Avrupa Birliği ile ilgili son günlerde gelişen gündemi pozitif bulduğunu belirten Başkan Okyay, Türk iş dünyası için geleneksel olarak en kritik pazarın Avrupa Birliği olduğunu ve uzun yıllar boyunca güçlü iş birlikleri geliştirdiklerini söyledi. Başkan Okyay, “Baştan zorlansak da biliyorsunuz Gümrük Birliği'nin devreye girmesiyle bizim sektörlerimiz de ciddi bir rekabet ile baş etmeyi öğrendi ve baktığımız zaman da 2019'da dahil olmak üzere her yıl en büyük ticaret ortağımızın Avrupa Birliği olduğunu zaten görüyoruz” dedi.
“Çalışmaların başlamış olması sevindirici”
Avrupa Birliği’nin beşinci en büyük ticaret ortağının Türkiye olduğunu ve Türkiye’nin toplam ihracatının %48,7’sini Avrupa Birliği ülkelerine gerçekleştirdiğini belirten Başkan Okyay, “Dolayısıyla ihracat pastamızın en önemli kısmı da bu ülkelere gerçekleştirdiğimiz sanayi ürünleri oluşturuyor. Dolayısıyla katma değeri de yüksek bir pazar. Gümrük Birliği'ne dahil olan sanayi ürünleri her zaman önemli bir yere sahip orada ve burada. Dolayısıyla bizim bu gündeme tekrar geri dönmemiz kaçınılmazdı. Dolayısıyla tekrar bu konuda çalışmaların başlamış olması son derece sevindirici.” diye konuştu.
“Ortak yatırımlarımız var”
Gündemle ilgili değerlendirmelerde bulunun Başkan Okyay, “Hiçbir şey ne siyah ne beyaz değil. Dolayısıyla burada karşılıklı bir iş birliği ve karşılıklı kazan - kazan ilişkisiyle yönetilmeyen hiçbir ilişkinin de zaten başarıya ulaşmayacağı da aşikar. Ancak şu anda gündemde farklı şeyler var. Bir, Türkiye'nin tabii ki Avrupa Birliği pazarına ve Avrupa Birliği ile olan iş birlikleri ve diğeri de Avrupa Birliği'nin kendi iç gündemi. Bu karşılıklı iş birlikleri uzun yıllardır devam ediyor. Üçüncü ülkelere ortak yatırımlarımız var ve Avrupa Birliği'den de çok ciddi direkt sermaye yatırımlarını çekiyor. O nedenle bu önem çerçevesinde açıkçası onların kendi gündemini de dikkate almamız lazım” ifadelerini kullandı.
“Pozitif gündeme çevirmeliyiz”
“Avrupa Birliği iş dünyası iş yapma pratiklerini aslında bugünlerde hele Covid-19 ile birlikte nasıl daha sürdürülebilir, daha dijital, daha değer üreten konuma getirebilecekleri konusunda çalışıyorlar” diyen Başkan Zeynep Bodur Okyay; “Dolayısıyla da onlar da kendilerine tekrar yeniden konumlandırmaya kafa yoruyorlar ve hepimizin gündeminde olan yeşil ve dijital dönüşüme dayalı üretim ve yatırım ekosistemleri kazanan ekosistemler üzerinde de ciddi kendi içlerinde bir tartışma söz konusu. Dolayısıyla Türkiye'nin aslında önünde hem mevcut ilişkileri artık donma noktasından daha diyaloğa ve pozitif gündeme çevirme yönünde büyük bir gayretimiz olması gerekiyor hem de Avrupa Birliği'nin yeni gündemi içerisinde Türk şirketlerinin ve Türk ekonomisinin sağlayacağı katma değeri nasıl konumlanacağı yönünde çok ciddi iki ayrı kulvarda çalışma yapmamız gerekiyor” şeklinde konuştu.
“Avrupa Birliği üzerinde etkisi olacak”
Covid-19 sonrası tedarik zincirlerinin yeniden konumlandırma eğilimine girdiğini ifade eden Başkan Okyay, adalaşma ve bölgeleşme konularına değinerek açıklamasını şu şekilde sürdürdü; “Dolayısıyla üye devletler de kritik üretim bantlarını ülke içerisinde çekme opsiyonları da tartışılıyor. Burada da Türkiye'nin şu ana kadar çektiği sermayenin burada kalması ve burada istihdam yaratmaya devam etmesi bunun için buranın rekabetçi kalması ama aynı şekilde de yeni dizayn edilen tedarik zincirlerini de sektörlerimizin nasıl adapte olacağını da çalışmamız gerekiyor. Reuters'ın açıkladığı Euro alanı öngörüsü Gayri Safi Yurtiçi Hasılada çarpıcı bir daralmaya da işaret ediyor. Dolayısıyla bunların etkisini de önümüzdeki görüşmelerde bu ilişkilerde göreceğiz. Özellikle hizmet sektöründeki hareketlilik Avrupa Birliği çapında son 5 ayın en düşük seviyesine gerilemiş durumda. Bunun Avrupa ekonomileri üzerine etkisi de söz konusu olacak.”
“Gündemi sıcak tutma gayretindeyiz”
Türkiye’nin yaşanan bu gelişmeler karşısında nasıl konumlanacağının çok önemli olduğunun altını çizen Başkan Okyay, Aralık ayında gerçekleşecek olan Avrupa Birliği Liderler Zirvesine ilişkin gelişmeleri yakından takip ettiklerini ifade etti. Başkan Okyay, “Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu(DEİK), Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanıyım. Başkanlarımız da çok yakından takip ediyor. Hatta üç tane de toplantıya DEİK olarak destek vermeye çalışıyoruz. Bunları da Aralık sonuna kadar yapacağız. Buralarda da gündemimizi sıcak tutma gayreti içerisindeyiz iş dünyası olarak ama bölgesel ve konjonktürel gelişmeleri ticari ilişkilerimizi kırılgan hale getiremeyeceği dirençli ve inovatif iş birlikleri tesis etmek bence asıl gündemimiz olmalı ve Avrupa Birliği liderler zirvesine ilişkin gelişmeleri de bu gözle izlemeliyiz. Açıkçası kamu özel sektör ve sivil toplum iş birliği ile küresel sistemin yeni normalleşme çerçevesinde oluşan politikalara bizim de buradan hazırlanmamız gerekiyor. Bunlar çok önemli gündemler ve bu konuda çok yakın ilişkide olmamız gerekiyor. Hem iş dünyası olarak hükümetimizle hem de biz sivil toplum örgütlerinin ve iş dünyasının Avrupa Birliği'ndeki partnerleriyle” şeklinde konuştu.
“Türkiye bu şansı değerlendirmeli”
Avrupa Birliği ile oluşturulacak kazan-kazan ilişkisinin odağında Türkiye olarak yeni gündeme eklemlenme şeklinin de çok önemli olduğunu belirten Başkan Okyay, Türkiye’nin kendi gündeminde buna ilişkin gelişimleri ve dönüşümleri sağlamasını gerektiğini söyledi. Başkan Okyay, “Komisyon öncelikleri biliyorsunuz iki ana tema; yeşil mutabakat ve dijitalleşme. 1.7 Trilyon Euro'luk yeni nesil Avrupa Birliği mali çerçevesi konuşuluyor. Özel sektör yatırımlarında da yeşil ve dijital dönüşüm koşulları öne sürülüyor. Avrupa Birliği'nin yeni gündemi. Bununla ilişkin kendi ekonomilerini dönüştürecekler ve tabii ki burada güçlenen sanayiler de üçüncü ülkelerde de pazar arayacaklar. Dolayısıyla Türkiye'nin burada bu şansı değerlendirip açıkçası buna eklemlenmesi gerekiyor” dedi.
“Avrupa Birliği yatırımlarının parçası olmamız gerekiyor”
“Pandemi koşulları tabii ki kendi ekonomisi daha sürdürülebilir ve farklı odaklı hale getirebilmek için Avrupa Birliği içinde yeni bir aslında yenilenme fırsatı sunuyor” diyen Okyay; “Kendi içindeki tartışmaları aşma fırsatı da sunuyor bu iki gündem. Dolayısıyla bu çerçevede yeni bir ‘chapter’Tü açıyorlar aslında. Bu dönüşen ekosistemi ayak uyduramayan şirketler de çok ciddi zorlanacağını düşünüyorum. Türk şirketleri olarak bizim de gündemimizde her türlü tarifeye ve tarife dışı engele karşı dirençli konuma gelmemiz ve hem de üye ülkelerle üçüncü ülkelerle gerçekleşmesi planlarına Avrupa Birliği yatırımlarının da parçası olmamız gerekiyor. Bunun için de tabii ki aslında bizim de önemli bir konumuz olan ve aslında bir hukuki temele dayanan Gümrük Birliği'ni tekrar canlandırmamız ve tekrar derinleştirmemiz gerekiyor. Çünkü mevcut çerçeve bizim için çok yetersiz kalıyor ve bu aslında bir nebzede hem Avrupa Birliği üyeleri için hem ülkemizde yatırım yapan Avrupa Birliği menşeili firmalar için hem de Türkiye'de ihracat yapan Avrupa Birliği'ye doğru firmalarımız için çok ciddi handikap yaratıyor. Çünkü hem servisler Türkiye'de de büyüdü biliyorsunuz servis sektörü ve birçok alan kapsamıyor burada. O yüzden bu pozitif olmayan gündem çerçevesinde dondurulmuştu. Şimdi Pozitif gündem oluşturabilmeyi başarırsak bunların üzerinde de tekrar konuşmaya başlayabiliriz diye düşünüyorum” şeklinde konuştu.
Enishan Keskin