Biga Ziraat Odası Başkanı Güray Ergün, bölgede yaşanan kuraklık ve tarımsal sıkıntılar hakkında sorularımızı yanıtladı.
Biga’daki barajlardaki su seviyesinin %30’a düşmesi, çiftçiler arasında endişe yaratmış durumda. Sulama sezonu yaklaşırken bu durumun tarım faaliyetleri üzerindeki etkileri hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Güray Ergün: Evet, sulama sezonu başladı başlayacak, ancak barajlarımız geçen yılki seviyelerin yarısında. Bu durum belirttiğiniz gibi çiftçilerimiz arasında endişe yaratmış durumda. Tarımsal faaliyetler açısından bakarsak çiftçimiz bu duruma alışık; geçtiğimiz yıllarda da benzer durumlar yaşamıştık. Bunun yanı sıra üretim deseni geçen seneye göre değişti; ayçiçeği ve mısır ekiliş miktarlarında gözle görülür bir artış var, çeltik ekilişi azaldı haliyle. Ancak çeltik yerlerine ayçiçeği ve mısır ekildiğinde verimler ister istemez ortalamaların altında kalıyor. Damla sulama ile çeltik ekilişi artmış durumda. Hem sulama suyu yetersizliği hem de devletin destekleri, damla sulama ile çeltik ekilişini artırıyor.
Taşoluk ve Bakacak barajlarındaki su seviyelerinin düşüşü, sulama için yeterli su temininde sorun yaratacak mı? Çiftçiler bu konuda nasıl bir çözüm önerisi geliştirmeli?
Güray Ergün: Bence yaratmayacaktır. Zira 2023 yılında ve daha öncesinde de biz aynı durumlarla karşılaştık. Artık neredeyse 2 yılda bir aynı sorunu yaşıyoruz. Bu konuda artık deneyim sahibiyiz. Yine de yaşanması muhtemel olumsuzluklara karşı üreticilerimize kısa günde yetişen çeltik ekmelerini, sulama sularını tasarruflu kullanmalarını, gübrelemelerini bilinçli yapmalarını tavsiye edebilirim. Bu arada Bakacak Barajımızın en kısa sürede kapalı sisteme geçmesi su tasarrufunu artıracaktır. Devletimizin bu konuda iş ve işlemleri hızlandıracağına eminim.
Nisan ayında gerçekleşen yağışların, bölgedeki su ihtiyacını karşılamadığı belirtiliyor. Bu durum, Biga’nın tarımını ne şekilde etkileyebilir? Çiftçiler bu eksikliği nasıl telafi etmeyi planlıyor?
Güray Ergün: İstesek de istemesek de üretim deseni değişecek. Çeltik ekiliş alanları azalacak. Bu durum, görece katma değeri yüksek olan çeltiğin yerine başka ürünlerin ekilmesi anlamına geliyor. Bunların başında ayçiçeği ve mısır var. Üreticilerimiz bu ürünleri ekmeyi planlıyor. Bunun yanı sıra buğday ve arpadan sonra 2. ürün ekilişlerinin geçen yıla göre artmasını bekliyoruz. Zira başka türlü gelirleri yükseltmek mümkün gözükmüyor. Ayrıca çeltikte kısa günde yetişen çeşitlerin hakim olacağını düşünüyorum. Bu da 1 aylık su rezervinin tasarrufu demek.
Biga, Türkiye’nin önde gelen çeltik üretim merkezlerinden biri. Çeltik ekiminin yapılamaması durumunda, bölge ekonomisini nasıl bir kriz bekliyor?
Güray Ergün: İlçemizde çeltik ekilememesi ya da kısıtlanması ve yerine başka ürünlerin ekilmesi gelirlerimizde ciddi düşüşe sebep olacak. Zira çeltik, katma değeri görece yüksek bir ürün. Çiftçilerimiz geçen yıl ektiği hiçbir üründen para kazanamadı. Son umut çeltikti fakat hasat başladığı günlerde tarihimizin en büyük dolu felaketi ile karşılaştık. Kısaca çiftçimiz bu sezona borçlu girdi. Bir de sezon başı ekim masrafları bunun üzerine biniyor. Bu, ilçe tarımını sürdürülemez noktaya getirebilir. Çiftçilerimiz giderek yaşlanıyor, para kazanamayınca yaşlı nüfusun tarımı terk etmesi gençlere göre çok daha hızlı ve kolay oluyor. Bir de unutmayalım ki Biga tarımla dönen bir kent. Verimli ovaları eskiden beri ilçemizi ön plana çıkarmış ve ilçemizin gelişimine büyük katkı yapmıştır. Ancak son yıllarda tarımsal kuraklık ve çiftçinin para kazanamaması ekonominin çarklarını yavaşlatmaya başladı. Borçlar eskisi gibi kolay ödenemiyor, paranın maliyeti giderek artıyor. Bir de buna yüksek faiz oranları eklenince, harcama yapmak yerine tasarruf ön plana çıkıyor. Bu da ilçemiz ekonomisinde yavaşlama ve küçülme olarak kendini gösteriyor.
Çeltik üretiminin yerel ekonomi üzerindeki etkileri hakkında daha detaylı bilgi verebilir misiniz? Çeltik üretimi bölge halkı için ne kadar önemli?
Güray Ergün: İlçemizde 240.000 dönüm sulanabilen arazi var ve bunun 100-110.000 dönümünde geçen yıl çeltik ekildi. Yani sulanabilir arazilerimizin neredeyse yarısında çeltik ekiyoruz. Bu da cari rakamlarla 2,5-3 milyar TL’yi bulan devasa bir ekonomik büyüklüğe denk geliyor. Bu büyüklüğün yarattığı çarpan etkisi neredeyse 3 katı büyüklükte. Yani makine tamiratından işçisine, tohumundan ilacına, gübresinden kira bedeline kadar birçok yan sektöre ve elbette esnafımızın cebine yansımaları var. Bu kadar önemli bir üründen bahsediyoruz.
Çiftçiler, traktör alımları için Eylül ayında ödeme yapmayı planlıyorlar. Çeltik ekiminin yapılamaması durumunda bu ödemeler nasıl etkilenebilir?
Güray Ergün: Elbette olumsuz etkilenecektir. Bizim çiftçimiz borcuna sadıktır. Bir şekilde borcunu öder. Satar, savar öder. Ama bu durumun çiftçimizin tarımsal üretimini gerileteceği ortada. Zor bir yıl bizi bekliyor. Allah hepimizin yardımcısı olsun.
Sulama suyu yetersizliği nedeniyle ekim yapılamazsa, çiftçiler finansal olarak nasıl bir sıkıntıya girebilir? Bölgedeki finansal destekler yeterli mi?
Güray Ergün: Sermaye döngüsü yavaş bir sektörde üretim yapıyoruz; 6-8 ayda bir para dönüyor. O da her şey yolunda giderse. Üretici sezon başından başlayarak büyük masraflar ediyor. Enflasyonlu bir ortamda zaten 1-0 yenik başlıyorsunuz. Her yıl masraflar ortalama %50-%60 arasında artıyor. Ama çiftçimizin ürünü o oranda para etmiyor. Biz bu parayı 6-8 ayda bazen 12 ayda zor elde ediyoruz. Bir de buna enflasyonla mücadele adına ürünlerimize düşük fiyat verilmesi eklenince sermaye erimesi kaçınılmaz oluyor. Ziraat Bankasının verdiği düşük faizli krediler bir nebze olsun çiftçimizi destekliyor. Onun haricinde verilen tarımsal destekler yetersiz ve neredeyse 1 yıl geriden gelerek ödeniyor. Kısacası zaten az olan desteğin yarısı elimize ulaştığında erimiş oluyor.
Geçtiğimiz günlerde yaşanan don olaylarının tarım ürünlerine zarar verdiği belirtiliyor. Yeterli destek sağlandı mı?
Don felaketi yurdumuzun 36 ilinde etkili oldu, bunlardan biri de ilimiz Çanakkale. 20-22 Mart ve 9-10 Nisan tarihlerinde sıcaklıkların ani düşüşü sonucu meydana gelen zirai don olayı nedeniyle ağırlıklı olarak Bayramiç ilçemizdeki elma ve nektarin başta olmak üzere meyve ağaçlarımız büyük hasar gördü. Zarar 1,5 milyar TL’yi bulacak. Yine bir nektarin çeşidi olan ve AB Coğrafi İşaret Tescilli Bayramiç Beyazı ağaçlarının neredeyse tamamı hasar gördü. Diğer ilçelerimizde ise Bayramiç kadar olmamakla birlikte kimi köylerimiz etkilenmiş durumda. Hasar tespit çalışmaları devam ediyor. Nihai raporlar çıkınca yaraların sarılması adına elbette devletimiz üreticimize sahip çıkacaktır. Bizler de elimizden geleni yaparak çiftçimize destek sağlanması için çaba sarf edeceğiz. Ancak bu noktada üreticilerimizin TARSİM’den tarım sigortası yaptırmayı artık öncelikli iş edinmesi gerektiğini belirtmem gerekiyor.
Bu durum Çanakkale ilinin tarımını genel olarak nasıl etkiler ve yansıması nasıl olur?
Güray Ergün: Dediğimiz gibi hasar tespit çalışmalarının bitmesini beklemek gerekiyor. Ancak Bayramiç ilçemiz ağır hasarlı. Biga'da çeltik ne ise Bayramiç’te meyvecilik o anlama geliyor. Yani ilçe ekonomisinin zora girerek yavaşlayacağını beklemek yanlış olmaz. Bu durum elbette il merkezini ve komşu ilçelerin ekonomik aktivitesini de etkileyecek.
Kaynak: Haber Merkezi