Gökçeada’ya ulaşım konusunda değerlendirmelerde bulunan Belediye Başkanı Ünal Çetin; “Gökçeada’da uzun yıllar yaşayan insanların alışkanlıkları çok farklıdır. Adada yaşamak farklı bir kültürdür, su farklı bir kültürdür. İnsanlara çok büyük katkıları vardır. Dolayısıyla adada yaşadığımız herkes şunu bilir: Evet, bir gün hava muhalefeti nedeniyle gemi kalkmayacaktır. Bu bizim için çok olağan bir şey ki adada yaşıyorsanız bu tür durumlarla karşılaşacaksınız. Biz bunu bir mahrumiyet olarak görmeyiz. Mevcut iklim koşulları mevcut yaşadığımız coğrafyaya aittir. Sadece bu adada yaşarken bu iklim koşulları ve hava muhalefeti nedeniyle anakaraya gemiyle ulaşım sağlanamadığı tarihlerde ve zamanlarda şunu bekleriz sadece: Çok ekstrem sağlık problemi yaşayan vatandaşlarımıza onları anakaraya ulaştırabilecek bir imkan sağlanması. Gökçeada'da yaşayan vatandaşlarla alakalı çok ekstrem bir durumla karşılaşıldığında her türlü yolu ve yöntemi bir şekilde denemiş ve buradaki hastamızı anakaraya taşıyabilmek adına her türlü imkanı yapmışızdır” dedi.
“Tek telefonla skorsky tipi helikopter gelmeli”
“Şunu ifade etmek isterim ki şu an itibariyle yeni görevine başlamış Çanakkale Valimiz bu problemlerin çözümü noktasında gerçekten çok pozitif” diyen Başkan Çetin; “Çanakkale'de bütün ilçelerindeki problemleri net dinleyen ve çözüm üretebilmek adına da çalışmalar sergileyen çok önemli bir bürokrattır. Kendisine Gökçeada Belediye Başkanı olarak buradan teşekkür ve şükranlarımı iletmek isterim. Kendisine de bu durumu arz ettim. Biz senede bir sefer veya iki sefer, bunu yaşarız veya yaşamayız ama hava muhalefeti nedeniyle geminin kalkmadığı, havanın 8 ve 9 kuvvetinde estiği o günlerde biz Gökçeadalılar şunu biliyoruz: Evet, 8-9 kuvvetinde esiyorsa gemi çalışmayacaktır. Bu çok normaldir bizim için. Adada yaşıyoruz. Adada yaşıyorsak da bunu bilmeliyiz. Ekstrem durumlarla alakalı biz vatandaşımız çok acil bir hastalık, rahatsızlık geçirdiğinde onu anakaraya gerçekten sağlık hizmeti alabileceği bir yere taşıyabilmek adına tabii sağlık helikopteri kalkmıyor, gemiyle mümkün değil, römorkörle gönderemezsiniz. Dolayısıyla devletimiz, Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir şekilde Bandırma'dan skorskyleri kaldırır, Gökçeada'ya gelir ve vatandaşımızı en yakın sağlık kuruluşuna götürür. Fakat ben bunu Sayın Valimize de arz ettim, şöyle bir sorun yaşarız: Buradan Sayın Vali, Sayın Vali Kolordu, Kolordu Ordu, Ordu Genelkurmay, Genelkurmay Bandırma, Bandırma'dan kalkıp Gökçeada'ya 15 dakikada gelebilecek skorsky tipi helikopteri maalesef bürokrasi ve telefon trafiği yüzünden 2-3 saatte gelebilir. Şu ana kadar hiç gelmediği olmuş mudur? Hayır olmamıştır. Zaten her defasında gelecek olan skorsky helikopter bu kadar telefon trafiğine gerek var mıdır? Bir kişinin telefonu ve talimatıyla Gökçeada'da yaşayan bir vatandaşımız için her halükarda ve en kısa süre içerisinde kalkıp buradaki insanlarımızın sağlık konusundaki ihtiyacına cevap vermesi icap eder. Ben dolayısıyla bunu Sayın Valimize aktardım. Gerçekten çok yakın bir şekilde bununla ilgileneceği, zaten bunun ortadan kalkması gerektiğini ifade ettim. Ben de kendisine söyledim, "Zaten geliyor bu helikopter. Peki, bu kadar telefona neden gerek var? Bu kadar bürokrasiye neden gerek var?" Dolayısıyla bizim adada yaşarken ulaşımla alakalı en büyük sorunumuz şudur: İnşallah bundan sonra böyle bir durumla karşılaşmayız. O kötü hava koşullarında, ulaşımın sağlanamadığı anlarda hiçbir vatandaşım sağlık sorunu yaşamasın ama sağlık sorunu yaşandığı andan itibaren de zaten kalkıp gelecek olan skorsky helikopteri bu kadar telefon trafiğine gerek kalmaksızın hemen tek telefonla 15-20 dakika içerisinde buraya gelmesi icap eder” şeklinde konuştu.
“Biz sadece turizm ile geçinemeyiz”
Gökçeada’daki tarım sektörüne de değinen Başkan Ünal Çetin; “Ben Gökçeada ve bunun yanında Çanakkale'nin genelinde en son tarımla alakalı bir makale okumuştum, o makalede şöyle bir tespit vardı, bizim ülkemizde tarımsal anlamda faaliyet gösteren çiftçilerimizin yaş ortalaması, üzülerek ifade ediyorum, 55,5. Bu ne demek oluyor? 5-10 yıl sonra bizim ülkemizde üretim yapacak hiç kimse kalmayacağı anlamına geliyor. Üzülerek ifade ediyorum. Yurt genelinden daha özele Çanakkale, daha özele, daha spesifik anlamda Gökçeada'ya indirgediğimde biz sadece turizm ile geçinemeyiz. Aynı zamanda tarımsal üretim sağlamak durumundayız ve tarımla turizmi paralel götürmek zorundayız. Artık önümüzdeki yüzyılda bilmeliyiz ki gerçekten en önemli savaş petrol değil gıda ve su üzerine olacaktır. Dünyada su kaynakları itibariyle 4'üncü sırada bulunan aynı zamanda bu kadar verimli topraklara sahip olan, biz bütün enerjimizi turizmle birlikte tarıma yönlendirmek zorundayız. Ürünler konusunda ben Gökçeada'nın geneline baktığımızda biraz önce sizin de ifade ettiğiniz gibi gerçekten çok kaliteli üzüm bağları ve üzüm yetiştiriciliği varmış. Aynı zamanda Gökçeada'da gerçekten çok kaliteli susam yetiştirilmiş. Aynı zamanda Gökçeada'nın toprağında çok kıymetli, önemli, gerçekten çok lezzetli bakliyat, nohut, kuru fasulye yetiştirilirmiş. Bu aşamadan sonra bizler Gökçeada'da gerçekten bunu Onsekiz Mart Üniversitesi ile bundan önceki Sayın Rektörümüz Acar ile yapmış olduğumuz bir protokol ile ben kendilerine Gökçeada Belediyesi olarak 7,5 dönümlük bir araziyi bağışlayacağımı, üzerine de Hakan Plastik'in sahibi Zafer Beyin, Hakan Plastik şu anda kendilerine ait değil ama o vasıfla kendisini tanıtayım, annesinin adına bir okul inşa ettik ve kendilerinden şunu istirham ettik: Biz bunu yapıyoruz ama gelin protokol imzalayalım ve sizden tek arzumuz şu, üniversitemiz bünyesinde Gökçeada Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu içerisinde YÖK tarafından açık bulunan organik tarım işletmeciliği, turizm işletmeciliği, gastronomi, balıkçılık ve kültürel mirasın korunması gibi bölümleri aktif kılalım diye. Biz, sözümüzde durduk ve 7,5 dönümlük araziyi verdik. Üzerine Zafer Bey, Allah rahmet eylesin annesi Asiye Teyzemiz adına bir okul binasını inşa etti ama aktif ve açık bulunan bu bölümler YÖK tarafından kapandı. Şu anda sadece gastronomi öğrencileri o koskoca yapmış olduğumuz binada eğitim öğretim görmekteler. Ben de Sayın Valimize bunu sundum. "Gökçeada'daki gençlerimizin en büyük problemlerinden bir tanesi istihdam problemi. Bu okul binasını gelin tarım lisesi haline getirelim ve Gökçeada'da bulunan arazilerin ve mülkiyetlerin yüzde 60'ı da hazine mülkiyeti. Milli Emlak'a ait ve Milli Emlak ile birlikte MEB'in yapmış olduğu protokolle lise çağındaki çocuklarımızı tarıma yönlendirelim. Üretsinler, kazansınlar ve aynı zamanda yarınlarımızı kurtaralım." diye. Sayın Valimiz de bu konuyla alakalı bu projeye çok sıcak baktığını ve bu konuyla alakalı her türlü desteği vereceğini ifade etti. Çünkü Onsekiz Mart Üniversitesi'nin, üniversite yükseköğrenim düzeyinde hayal ettiğimiz bu bölümleri aktif hale kılıp Gökçeada'ya katkı sağlamalarını beklerken YÖK'ün bu açık bulunan bölümleri kapattığını duyduğumuzda tabii ki hayal kırıklığı yaşadık. Bari bu aşamadan sonra ortaöğretim çağındaki çocuklarımızı tarım lisesinde toprakla buluşturmak, üretim konusunda onlara destek vermek. Çünkü Gökçeada o kadar verimli topraklara sahip ki çocuklarımızın bu kadar istihdam ve işsizlik sorunu yaşandığı bugünlerde üretime, tarıma yönlendirmek sizin de bahsettiğiniz gibi üzüm, nohut, susam gibi ürünleri üreterek kendi kendine yettiğini bırakın, yettiğinin üzerine dışarıya ürün pazarlayan bir lokasyon haline getirmek istiyoruz” şeklinde konuştu.
“Koylarımızı kirletmeyelim”
Gökçeada’daki koylara gelen misafirlere ve herkese seslenen Başkan Çetin; “Koylarımıza gelen misafirlerimiz de dahil olmak üzere herkese sesleniyorum. Biz belediye olarak temizleyelim lakin asıl olan temizlemek değil, oraya kirletmemek olması icap eder. Çünkü biz millet olarak her şeyimizi çok çabuk tüketiriz. Sevgilerimizi çok çabuk tüketiriz, üzüntülerimizi çok çabuk tüketiriz, sevinçlerimizi çok çabuk tüketiriz. Biz Akdeniz kıyılarından itibaren Ege kıyılarımızı tükete tükete tükete geldik. Son kale Gökçeada. Koylarımızı kirletmeyelim, sahip çıkalım” dedi.
“İstihdam, üretim ve işsizlik problemi yaşıyoruz”
Başkan Çetin sözlerini şu şekilde sürdürdü; “Gökçeada ile alakalı olarak ben yani birçok koordinasyon toplantısına, bakanlık düzeyindeki toplantılara katıldığımda defaten hep şunun altını çizerek ifade ettim ve tekraren sizin programınız aracılığıyla tekrar ifade etmek istiyorum, kıymetli bir coğrafya, 297 kilometrekare, Türkiye'nin en batısında. Şunu ifade edeyim, mesela bu örneği daha öncesinde de vermiştim. Malta adası 330 kilometrekare iken Gökçeada 297 kilometrekare. Arada 30 kilometrekarelik bir fark vardır. Malta'da 400 bin kişi yaşar, şu anda bizim Gökçeada'da 10 bin kişi yaşıyor ama 10 bin kişi ile alakalı da çok ciddi manada bir istihdam ve aynı zamanda bir üretim ve aynı zamanda bir işsizlik problemi yaşıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın bu konuyla alakalı başbakanlığı döneminde Gökçeada'yı ziyaret ettikten sonra çok önemli bir talimatı vardı. Yanlış hatırlamıyorsam 2007 yılı civarı, İçişleri Bakanlığı'nda, özellikle kendi talimatıyla, Gökçeada ve Bozcaada masası kurulması üzerine talimat vermiştir ve bu Gökçeada ve Bozcaada masası İçişleri Bakanlığı bünyesinde kurulmuştur. Gökçeada ve Bozcaada'da bulunan bütün sorunların bürokrasiye takılmadan hızlı bir şekilde çözülmesi için verilen bir talimattı. Fakat o yıllarda bu problemin çözümü noktasında heyecan taşıyan ve bu talimatı veren Sayın Cumhurbaşkanımızın altında çalışan alt bürokrat bu aynı heyecanı taşımadı ki İçişleri Bakanlığı'nda bulunan bu masa sürdürülebilir olmadı. O yıllarda yapılan yani İçişleri Bakanlığı bünyesinde kurulan bu masada yapılan stratejik planlar, bu yapılan stratejik planların hangi bakanlık ve bakanlıklara bağlı taşra teşkilatları tarafından çözüleceğine kadar bir stratejik plan halen daha elimizde mevcut. Fakat, yine tekraren söylüyorum, o talimatın verilmesinin ardından o talimatı hayata geçirebilecek ve yürütecek, o heyecanı taşıyacak bürokrat olmadığı için maalesef yine askıda kalmış olan bir çalışma haline geldi. Dolayısıyla Gökçeada'nın özelinde bu kadar önemli bir coğrafyayla alakalı şunu ifade etmek istiyorum: Gökçeada'nın geleceği ve kaderi 5 yılda bir seçilen belediye başkanı, 3 - 4 yılda atanan bir kaymakama terk edilmeyecek kadar kıymetlidir. Ben, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Tarım Bakanlığı ve bunlara bağlı bütün teknik ekipler tarafından 10 yıllık, 20 yıllık, 50 yıllık ve 100 yıllık, yakın orta ve uzak vadede stratejik planlama hazırlanarak bu plan dahilinde mevcut coğrafi koşullar, mevcut yeraltı ve yer üstü kaynakları da göz önünde bulundurularak bu coğrafyada ne kadar kişi istihdam edilebilir, ne kadar kişi yaşayabilir, doğal güzelliklerin korunmasıyla birlikte yarınlara temiz bir Gökçeada bırakmanın yolu ve yönetimi nedir, bütün bilimsel veriler ortaya konulup bu stratejik planın gerçekleştirilmesi, seçilen belediye başkanına da ve atanan kaymakama da "Bu stratejik planı uygulayacaksınız." demek lazım. Yoksa her defasında farklı vizyondaki, farklı düşüncedeki insanların ortaya koyacağız, farklı düşüncelerle Gökçeada'nın geleceğini tayin edemeyiz.”
“Huzurlu ve sağlıklı Gökçeada’nın teminatı olacağım”
Gökçeada’daki en temel ve en büyük sorunun sağlık ve eğitim olduğunu ifade eden Başkan Çetin; "Şimdi Gökçeada'ya tayin olup gelmek isteyen devlet memuru arkadaşlarım, burayı tercih etmeleriyle alakalı olarak iki husus var: Bir, ailesinin herhangi bir ferdi rahatsızlığı anda temel ihtiyacı olan sağlık ihtiyacını alabilecek mi? İkincisi, gelecek nesli yarınlar adına teminatı olan çocukları için sağlıklı bir eğitim alabilecek mi? Bu iki temel problemin yanında en büyük problemlerden bir tanesi ulaşım ve ulaşım ile birlikte ulaşımda kalite. Mesela, bu yıl itibariyle online bilet satış rezervasyonun olmadığı Gökçeada'da yaklaşık 6 kilometre araç kuyrukları ve o araç kuyruklarına bağlı olarak kuyrukta bekleyen insanların su ve tuvalet ihtiyaçlarını karşılayamadıkları çok rezil diyebileceğim kadar rezil durumlarla karşı karşıya kaldık. Dünyada en önemli şey nedir? Zamandır. İnsanlar için artık zamanı planlamak ve zamanı doğru kullanmak çok önemlidir. Dolayısıyla, ‘Bir hafta sonu ben Gökçeada'yı tercih edeceğim.’ dediğimde benim için önemli olan şudur: Cuma günü İstanbul'da çıktığımda akşam gemiye binebilecek miyim ve Gökçeada'ya geçebilecek miyim? Bir de pazartesi günü çok önemli bir toplantım var, pazar günü dönebilecek miyim? Bununla alakalı olarak teminat nedir? Öncesinde hayatı ve zamanı programlamak ve planlamaktır. Bunu sağlayacak olan kimdir? Tabii ki yönetim, aynı zamanda mülki idare, aynı zamanda bu ulaşımı sağlayan GESTAŞ'tır. Çok basit. Bütün dünya üzerinde bu problemler artık problem olmaktan çıkmıştır. 10 bin nüfusu kast etmiyorum. Binlerce gelen tatilcilerle alakalı. Daha konforlu bir gemide, daha hızlı bir şekilde daha kısa bir sürede Gökçeada'ya ulaşımlarını sağlamak, günümüzde, 21'inci yüzyılda, 2020 yılında çok zor olmasa gerek. Bu konuyla alakalı ben tekraren şunu söylüyorum, bununla alakalı çözüm üretmekte zorluk çekiyorlar ise Ulaştırma Bakanlığı yetkililerini şunu söyleyeyim, Gökçeada Belediyesi olarak biz bu göreve talebiz Gökçeada Belediyesi'ne Gökçeada ve Kabatepe arasında hat izni, işletme izni versinler, ben Gökçeada Belediyesi olarak burada yaşayan vatandaşlarımız ve buraya gelen tatilcilerimizin daha sağlıklı, daha nezih daha güzel bir şekilde ulaşımlarını sağlamak adına bunun teminatı olacağım ve ben bunu başarırım ama şu anda içinde bulunduğumuz durum tabii ki Gökçeada'nın en büyük sorunlarından bir tanesidir” dedi.
“88 Km’lik Asbestli Boru Hattını Değiştirdik”
Belediye Başkanlığı seçimlerini kazandığı zaman en büyük hedefinin insan sağlığı açısından oldukça büyük risk teşkil eden asbest borularını değiştirmek olduğunu ifade eden Başkan Çetin, içme suyunu borularının değiştirilmesiyle alakalı İller Bankası’ndan yüzde 50’si hibe olmak üzere kredi aldıklarını belirtti. Başkan Çetin sözlerine şöyle devam etti; “88 kilometrelik su hatlarımızı, asbest boruları değiştirdik. Polietilen boru ile değiştirdik ve aynı zamanda yıllar önce inşa edilmiş olan, sadece havuzda bulunan kumdan süzdürülerek arıtılan suyun yerine kapalı bir arıtma sistemi yaparak insanlarımızın sağlığı için çok önemli olan suyun daha kaliteli ve sağlıklı bir şekilde içilebilecek nitelikte olması için çalıştık. Tabii ki altyapı sorunlarından ikincisi de gerçekten çok ciddi manada kanalizasyon ve bununla alakalı olarak derin deşarj. Derin deşarjla alakalı bizim Gökçeada, Kaleköy ciddi manada yıllardan beri gelen süregelen bir problemdir. Biraz önce bahsettim, yine sizin üzerinizden kendisine teşekkür edeyim, o milli sporcumuz Selim Konya'nın ve onun ekibi Abdullah, diğer bütün arkadaşlarımın gayretleriyle ve imkanlarımızla o kadar büyük bütçeler, bütçe ayırmadan bunu yaklaşık 300 metre daha ileriye götürerek, denizimizin kirlenmesinin önüne geçmeye çalıştık. Şu anda yaklaşık 22 milyon civarında bir arıtma sistemine ihtiyacımız var ama Gökçeada Belediyesi olarak biz kanalizasyon artıma sistemimizi yapmış olsak bile tüm işletme maliyetlerini düşündüğümüzde o İller Bankası'ndan aylık 190 bin TL para alan bir belediye olarak biz o arıtma sisteminin işletme maliyetlerini karşılayacak güçte ve nitelikte belediye değiliz” diye konuştu.
“Personele yüzde 20 zam yaptık”
Pandemi dönemi, enflasyon ve döviz kurlarıyla birlikte Gökçeada Belediyesi’nde çalışan sendikalı işçilere bu yıl itibariyle yüzde 20 zam yaptıklarını belirten Başkan Çetin sözlerine şöyle devam etti: “Zam vererek içinde bulundukları ekonomik sorunları minimize etmek, üstesinden gelmelerini sağlamak ve aynı zamanda daha rahat, mutlu ve huzurlu yaşamalarını desteklemek adına yüzde 20 oranında zam yaptık. Ben çok şükür bugüne kadar, belediye başkanlığım süresi içerisinde personelini bir aylık bile maaşını aksatmadım. Her hak ettikleri gün hesaplarında o paraları gördüler ama ülkemin şu anda içinde bulunduğu ekonomik zorlukları da gördüğümde kendilerine bu yıl yüzde 20 oranında zam uygulayarak onları da rahatlatmak istedim.”
“Dar gelirli vatandaşlarımızı konut sahibi yaptık”
‘Dobra Dobra’ programında yaptıkları Sosyal Konut Projesi’nden de bahseden Başkan Çetin; “Projeler konusunda biz tabii şu anda ilk dönem yapmıştık, birçok vatandaşımızla yapacağımıza yani bitireceğimize inanmamıştı. Sosyal Konut Projesi. Sosyal Konut Projesinden kastım şu: Gökçeada'da tatilini yapmak için veya Gökçeada'nın nezih bir ortamından faydalanmak için sosyo ekonomik anlamda burayı tercih eden birçok vatandaşımız olacaktır ki bu zaten anayasal bir haktır ama burada dar gelirli vatandaşlarımızın yaşamalarıyla alakalı da biz yerel yönetim olarak sosyal belediyecilik anlamında onların hayatlarını idame ettirebilmek için onları konut sahibi yapmak adına bir projeydi. 96 vatandaşımızı bundan 3 yıl önce 78 bin TL'ye 2 + 1 kaloriferli ev sahibi yapmıştık. Şimdi bunun ikinci etabını inşallah hayata geçireceğiz. Aynı zamanda toplu konutlarda 1996 yılında bitirilmiş fakat beton olarak tercih edilmiş fakat beton artık ekonomik ömrünü tamamlamış olan 62 bin metrekarelik alana bir sıcak asfalt ihalemizi gerçekleştireceğiz. Çocuklarımızla alakalı projelerimizi bitirmeye başarıyoruz. Bu başarılması noktasında, bakın ben belediye başkanıyım. Ben, sadece bu koltukta ve makamda oturarak talimat verdiğim arkadaşlarım var. Aslında esas olan başaran o arkadaşlarım. Bu Gökçeada Belediyesi'nde benimle birlikte çalışan mesai arkadaşlarım, bu yapmış olduğumuz bütün iş ve işlemlerde biraz önce ifade ettiğim gibi sosyal konutundan tutun evinde yemek yapmakta zorluk çeken vatandaşımıza kadar yemeğini ulaştırmakta çalışan bütün mesai arkadaşlarıma, sizin vesilenizle, hepsine çok teşekkür ediyorum. Asıl başarı da onlarındır zaten” ifadelerini kullandı.
“Bütün enerjimizi tek kulüpte toplayacağız”
Bülent Büberci’nin Gökçeada’daki sportif faaliyetlerle ilgili sorusuna ise; “Kanayan yaramıza parmak bastınız” diyen Başkan Çetin, Gökçeadaspor ve diğer spor faaliyetleriyle ilgili açıklamalarda bulundu. Başkan Çetin; “Gökçeadaspor'da bugüne kadar emek sarf etmiş olan bütün kulüp başkanları arkadaşlarımın hepsine tek tek teşekkür ediyorum. Yıllardan beri Gökçeadaspor adına uğraş verdiler. Şimdi ilk dönemle alakalı bahsetmiştik, o dönemde biz aynı zamanda Gökçeada'ya il gençlik spor müdürlüğünün desteğiyle ve kaymakamlık özel idarenin desteğiyle, Gökçeada Belediyesi'nin desteğiyle bir futbol sahası ve soyunma odalarıyla profesyonel, suni çimden oluşan bir futbol sahası kazandırdık. Tarım Bakanlığı'nın çok büyük desteğiyle ve Türkiye'de hiçbir örneği olmayan, mülkiyetini belediyenin verdiği, üstüne Tarım Bakanlığı'nın mezbaha yaptığı Türkiye'de tek yerdir Gökçeada. Oradan geldiğimizde durum şu ki Gökçeadaspor bugün itibariyle evet, zor durumdadır fakat ben spor adına Gökçeada'da bulunan 4 tane farklı kulüp var. Bütün kulüp başkanı arkadaşlarımla toplantı yapıp şuna karar verdik: Bu enerjimizi ayrı ayrı harcamak yerine gelin bunu tek çatı altında toplayalım ve Gökçeada Belediyespor veya mutlaka belediye bünyesine alınsın, ben spor kulübü başkanı olmak gibi bir derdim yok. Sadece bütün enerji tek kulüp üzerine taşıyalım. Sadece futbol üzerinden değil, kız voleybol takımımız o kadar başarılı oldu ki kulüp başkanı Barbaros Dereli, onun nezdinde takım antrenörü Özgür Hocam, kız çocuklarımız deplasmanlı bir ligde voleybol maçlarına katıldılar. O maçları seyrettik. Başarılı oldular. Finallere çıktılar. Bizim takımımızdaki gencecik kızlarımıza farklı kulüplerden teklifler geldi. "Ben bu kadar güzellikleri münferit bir şekilde sağda solda dağınık olarak kalmasından ziyade gelin birlikte hareket edelim, bu güzellikleri daha da arttırarak yarınlara taşıyalım." dedim. Kulüp başkanı arkadaşlarım da bu konuya sıcak bakıyorlar. Ortak bir tüzükle, ortak bir kulüp kurarak bütün enerjimizi tekrar Gökçeada'daki sportif faaliyetlere verip tekrar ayağa kaldırmak durumundayız. Bu konuda bize düşen görev bu ve bunu da başaracağımıza inanıyorum bütün arkadaşlarımızla birlikte.” ifadelerini kullandı.
Enishan Keskin