← Ana Sayfa
Gündem

KARA KARA DÜŞÜNÜYORLAR (27.02.2021)

✍️ Haber Merkezi 📅 27 Şubat 2021 12:25 👁️ 0 görüntüleme

Çanakkale’de pandemi nedeniyle yaklaşık bir senedir yüz yüze eğitime ara verildi. Üniversite öğrencilerinin eğitimine memleketl...

Öğrenci yurtlarının son durumuna ilişkin Kaleninsesi Gazetesi’ne özel açıklamalarda bulunan Çanakkale Özel Öğrenci Yurtları Derneği Başkanı ve Tüm Özel Öğrenci Yurtları İşverenler Sendikası(TÜYİSEN) Genel Başkan Yardımcısı Refik Ercan; “Batık, son derece rahatsız, huzursuz, uykular kaçık vaziyette bir yaşam sürdürüyoruz. Bizim baharımız yine başka bir bahara aldı” dedi.

“Çanakkale’de 12 yurt kapandı”

Çanakkale’de 12 yurdun kapandığını ifade eden Başkan Refik Ercan;“Önümüzdeki 1 Mart ve 15 Mart tarihi itibariyle yurtların kapalı olma durumu tam tamına 1 yıl oluyor. Ve buna dayanamayan birçok yurdumuz mevcut. Ülke genelinde de kapanan yurtlarımız çok fazla. Şu an Çanakkale’de 12 tane yurt kapandı. Ve bir o kadar da kapanma aşamasında olduklarını biliyoruz. Bizim artık ayakta kalmış durumumuz yok. Yere uzunlamasına yatmış bir vaziyetteyiz. Halen kiralık açık yerler de mal sahibiyle ilişkisini sona erdirmediyse bile, KGF fonundan faydalanılarak kredi çekmiştir. Ancak yurtlara halen bir kuruş ödeme olmadığı için onlarda kredi borcunu ödeyemez durumda. Bu defa da yurt yetkilisi banka ile papaz olma konumuna geliyor. Banka da acımasızca varsa başka malı ona haciz koyacak. Nereden baksanız son derece vahim bir durumda yurtlarımızın hali” diye konuştu.

“Hiçbir yurtta kayıtlı öğrencimiz yok”

“Yabancı öğrencilerimiz pandemiyle birlikte online derslerini memleketlerinden takip etmeleri zor olacağı düşüncesiyle belki burada kalmış olabilirler. Ama yine de bu şekilde yurtlarda kalma imkânı hemen hemen hiç yok” diyen Başkan Refik Ercan; “Nedeni de kış mevsiminde o binanın ısıtılması, sıcak suyunun temin edilmesi, yemesi, içmesinin zor olması. Diyelim yemeği dışarıdan siparişle bir şekilde halledebildi ama soğukta oturulmaz. Sonuçta yurtlar büyük binalar ve merkezi sistem ile ısıtılıyor. Bir o da için yakılmıyor. Yani maliyet nedeniyle bu mümkün değil. Bu yüzden öğrencilerin bazıları burada kalmış olsalar bile kiralık ev tuttular diye tahmin ediyorum. Yurtlarda öğrenci olmasa da öğrencilerin çoğunun eşyaları hâlâ duruyor. Bütün yurtların ya odaları ya da depoları tıklım tıklım eşya dolu. Üzerlerinde isimleri yazılı olarak koliler poşetler içerisinde korunuyor. Biz de onları muhafaza etmekle yükümlü olarak görüyoruz kendimizi. Bu doğrultuda da öğrenciden depo ve eşya muhafaza ücreti gibi bir ücret de talep etmiyoruz” şeklinde konuştu.

“Öğrenci yıllık anlaşılan miktarın %10’unu ödemek durumunda”

Başkan Ercan sözlerini şu şekilde sürdürdü; “Müfettişler öncülüğünde, ödemelerde kalan miktarın tahsilatı konusunda herhangi bir değişiklik yok. Bu doğrultuda öğrenciye yönelik mevzuat aynen şöyle diyor; 15 Eylül tarihinden önce kayıt yaptırıldı ise ve de 30 Eylül gelmeden iptal istemi gerçekleşmiş ise o zaman öğrenci yıllık anlaşılan miktarın %10’unu ödemek durumunda. Daha sonra 15 Eylülden sonra şayet ayrılmak isterse o zamanda %30’unu ödemek durumunda. O da şu şekilde, kaldığı ve ayrıldığı güne kadar ki kısmı zaten ödeyecek. Bu da kalan kısmının %30’u hesap edilerek ödenmesi demek. Ama yönetmeliğin yurtlara tanımış olduğu bir özellik daha var. Bu da iki türlü ücret. Birincisi bir kurumun ya da herhangi bir yurdun daha doğrusu tüm yurtların devlete, bakanlığa bildirdikleri bir ücret var. Bu her sene Mayıs ayı sonuna kadar bildirmek zorunda olduğumuz resmi bir ücrettir. Önümüzdeki eğitim- öğretim yılı boyunca, Kdvdahil fiyat değişmeksizin şu şu hizmetleri sunacağız ve karşılığında da günlük olarak öğrenciden talep ettiğimiz miktar şudur diye bildiriyoruz. Bu bizim bildirmiş olduğumuz, ilan edilen fiyat diye geçer. Geçerli olan da budur. Ama kayıt sırasında öğrenci ve veli geldi sizden indirim talep etti. Yaparsınız yapmazsınız o sizin bileceğiniz bir iştir. İsterseniz sevap için bedavaya da yatırabilirsiniz ona kimse karışamaz. Bu serbest piyasa meşru bir fiyat dalgalanmasıdır. Bunu herkes istediği gibi yapar, yapıyor da. Yani kısacası devlete bildirmiş olduğumuz resmi fiyatın altında bir fiyatla tabii ki kayıt yapabilirsiniz. Fakat yurttan ayrılmak istiyorum dediğiniz zaman anlaşmaya varmış olduğunuz indirimli fiyat üzerinden değil ilan edilen devlete bildirilmiş olunan fiyatın üzerinden kalanın %30’u talep edilerek tahsil edilir. Burada bir çelişki var burayı iyi anlamak gerek. Hep veliler hatta tüketici mahkemesi şu konuda yanılıyor. Mesela10.000 TL’lik bir anlaşma yapmışsınız. Bugüne kadar 7000 TL’sini ödemişsiniz geriye kalmış 3000 TL. Bu 3000 TL’nin %30’u 900 lira yapar. Ancak bu kadar alabilirsiniz diye karar veriliyor. Ya da böyle düşünülebiliyor. Ama bu yönetmeliğe göre yanlış. Sonuçta yönetmeliği biz çıkartmıyoruz. Bakanlar Kurulu çıkartıyor. O nedenle yönetmeliğe konuşuyoruz ve diyoruz ki ilan edilen fiyatın %30’u 10.000 TL’ye anlaşmışsınız ama siz yıllık yurt ücretini 12.000 lira olarak ilan etmişseniz kalan kısım bu defa 12.000’den düşülerek %30’unu almak durumundasınız. Yönetmeliğin bizden istediği yükümlülük bu şekildedir. İlan ettiğiniz fiyatın üstünde yıllık olarak bir kuruş fazla da talep edemezsiniz. O da suç olur.”

“Tüketici haklarının adı ‘tüketici ve tedarikçi yasası’ olarak değiştirilmeli”

Yurttan ayrıldıktan sonra geriye kalan ödemeler hakkında öğrenci ve velilerin tüketici haklarına başvurduklarını belirten Başkan Refik Ercan; “Tüketici mahkemelerinden söz edecek olursak; devletimizin oluşturduğu meşru hukuksal bir yapıdır. Pek tabiidir ki her vatandaş gibi bizde adli makamlara onların verdikleri karara saygı duyuyoruz, duymak da zorundayız. Ancak şunu da belirtmeden geçemiyorum. Bu yasanın adının konuluşunda bir yanlışlık var. Tüketici yasası diye bir yasa var ve bu tüketici mahkemeleri de bu yasaya bu kanuna göre hareket ediyor. Ben diyorum ki burada müzakere edilen konu sadece tüketicinin değil. Hizmet olabilir, mal üretimi olabilir bunları sunan bizlere de tedarikçi diyoruz. Bu konular bizi de kapsıyor. Yani bunun “tüketici ve tedarikçi yasası” diye adının konulması lazım. Çünkü bazı durumlar da tedarikçi de haklı olabiliyor. O zamanda tedarikçinin lehine karar vermiş oluyor mahkemeler. Onun için adının sadece tüketici yasası değil tüketici ve tedarikçi yasası olması daha uygun olurdu. Tüketici yasası denildiği zaman bir ön yargıyla bu doğrudan doğruya her ne olursa olsun tüketici korunacaktır anlamı çıkıyor. Tedarikçi yok sayılıyor. Aslında tedarikçi ile savaşılan karşı bir yayın ortaya çıkıyor. Hâlbuki bu böyle bir şey değil. Yani adli kurumlar tamamen tarafsız her iki tarafında hakkı, hukuku ne ise teslim etme tarzında çalışırlar. Hukuk budur, hukuk taraf tutmaz. Ama işte böyle bir ön yargı ile yasa çıkartılmış. Dolayısıyla bu yasayı uygulayıcı konumda olan devlet görevlileri bu imajdan hareketle sanki ne olursa olsun daima tüketicinin lehine karar verilmesi gerekir gibi algı içerisinde olduklarını düşünmüyor değiliz. Siz ne kadar kendinizi savunursanız savunun bir bakıyorsunuz, şu şu maddeye göre tüketici haklı görülmüştür deniliyor. Bunun sonucunda temyiz yolu açık değil mi tabii ki açık. Haklı iseniz bir üst mahkemeden geri döner. Ama uğraşır da uğraşırsınız. O nedenle tüketici mahkemeleri sanki bir ön yargıyla hareket ediyormuş gibi tüketicinin haklarını korumaya yönelik kararlar verebiliyor. Yine de saygı duymaya çalışıyoruz tabii ki” dedi.

“İş yeri kiralarına %50 oranında indirim yapılması lazım”

“Yurtların en önemli sorunlarından biri kiracı konumunda olmaları” diyen Ercan; “Yurtların %90’ı da kiracı konumunda. Onların kiraları ödenmeye devam ediyor. Bazı mal sahipleri ile bazı yurt yetkilileri arasında şifahen anlaşmak suretiyle kira bedelini yarı yarıya indirerek ödemeye devam eden yurtlar da var. Ancak pandemi döneminde birçok mal sahibi buna yanaşmamakta. Ben pandemi falan dinlemem, kiramı almaya devam ederim dediklerini de biliyoruz. Fakat hukukta borçlar kanununda şöyle bir madde vardır. Burada der ki; edimin ifası ifâsızlaşırsa, zarar yarı yarıya paylaşılır yazar. Bunun açıklaması şudur; edim kiralanan yer demektir. Bu bir bina da olabilir bir daire de olabilir veyahut da ekip biçilecek bir arazi de olabilir. Yani kiralanan her ne ise onun ödenmesi eğer imkânsızlaşırsa ki pandemi de tam tamına buna uyuyor. Devlet kararıyla tatil edilmiş kapatılmış yerler hizmet veremiyor dolayısıyla da para talep edemiyorlar. O nedenle imkânsız mı evet birebir imkânsız. O zaman kanunda var olması gereken bu maddenin otomatik olarak uygulanarak resen adli mercilerce iş yeri kiralarının %50’ye indirilmesi gerekir. Fakat bu konuda mahkemeye ya da herhangi bir tüketici haklarına müracaat etmeye kalktığınız zaman size söylenen şudur; uyarlama davası açın, mal sahibinizi mahkemeye verin. Peki diyelim ki açtık bu sabah bir restoran sahibi mal sahibine bu maddeden yararlanarak dava açtı ve yarı yarıya indirilme kararı da çıktı. Yurt sahipleri de halk arasında söylenen deyim ile mal sahibiyle mahkemelik oldular ve kazandılar. Peki, yarın öbür gün nasıl orada iş yapmaya devam edeceksiniz? İşin psiko-sosyal boyutunun yanında nasıl mahkemelik olduğunuz insanla, yarın öbür gün kiracı olarak yüz yüze bakacaksınız? Çok zor hatta imkânsız. Mal sahibi hiçbir şey yapmasa bile ben artık sana yerimi vermiyorum deyip seni kapı dışarı edebilir. Bu sıkıntıdan dolayı kimse başını kaldıramıyor. Bu maddeden yararlanamıyor. Burada devlet yetkilerimizi eleştiriyorum. Mademki yasada böyle bir madde var. İnsanları burun buruna karşı karşıya getirmeden yani mahkemelik konuma getirmeden birbirlerine küstürmeden, buna doğrudan işlerlik kazandırıp, pandemi döneminde böyle olması gerekiyor deyin. O zaman ülke genelinde bütün iş yeri kiraları anında %50’ye iner. Kimse de kimseye kızamaz. Ama bu da yapılmadı. Bunun sonucunda mal sahibini ikna ettin ettin, edemedin 20.000 den aşağı kira yok. Ne yazık ki bu yüzden her türlü ödemeler kesintisiz devam ediyor” ifadelerinde bulundu.

“Özel yurtlarda Gençlik ve Spor Bakanlığı’na bağlandı”

Başkan Refik Ercan sözlerini şu şekilde sürdürdü; “Özel öğrenci yurtları olarak geçtiğimiz 5 Temmuz 2020 yılına kadar Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı olarak faaliyet gösteriyorduk. Belirtilen tarih sonrası da Gençlik ve Spor Bakanlığı’na ve bu bakanlığın içerisinde yer alan Kredi Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü’ne bağlı olarak faaliyetimizi sürdürecektik. Yani resmi olarak Gençlik ve Spor Bakanlığı’na geçtik. Ancak sözünü etmiş olduğumuz pandemi süreci Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı olduğumuz dönemde yaşandı. Dolayısıyla Milli Eğitim Bakanlığı’nın yürütmekte olduğu yönetmeliğe göre hareket etme zorunluluğumuz vardı ve öyle de sürdü. Şimdi de Gençlik Spor Bakanlığı’na bağlı yönetmelik doğrultusunda devam etmek durumundayız. Yönetmelik deyince bizim tabi olduğumuz mevzuattan bahsediyorum. Milli eğitim ile birebir aynı.”

“Özel yurtlar pahalı algısı yanlış”

Özel yurtların pahalı olduğu konusunda ki olumsuz görüşlere de değinen Başkan Refik Ercan; “Ayrıca şöyle de bir yanlış algı var özel yurt denilince hemen para olarak düşünülüp, pahalı gibi algılanıyor. Hâlbuki bir hesap kitap yapıldığında asla pahalı değil. Yeme, içme, sabah kahvaltı, akşam yemeği verme, barınma ısınma belirlenen tüm hizmetler yıllık fiyatta artış yapılmaksızın veriliyor. Ama bir öğrenci devletimizin yurdunda kaldığı zaman buraya cüzi bir yatak ücreti ödüyor. Bu da insanlara çok ucuz gibi geliyor. Yalnız burada da şu var yeme içme, dışarıdan birilerine ihale ediliyor. Yani yeme içme konusu yine özel oluyor. Kış günü dışarıya çıkamıyor ve o yapılan yemeği yemek zorunda kalıyor. Bu sefer de bir porsiyon ile doymuyor,ikinci porsiyonu istemek durumunda kalıyor. Ben 30 yıldır yurt işletiyorum ve yıllarca da bu hesapları yaptım. Devlet yurdunda kalan bir öğrenci ile özel yurtta kalan bir öğrencinin velisinden çıkan para arasında önemli bir fark olmuyor. Ayrıca bazı gerçeklerin üzerinde de durmakta yarar var. Devletimizi karalamak değil derdim. Ama şu var devlet kurumlarında çalışan personel kadrolu olduğu ve kendisini garantide hissettiği için verdiği hizmette rehavet içerisinde olabiliyor. Fakat özelde böyle bir şey söz konusu değil. Özelde çalışan personel başarılı olmak ve dört dörtlük hizmet vermek zorunda, vermezse iş yeri sahibi o personeli barındırmaz. Bunun için özel yurtlar da verilen hizmet devlet yurduna göre farklı olmak durumunda. Zaten olmazsa kapanır gider” şeklinde konuştu.

“Bizim baharımız yine başka bir bahara kaldı”

Öğrenci yurtlarının yaşadığı sıkıntılara da değinen Başkan Refik Ercan; “Bu sene için geçtiğimiz kasım ayında ikinci dalga pandemi başlamamış olsa idi çok büyük umutlarla kasım ayının ortalarına doğru üniversitelerimizin, yurtlarımızın açılacağını düşünüyorduk. Ancak ikinci dalga başlayınca bu ümitlerimiz de suya düştü. Dedik ki artık bahar döneminde açılır. Fakat alınan kararlar dâhilinde bahar döneminde de üniversiteler açılmayacak. Dolayısıyla bizim baharımız yine başka bir bahara kaldı. Bu bahar da sonbahar. Yani yine Eylül’e kalıyor. Yaklaşık bir buçuk senelik bir rötar olacak bizim için. Bu kadar ayakta kalabilir miyiz onu da bilemiyorum. Çanakkale’mizde Bakanlığımıza bağlı 70 civarında yurt vardı. Bunların önümüzde ki eylül ayına kadar üçte biri kalır mı şüpheliyim. Hatta daha da altına inebilir. Peki diyelim ki kapandı sonuç ne olacak okullar açıldığı zaman öğrenciler gelecekler. Çanakkale’mizin büyük bir sorunu olarak karşımıza çıkacak. Çünkü bu çocukların ihtiyaçlarına kredi yurtlar kurumu yeterince cevap veremiyor. Sonucunda da kiralık evler devreye girecek. Kiralık evler devreye girince örgütlü bir şekilde hareket edilmiyor. Herkes kendi başına kararlar veriyor. Dolayısıyla öğrenci geldi biraz daha para kazanalım düşüncesiyle, fiyatlar uçuyor. Olan yine öğrenciye, veliye oluyor. Onun için biz devletimize sürekli bu gibi sorunları raporlayarak bildiriyoruz; Gelecekte ülke genelinde bu durum devletimizin sıkıntısı olarak yeniden gündemimize gelecek, bu sektörü destekleyin diye. Destekleyin ki ayakta kalalım okullar açıldığında da öğrenciye olumsuz yansımasın bu durum. Her yer kapanırsa öğrenci nerede kalacak? Bu sefer de fiyatlar patlayacak. Ama biz yurtlar ayakta kalabilirsek öğrencimiz rahat edecek” ifadelerini kullandı.

Özden Nur ÖZDEN

İlgili Haberler

Biga’da köy yollarına konfor dokunuşu!
13.08.2026
Zeynep Bastık Memleketi Çanakkale’de Sahneye Damga Vurdu
13.08.2026
"Ormanlarımızı birlikte korumak için duyarlı olalım !!!"
12.08.2026
MEKKE ANLAŞMASI’NA ÇANAKKALE’DEN DÖRT FARKLI BAKIŞ
12.08.2026
ÇANAKKALE’DE SİYASETİN GÜNDEMİ ÇERÇEVE YASA: “PAZARLIK MI, BARIŞ MI?”
11.08.2026
RUSYA AÇIKLARINDA ÖLÜMDEN DÖNDÜ, ÇANAKKALE’DE KONUŞTU: “ÖLDÜĞÜMÜ HİSSETTİM”
11.08.2026
Düzce’den çocuklara Çanakkale tarihi yolculuğu
10.08.2026
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 32 yıl önceki konuşması gün yüzüne çıktı
10.08.2026
Anafartalar Zaferi’nin 111. yılında anlamlı açılış: Arıburnu Zafer Anıtı yenilendi!
10.08.2026
Küçükanafarta’da tarihi zaferin kahramanları için Mevlid-i Şerif okundu
10.08.2026
Türkiye ile Tayvan arasında arama kurtarma iş birliği
10.08.2026
Anafartalar Zaferi’nin 111. yılında Çanakkale kahramanları anıldı
10.08.2026
“Anafartalar’da yazılan destan, milletimizin şerefidir”
10.08.2026
İletişim Başkanlığı "Oyuna Gelme" diyerek sanal bahis ve kumar tehlikesine dikkat çekti
09.08.2026
Murat Yahya Sezgin’in paylaşımı gündem oldu: “Türkeş’in kızına saygı gösteremiyorsak, burada ciddi bir yanlış vardır”
09.08.2026
Gökçeada Belediyesi’nden dolandırıcılık uyarısı: “Para taleplerine itibar etmeyin”
09.08.2026