Gündeme dair görüşlerini paylaşan İl Genel Meclis Üyesi Enver Koç, Çanakkale Merkez’de bir değişime ihtiyaç duyulduğunu ve Cumhur İttifakı’nın bir araya gelerek 2024’teki yerel seçimler için şimdiden adayını belirlemesi gerektiğini söyledi. Açıklamalarına İl Genel Meclisi Başkanı olan ve yaklaşık 3 ay önce CHP’den ayrılarak AK Parti’ye geçen Nejat Önder ile ilgili görüşlerini paylaşarak başlayan Koç, “Nejat Başkan’a öncelikle hayırlı olsun. Biz 5 yıllığına seçildik. 34 arkadaşız. Tabi ki hepimizin siyasi görüşleri var. Meselelere bakış açımız farklı. AK Parti, MHP ve CHP olmak üzere sonuçta 3 partiyiz burada. Mecliste CHP’nin bir çoğunluğu söz konusuydu ama Nejat Ağabey’in bizim safımıza geçmesiyle beraber sayılar eşitlendi. Nejat Ağabey tecrübeli bir siyasetçi. Yıllarca ilçe başkanlığı yapmış, il başkanlığı yapmış, CHP’de önemli yerlere gelmiş bir isimdi. Kendisinin bizim ittifakımıza katılması çok faydalı oldu” dedi.
“Cumhur İttifakı’nın artık Çanakkale’yi alması lazım”
Çanakkale’nin artık kabuk değiştirmesi gerektiğini aktaran Koç, “Bu konuda özellikle Merkez’i kastediyorum. Merkez İlçe Başkanı Ülgür Gökhan’ın artık devrini tamamladığını ve CHP’nin artık Çanakkale’ye verebilecek bir şeyi kalmadığını düşünüyoruz. Cumhuriyet Meydanı’ndaki kokuları biliyorsunuz. Herkes biliyor, herkes rahatsız. Çanakkale’nin merkezinde sosyal yapı çok farklı. Sanki CHP’ye mahkummuş gibi, CHP’den başka bir partiye oy vermesi halinde bir değişim olmayacağını düşünen bir kesim var. Ben artık bu kabuğun kırılmasından yanayım. Özellikle 2024’te yapılacak olan yerel seçimlerde artık Çanakkale CHP’den kurtulmalı. Bu konuda da ben Enver Koç olarak bana ne görev düşerse yapmaya hazırım. Bunun için mücadele edeceğim. Cumhur İttifakı’nın artık Çanakkale’yi alması lazım. 20 yıldır AK Parti denedi bunu. Bir yere kadar getirdi ama başarılı olamadı. Ben Çanakkale Merkez için herkesi kucaklayabilecek, belki de siyasi bakmayacak bir ismin ön plana çıkarılmasından yanayım. Merkez’de seçimlere 1-2 ay kala bir aday arayışı olmamalı. Merkez’de 6 mahallemiz var. Ben şimdiden, ilk fırsatta Cumhur İttifakı’nın toplanıp adayını belirlemesi gerektiğini düşünüyorum. Şimdiden çalışmaya başlamalı, Çanakkale’ye neler yapılabilir, ne gibi değişiklikler hayata geçirilebilir, nasıl büyütebiliriz diye kafa yormalı, istişarelere girmeli” diye konuştu.
“Çanakkale’de bir mezbaha bile yok”
2024 seçimlerinden çok ümitli olduğunu sözlerine ekleyen Enver Koç, “Ben 3 dönem Biga Esnaf Odası Başkanlığı yaptım. Kendim bıraktım. Yani bir insanı bir koltukta 20 yıl bekletmek, aynı tercihleri yaparak farklı sonuç beklemek akla yatkın bir durum değil. Ben artık Çanakkale’ye CHP’nin ve Ülgür Gökhan ekibinin vereceği çok bir şey kalmadığını düşünüyorum. Kendisi bu zamana kadar yapacağını yapmıştır. Düşünün, Çanakkale’de bir mezbaha bile yok. Çanakkale halkı et yiyor değil mi? Et nereden geliyor, kim kesiyor, nasıl geliyor? Veteriner kontrolü olması lazım. Bir belediye başkanının görevi nedir? Birinci görevi şudur, o beldede yaşayan vatandaşlarına temiz hava, temiz çevre, temiz su imkanı sunmaktadır. Var mı bu Çanakkale’de? Belediye başkanı tabi ki siyasidir ama ne olursa olsun bütün enerjisini tüm halkına vererek hizmet etmek zorundadır. Daha belediye binasını bitirememişsin. Kaç yıldır orada devam ediyor. Ucube gibi duruyor öyle. Daha bunu halledemeyen bir belediyenin büyük projeler yapması beklenebilir mi? Bana göre kendisi artık misyonunu tamamlamıştır. Bugüne kadar yaptığı hizmetlerden dolayı da teşekkür ederiz” şeklinde konuştu.
“Biga’da hizmet götüremediğimiz 1 köy dahi yok”
Biga’da köylere götürülen hizmetlere ve yürütülen çalışmalara da değinen Koç, “Biga’da hizmet götüremediğimiz 1 köy dahi yok. Her köye dokunuyoruz. Biz muhtarlarımıza gidiyoruz, toplantı yapıyoruz, bazen onlar geliyor oturuyoruz istişarelerimizi yapıyoruz. Her köyümüze adaletli bir şekilde dokunmaya çalışıyoruz. Ama örneğin, Biga’nın en ucunda 10-15 haneli bir köy kalmış düşünün, oraya da 1 milyonluk bir yatırım götürmek kolay olmuyor, çünkü mevcut toplam bir bütçe var ve bu bütçeyi adil pay etmek gerekiyor. Şuan Biga’mızda acil olarak çözülmesi gereken çok ciddi bir sorun yok. Muhtarlarımızın talepleri genelde değişmeyen, miadını doldurmuş su depoları konusunda oluyor. Geçen yıl kaymakamlığımızla birlikte Biga’daki bütün su depoları temizlendi. Bakımlarını da tamamladık. Sırayla gidiyoruz. Öncelikle su diyoruz. Ulaşımı da önemsiyoruz. Ulaşım olmazsa elbette ki o köy gelişmez. Yani insanlar rahat gidip gelebilmeli” dedi.
“İmarla ilgili bir sıkıntı yok”
Biga’nın kendine has değerleri olduğunu dile getiren Koç, “Biga her zaman siyasette güçlü olmuştur. Çanakkale nüfusunun neredeyse yüzde 25’i Biga ve köylerinde yaşıyor. İlçemiz üretim anlamında da çok güçlü. İşsizlik sorunu bu sebeple çok yok. Göç vermiyor, göç alıyor. Bir de Biga’nın kültürü, tarihi derinlikleri çok farklı. Buraya Biga Yarımadası denmiş. Öte yandan Biga Belediyesi 1870’de kurulmuş. Toprakları çok bereketli. Biga Çanakkale’de birçok ilçeden önde giden bir bölge. Şuan Biga’da imarla ilgili bir sıkıntı yok. Köylerin yapısı iyi. Çanakkale’yi genel olarak ele alırsak en büyük imar sıkıntısı Ayvacık Assos bölgesinde. Orada ciddi sıkıntı var. Ekoturizmde özellikle bir yoğunluk var. İmar olmadığı için o bölgede, insanlar sürekli ekoturizme yönelmek zorunda kalıyor. Aslında ekoturizmin çıkış amacı çok farklı. Kırsal alanda yaşayan insanların tarım alanını geliştirmek için kurulmuş ama insanlar bunu konut amaçlı kullanıyor mecburen. İmar olmayınca böyle oluyor. Öyle sıkıntılar var. Öte yandan genelde Yenice’nin köyleri çok göç veriyor. Biga’da çok göç olması da diğer köylerimiz göç veriyor” ifadelerini kullandı.
“Türkiye eski Türkiye değil”
Her köyün kendine has talepleri olduğunu belirten Koç, “Belediye sınırları dışında kalan imarlara Özel İdare baktığı için ciddi bir yığılma var. Pandemiden sonra çok ciddi bir talep oldu. Özellikle büyükşehirlerden bu tarafa göçler etkiledi. 1 iken 100 talebe çıktı. Şuan o konuda sıkıntılarımız var ama inşallah onu da aşacağız. Devletimiz güçlü. Her ne kadar bazı sıkıntılarımız olsa da, pandemiden çıkmış olsak da Türkiye eski Türkiye değil. Eski Türkiye yok artık. İnsanlar daha bilinçli ve daha özgür hareket ediyor. Geçen gün yine muhtarlarımızla beraberdik. Bizim ova köylerimiz var. Dağ köylerimiz var. Ova köylerimiz daha çok tarım ve hayvancılıkla geçiniyor. Dağ köylerimizde daha çok hayvancılık var. Tabi her köyün kendine has talepleri oluyor. Mesela dağ köyleri ne ister? Ağırlıklı olarak yol ve parke taşı istiyorlar, çevre düzenlemesi istiyorlar. Ova köylerinin talepleri daha farklı” şeklinde konuştu.
“Her köye dokunmaya çalışıyoruz”
Biga’da 1-2 köy dışında acil çözülmesi gereken bir su sorunu olmadığını vurgulayan Koç, “Mesela mevsimlik tarım işçileri var Gümüşçay bölgesinde mesela. Onlara da biz hizmet götürüyoruz. Konaklama sorunu var, su sorunu var, elektrik sorunu var gibi. Mesela Selvi Köyünde küçük acı biber toplanıyor. Bazı köylerimizde bunun gibi konularda mevsimlik işçilerimiz geliyor. Onların sıkıntılarına da çözüm üretiyoruz. Her köyün kendine has bir derdi oluyor. Su konusuna tekrar döndüğümüzde Biga köylerimizde çok acil bu sorununu çözmemiz gereken 1-2 köyümüz var. Şu anlık başka da ciddi bir sorun yok bu konuda. Devletimizin imkanları çerçevesinde biz her köye dokunmaya çalışıyoruz. Çoğu köyümüzün çevre düzenlemeleri yolları yapılıyor zaten ara sokaklar için talepte bulunan muhtarlarımız var” dedi.
“10-12 köyün su deposu değişecek”
Açıklamalarında köylerdeki su depolarına da ayrı bir parantez açan Koç, “Bu sene Biga’da 10-12 köyün su deposu değişecek. Kapasite arttırılacak. Bazen köylerin su şebekeleri 30 sene önce yapılmış. Artık ömrünü doldurmuş. Onların değişimi yapılacak. Öncelik sırasına göre hepsi tamamlanacak. Biga’daki gündemimiz ağırlıklı olarak yol ve ulaşım. Tabi bir de gençler köyde kalmak istemiyor. Bu da ayrı bir sorun. Türkiye’nin nüfusu 40 milyonken Türkiye’de 80 milyon küçükbaş hayvan varmış. Şimdi nüfus 85 milyona yakın. 40 milyon küçükbaş hayvan yok. Tabi tarım politikalarımızda bazı sıkıntılar var. Bunu tabi ki yeri geldiğinde dile getiriyoruz. Devletimiz ciddi teşvikler veriyor, mücadelesini veriyor ama eskiden köydeki her hanede 3-5 koyun olurdu. Bir kuzu 6 ayda yetişir. Bir inek 3 yılda yetişir. Protein olarak bu ülkeyi beslemek zorundayız. Her ülke gibi bu ülkenin de et ihtiyacı var. Nereden et bulacaksınız? Küçükbaş hayvanları çoğaltarak bu olur. Et yedirmek zorundayız bu insanlara. Köyde gençler durmuyor, köyde küçükbaş hayvan yetiştirilmiyor, çobanlık yapılmıyor, herkes kolay işe kaçıyor. Tamam da kim yetiştirecek eti? Domatesi kim yetiştirecek, biberi kim yetiştirecek? Herkes masa başı iş istiyor. İyi de, ekmeği, domatesi, salçayı, çayı kim yapacak? Devletimizin planlı tarıma geçmesi lazım. Planlı bir tarım yapılması lazım. Küçükbaş hayvancılığın teşvik edilmesi lazım. Bu konuda eksiklerimiz var. Mesela Yenice, yüzölçümü olarak Çanakkale’nin en büyük ilçesi. Bomboş tarlaları var. Yüzlerce dönüm araziler var. Köyler boşalmış. Buralarda koyun, keçi yetiştirilebilir” ifadelerini kullandı.
“Biga’da bu potansiyel var”
Biga’da tarımın büyük bir potansiyele sahip olduğunun altını çizen Koç, “Güvenli gıda çok önemli bir şey. Pandemi döneminde de bu anlaşıldı. Biga’da bununla ilgili ciddi çalışmalar var. Örneğin, belli mevsimlerde bize nereden geliyor domatesi, biberi, patlıcanı? Antalya’dan geliyor. Nakliye fiyatları çok yüksek. Bizim bölgemizde insanımıza daha güvenli, daha temiz, daha ucuz gıda sunabilmemiz için Biga’da bu potansiyel var. Arazisi, suyu, toprağı uygun. Her şeyi uygun. Bu konuda belediyemizin ciddi çalışmaları var. Muhtemelen de olacaktır. Biz de bu çalışmaları elbette canı gönülden destekliyoruz. İnsan elektriksiz yaşayabilir, telefonsuz da yaşayabilir ama gıdasız yaşayamaz” şeklinde konuştu.
“Maddi veya manevi bir beklentim yok”
Açıklamalarının sonunda uzun yıllardır siyasetin içinde olduğunu ve bunu bir menfaat gözetmeksizin yaptığını belirten Koç, şunları söyledi: “Ben 2000’li yıllardan beri siyasetin içerisindeyim. 3 dönem milletvekili adayı oldum. 2009’da Belediye Başkanı adayı oldum. Ciddi oy aldık. Çok az bir oyla kaybettik. Ben ömrümü partimin ve Çanakkale’nin hizmetine adamış bir insanım. Ömrüm böyle geçti. İnşallah kalan ömrüm de böyle geçecek. Kendi adıma maddi veya manevi herhangi bir beklentim yok. Bize yetişme sürecimizde şu öğretildi, sizin en faydalınız insanlara en çok faydalı olanınızdır. Bizim görevimiz insanlara faydalı olmak. Sonuçta ölüm var. Bugün olmaz, yarın olur, Rabbim bilir onu. Ben gençlerden özellikle şunu bekliyorum. Hedef koysunlar kendilerine. Yeteneklerine göre, sevdiği işe göre bir hedef konulmalı. Bu hedefi de daima yüksek tutmalılar. Gençlerin önünü açmamız lazım. Gençleri dinlememiz lazım. Gençler üniversiteye girerken karakterine göre bölüm seçmeli. O bölümü sevmeli. Seçtiği bölümde hem kendi işini yapabilmeli, hem başkasının yanında çalışabilmeli hem de kamuda çalışabilmeli. Bunlar çok önemli.”
Gürhan Kökçak