Aslen Trabzonlu olan ve babasının asker olması sebebiyle küçük yaşlardan itibaren pek çok şehirde yaşayan Kubal ve ailesi, 1980 yılında Çanakkale’ye geldi. Küçük yaşlardan itibaren el işçiliğine karşı yeteneği fark edilen Kubal, eğitim hayatı sonrası da bu alandaki çalışmalara yöneldi. 2014 yılında ‘1915’ten Günümüze Sandıktakiler’ isimli bir proje başlatan usta öğretici, Çanakkale’yi karış karış gezerek özellikle savaş dönemine ait, kadınların yaptığı el işi eserleri bir araya getirdi. Yaklaşık 30 parçadan oluşan eserlerin tarihini ve hikayesini de not eden Kubal, sergisinde bu ürünleri ve hikayelerini tanıtarak büyük ilgi gördü. 2015 yılında İstanbul Feshane’de gerçekleştirilen Dünya Çanakkale Günleri’nde dikkat çeken sergi sonrası Kubal, ulusal kanalların canlı yayınlarına çıkarak Çanakkale’yi ve Çanakkale kadınlarının el emeklerini tanıttı. Büyük ses getiren sergi sonrası Kubal’a bir davet de İzmir’den geldi. İzmir’deki bir kolejde gerçekleştirilen programda da sergisini başarıyla sunan Kubal, sonraki gün 9 Eylül Üniversitesi öğretim görevlilerinin de talebi ile 1 gün daha İzmir’de kalarak onlara da sunumunu gerçekleştirdi. 2016 yılında bir kez daha İstanbul’dan davet alan başarılı öğretmen, TÜBİTAK Bilim Fuarı’nın Çanakkale köşesinde açtığı sergi ile yine ilgi odağı oldu. İstanbul’daki program sonrası ciddi bir ameliyat geçiren ve yaklaşık 2 sene boyunca çalışmalarına ara vermek zorunda kalan Kubal, ardından ortaya çıkan koronavirüs salgını sebebiyle bir kez daha çalışmalarını erteledi. ‘1915’ten Günümüze Sandıktakiler’ isimli projenin rafa kalkmış bir proje olmadığını ve il il gezerek Çanakkale kadınlarının el emeklerini anlatmayı sürdürmek istediğini belirten Kubal, “Asla bunu bitmiş bir sergi olarak görmüyorum. Fırsat olursa ve davet de gelirse elbette yine eserlerimizi bir araya getirip sergimizi oluşturarak, Çanakkale’yi tanıtmaya devam edeceğiz” dedi.
“Geçmişle bağım çok kuvvetli”
Kaleninsesi Gazetesi’ne yaptığı özel açıklamalarına hayat hikayesini kısaca anlatarak başlayan Gülgün Kubal, “Biz, 1980 yılında babamın görevi dolayısıyla Çanakkale’ye geldik. Aslen Trabzonluyum. Ama asker kızı olduğumuz için biz Türkiye’nin her yerinde yetiştik. Doğal olarak da kültürel değerleri öğrendik ve o farklı kültürlerin içinde yoğrulduk. Sadece kendi memleketimizin kültürü ile yetinmedik. Bunu da bir şans olarak görüyorum. Eğitim hayatımız boyunca farklı farklı şehirlerde olmak bir dezavantajdı ama bu şekilde hayatınıza yön veren kültürel değerlerin içinde yoğrulmak da avantajdır. Çünkü gördüğünüz her yöre hakkında bir bilgi sahibi olabiliyorsunuz. Bu çok önemli. Karakteristik özelliğime baktığımızda, ben biraz gelenekselciyimdir. Geçmişe dayalı yaşarım. Hayat tarzımda hep öyledir, eski köylülerimi, hemşerilerimi hep bulurum, irtibat kurmaya çalışırım. O bakımdan geçmişle bağım çok kuvvetli. Bu durum da işime yansıdı” diye konuştu.
“Bir asırlık çok nadide eserler bir araya geldi”
Çanakkale Halk Eğitim Merkezi’nde geleneksel el işçiliği üzerine de eğitim verdiğini belirten Kubal, “Çanakkale’de 2011’de Halk Eğitim Merkezi’nde göreve başladım. Daha önce yine nakış ve sanatla ilgili bir işletmem vardı. Daha sonra öğretmenliğe yöneldim. Bu benim için daha güzel oldu. Öğretmek, eğitim vermek gerçekten çok farklı. ‘Hocam’ kelimesini duymak çok güzel bir şey. Ben dediğim gibi gelenekselci biriyim. Eski işlemeleri inceliyorum. O işlemelerden kendime örnekler çıkarıyorum. Gittiğim köylerde ben boş durmam mesela. Köylülerimize sandığınızda ne var diye mutlaka sorarım. Bulurum, resimlerini çekerim, araştırırım. Bu işlemeleri günümüze uyguluyorum. Bu şekilde çalışmalarım 2015 yılına kadar devam etti. 2015 yılında İstanbul Feshane’de Dünya Çanakkale Günleri isimli bir program yapıldı. Valiliğin hazırladığı bir programdı. Kurum, el sanatları öğretmenlerinden bir proje talep etti. Bu konuda benim de daha önceden zaten bir projem vardı kafamda. Ben kafamdaki projeyi 2014 yılında oluşturmuştum. ‘1915’ten Günümüze Sandıktakiler’ isimli bir projeydi. Bu proje kapsamında Çanakkale’nin geleneği anlatan her türlü el işi eserimizi, köylülerimizden özel izinle onlardan alıp topluyorduk. Köy köy gezip araştırarak bu özel eserleri toparladık ve bir araya getirdik. Ulaşamadığımız köyleri telefonla arayıp projemizi anlattık ve destek gördük. Gerçekten bir asırlık çok nadide eserler bir araya geldi. ‘1915’ten Günümüze Sandıktakiler’ isimli projemizde amaç, işte bu tarihi eserleri, Çanakkale’nin geleneğini herkese tanıtmaktı. Gerçekten projemiz çok büyük ilgi gördü. İstanbul’da parmakla gösterilen bir sergi oldu. Çanakkale’yi, Çanakkale’nin geleneğini göreneğini, Çanakkale’nin el emekçiliğini orada çok başarılı bir şekilde anlattık” ifadelerini kullandı.
“Çanakkale’mizin tarihini anlatmayı çok seviyorum”
Çanakkale’nin çok büyük bir tarihe geçmişi olduğunu vurgulayan Kubal, “Feshane’de sergimiz o kadar ilgi gördü ki, Çanakkale’ye döndüğümüzde ulusal kanallarımızın sabah ve akşam kuşaklarında yer alarak bu sergimizi bir kez daha tüm Türkiye’ye tanıtma imkanı bulduk. Ardından yine 18 Mart etkinlikleri için İzmir’den davet geldi. Hiçbir maddi manevi menfaat beklemeksizin oraya da gittik, aynı sergimizi orada da sergiledik. Biz her eserimizin tarihini, hikayesini not edip halkımıza anlatıyoruz. İnsanlar gerçekten bu hikayeleri dinledikçe, bu eserleri gördükçe çok duygulanıyorlar. Çünkü burada bir tarih yatıyor. 100 sene öncesinin, savaş döneminin kadınlarının el emekleri var burada. Bu arada şunu da özellikle belirtmek isterim, ben bu sergileri, bu koşuşturmayı, bu tarihi eserleri bir araya getirip il il gezmeyi tek başıma yaptım. Bu bana hiç ağır gelmedi. Çünkü ben bu işi çok seviyorum. Çanakkale’mizin tarihini anlatmayı çok seviyorum. Tarihe dokunmayı çok seviyorum” dedi.
“Öğretim görevlileri de bu sunumu istediler”
İzmir’deki sunum sonrası 9 Eylül Üniversitesi öğretim görevlileri tarafından da kendisine talep geldiğini anlatan Kubal, “İzmir’de de çok güzel bir sunum oldu ve orada da çok ilgi gördü. Ertesi gün 9 Eylül Üniversitesi öğretim görevlileri de bu sunumu istediler. Ben o gün dönmeyi planlıyordum. Böyle bir program kafamızda yoktu. Ama o kadar beğenildi ki, 1 gün daha kalmaya karar verdik. Güzelbahçe Belediye Başkanı eserlerin başına güvenlik koydu. Onları öyle korumaya aldık. Ben bir gün daha orada kaldım ve öğretim üyelerimize de sunumumuzu yaptık. Orada doçentler, profesörler vardı. Orada onlara Çanakkale’yi anlatmak benim için apayrı bir gururdu. Sunumumu gerçekten hayranlıkla dinlediler. Ben o gün belki de mesleğimin zirvesindeydim diyebilirim. Benim için çok büyük bir mutluluktu. İzmir’deki programımız sonrası 2016 yılında 18 Mart törenleri için ulusal kanallarımızdan davet aldık. Yine sergimizi canlı yayınlarla tüm Türkiye’ye tanıtma ve anlatma mutluluğunu yaşadık. Biz sergimizde aslında el işi eserlerin yanında Çanakkale kadınlarını da anlatıyoruz. Onların savaş dönemindeki el işçiliğini, fedakarlığını anlatıyoruz. Çanakkale kadınlarını anlatmak bir gurur” şeklinde konuştu.
“Bu sergi rafa kalkmış bir sergi değildir”
Sergisini ilerleyen senelerde de tanıtmak istediğini vurgulayan Kubal, açıklamalarını şu cümlelerle sonlandırdı:
“2016 Haziran ayında bu İstanbul’da TÜBİTAK Bilim Fuarı’ndan aradılar. Çanakkale ile ilgili bir köşe hazırlamışlar. Bir okulda yapılıyordu. Kaymakamlarımız, ilçe müdürlerimiz, öğrencilerimiz orada da çok ilgi gösterdiler. Savaş zamanından eserleri gördükçe insanların merakı daha da fazla artıyor. İstanbul’daki bu programımız sonrası ciddi bir ameliyat geçirdim. 2 sene kadar işlerime ara vermek durumunda kaldım. Halk Eğitim Merkezi’nde de bu süreçte görev alamadım. Daha sonra da zaten virüs salgını ortaya çıktı. Bu sergi rafa kalkmış bir sergi değildir. Nadide eserlerden oluşan bir sergidir. Her sene yapılabilecek, vatandaşlara sunulabilecek bir sergidir. Asla bunu bitmiş bir sergi olarak görmüyorum. Fırsat olursa ve davet de gelirse elbette yine eserlerimizi bir araya getirip sergimizi oluşturarak, Çanakkale’yi tanıtmaya devam edeceğiz.”
Havva Portakal
Kubal; “Çanakkale kadınlarını anlatmak bir gurur” (26.07.2021)
Geleneksel Türk el işlemeciliği usta öğreticisi Gülgün Kubal, Çanakkale’de köy köy araştırma yaparak bir araya getirdiği birbir...
İlgili Haberler
Biga’da köy yollarına konfor dokunuşu!
13.08.2026