Kurşun sesleri arasında bile haberi bırakmadığını anlatan Susam, gazetecilikte kadın olmanın zorluklarını, ajans muhabirliğinin görünmeyen emeğini ve toplumda kadına yönelik şiddetle mücadelede yapılması gerekenleri çarpıcı ifadelerle değerlendirdi.
Çanakkale’ye tayin olup burada görev yapan Emekli Gazeteci Fikriye Susam, Kaleninsesi okuyucularına gazetecilikte kadın olmanın zorluklarını, Doğu Anadolu’da kadın muhabir olarak yaşadıklarını ve mesleğin dönüşümünü anlattı.
Çanakkale’nin güçlü kadınlarından, Çanakkale Kent Konseyi Kadın Meclisi'nde çalışmaları olan duayen ve emektar gazeteci Fikriye Susam, gazetecilik mesleğinde kadın olmanın zorluklarını ve meslek hayatında yaşadığı mücadeleyi Kaleninsesi okuyucuları ile paylaştı.
1993 yılında yerel bir radyo ve televizyon kanalında haber spikeri ve program yapımcısı olarak mesleğe adım atan Susam, yaklaşık 25 yıllık gazetecilik kariyerinin ardından emekli oldu.
Meslek yaşamı boyunca Dünya Gazetesi temsilciliği de yapan Susam, 2001 yılında Anadolu Ajansı Elazığ Büro Müdürlüğü’ne müdür olarak atandı. Uzun yıllar Doğu Anadolu’da görev yapan deneyimli gazeteci, daha sonra Anadolu Ajansı İstanbul Bölge Müdürlüğü’nde çalışmalarını sürdürdü.
Bir dönem Çanakkale’de de görev yapan Susam, Kaleninsesi okuyucularına gazetecilikte kadın olmanın zorluklarını, Doğu Anadolu’da kadın muhabir olarak yaşadıklarını ve mesleğin dönüşümünü anlattı.
“Mesleğe yerel medya ile başladım”
Gazetecilik yolculuğunun yerel medya ile başladığını anlatan Susam, o dönemin yoğun çalışma temposunu şu sözlerle aktardı:
“Ben çalışma hayatıma bir radyo kanalında ve ardından televizyon kanalında başladım. O dönem hem program yapıyordum hem de habercilikle ilgileniyordum. Yerel medya kuruluşunda yaklaşık yedi yıl boyunca gündüz programları hazırladım, akşamları da habercilik yaptım.
Bu süreçte siyaset dünyasından birçok isimle çalıştım. Tansu Çiller, Süleyman Demirel, Necmettin Erbakan ve Deniz Baykal gibi önemli siyasi isimlerle programlar yaptım, moderatörlük görevinde bulundum.”
Yerel medyada geçen yılların ardından Dünya Gazetesi temsilciliğini aldığını belirten Susam, daha sonra Anadolu Ajansı’nın sınavlarına girerek ajans muhabiri olduğunu ifade etti.
“Kadın olduğum için yapamazsın diyenler oldu”
Gazeteciliğe başladığı ilk yıllarda cinsiyet ayrımcılığıyla karşılaştığını söyleyen Susam, mesleğe atıldığı dönemde yaşadığı zorlukları şöyle anlattı:
“Ajansa girerken büyük mücadeleler verdim. Kadın olduğum için bu işi yapamayacağımı düşünenler vardı. Hatta benden yaşça büyük bazı erkek gazetecilerin benim görevden alınmam için yönetime yazılar yazdığını sonradan öğrendim.
Yöneticiler de başta endişeliydi. Bana ‘Gece üçte bir olay olduğunda kalkıp gitmen gerekir, kadın olduğum için gidemem diyemezsin’ şeklinde uyarılarda bulunmuşlardı. Ama ben mesleğin gereğini her zaman yerine getirdim.”
Doğu Anadolu’da kadın muhabir olmak
Susam, özellikle Doğu Anadolu’da görev yaptığı yılların mesleki açıdan en zorlu ama aynı zamanda en öğretici dönem olduğunu vurguladı.
“O dönem Doğu Anadolu’da ajansa bağlı çalışan ilk kadın muhabirlerden biri oldum. Bu durum zaman zaman zorluklar yaşamama da neden oldu. Ama büyük bir emek, azim ve istekle çalıştım.
Gece gündüz demeden her olayda sahadaydım. Hatta 2000’li yılların başlarında yaşanan bir terör olayında caddelerde kurşun sesleri varken habercilik yaptığımı hatırlıyorum. O olayda üç polis şehit olmuştu. Kurşun sesleri arasında bile mesleğimin gereğini yerine getirdim.”
“Yanlış bir haber yapmadan mesleğimi tamamladım”
Gazeteciliğin stresli bir meslek olduğunu söyleyen Susam, yıllar sonra geriye baktığında en büyük gururunun hatasız bir meslek hayatı olduğunu dile getirdi.
“Bizim işimiz gerçekten çok stresli bir iş. Ama yıllar içinde geriye dönüp baktığımda yanlış bir haber yapmadan, hatalı bir işlem gerçekleştirmeden mesleğimi tamamlamış olmanın gururunu yaşıyorum. Büyük mücadelelerle ama severek yaptığım bir meslek oldu.”
Spor muhabirliğinden sahaya
Meslek hayatında farklı alanlarda da görev aldığını anlatan Susam, spor muhabirliği de yaptığını aktararak; “Spor muhabirliği de yaptım. Açıkçası futboldan çok anlamazdım. Ama benden beklenen ne ise o işi yapmamgerekirdi. Bu nedenle futbolcuların isimlerinin bulunduğu listelerle çalışarak spor haberleri hazırladım. Çok şey öğrendim. Gazetecilikte önemli olan öğrenmek ve araştırmaktır.”
“Sahada isminiz görünmez”
Anadolu Ajansı’nda çalışmanın farklı bir sorumluluk gerektirdiğini vurgulayan Susam, ajans gazeteciliğinin kamuoyunda çok görünmeyen bir yönü olduğunu ifade etti.
“Ajans muhabirleri toplum tarafından çok tanınmaz. Çünkü biz haberi yapar ve tüm basın kuruluşlarına servis ederiz. Televizyon muhabirleri gibi ekranlarda görünmeyiz.
Ama Anadolu Ajansı çok önemli bir kurum. 1920 yılında Atatürk tarafından kurulmuş bir ajans. Türkiye’nin sesini dünyaya duyuran resmi haber ajansı olduğu için burada yapılan bir hatanın devlet tarafından yapılmış gibi algılanabileceği düşüncesiyle çok dikkatli çalışmak gerekir. Biz de o dönem bu ciddiyet ve resmiyetle çalıştık,” dedi.
“Habercilik anlayışı değişti”
Susam, yıllar içinde gazetecilik anlayışının da önemli ölçüde değiştiğini söyledi.
“Eskiden habercilikte 5N1K kuralı çok önemliydi. Haberin nesnel olması gerekiyordu. Günümüzde ise yeni medya ile birlikte birçok yerde haberlerde kişisel yorumlar ve duygular daha fazla yer alıyor. Bu da habercilik anlayışının değiştiğini gösteriyor.”
“Kadına yönelik şiddet toplumun en büyük yaralarından biri”
Kadına yönelik şiddet konusuna da değinen Susam, bu sorunun toplumsal bir mesele olduğunu belirtti.
“Toplumda çok ciddi bir psikolojik kırılma yaşandığını düşünüyorum. Bir kadının öldürülmesi aslında toplumda çok daha büyük bir tepkiyle karşılanmalı. Ama çoğu zaman olaylar birkaç gün konuşuluyor ve ardından unutuluyor.
Oysa geride kalan çocuklar ve aileler için hayat tamamen değişiyor. Bir insanı kaybetmenin acısı kolay taşınacak bir yük değil.”
“Kadına şiddeti konuşurken faili de konuşmalıyız”
Şiddetle mücadelede farklı bir bakış açısına ihtiyaç olduğunu belirten Susam, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Kadına yönelik şiddeti konuşurken sadece mağduru değil, şiddeti uygulayan kesimi de konuşmamız gerekiyor. Neden böyle bir şiddet ortaya çıkıyor? Bu zihniyet nasıl oluşuyor?
Bu soruların cevabı aileden başlayan ve eğitim sistemiyle devam eden bir süreçte aranmalı.”
“Kadınlar hayatın her alanında daha güçlü olmalı”
Susam, kadınların toplumdaki rolünün sadece belirli alanlarla sınırlandırılmasının doğru olmadığını ifade etti.
“Çanakkale’de kadınların sivil toplum kuruluşlarında aktif olduğunu görüyorum. Bu sevindirici bir durum. Ancak birçok kurumun yönetiminde hâlâ erkek egemen bir yapı var.
Kadınların yalnızca belirli alanlarda değil, hayatın her kulvarında daha fazla söz sahibi olması gerektiğini düşünüyorum.”
Kaleninsesi gazetesi olarak kendisine teşekkür ederiz.