeklikte yeterli sevgi ve ilgiyi göremeyen çocukların kendilerini değersiz hissedebileceğini vurgulayan Gülnar, bu duygunun iki yönlü sonuçlar doğurabileceğini söyledi:
“Kendini değersiz hisseden çocuk, içine kapanabilir. Bu içe kapanıklık zamanla birikmiş öfke, hayal kırıklığı ve değersizlik duygularının dışa vurumu olarak şiddet davranışlarına dönüşebilir.”
Aralıklı bir şekilde patlayıcı öfke davranışları ve pasif agresif tutumların temeli burada atılabilir
Kendini Kanıtlama Çabası ve Şiddet
Bazı çocuklarda ise bunun tam tersinin gözlemlendiğini ifade eden Gülnar, yetersizlik duygusunun aşırı bir kendini kanıtlama çabasına yol açabileceğini belirtti:
“Bazı çocuklar ‘Ben yetersiz değilim, bu yeterliliğimin kanıtı’ bilinçaltı temalarını başkalarına zarar vererek kendini göstermeye çalışabilir. Bu tutum, çocuğun başkaları üzerinde güç kurma yoluyla değer aramasına ve şiddete eğilim göstermesine neden olabilir.”
Babanın Rolü Bebeğin Gelişimini Doğrudan Etkiliyor
Gülnar, bebeklik döneminde yalnızca annenin değil, babanın da duygusal ve fiziksel destek rolünün kritik olduğunu vurguladı:
Yeni doğan bebek, tüm bakım ve güven ihtiyacını genellikle anneden karşılar. Ancak babanın da burada önemli bir dolaylı rolü vardır. Baba, annenin ihtiyaçlarını karşılayarak ve ev içindeki sorumlulukları paylaşarak aslında bebeğin de ihtiyaçlarının sağlıklı şekilde giderilmesine katkı sağlar. Annenin fiziksel ve psikolojik olarak desteklenmesi, bebeğin güvenli bağlanma geliştirmesi ve sağlıklı bir ruhsal gelişim süreci geçirmesi için hayati öneme sahiptir.