İzzettin Polat
Lapseki Eğitim Gönüllüleri Derneği Başkanı
1.)Derneğinizin Lapseki’ye katkıları nelerdir?
Bizim derneğimiz aslında Plevne İlköğretim Okulu Koruma Derneği olarak kuruldu. Bir müddet orada faaliyet gösterdik. Daha sonra yanılmıyorsam 2005 yılında kurum ve dernek isimleri yasaklandı. Ya tüzük değişikliği ile kurumları dernek isimlerinden çıkaracaksınız ya da lav edeceksiniz denildi. Bizde düşündük, biz koruma derneği olarak çalışıyoruz madem ki okul adıyla dernek kurmak yasak derneği kapatalım dedik. O gün ki kaymakamımız Gülhan Yazar bey bizi çağırttı dedi ki’’ siz bu derneği kapatırsanız okullarımızın parasal kaynakları kesilmiş oluyor’’ neden? Okullar para toplayamıyor. Bu derneğe tüzük değişikliği ile değişim yapılması uygun görüldü ve Lapseki Eğitim Gönüllüleri Derneği olarak değiştirdik. Bu defa Lapseki ilçe merkezindeki tüm okulların ve halk eğitim müdürlüğünün bağışlarını biz kabul ettik. İnsanlar bağış yaptılar bizde o okulların adına bankalarda ayrı, ayrı hesaplar açtık. Okul müdürlerine dedik ki siz ihtiyaçlarınız neyse harcamalarınızı yapın, bize bilgi verin ödemesini biz yapalım. Yani yasal sorumluluğunu biz üzerimize alalım dedik. Amacımız; parçalanmış aile çocukları, öncelikle kızlar, yetimler öncelikle köy okullarından olanlar olmak biz vatandaşlardan topladığımız yardımlarla onlara burs veriyoruz. Her kademe ve türdeki okulda öğrencilerimiz var. Verdiğimiz para bir öğrenciye belki bir ay yetmez ama ona manevi destek olur.
2.)Lâpseki’nin şuan ki yatırımlarını olumlu veya olumsuz yönde değerlendirir misiniz ?
Dernekler işin özünde yerel yönetimlerin destekçileridir. Ona biz itici güç diyebiliriz. Çünkü yerel yönetimlerde derneklerde halka hizmet ediyorlar. Dolaysıyla onlardan kalan boşluğu biz dolduruyoruz. Örneğin Çanakkale’ye okumaya giden öğrencilere belediyeler ücretsiz servis sağlıyor. Mesela bulunduğumuz bu bina belediyenin binası, belediye bize özel indirip yaptı. Bu bakımdan belediyelerle bir problemimiz yok. Yapılan işlerin hepsi olumlu, siyasetçi at gözlüğü ile bakar. Biz derneğiz bizim derneğimizde her partiden üye vardır. O bakımdan biz belediyelere siyasal gözlükle bakmıyoruz. Belediye bu sene çok şey yaptı. Belediyecilik tarihinde bir çok belediye bu riske girmemiştir. ‘’Akıllı siyasetçi yer altıyla uğraşmaz, yer üstüne cila yapar’’ diye bir söz var ama bizim belediyemiz öyle yapmadı önce yer altından başladı. Kanalizasyon, su, doğal gaz hepsi yapıldı. Tabii ki bunun sıkıntıları münferit olarak sıkıntılar olacaktır ama bunlar olması gereken şeylerdir.
3.)Ulaşılabilirlik yönünden değerlendirdiğinizde 1915 Çanakkale Köprüsü Lapseki’ye nasıl katkı sağlayacaktır/ sağlamayacaktır?
Tabi köprü ekonomik bir olay, oradan transit geçecek ama şehirler yoğunluğu azaltmak için şehirlerden uzağa çevre yolu yaparlar. Şimdi buradan yol geçiyor ama insanların gözü kulağı boğazda, çünkü dünyanın en önemli iki boğazından birisi Çanakkale Boğazı bu yüzden köprünün mutlaka katkısı olacaktır. İnsanlar buraya yatırım yapmaya başladılar. Şimdi bir şeyler gözükmese de ilerleyen yıllarda buralar canlanacaktır. Buraya yüksek okul yeni açıldığından öğrenci sayısını arttıracaklar ama alan yok. Ben oturdum hesap yaptım. Bir öğrenci 100 lira harcarsa 100 öğrenci daha da fazlasını harcayacaktır dedim. Bu 400 öğrenci olursa daha da fazla olur ve bu harcamalar Lapseki’de olur. Bu sayede Lapseki’de bütün esnaf kazanacaktır. Onun için ben Lapseki esnafının yerinde olsam okul yapar öğrenci sayısını arttırırım. Öğrenci sayısı arttığında buraya bir hareketlilik geldi. Gelişimi görmek için Lapseki’nin geçmişini bilmeniz gerekiyor. Ben ilk geldiğim zamanlarda saat 12 den sonra fırınlarda ekmek bulamıyorduk. Kasaplar haftada bir gün et kesiyordu. O yüzden köprünün faydası olacaktır. Planlamayı bugüne göre değil yarına göre yapmak lazım. Lapseki’nin planlamasını 50 bin nüfusa göre yapmak gerekiyor. Hizmet eden insanın elini öperim. Çünkü herkese hizmet ediyor. Bazıları vardır o koltuğa bir oturayım ortalığın anasını ağlatacağım der. Belediyenin çalışmalarından memnunuz. Sanıyorum Lapseki’nin halkı da memnundur. Benim gördüklerimi herkes görüyor bunu görmemek için kör olmak lazım diye düşünüyorum. Bende diyorum ki kör olmayasın göresin.
4.)Önümüzdeki 5 yıl içerisinde size göre Lapseki hangi yönde(sanayi,turizm,tarım,eğitim vs.) ilerleme kaydedecektir?
Geleceği bilemem ama tahminim odur ki Lapseki turizm yönünde ilerleyecektir. Çanakkale’nin bugün kalkınması neden? Kalkınıyor yavaş, yavaş Çanakkale’de sanayi, köklü bir üretim yok turizm ve tarihiyle gelişiyor. Emekli insanlar gelip iş kuruyorlar. Çanakkale üretim merkezi değil. Lapseki’de aynı şekilde bir üretim merkezi değil ben öyle görüyorum. Buraya gelen insanlar kendi kafasını dinlemek için geliyorlar. İstanbul daki insanlar şehrin bunaltıcı havasından sıkıldıklarında köprüyle beraberde buraya çok kolay gelip dinleneceklerdir. Yani ona göre hazırlık yapmamız gerekiyor. Çünkü burada üretilenler buraya anca yetecektir. Ben bir ara Lapseki’yle ilgi bir şey okumuştum, Lapseki için 160 bin nüfus ön görülüyor. O bir ön görü ama geleceğe göre hesaplanıyor. Bu olacak bir şey, kaçınılmaz bşr gerçektir. İnsanlar buralardan arazi alıyorlar ve iş kuracaklardır ama ben kirli sanayinin gelmesini istemiyorum. Kirli sanayinin turizm sahasından uzak durması gerekiyor. Demir, çelik sanayisinin ben Marmara kıyısında olmasından oldukça rahatsızım. Tamam bir şeyler getiriyor ama daha fazlasını götürüyor. Ben Lapseki’de daha temiz sanayi olmasını istiyorum.
5.)Çanakkale’nin Büyükşehir olma konusu konuşuluyor size göre Lapseki’ye katkıları ne olacaktır/olmayacaktır?
Ben bu konuda fazla bir şey söyleyemeyeceğim. Neden diyecek olursanız büyükşehirle beraber köylerde mahalle olacak ve ister istemez hizmet kapsamına alınacaktır. Köylü çeşmeden bedava içtiği suya para verecek. Bundan ekonomik durumu zayıf olanlar memnun olur mu olmaz mı ? bilemem ama bence köyler doğal haliyle bırakılmalıdır. Şuan da Lapseki’nin köyleri çok güzel. Bundan 30 sene önce biz burada saz örtülü çamur evler görüyorduk. Bence zaten köy diye bir şey kalmadı.
6.)Maden ve Termik santraller konusuna nasıl bakıyorsunuz?
Maden konusunu bilmiyorum altın madeninin siyanürle arandığını söylüyorlar ama madenin olduğu bir yerde doğal bir şey kalmıyor. Kaldı ki o arıtmada ne kullanıyorlar, suyumuzu kirletmeyecek şekilde bir tedbirleri var mı? Tamam işi yapıyorlar ama ileri de insan yaşayan yerde zehir olması canlının yokluğu demektir. Üretilmesi lazım ama çok iyi düşünüp çok iyi planlanması gerekiyor. Yarın zehir dedikleri zaman suya karıştığında bu bölgede insan yaşayamaz çünkü bizim sularımızın çoğunluğu madenin olduğu yerden geliyor. Bu ülkede yer altı su kaynakları var. Toprağı kirletirse, suları kirletirse ülkenin ekonomisine katkı yerine zararı olacaktır. Bir de dediğim gibi o koltuğa oturayım da anasının ağlatacağım zihniyetiyle olanlar yapacaksa hiç yapmasınlar. Madenimiz üretilsin üretilmesin istemem, neden toprak altında atıf kalmasını istemiyoruz ama dediğim gibi akıllı yatırımla yapılması gerekiyor.
Doğancan Ustabaş- Caner Küpeli