''Çanakkale’nin her yıl daha da büyüdüğünü hep beraber gözlemliyoruz''
''Çanakkale’nin her yıl daha da büyüdüğünü hep beraber gözlemliyoruz. Çanakkale’ye katkısı şu olur; Çanakkale, Türkiye’nin diğer illerine özellikle Karadeniz Bölgesindeki illere baktığımızda, oldukça küçük kalmış, kendini geliştirmemiş, bakir kalmış bir şehir. Bu şehirleşmenin bize avantajları da olur, dezavantajları da olur. Benim düşüncem şehrin büyümesi ekonomik olarak burayı kalkındıracağı gibi bu kalkınma esnasında da şehirleşme de çok iyi projeler geliştirerek, şehrin rahat nefes alan, ekonomik girişimi de çok fazla olan, istihdam sahaları daha fazla olan bir şehir haline getirmek için çalışmalıyız.''
''İstanbul’a en yakın ikinci boğaz olma özelliğine sahip''
''Şuan da Çanakkale Merkez olarak söylüyorum, Merkez il olmasına rağmen şehircilikten biraz uzak, sokaklar dar, kanalizasyon sıkıntıları var ve trafik yaşanmaya başladı. Bunun için eğer şuan da önlem alınmazsa, biliyorsunuz artık İstanbul’un nüfusu 20 milyon oldu, orası taşmaya başladığı için alternatif olarak Çanakkale Boğazı, İstanbul’a en yakın ikinci boğaz olma özelliğine sahip olduğu için yerleşim bu tarafa doğru olacaktır. Köprü ve otobanlar yapıldıktan sonra tahmini süre olarak 2 saat içerisinde İstanbul da ki bir insan Çanakkale’ye varabilecektir. Bunu düşündüğümüzde insanların İstanbul da iş yerine giderken, trafikte her gün 2-3 saat yol yaptıklarını düşünürsek biraz uçuk gibi gelecek ama Çanakkale’nin bir ilçesinde Lapseki’de oturan bir insan ileri de kendi aracıyla gidiyorsa, iş yeri İstanbul da olup bizim bölgemizde bile yaşayabilir. Bunların uzak şeyler olduğunu düşünmüyorum. ''
''Köprünün şehrimize çok büyük katkısı olacaktır''
''Köprünün şehrimize çok büyük katkısı olacaktır. Hem uluslar arası hem de yerel ticarette en önemli şey nakliyedir ve kolay ulaşımdır. Köprü yapıldığı zaman, biz Lapsekiliyiz burada yıllardır görüyoruz kötü havalarda gemiler kalkış yapamıyorlar. Son dönemlerde araç yoğunluğundan dolayı saatlerce kuyruklar oluşuyor. Köprü yapıldığı takdirde İstanbul’dan buraya, buradan İstanbul’a ya da Anadolu’dan, Balıkesir’den buraya bağlanacak otoyollarla Avrupa’ya satışlar ve Avrupa’dan ülke içine girecek ham madde ya da turizm için ulaşımların çok daha kolay olacağını düşünüyorum. Bunun da talep göreceğini düşünüyorum. Bunun dışında insanların seyahati de kolaylaşacaktır. Eskiden gemi kuyrukları, bayram tatilleri dönüşünde, yaz dönüşlerin de birkaç gün olur biterdi. Son beş yıldır baktığımız hafta içi, hafta sonu, bayram ya da bayram dışı her zaman gemilerde kuyruk var. İnsanlar 2 saat sıra bekliyor, 45 dakika da karşıya geçiyor 3 saat zaman kaybetmiş oluyorlar.''
''Köprü yapıldığında Lapseki’den karşıya geçmeniz toplamda 5 dakika sürecek''
''Bu da zamandan tasarruf sağlayacaktır. Bizim şehrimizin meyvecilikle geçindiğini düşünürsek meyve kamyonlarının gemide önceliği vardır. Valilik onlara öncelik tanımıştır sıraya girmezler. Böyle olduğu zaman meyveniz bozulmadan İstanbul’a ulaşabilecek. Meyveler bozulmayacak ve kamyonlar anında karşıya geçecektir. Bu da kar ve avantaj sağlayacaktır. Aynı zamanda bu bölgenin lojistik ve depolama alanlarına baktığınızda İstanbul’daki arazi fiyatları, oradaki yoğunluktansa Çanakkale’deki arazilerin daha uygun fiyatlı oluşu yatırımcının ya da depolama alanlarına ihtiyaç duyan üreticilerin buraları lojistik, depolama alanları kurabileceği yerler haline getirecektir. Çünkü ulaşım kolay olacaktır. Bir yere ulaşım ne kadar kolaysa orası o kadar çok gelişir. Baktığınız da ana caddelere uzak olan beldeler, köyler hiçbir zaman gelişmezler. Ana caddeye ulaşımın kolay olduğu bütün yerlerde gelişmiştir. Ulaşım medeniyettir. Köprünün çok fazla katkısı olacağını düşünüyorum.''
''5 yıl öncesinde Çanakkale’de trafik diye bir şey yoktu''
''Aslında Çanakkale mutlu bir kent fakat en başta konuştuğumuz gibi şehirleşmeyi çok iyi yapmamız gerekiyor. 5 yıl öncesinde Çanakkale’de trafik diye bir şey yoktu, son dönemlerde trafik çoğalmaya başladı. Bunun da sebebi artık her evde birkaç araba var. Eskiden her mahalle de birkaç araba varken şimdi bütün hanelerde olmaya başladı. O yüzden de şehrimizin, yollarımızın, yeni yapılan binaların projelendirmesi bu koşullar göz önüne alınarak yapılması gerekiyor. İş yine şehircilik ve belediyecilikten geçiyor. Çanakkale insanı gerçekten mutlu, çünkü ben İstanbul’da doğdum ve büyüdüm, Avrupa’ya da gittim, Avrupa dışında da birçok ülkeye seyahat ettim o yüzden iyi bir gözlemciyimdir. Çanakkale’de insanlar mutlu yaşıyorlar. Bir sabah kalktığınız da kordon da yürüyen insanlar, işine gitmek için 3 saat önce değil de yarım saat önce kalkmış oluyorlar. Meyvesi, sebzesi, denizi aynı tatildeymiş gibi bir hayat yaşatıyor. Gerçekten ne kadar şükretsek azdır. Tabi iyi bir planlama ile daha da güzelleşebilir. Şu da benim dikkatimi çeken konulardan birisi; ülkemiz de işsizlik rakamları açıklanıyor, işsizlikten bahsediliyor ama ben Çanakkale olarak ilçelerde ki arkadaşlarımızla da görüştüğümüz de işsizliğin olduğunu düşünmüyorum. Çünkü bizler iş yerlerimizde çalıştıracak işçi bulamıyoruz. Karşı taraftaki kişi ne iş yapacağını sormadan ne kadar kazanacağını soruyor. Bu da sağlıklı bir iş planı oluşturmuyor. Çanakkale bazında konuşayım, siyasetten de biliyorum ki herkesin istediği, devlet kurumlarında masanın başında oturayım, sabah 8’de gideyim, akşam 5’te çıkayım, iş yapmadan kolay para kazanacak iş arıyorlar. Bu da insanları tembelliğe alıştırıyor. Ben Çanakkale’de işsizlik olduğunu düşünmüyorum. ''
''Gelişmiş ülkelerde çiftçilik yapan insanların gelir seviyesinin çok daha yüksek olduğunu, üretimlerinin yüksek olduğunu görüyoruz''
Bence Tarım Bakanlığı’nın politikalarında biraz iyileştirmeler yapılmalı. İş veren olduğumuz için, halkın içinde yaşadığımız için biliyoruz toplumumuz da şöyle bir şey var; Tarlası olan insanlar, hayvancılık yapan insanlar köylerden kaçıp ‘’şehirde yaşayayım, masa başında bir işim olsun, asgari ücretin biraz üzerinde bir maaş alayım’’ herkes bunun derdinde. Baktığımız zaman Avrupa’da, gelişmiş ülkelerde çiftçilik yapan insanların gelir seviyesinin çok daha yüksek olduğunu, üretimlerinin yüksek olduğunu görüyoruz. Biz de ise durum tam tersi, bilinçli tarım yapılması ve tarımdaki giderlerin düşürülmesi gerekiyor. Son dönemlerde çiftçiler gübre fiyatları, mazot fiyatlarından çok fazla şikayetçiler, ürettiğimiz mallar, masrafımızı karşılamıyor diyorlar. Biz bunu iyileştiremezsek, çiftçi bu sefer 1 yıl, 3 yıl, 5 yıl tarla da uğraşıyor, örnek veriyorum 100 bin lira para topluyor, 90 bin lira borcunu dağıtıyor, elinde 10 bin lira kalıyor ay’a bölersek ay da bin liranın altında bir geliri oluyor. O zaman çiftçi bu işi neden yapsın? 2 bin liraya bir işe gireyim, şehirde oturayım diyor. O yüzden tarım da acilen iyileştirilmeler yapılmalı diye düşünüyorum. Ben Lapseki’liyim, bizim burada şeftalimiz, kirazımız meşhurdur. Kiraz dediğimiz pahalı bir meyve, şeftali de yıl içinde meyve suyundan her şeyine kadar kullanılmasına rağmen bu ürünleri yetiştiren çiftçi bile şuan da isyan halinde. Bir de bu yıl dolu olayı yaşandı, o yüzden çiftçinin durumu kötü. Ben bundan dolayı Çanakkale’nin önümüzdeki beş yıl içerisinde tarım ve çiftçilikte bu şekilde gidilirse çok gelişeceğini düşünmüyorum.
''Çanakkale turizm için muhteşem bir şehir ama genele baktığımızda otel ve yatak kapasitemiz çok düşük''
''Çanakkale turizm için muhteşem bir şehir ama genele baktığımızda otel ve yatak kapasitemiz çok düşük. Çanakkale merkezdeki otellerin dahi sayısı o kadar az ki, bu inanılmayacak bir durum. Çünkü bizim şehitliklerimize gelen misafirler, Truva şehrine gelen ziyaretçiler, bunun dışında Çanakkale’de askeri birlik var, Jandarma alayı var, buranın her dönemde asker ailelerinin yemin törenlerine geldiği zamanlarda Çanakkale’ye bir akın var. Bunların hepsini düşündüğümüz de otellerde, pansiyonlarda kalacak yer bulunmuyor. Çanakkale’nin otel ihtiyacı da çok fazla diye düşünüyorum. İkinci bir olayda, biz boğaz olmamıza rağmen denizdeki bütün kruvazier gemilerinin buradan geçmesine rağmen bunları kıyımıza yanaştırıp onun içerisindeki yabancı turistleri çekmemiz gerekiyor. Sahile kıyısı olan her hangi bir ilçemize bir liman yapıp yolcuların bu şehri dolaşması sağlamamız gerekiyor. Eskiden bir laf vardı ‘’ Su akar, Türk bakar ‘’ diye biz de burada dövizler aşağı, yukarı geçiyor ama biz karşıdan bakıyoruz. En küçük gemi bile 3 bin tane yolcu taşıyor. Düşünürseniz bir beldenin nüfusu kadar yolcu var. Onlar gemiden aşağı inip 3 saat girdi, çıktı yaptıklarında oradaki esnafa müthiş bir katkısı olacaktır diye düşünüyorum. Denizi kullanamıyoruz, denizle ilgili bir şeyler yapmamız lazım, turizm dedik turizmde kalacak yer sıkıntımız var. Müthiş yerlerimiz var, Ayazma, Şehitlikler, Truva Kenti var, Kaz Dağları hepsi bizde olmasına rağmen buralara yeterince insan taşıyamıyoruz, tanıtım yapamıyoruz. Reklam eksiğimizde var diye düşünüyorum.
''Merkez nüfusunun 120 bin olmasına rağmen bir Biga ilçesinin ticaret hacmi, bankalarda dönen giriş çıkış hacmi Çanakkale Merkez’in çok üzerinde rakamlardan oluşuyor''
''Ticaret hacmine baktığımızda geçmişten beri Çanakkale il olmasına rağmen Merkez nüfusunun 120 bin olmasına rağmen bir Biga ilçesinin ticaret hacmi, bankalarda dönen giriş çıkış hacmi Çanakkale Merkez’in çok üzerinde rakamlardan oluşuyor. Merkez de bir gelişim yok. Ayrıca 7-8 yıl önce bir banka müdürü arkadaşımla otururken, bana şöyle bir şey söylemişti o da çok ilgimi çekmişti. ‘’Sence Çanakkale’de bankalarda hareket etmeyen, sadece duran, hiçbir işe yaranmayan para ne kadardır?’’ diye bir soru sordu. Bende birkaç tahminde bulundum. Bana söylediği rakam ‘’4 katrilyon’’oldu. Yani bugünkü para ile 4 milyar Türk Lirası, bankalarda hareket etmeden, ticarete katılmadan, hiçbir iş yapılmadan duruyormuş. Bununda ülkenin ekonomisine hiçbir faydası yok. Hiç kimse iş yapmaktan yana değil, herkes sabit bir gelirim olsun, yiyeyim, içeyim, yatayım derdinde ama bu şekilde de bir ülkenin gelişmesi mümkün değil. Bir Japonya’ya baktığımız da Hiroşima ve Nagazaki’ye atom bombası atıldıktan kısa bir süre sonra dünyanın en gelişmiş ülkesi haline geldi. Almanya savaştan sonra kısa süre de dünyanın otomotiv devi haline geldi, biz hala kendi aracımız yapamadık. Bütün parçalarımızı yurt dışından getiriyoruz. 100 yıldır ayağa kalkmaya çalışıyoruz. Üretime önem vermemiz ve birazda milliyetçi bakışla bakmamız gerekiyor. Kendi çabalarımızla yerli üretime yönelmemiz gerekiyor diye düşünüyorum. Çanakkale de 5 yıl içerisin de tarım alanında ilerleyeceğimizi düşünmüyorum ama iyi çalışırsak turizm alanın da ilerleyebilir diye düşünüyorum.'' DOĞANCAN USTABAŞ