ÇANAKKALE GELECEĞİNİ KONUŞUYOR
Çanakkale'nin dinamikleri Çanakkale'nin geleceğini konuşuyor.
Aslı Şahin Çiftçi, Önder Çiftçi
Işık Gençlik Spor Kulübü Derneği Başkan Yardımcısı ve Genel Sekreteri
1- 2018 Troia Yılı yeterince tanıtılıyor mu? Yapılan etkinliklerin, yatırımların ileriki yıllarda Çanakkale'ye artısı olacak mı?
2018 Troia Yılı ile ilgili ben sportif anlamda şunu söyleyeyim; geçtiğimiz hafta sonu bizim Anadolu Yıldızları kafilemiz, yüzme kafilemiz Kocaeli’ye yarışmaya gitti. Ben eşofmanlarını çok beğendim. Çünkü Anadolu Yıldızları’nın yanı sıra eşofmanlarının üzerinde Troia Yılı’nı simgeleyen logo vardı. Oraya gittiklerinde o yarışmaya katılan tüm illerdeki antrenör, çocuklar ve veliler o logoyu görüp, bilmiyorlarsa bile bu yılın Troia Yılı olduğunun farkına varmışlardır. Çünkü çok dikkat çekiciydi. Eşofmanlarda olması benim gerçekten çok hoşuma gitti. Bunun düşünülerek yapılması çok güzel bir şey. Diğer türlü bizim antrenmanlardan çok fazla vaktimiz olmuyor, dışarıya çıkmaya da vaktimiz olmuyor belki de o yüzden şuan herhangi bir tanıtım ya da reklam göremiyoruz. 2018 Mart ayındayız ve bu zamana kadar Troia Yılı ile ilgili neredeyse hiçbir tanıtım göremedik. Sadece bazı panolarda falan görebiliyoruz. Biz Troia Yılı ile bağdaştırıp bir turnuva düzenleyelim demiştik. Birkaç kişiye bu konuyu açtığımızda ‘’hiç gitme, destek alamazsın’’ dediler. Ben şaşırdım. Çünkü valilik Troia ile ilgili bir şeyler yapılmasını istiyor ama bunu maddi açıdan desteklemiyor. Yani biz dernek olarak bunun altından ne kadar kalkabiliriz bu tartışılacak bir konudur. Tabi bunlar kişilerin söylemi, biz bunları duyunca gitmedik. Belki yaz sezonuyla ilgilidir, yani yazın daha güzel şeyler olabilir. Yazın turistlerin daha çok geldiği zamanları bekliyor olabilirler. Ulusal ve yerel görsel basında daha fazla reklam yapılabilir. Burada Nisan ayında biz yüzme branşında çok aktif bir il olacağız. Anadolu Yıldızları Yarı Finalleri burada olacak, Apnea yarışmaları burada olacak, çok yoğun bir yıl geçireceğiz. Belki o yıl kapsamında Gençlik İl Müdürlüğü bu konuda bir çalışma yapıp, Troia Yılı ile ilgili faaliyetlerde bulunabilirler. Öyle bir fikirleri yoksa bile belki biz kulüp olarak projemizi sunabiliriz. Engellilerle ilgili bir çalışma yapmak istedik ama o çalışma Troia Yılı kapsamında yapılacakmış. O yüzden biz o konuya çok fazla girmedik. Troia Yılı ile ilgili Kilitbahir Kalesi’nin açıldığını biliyorum, aslında ben orayı çok görmek istiyorum çünkü canlandırma ile yapılmış. Bir televizyon kanalında izlemiştim çok hoşuma gitti bu çalışma ama çok fazla vaktimiz olmuyor. Tabi il dışından gelen her arkadaşımızı biz bıkmadan, usanmadan karşıya götürüyoruz ve hep beraber geziyoruz. İnsanlar burayı bilsinler, gezsinler, görsünler istiyoruz. Tarihi Alan’ında bu konuda çalışmaları olduğunu biliyorum, takip ediyorum. Neden diye soracak olursanız; velilerimizde aynı zamanda Alan Başkanlığı’nda görev aldığı için onlarla irtibat halinde olup, bir şeyler yaptıklarını biliyorum. Şuan Troia Yılı’nda görsel anlamda Çanakkale için pek bir şey göremesek de bizim bilmediğimiz ama onların planladığı bir şeyler olabilir diye düşünüyorum.
2- İl ve ilçeler yeterince yatırım alıyor mu? Aklınızda kalan yatırımlar nelerdir?
Yatırım var mı diye düşündüğümüzde bildiğimiz kadarıyla yatırım yok diyebiliriz. Halk bahçesinde çalışmalar var. Oraya mobil tuvalet yapılacakmış, bu sadece oraya değil de daha fazla yere yapılabilir. Çünkü buraya turistler geliyor, deniz kenarı olan ve çok turistin olduğu yerlerde yapılabilir. Bu hem yabancı hem de yerli turistlerin sıkıntısı, İzmir’e veya yurt dışında bir yere gittiğiniz de herkesin kolayca görebileceği yerlerde mobil tuvaletler bulunur. İnsanlar görüntü kirliliği veya koku olarak şikayet etmiş olabilirler ama İstanbul’da, İzmir’de, Muğla’da yarışmaya gittiğimizde yer altına yaptıklarını gördük. Bunlar gerekli şeyler insanlar ihtiyaçlarını gidermek için kafelere gidiyorlar ve çoğu kafe de içeriye almıyor. Yatırımlar Çanakkale’de pek fazla duyulmuyor. Mesela Küçükkuyu tünellerinin yapımına başlandığını duyduğumuzda çok şaşırmıştık. Yani o tarafa gitmesek görmeyecektik. Kulübümüz çok aktif, engellilerde, yüzmede, basketbolda sürekli çalışıyoruz. Sadece bu alana odaklanınca şehirde neler oluyor göremiyoruz. Bildiğimiz kadarıyla şehir merkezinde görünebilir pek fazla yatırım yok. Ben şehirde daha çok spor alanı olması taraftarıyım. Belediyenin yaptığı spor alanı da bir yatırım aslında ama oraya tek bir basketbol sahası yetersiz kalıyor. Saha sayısı arttırılsa daha iyi olabilirdi. Çünkü gece geç saatlere kadar orası o kadar kalabalık oluyor ki. Bir buz pateni pisti yapılmış ama bu belli bir kısma hitap ediyor. Kimse sabahtan akşama kadar buz pateni yapmıyor. Sonuçta bir hoca olmak zorunda, o çok büyük bir alan kaplıyor. Olsun kesinlikle arkasındayız ama muhakkak bir tane daha basketbol sahası yapılmalıydı diye düşünüyoruz. Çünkü insanlar gidiyorlar ve bazen oynayamadan geri dönüyorlar. Küçükten büyüğe herkes oynamak istiyor. Belediyenin boş yeşil alan olarak gösterdiği bir parkın yanına böyle çalışmalar yapılabilir. Biz en büyük yatırımın çocuklara ve gençlere olacağını düşünüyoruz. Şirketler gelip yatırım yapacaklar, istihdam sağlayacaklar belki ama gençleri sporla kazanabiliriz. Çoğu insan akşam çocuğuyla gidip basketbol, voleybol oynamak istiyordur. Önceden yapılan yerlerin bakımsızlığı da büyük bir sorun çoğu yerde bırakın top oynamayı yürümeye korkarsınız.
3- Çanakkale ili ve ilçelerinde tarım arazileri birer birer satılıyor. Bunlar çiftçiyi ve üretimi nasıl etkiler?
Biz Çanakkaleli değiliz ama Çanakkale’de o kadar çok tarımsal ürün var ki gelmeden önce bende bilmediğimi fark ettim. Domatesinden, şeftalisine, etinden, sütüne kadar bir çok ürün var. Her ilçenin kendine göre özel ürünleri bulunuyor. Ben Umurbey’den gelen ürünlerin yedikçe daha lezzetli olduğuna şahit oldum ama şimdi kaç yıldır Kösedere domatesinin olmadığını biliyoruz. Pazarda satıyorlar ama onunda gerçek olmadığını biliyoruz. Artık üretilemiyor çünkü toprak artık verimsiz. Bizim belki konumuz şuan da toprağın verimi değil ama insanların buraları işgal etmeye başlaması belki bir, iki yıl içerisinde biz bunu fark edemeyiz ama ilerleyen yıllarda o bahçelerin yerinde villalar, dublex evler görmeye başlayacağımızı biliyoruz. Kulaktan duyma, insanların o civarlardan arazi almaya başladıklarını biliyoruz. Kısa vadede olmasa bile yıllık bir zaman da o bahçelerin yok olacağını tahmin edebiliyoruz. İstanbul’da belediyeler çocuklar ağaçtan meyve toplamayı öğrensinler diye çalışmalar yapıyorlar. Ben gerçekten korkuyorum yakında Çanakkale’de ağaçtan meyve yemeyi unutacaklar. Maddi anlamda da bir pahalılık olacaktır, daha önce pazara çıktığımızda yerel üreticinin ürettiği ürünleri daha düşük meblağlara alabiliyorken hormonlu ürünleri daha pahalı alacağız. Şuanda pazarda üreticilerimiz azaldı. Ben sadece Kepez Pazarı’na gidiyorum. Orada daha fazla üreticiyi daha küçük bir alanda bulabiliyorum ama Kepez’de de yavaş yavaş sahil kesiminden başlayarak bahçeleri bitiriyorlar. Oradaki insanlarda belki şimdi para ediyorken satayım da ileride bir evim olsun, çoluğuma, çocuğuma bırakayım diye düşünüyorlardır. Benim oralarda bir arazim olsa ben çocuğumun gelecekte ekip, biçeceği bir arazi olsun diye satmak istemem. Benim çiftçi arkadaşlarım da var. İnsanlar gündüzleri tarlaya gidip, çalışıp gece yine şehre gelip oturuyorlar. Rahat bir yaşam arzusu var. Şehir yaşamı belki de insanları cezp ediyor. Çünkü insanlar bahçeden, çiftçilikten para kazanmanın garantisi olmadığını düşünüyor, memur olayım, bir yer de işçi olayım, devletten maaş alayım, sigortam olsun, geleceğim olsun havasına girmeye başladılar. Ay başında garanti maaş almak daha cezp edici geliyor. Çünkü diğer türlü toprak ürün verecek mi? Onu satabilecek mi? Bence birazda bu yüzden topraklarını satıyorlar. Oralara da apartman veya bina yapılıyor. Bir 10 yıl sonra o bahçelerin yarısının olmayacağına eminim. Çiftçilerin bilinçlendirilmesi için bazı çalışmalar yapılabilir.
4- Gelibolu Tarihi Yarımada'da neler yapılıyor? Gezip görme şansınız oluyor mu?
Ben ilk Çanakkale’ye geldiğim zamanla şimdikini kıyasladığımda Gelibolu Yarımadası’nın tamamen köklü bir değişim içerisinde olduğunu düşünüyorum. Kendi çocuğumuzla bile karşıya gittiğimizde Kabatepe’de bir simülasyon merkezi var orada çok etkilendim. Tam olarak çok fazla takip edemesek veya gidemesek de Kilitbahir Kalesi uzun bir aradan sonra bitirilmiş, oradaki düzenlemeler yapılmış, şehitliklerde görsel düzenlemeler yapılmış, bizim için gayet güzel. Beğeniyoruz ve fırsat buldukça da gitmeye çalışıyoruz. Biz tarihimizi bileceğiz ki çocuklarımıza anlatalım. Orada neler yaşanmış, bu mücadele nasıl sürmüş, nasıl kazanılmış anlatalım ki onlarda bu vatana sahip çıksınlar. Teknoloji geliştikçe de görsel olarak daha güzel yenilikler ortaya çıkıyor.
5- Yakın bir tarihte Küçükkuyu - Midilli seferleri başlayacak. Bunun Çanakkale'ye katkısı olur mu? Tatilinizin bir bölümünü Middili'de geçirmek ister misiniz?
Öncelikle yeşil pasaportu olanlara çok büyük kolaylık. Tabii ki insanlar Ayvalık’a gitmek yerine Küçükkuyu’ya gidecekler, çevredeki Küçükkuyu’ya bağlı yerler ve çevredeki Tekirdağ, Balıkesir buralar biraz daha Küçükkuyu’ya yönelecektir. Tünel ve rampalar da bittikten sonra bence Küçükkuyu’nun ekonomisi gelişecektir diye düşünüyorum. Tabi ben Midilli’ye gitmek yerine Kaz Dağları’nda tatil yapmayı daha çok yeğlerim. Biz ne kadar çok gidersek Yunan turistlerde o kadar çok geleceklerdir. Çünkü şuan Türkiye onların ülkelerinden çok daha refah, onların ekonomileri çok daha kötü durumda, tabi bizim insanlarımızda orası daha ucuz diye gidiyorlar ama para bazında bizim paramız biraz düşük kalıyor. Onlar Türkiye’de Euro’yu çok rahat harcarken biz, aynı rahatlıkta Yunanistan’da harcayamıyoruz. Umarım Yunan turistler Küçükkuyu’ya gediklerinde biliyorsunuz Kaz Dağları’nın eteklerinde olan bir yer, evler yavaş, yavaş dağa doğru tırmanıyor, umarım böyle olumsuz bir etki yaratmazlar. Betonlaşma artmaz diye ümit ediyoruz. Otel, ev, iş yerine de ihtiyacımız var ama yeşile daha çok ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Mesela biz bu yaz Bozcaada’ya gittiğimizde oturup kahve içecek bir yer bulamadık. Gerçekten kalabalık artık insanlar Bozcaada’ya gitmemeye başladılar. En azından yerel halk çok fazla tercih etmiyor. O yoğunluğu tekrar yaşamamak için bir daha gitmedik. Umarım aynı şey Küçükkuyu’ya da olmaz.
Nurduran Duman