← Ana Sayfa
Gündem

‘ÖPE KOKLAYA BÜYÜTTÜK’ (13.06.2021)

✍️ Haber Merkezi 📅 13 Haziran 2021 13:29 👁️ 0 görüntüleme

Türkiye’nin akademik anlamda ilk ve tek ipek atölyesi ilk hasadını verdi. Çanakkale’ye ziyaret için gelen Müzeyyen Durgun’un yo...

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi geçtiğimiz aylarda Türkiye’nin ilk Sürdürülebilir İpek ve Tekstil Köylerini için adım attıklarını açıklamıştı. Çanakkale adına büyük fark yaratacak olan İpek Atölyesinde hummalı çalışma ise sürüyor. Sürdürülebilir İpek Köyleri Projesi, Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Berna İleri ve Araştırma Görevlisi Şule Öztürk tarafından yürütülen projeye aynı zamanda gönüllüler de destek oluyor. Gönüllülerden biri de Müzeyyen Durgun.

Sürdürülebilir İpek Köyleri Projesi, 50 bin ipek böceği ile gerçekleşiyor. Bu projenin gerçekleşmesi ise onların beslenmesine bağlı. İpek böceklerinin sağlıklı şekilde beslenmeleri ve büyümeleri için canla başla çalışan insanlardan biri de gönüllü Müzeyyen Durgun. Sabah saatlerinde, henüz güneş ipek böceklerinin temel besin maddesi olan dut yapraklarını sıcağı ile kavurmadan toplamak zorundalar. İlaçlanmış dut yaprakları, güneşte çok kalmış olan dut yaprakları ipek böceklerinde sağlık problemlerine yol açıyor. Hafif bir cereyanda dahi hasta olan ipek böceği yetiştiriciliği ise başlı başına büyük bir sorumluluk. Sorumlulardan biri olan Müzeyyen Durgun Kaleninsesi Gazetesi’ne bu yola nasıl girdiğini heyecanla anlattı.

“DÖNGÜLERİNİ TAMAMLADIKLARINI GÖRMEK İSTİYORUM”

Ziyaretinin bu kadar uzun sürmemesi gerektiğini belirten Durgun, “Haftalar önce gitmem gerekiyordu aslında. Ama gidemiyorum. En azından kelebek olarak çıktıklarını, bu döngülerini tamamladıklarını görmek istiyorum. Heyecan ve sabırla bekliyoruz. Bana iyi geldi. Tedavi gibi geldi. Seslerini dinledin. Yaprakları koyduğumuzda inanılmaz gür bir ses çıkıyor. Ayak sesleri, yeme seslemeleri. Çıtır çıtır. Yağmur hışırtısı gibi. Yatak odasında bakarken gözlerimizi kapatıyorduk. Odanın içine yağmur yağıyordu. Bu histeydik. Bunların hikayesini yazabilirim. Oyunlaştırabilirim. Böyle hayallerim olmaya başladı. Çocuk oyuncağı değil ama. Çocuğum görsün çok sever gibi düşünülmesin. Çocuklar zaten sever hayvanları. Onlara hayvan sevgisini kesinlikle aşılamalıyız. Ama büyük bir sorumlulukla beraberinde geliyor. Günde kaç kere beslenecekse o kadar beslenmesi lazım. Öpe koklaya büyüttük. Böyle bir serüveni yaşadım. Yine olsa yine yaparım. Tabi tiyatro yapmak istiyorum ama bu işi de mevsiminde yapmak çok isterim” dedi.

“BARIŞ İPEĞİ OLMASAYDI BUNU YAPMAZDIM”

“Bu işe tesadüfen başladım. Ama şunu biliyordum; ticari, endüstriyel olarak ipek böcekleri fırınlıyorlar. Eğer benim emeğim ve sevgim böyle bir şeye hizmet edecek olsaydı asla girmezdim. Bunun barış ipeği olduğunu bilerek gönül verdim. Aksi taktirde asla girmezdim. Vejetaryenim, yarı veganım. Çok hassasım bu konuda. Barış ipeği olmasaydı bunu yapmazdım” dedi.

“EVE SIĞMADILAR”

“Tekstil bölümünde araştırma görevlisi olan arkadaşım vardı. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nden oyuncu olarak mezun oldum. Aslında kendi hayat döngümü devam ediyordum. Pandemiden sonra buraya vakit geçirmek için geldim” diye Belirten Durgun, heyecanla “Bir baktım küçücük yumurtalarda ipek böcekleri geldi. Arkadaşıma 'Ben de yardım edeyim' dedim. Birlikte Berna Hoca ve Şule Hoca öncülüğünde bir yola girdik. Şulenin evinde bakmaya başladık. Ama ipek böcekleri büyüdüler ve eve sığmamaya başladılar. Zaten koza örme dönemleri de gelmişti. Hemen onları okula taşıdık. Tek tek kasalarda okula getirdik. Duygusal bir bağda oluştu aramızda. Nazik davranarak okula getirdik” dedi.

“İpek böceklerinin hepsini öpe koklaya, severek büyüttük. Gerçekten gözlerinin içine baktık. Ne zaman koza örecekler diye bekledik” diye belirten Durgun gerçekten de röportajımızdan önce ipek böceklerini beslerken anlattığı gibi onları seviyordu.

“BİRKAÇ YAPRAK YETİYORDU”

“İlk andan beri gözlemledik. Gün be gün büyüdüler. Ve çok sevimliler. Dokuları çok güzel. Hiçbir kötü kokuları yok. Tertemizler. Sadece kafalarını kaldırıp dut yaprağı bekliyorlar bizden. Günde ilk başlarda salata yapar gibi kıyarak, minicik yaprakları günde 5 kere veriyorduk. Günde 3 kereye indi, yakında 4 kereye ihtiyaç olacak” diye ifade eden Durgun, “İlk başlarda bir poşet yaprak yetiyordu. Hatta ilk başta ceplerimizi doldurmamız yetiyordu. İpek böcekleri büyüdükçe büyük poşet oldu. İki poşet oldu. Jumbo büyük boy çöp poşeti oldu. 4 tane poşet oldu” diye belirtti.

“DUT YAPRAKLARINI TOPLARKEN KENDİMİZE DE İNANAMIYORUZ”

Dut yapraklarını toplama sürecine dair merak ettiğimiz soruları sorduğumuz Durgun, “Dut yapraklarını toplarken kendimize de inanamıyoruz. Her seferinde tamam artık, toplayamayız artık diyoruz. Ertesi gün daha fazlasını topluyoruz. Çünkü canlar bekliyor. Açlar. Yaprak toplamayı asla bilemezdik. Berna hoca biliyordu yaprak toplamanın nasıl gelişeceğini. Ama biz bilmiyorduk. Biz bir tane iki tane yaprak topluyorduk. Hatta parmağımla kesip alıyordum. Canlılar büyüdükçe yetmedi ve büyük dallara geçtik. Bu iki aylık bir süre. Ertesi gün bu kadar yaprak toplayamayız Ne yapacağız. Bu hayvanlar aç” dedi.

“DUT YAPRAĞININ TAZE TÜKETİLMESİ GEREKİYOR”

Dut yapraklarının ipek böcekleri tarafından taze tüketilmesi gerektiğini belirten Durgun, “Dut yapraklarını bekletip stoklayamıyorsun. Neminin taze olması gerekiyor. Bunları hem tecrübe ettik hem de Berna Hocanın tecrübesiyle öğrendik, uygulamaya çalıştık. Bizde araştırdık. Ya sabah ya da akşam, güneşin çok fazla değmediği yaprağı toplamamız gerekiyor. Yanık yapraklardan, soluk buruşuk yapraklardan hayvanlar etkileniyor. Hastalanabiliyor. Kızışmış yaprağı poşete koyunca nem yapıyor, o da yaprağı bozuyor” diye ifade etti.

“KÜNE TEMİZLİĞİNİ ÖĞRENDİK”

İpek böceklerinin temizlik sürecini sorduğumuz Durgun, “Yaprakları koyduğumuzda, ipek böcekleri yaprakları yiyerek yukarı çıkıyor ama biraz yaprak kalıyor. Bütün her şey bitmiyor ama. Dalı, meyvesi alıyor kimi zaman. Bu kalanlara da küne deniyormuş. Küne biriktiği zaman bir süre sonra rutubet yapar. Küf yapmadan hayvanları yeni bir yere almamız gerekiyor. Buna da küne temizliği deniyormuş. Bunun bir sistemi varmış. Delikli bir tel koyup yaprakları üzerine bırakıyormuşsun. Hayvanlar yaprakların üzerine çıktığında da o teli temiz bir yere alıyorsun. Alttaki küneyi temizleyebiliyorsun” dedi.

“DİKKATLİ OLUNMASI GEREKİYOR”

Küne temizliği sırasında da çok dikkatli olunması gerektiğine dikkat çeken Durgun, “Telin üzerine daha büyük olanlar çıkıyor. Küne temizliğinde hayvanları tek tek elinle topluyorsun. Bazıları küçük bazıları da büyük oluyor. Aralarda kalanlar ve beslenememiş olanlar oluyor. Daha geç yumurtadan çıkanları yani daha minikleri kuru yaprakların içinde kalabiliyor. inceleyerek bulduk. Dikkat edilmesi gerekiyor, hassas bir şey. Arada görmediğimiz olursa ölür çünkü. Küçük olan ipek böceklerini de daha iyi beslenebilmeleri için ayrı bir yere alıyoruz” diye anlattı.

“İLK KOZA ÖRDÜKLERİNİ GÖRDÜĞÜMÜZDE AĞLADIK”

Kaleninsesi Gazetesi’ne ipek böcekleriyle ilgili ilk deneyimlerini anlatan Durgun, “İlk koza ördüklerini gördüğümüz zaman hep beraber, sevinç çığlıkları atarak ağladı. Bir yandan da sosyal medyadan da yaptıklarımızı ufak ufak paylaşıyorum. Beni takip eden arkadaşlarımda bunları görünce inanılmaz heyecanlandılar. Çok fazla iletişime geçmediğim arkadaşlarım ama sadece takipleştiğim arkadaşlarım dahi yazdı. 'Bir sonraki aşamada ne olacak? Takip ediyoruz. Lütfen devam et. Ne olacak çok merak ediyoruz' diye. Hep yazdılar. Herkesin ilgisini çekiyor” dedi.

“İLGİLERİNİ ÇEKİYOR”

İpek böceklerinin beslenmesi için günde 4 defa dut yaprakları topladıklarını dile getiren Durgun gülerek, “Dut toplarken de insanlar gelip soruyor. 'Ne yapacaksınız? Sarma mı yapacaksınız?’ diye soruyorlar. Anlatıyoruz, ilgilerini çekiyor. Kimisi geçmişinde, annemler, anneannemler yapardı diye anlatıyorlar. Güzel bir iletişim de oluyor. Kimisi neden ağaçları kesiyorsunuz, kopartıyorsunuz diye kızıyorlar. Onlara da açıklama yaptığımızda anlayışla karşılıyorlar. Ağaçlara da zarar vermiyoruz aslında. Budama olmuş oluyor” diye belirtti.

Damla YELTEKİN

İlgili Haberler

Biga’da köy yollarına konfor dokunuşu!
13.08.2026
Zeynep Bastık Memleketi Çanakkale’de Sahneye Damga Vurdu
13.08.2026
"Ormanlarımızı birlikte korumak için duyarlı olalım !!!"
12.08.2026
MEKKE ANLAŞMASI’NA ÇANAKKALE’DEN DÖRT FARKLI BAKIŞ
12.08.2026
ÇANAKKALE’DE SİYASETİN GÜNDEMİ ÇERÇEVE YASA: “PAZARLIK MI, BARIŞ MI?”
11.08.2026
RUSYA AÇIKLARINDA ÖLÜMDEN DÖNDÜ, ÇANAKKALE’DE KONUŞTU: “ÖLDÜĞÜMÜ HİSSETTİM”
11.08.2026
Düzce’den çocuklara Çanakkale tarihi yolculuğu
10.08.2026
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 32 yıl önceki konuşması gün yüzüne çıktı
10.08.2026
Anafartalar Zaferi’nin 111. yılında anlamlı açılış: Arıburnu Zafer Anıtı yenilendi!
10.08.2026
Küçükanafarta’da tarihi zaferin kahramanları için Mevlid-i Şerif okundu
10.08.2026
Türkiye ile Tayvan arasında arama kurtarma iş birliği
10.08.2026
Anafartalar Zaferi’nin 111. yılında Çanakkale kahramanları anıldı
10.08.2026
“Anafartalar’da yazılan destan, milletimizin şerefidir”
10.08.2026
İletişim Başkanlığı "Oyuna Gelme" diyerek sanal bahis ve kumar tehlikesine dikkat çekti
09.08.2026
Murat Yahya Sezgin’in paylaşımı gündem oldu: “Türkeş’in kızına saygı gösteremiyorsak, burada ciddi bir yanlış vardır”
09.08.2026
Gökçeada Belediyesi’nden dolandırıcılık uyarısı: “Para taleplerine itibar etmeyin”
09.08.2026