Glüteni, buğday, arpa ve çavdar gibi temel tahıllarda bulunan önemli bir besin öğesi olarak tanımlayan Fırat Üniversitesi Hastanesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Prof. Dr. Yalnız, “Çölyak hastaları glüteni tamamen hayatlarından çıkarmalı. Bu hastalıkta glütensiz beslenme zorunlu ve ömür boyu uygulanması gereken bir diyet. Ancak glüten hassasiyeti ise daha farklı bir durum. Glüten hassasiyeti, çölyak kadar ağır olmasa da, teşhisi zor ve bazen geçici olabiliyor. Bu durumda da genellikle hekim kontrolünde geçici bir glütensiz diyet öneriliyor” dedi.
Son dönemde birçok kişinin herhangi bir sağlık sorunu olmamasına rağmen glütensiz diyetlere yöneldiğini belirten Prof. Dr. Yalnız, şu ifadeleri kullandı: "Hekim kontrolü ve tanı olmadan glütensiz beslenmek doğru bir yaklaşım değil. Çünkü temel besin kaynağımız olan buğday ve arpayı tamamen hayatımızdan çıkarıyoruz. Bunun sonucunda kalsiyum başta olmak üzere birçok temel vitamin ve mineralden mahrum kalıyoruz. Üstelik glütensiz diyetlerde genellikle karbonhidrat oranı yüksek, lif oranı düşük besinler tercih ediliyor. Bu da kalp hastalıkları, diyabet, obezite, kolesterol yüksekliği gibi metabolik rahatsızlık riskini artırabiliyor. Sadece şişkinlik ya da gaz problemi yaşamak glütensiz diyete başlamak için yeterli bir neden değildir. Mutlaka bir doktor değerlendirmesi olmalıdır.”
Prof. Dr. Mehmet Yalnız, sağlıklı beslenme konusunda bilinçli hareket edilmesi gerektiğini belirterek, toplumun bu konuda uzman görüşü almadan diyet uygulamalarından kaçınması gerektiğini vurguladı.