1.)Şirketiniz ve faaliyet alanlarından bahsedebilir misiniz? Çanakkale’de yatırım yapma fikriniz nasıl ortaya çıktı?
Öncelikle Çanakkale’li değiliz, Bahri Bey şirketimizin kurucusudur. Bahri Bey 1970 yılında Çanakkale’ye geldi, uzun yıllar taşeronluk yaptı. 1976 yılından bu yana Çanakkale’de inşaat sektöründe çalışmalar göstermektedir. Kendisi ilk başta sıvacılık yaptı, bu yüzden kendisi için Çanakkale’nin mihenk taşlarından bir tanesi diyebiliriz. Birçok binada, aklınıza gelecek bütün binalarda kendisinin bir izi vardır. Bu bağlamda 2007 yılında da şirketleştik, Çelik Bari İnşaat Ltd. adında şirketimizi oluşturduk. Bu süre zarfını da Bahri Bey işlerimizi kendisi götürdü. 2009 yılında ben üniversiteye gittim. 2013 yılında Çanakkale’ye geldik. Kendisinin bir rahatsızlık geçirmesi sonucu beraber çalışmaya başladık. Eniştemde bu bağlamda bizimle birlikte çalışmaya başladı. Sizinde anlayacağınız gibi Bahri Bey aynı zamanda benim babam olur. Biz bir aile şirketiyiz. İşlerimizi aile içinde yürütmeye çalışıyoruz. Çanakkale’de birçok inşaat yaptık, Mor Evler, Yeşil Evler gerek Kepez’de gerekse Çanakkale’de olmak üzere son olarak ta şuan Garden Park projemize devam ediyoruz. Bu projemiz bizim için dönüm noktası oluşturmaktadır. Nedenini soracak olursanız? Her projemiz bizim için değerlidir. Bir çıktı, bir done olarak değerlidir bu bağlamda, biz projelerimizi oluştururken Çanakkale’de bir anket çalışması yaptık dedik ki; ‘’ Nasıl bir evde oturuyorsunuz?, Nasıl bir evde oturmak istersiniz? Oturduğunuz evde nasıl şikayetleriniz var? Yeni taşınacağınız evde neler olmasını istersiniz?’’ biz bu bağlamda Garden Park Evleri projemizi şekillendirdik. Kataloglarımızda da reklamlarımızda da hep şuna vurgu yaptık; 4 mevsim yeşil ve aile konseptli bir site. Yani tüketicinin ihtiyaçlarına cevap vermeye çalıştık. Neden 4 mevsim yeşil diye soracak olursanız? 4 mevsim boyunca yeşil kalabilen peyzaj bitkilerinden oluşacak ve bu peyzaj bitkilerinin özelliği de Çanakkale’deki iklim koşullarına uygun olacaktır. Bu anketlerden bir diğer husus ise, Çanakkale halkı 3 şeyden muzdarip; birincisi otopark, iki ses, üçüncüsü ise Çanakkale halkı artık binaların çok bitişik ve sıkışık olmasını istemiyor. Mesela bize şu örneği çok veriyorlardı; yeni imara açılan ve Çanakkale’nin yeni gelişme alanı bölgesi olan cezaevinin oralarda binalar birbirine çok yakın nizami bitişik gibi, komşu balkonlarla çok rahat el ele tutuşabilirsiniz. Bizde bunu nasıl çözebiliriz? Dedik. Garden Park Evleri projemizde biz bunu 14 bin metre kare inşaat alanı üzerine oturtuyoruz, bunun 9 bin metre karesi yeşil alan geri kalanı binalar ve 4 bloktan oluşuyor. Mimari bir hesap yaptığınızda çok rahat 5 veya 6 blok sığdırabilirdik, biz 4 blok yaptık. Binalar arası, A ile B arası uçtan uca ölçtüğümüzde 12 B ile C 14 C ile D yine 12 metredir. Bir diğer hususta ses demiştik, sesi nasıl çözdünüz diye sorarsanız? Asmolen döşeme kullandık, katlar arası asmolen döşeme.
Diğer döşemelerden farkı nedir?
Eski binalarda 15 santimetrelik karo döşeme dediğimiz sistem vardır. Yani alt binanın tavanı ile bizim binamızın tavanı arası 15 santimetredir. Bizim Garden Park Evleri projemizde ise 35 santimetredir ve asmolen blokları vardır. Oradaki hava kanalları ile biz sesi yüzde 99 izole etmiş oluyoruz. Hiçbir zaman için yüzde 100 yoktur. 13 bin ghz dediğimiz insan kulağının duyma seviyesini engellemiş oluyoruz. Katlar arası sesi de böylelikle çözmüş olduk. Daireler arasında nasıl çözdüğümüzü soracak olursanız; daireler arasında komşu duvarlarımızı 25 santimetre yaptık, 13,5 tuğla araya da 5 santimetrelik bir izo cam yaptık. Bu şekilde sesi önlemiş olduk. Otopark sorununu da takriben 150 araçlık hem kapalı hem de açık otoparklarımız mevcut. Yani bu şekilde projemizi Çanakkale’de bir seviye üste çıkarmaya çalıştık. Bununda geri dönüşlerini alamaya başladık. Kime projemizi sunduysak, kimle çalıştıysak projemizi gerçekten çok beğendiklerini söylediler ama bu demek değildir ki projemizin hiçbir eksiğimiz yok. Tabii ki gözümüzden kaçan eksiklerimiz vardır, bunları da geri dönüşlerle yavaş, yavaş önlemeye çalışıyoruz. Örnek dairemizi hayat geçireceğiz kış koşullarından dolayı biraz bekliyoruz, örnek dairemizde bir defter tutacağız.
Nasıl bir defter?
Örnek vermem gerekirse müşterimiz projemizle ilgileniyor, bizim örnek dairemizin içerisinde bir tane defterimiz olacak, müşterimiz örnek dairemizi gezecek bizde müşterilerimize örnek dairemizi nasıl bulduklarını deftere yazmalarını isteyeceğiz. Biz bu şekilde kendimizi her zaman için ileriye taşımayı düşünüyoruz. Bizim çok büyük bir avantajımız var; bizim Bahri Bey gibi tecrübeli bir danışmanımız var. Kendisi 70’li yıllardan bu yana inşaatta çalıştığı için, inşaatın her safhasında bulunduğu için bu bağlamda biz çok şanslıyız. İnşaatın ileriye taşınması bağlamında, gerek fiyat politikamızla gerek satın almamızla gerekse işin fenni kontrolünde, proje kontrolünde işimizi titizlikle yapıyoruz. Şöyle bir çalışma stilimiz var; işimizin proje aşamasında hep beraber masamızda oturuyoruz, bir anket çalışması yaptığımızdan bahşetmiştim, insanlar artık 75 metre kare ve 80 metre karelik dairelerde oturmak istemiyorlar. Geniş bir daire ve fiyatların makul olması insanların tercihidir. Oturduğumuz nasıl şekillendireceğimizi belirliyoruz. Binaların, dairelerin odak ve focus noktaları vardır. Bunlar nedir? Mutfaktır, salondur yatak odasıdır. Bunların ergonomik olması ve kullanışlı olması gerekiyor. Yani efektif bir görünüş vermesi gerekiyor. Kişi daireye girdiğinde ilk olarak salon, mutfak ve yatak odasına dikkat eder. Girişinde kendine göre avantajları olması gerekiyor. Bu şekilde çalışıyoruz, projemizi bu şekilde projemizi 6 aylık bir çalışma sürecinde ortaya çıkarmış oluyoruz. Defalarca çiziyoruz, defalarca karalıyoruz, mimarlarımız geliyor, burada çalışıp projemizi çıkartıyoruz. Her projemiz için bu geçerlidir. Mor Evler projemizde Barbaros Mahallesinde ve o bölgede otoparkının kullanılabilir olduğu tek projedir. Her binanın altında bir otopark var ama eminim kullanılır değildir. Projemizin her alanında, her safhasında işimizin başındayız ve sürekli denetliyoruz.
2.)Çanakkale’de proje yapmanın avantajları ve dezavantajları nelerdir?
Çanakkale diğer şehirlere oranla kozmo politik bir şehir değil, çok tutucu bir şehir mesela İstanbul’daki müşteri potansiyelini burada bulamazsınız. Çanakkale halkında şöyle bir şey var; son zamanlarda herkesten duyduğumuz bir şey ‘’İstanbul müşterisi gelince konsept değişti’’ Eskiden ‘’iyi olsun, makul olsun’’ diye bir şey vardı. Biz Türk Milleti olarak en iyisini en ucuza almak isteriz ama bu işin bir maliyeti var. Biz hiçbir zaman için hayır kuruluşu değiliz, ticaret yapan hiçbir firma hayır kuruluşu değildir. Biz bu işin ticaretini yapıyoruz, ticaret nedir? Bir kazanım elde etmektir, hukukta ‘’taciv’’ diye geçer. Bu bağlamda eğer en iyisini istiyorsanız, belli fedakârlıklar yapmanız gerekiyor.
Dezavantaj olarak bakacak olursak, en büyük dezavantaj imar. Mesela Esenler Bölgesi’nde 1.2 ile çalışıyoruz, Cevatpaşa Mahallesi ve Cezaevi Bölgesi’nde 2.4 emsalle çalışıyoruz. İkincisi belli bir standart yok, her an her şey değişebiliyor. Belediyenin bu konuda oturmuş bir ilke ve prensibi yok yavaş, yavaş oturmaya başladı. Bununda haklı nedenleri var, Çanakkale gelişmeye açık bir bölge değildi. Yerler 3-4 senedir yeni imara açıldı. Yeni yerler imara açılınca ihtiyaçlar değişti. İnşaat teknolojisi her geçen gün değişiyor, kullandığınız borunun çapına kadar değişiyor. En büyük şikâyetlerden birisi şuydu; kişi sifonu çekince ses duyuyordu, 10 öncesine kadar çift dediğimiz izole borular yok muydu? Vardı ama bunların kullanılması zorunlu tutulmadı. Mesela ben şuan da binalarımda çift izole boruları kullanıyorum. Bunu belediyeyi suçlamak anlamında söylemiyorum. Bizim insanlarımızda da hata var şöyle; müşteri en ucuza en iyiyi istiyor ama bunu nasıl egale edeceğiz.
Avantaj olarak bakacak olursak Çanakkale küçük bir şehir olduğu için iyi bir şey yaptığınızda herkes duyuyor. Yani istediğiniz kadar reklam verin ama sizin yaptığınız eser, yapıt beğeniliyorsa bu dilden dile dolaşıyor ve bu size çıktı olarak dönüyor. Bu durum İstanbul’da böyle değildir, reklam yapmazsanız duyulamazsınız.
Çanakkale’nin küçük olması sebebiyle butik yapılar oluştuğu için fiyatlar yüksek. Bizimde alım fiyatlarımız yüksek, malzemeyi pahalı alıyoruz. En basit örneği; ısı bacamız, İstanbul’daki firmalarla görüştüğümüzde neredeyse yüzde 50 fark ortaya çıkıyor. Aynı kalitede ürün burada yüzde 50 daha pahalı. Dönüp dolaşıp aynı yere geliyoruz, aldığımız ürün pahalı olunca fiyatlarda pahalı oluyor. Mazotun artması bile inşaattaki maliyeti arttırıyor. Müşteri bağlamında şöyle bir dezavantajımız var; herhalde Çanakkale’nin yerel yapısından kaynaklanıyor. Ufukları geniş değil, ‘’niye bu kadar pahalı’’ sorusuyla çok karşılaşıyoruz. Bunu izah etmeye çalıştığımızda da bazıları anlayışla karşılıyor, bazıları karşılamıyor.
3.)İnşaat alanında bu yılın trendleri sizce nelerdi? Projelerinizde bu trendleri uyguluyor musunuz?
İnsanlar artık binaların boğuculuğundan sıkılmışlar, eskiden asma tavanlar yere kadar gelecek gibiydi. Biz artık sadelikten yanayız, insanları boğmuyoruz. Binanın içi sade olacak girdiğimizde de hoş bir görüntü verecek. Mutfak alanları eskiden seramikti, biz burada 8 milimlik cam yapıyoruz ve mutfakta da artık ‘’country tarz’’ dediğimiz sistem var ve cnc kesimlidir. 4’lü ankastre dediğimiz sistem artık mutfaklarımızın olmazsa olmazlarındandır. Aslında olmazsa olmaz 3’lüdür mikro dalga ekstradır. Biz bu projemizde 4’lü ankastre setini kuruyoruz. Mesela mutfağımızda küçük, küçük nüanslar var.
Nedir? Mesela fırınımızın altındaki çekmeceyi açtığınızda tepsilik çıkar, mutfağında artık kullanışlı olması gerekiyor. Sadece hanımlar değil hepimiz mutfakta zaman geçiriyoruz. İkincisi ben buna çok dikkat ediyorum hemen, hemen her projede vardır ama pvclerin artık farklı, farklı renkleri çıktı. Mesela biz bu projemizde antrasit pvc kullanıyoruz, kapılarımız sürgülü kapı artık kanatlı kapılar kullanılmıyor. Eskiden yerler seramik olurdu, biz ıslak zeminler hariç tüm alanları laminat parke yapıyoruz. O da eskiden düzdü şimdi derzlisi çıktı. Yani gelişen inşaat teknolojisine ayak uydurmak zorundasınız, ayak uydurmazsanız inşaat sektöründe kalıcı olmazsınız. Çünkü rakipleriniz kendini geliştirmeye çalışıyorsa, siz kalıcı olmak için bir seviye üstünü yapmak zorundasınız. Önemli olan bir bina yapmak değil önemli olan tercih edilebilirlik. Satın alan insanlar ikiye ayrılı; yatırım yapmak için alan ve oturmak için alan insanlar ama her ikisinin de isteği en iyisi olmasıdır. Parasını öderken de bunu ister. Eskiden insanlar ‘’ bir evim olsun da derme, çatma olsun’’ diyorlardı. Şimdi öyle değil ‘’evim olsun ama birazda iyi olsun’’ diyorlar. Mesela eskiden belli statüdeki insanlar iyi evde oturmak istiyorlardı ama şimdi herkes iyi evde oturmak istiyor. İyi evde oturmak artık popüler kültür olayı oldu. Yatırımcı da kısa zamanda kar etmek istiyor ama iyi bir ürün, iyi bir çıktı olmadan kar edilemez. Göz estetiği her alanda geçerli olduğu gibi inşaat alanında da kat ve kat daha geçerlidir. Kişi geldiği zaman o estetiklik gözüne lanse edilmesi gerekiyor. Hayatın her alanında bir uyum vardır, insanlar bunu binasında da istiyor. Bizim her şeyimiz belli, boya rengimize kadar uyum içerisinde projemizi hazırladık.
Bizim bir diğer sloganımızda ‘’Aile konseptli site’’dir. Eğer bir aileyseniz ve çocuğunuz varsa oturacağınız bina sizin için çok önemlidir. Toplumda şöyle bir algı var. ‘’1+1’lerin müşterisi veya yatırımcısı bellidir.’’ Memurdur, atamayla gelmiştir tercih eder ya da ailesi yoktur tercih eder ama 2+1’leri aile yapısı olanlar tercih eder. Biz bu projemizi tamamen 2+1 ve 3+1’lerden oluşturduk. Aile konseptli ve güvenilir olmasını sağladık. Popüler kültürün bir diğer çıktısı da insanlar artık her şeyin elinin altında olmasını istiyor. Bizde düşündük ve projemizin altına 2 adet iş yeri ekledik. Bunlar süper market, unlu mamüller ve kafe olarak dizayn ettik. İnsanların bütün ihtiyaçları karşılansın istiyoruz. İnsanlar bir de havuzlu olmasını istiyor. Bu bizim kendi fikrimiz bizce havuz ‘’ denize ulaşımın olmadığı yerlerde olur’’ havuza girmenin amacı odur. Biz Çanakkale gibi bir şehirde yaşıyoruz ve havuzlu binalar istiyoruz. İkincisi havuz müstakil yerler de olması lazım, kişiye özel olması lazım site alanında havuz hiçbir zaman için kullanışlı değildir. Çünkü en az 300 kişi havuzu ortak kullanacak, bunun bir temizliği var ama ne olursa olsun steril olmayacaktır. Çanakkale’de aracınız olmasa bile toplu taşımayla 10 veya 20 dakika da denize ulaşabilirsiniz. Su çok önemlidir. Suyun insan hayatındaki yeri hiçbir zaman için hiçbir şeyle mukayese edilemez. Bizde dedikti su olsun ama biyolojik göletle olsun, doğada olduğu gibi Kaz Dağları örneğinden hareket ettik. Çocukların eğlenmesi için küçük bir havuz yaptık ama yetişkin havuzu yapmadık. Bir de insanlar artık yaşadığı alanda sosyalleşemiyor. Eskiden mahalle kültürlerimiz vardı. Mahalledekiler bir yerde toplanır çaylarını içerlerdi, örgülerini örerlerdi. Böyle bir şey kalmadı. Biz dedikti 9 bin metrekarelik peyzaj alanında bunu yaşatacağız. Kamelyalarımız ve pergolalarımız var.
Mesela çalışan ailelerimizin en büyük taleplerinden bir tanesi olan kreş projemiz de var. Çocuklar herkes için önemlidir ve çocuğu kime emanet ettiğiniz daha, daha önemlidir. Düşünün bulunduğunuz sitede tamamen site yönetimine ait bir kreş var.
Gelecek yıllar için projelerini nelerdir? Çanakkale’de büyümeyi planlıyor musunuz?
Farklı şehirlere açılmayı planlamıyoruz, biz Çanakkale’de yaşıyoruz, Çanakkale’nin ekmeğini yiyoruz, bu kazanımlarımızı da Çanakkale’ye vermek zorundayız. Düşünün her şeyinizi burada yapıyorsunuz ama birikiminizi alıp gidip başka bir şehirde yatırım yapıyorsunuz. Başka şehirde de yatırım yapabilirsiniz ama merkezi Çanakkale’de olmalıdır. Yani dediğim gibi Bahri Bey 70’li yıllardan bu yana Çanakkale’de. Biz Çanakkale firmasıyız şuan gidecek yerimiz yok. Onun için yatırımlarımızın odak noktası da burası olacak ve Çanakkale’nin gelişmesine katkı sağlayacağız. Kısmetse bu projemizi bitirdiğimizde bunun en güzel örneklerinden bir tanesi olacaktır ama bu katkıyı sağlarken bir durum daha var;’’ Çanakkale’de yer sahiplerinin afakî fiyatlar istemesi’’ Daire fiyatlarının yüksek olmasının bir diğer nedeni de budur. Çanakkale’de bir arsa payı söz konusu yani arsanız varsa herhangi bir müteahhit firmayla anlaşıyorsunuz, müteahhit firma sizin arsanızı değerlendiriyor, size katma değer sağlıyor. Bu rakamlar Çanakkale’nin genelinde 150’den aşağı değildir. Birde 10 daire yapıyorsunuz bu dairelerin 5’i mal sahibin 5’i de sizin oluyor ve en iyi dairelere talip oluyorlar. En iyiyi istemek hakkınızdır ama ben buraya yatırım yapacağım, ben kendimi riske atacağım. Birçok örneğini görüyoruz yüzde 30’luk yere yüzde 50 veriyorlar, sonra firma kaçtı oluyor. Firmaya yaşam alanı vermezseniz firma tabii ki kaçar. Burada hiç kimse 600-700 bin lira arası daire satıyorum diyemez. İstanbul’da çok rahat satabiliyorsunuz ama burada durum böyle değil. Burada 1+1’e 140 bin lira dediğinizde insanlar düşünüyorlar. İnsanlar arka planını araştırmadan müteahhitlere yükleniyorlar bende 200 bin liraya daire satmak isterim o fiyata satsam elimde daire kalmaz ama ana kalem yer fiyatları. Ben burada arsa sahiplerini eleştirmiyorum müteahhit firmaları eleştiriyorum.
Neden? Müteahhitler Birliği’nin efektif çalıştığını düşünmüyorum. Söz birliği yok. Diyoruz ki ‘’ Söz birliği olsun’’
En küçük matematik hesabı yaptığımızda bir dairenin maliyeti 1 lira olsun siz 10 daireyi 10 liraya yapıyorsunuz ve 5’i sizin bu daireleri en az 2.5 liraya satmanız lazım ki kar, zarar eşit olsun en az 3 liraya satmanız gerekiyor ki kar yapın. Bizim amacımız Çanakkale’ye katma değer sağlamak. Bunun için herkesin fedakârlık yapması gerekiyor. Son olarak fiyat politikamızdan bahsedeyim şuan için yüzde 35 peşinat alıyoruz, geri kalan yüzde 65’i bina bitince biz size teslim tutanağı imzalatıyoruz buda sözleşmede yazan bütün maddelerin doğruluğunu sizin onayladığınız anlamına gelir. Yani siz eksik varsa bunu imzalamayabilirsiniz. Bu imzadan sonra yüzde 65 ‘lik kısmını talep ediyoruz. İkincisi kendi bünyemizde yardımcı oluyoruz, şuan da netleşmemiş bir bankayla da anlaşmak üzereyiz uygun faiz oranlarıyla kredi imkânı sağlayacağız.
Caner Küpeli