Özgül öğrenme güçlüğünün şemsiye bir terim olarak kullanıldığını belirten Demir, özgül öğrenme güçlüğünün altında disleksi, disgrafi ve diskalkuki gibi alt tiplerinin olduğunu söyledi. Demir, “Çocukların okuma, yazma, matematik gibi alanlarda ciddi olarak akranlarına göre geride kalması durumu ama sizin de belirttiğiniz gibi kesinlikle zeka ile alakalı bir durum değildir aksine normal zekada ve üst düzey zekada görülebiliyor. Okul çağına geldiklerinde tanımlama yapılabiliyor. Okul çağı çocuklarının yüzde 10'nu ve özel gereksinimleri olan öğrencilerin yüzde 40'ında görülebiliyor.” dedi.
“Disleksi bir hastalık değil”
Disleksinin bir okuma güçlüğü olarak da tanımlandığını belirten Demir, çocukların okurken hece, satır, paragraf atlayabileceklerini dikkat çekerek; “Aynı zamanda okuduğunu anlamada özellikle sorun yaşıyorlar. Bunun yanında harfleri karıştırıyorlar. Doğal olarak okurken görsel olarak zorlandıkları için yazarken de aynı problemler karşımıza çıkıyor. Özellikle "b" ile "d" harflerinin karşımı çok dikkat çeken bir özellik oluyor çocuklarda. Okul çağına geldiğinde görebiliyoruz ama disleksi sonuçta bir hastalık değil sadece beynin fizyolojik olarak farklılığı diyebiliriz. O yüzden de uygun eğitime uygun şartlarda ilerleme kayıt edebileceklerdir.” diye konuştu.
Okuma yazma aşamasına geçen çocukların, özellikle ilkokul 1’inci sınıfta okumada isteksizlik, yazmada isteksizlik gibi belirtiler gösterdiğinin altın çizen Demir, harf atlama, harfi ters yazma, heceleri ya da sesleri birleştirememe gibi problemlerin de olduğunu söyledi. Demir, “Sayıları ters yazma gibi bir durum olabiliyor. Sıralı takipte ciddi sorunları olabiliyor. Aynı zamanda yine okul öncesinde zaten daha fark edilebilecek bazı özellikler oluyor. Zaman kavramı, yön kavramı bunlar çocuklarda oturmamış oluyor. Dün, şimdi, sonra, yarın gibi kavramlar oturmamış olabiliyor aynı zamanda yine özgül öğrenme güçlüğü bir şemsiye kavram dedik ya aynı zamanda fiziki olarak da birtakım farklılıklar olabiliyor. Çocuklarda denge problemi olabiliyor. Sağ - sol karıştırıyorlar ve tam olarak da baskın olmadığı için yine problemler yaşayabiliyorlar.” dedi.
“Ailelerin yanındayız”
Disleksi Öğrenme Güçlüğü Derneği’nin 2013 yılından bu zaman kadar hizmet verdiğini aktaran Demir, derneğin EÇHA’nın (Engelli Çocuk Hakları Ağı) bir üyesi olduğunu söyledi. Demir, “Üç kişilik bir bilim kurulumuz var, çeşitli üniversitelerden hocalarımız var. Ciddi olarak bize destek veriyorlar. Yol haritası çizmemize ve ailelere eğitim verme konusunda büyük destek veriyorlar. Aynı zamanda derneğimiz EDA'ya (Avrupa Disleksi Birliği) üyedir. Avrupa Disleksi Birliği’nin etkin bir üyesidir. Dernek olarak ailelerimizin yaşadıkları problemlerinin çözümüne destek oluyoruz. İlgili mercilere iletmeye çalışıyoruz. Onlara somut projeler üretmeye çalışıyoruz. Aynı zamanda bu alanda eğitim veren öğretmenlerimizin eğitimleriyle ilgileniyoruz, onlara destek olmaya çalışıyoruz. Dolaylı olarak çocuklarımıza da destek vermiş oluyoruz.” şeklinde konuştu.
Türkiye Disleksili Çocuklar Vakfını da kurduklarını ve ilk kez disleksiye yönelik bir kamu spotunu dernekçe hazırladıklarını söyleyen Demir, “İlk disleksi çalıştayını ve özgül öğrenme güçlüğü kongresini yaptık. Dernek olarak bugüne kadar yaptıklarımız bunlardı. Disleksi Farkındalık Haftası dolayısıyla etkinliklere dahil olarak da çalışmalar yaptık. Bir sempozyum hazırladık. Bakanlıklarımızın ve üniversitelerden hocalarımızın katıldığı üç gün süren bir sempozyum düzenledik. Milli Eğitim Bakanlığı bürokratlarını disleksi farkındalık gününde ailelerimizle buluşturduk. Bir panel düzenledik. Aynı zamanda yerel idareleri temsilciliklerimizin aracılığıyla bilgilendirdik, afişlerimiz, broşürlerimiz her yerdeydi. Ailelerimizi bilgilendirmek, onlara ulaşmak en büyük hedefimiz. Onların yanındayız. Onların hak savunucusuyuz, bunları bilmelerini istiyoruz. ‘Ne yapacağız?’ diye düşünürlerse, biz oradayız, her zaman yanlarındayız. Bizi arayabilirler, destek alabilirler.” dedi.
“Biz Farkındayız Ya Siz?”
Disleksinin farkına vararak yola çıktıklarını ifade eden Demir, “’Farkında mısınız?’ diye size soruyoruz. Bu sene bununla ilgili bir çalışma yaptık. Twitter'da Trend topic çalışmamız oldu ve 20'inci sıralara kadar çıktık. Çoğu insan farkına vardı ve destek verdi. Çok teşekkür ediyoruz onlara da, bu şekilde farkındalığı en üst düzeye çıkarmaya çalıştık. Yine bu sloganla birlikte belediyelerimizle beraber de çalıştık. Her ilimizde ve ilçelerimizde temsilciklerimizin bulunduğu yerlerde, olmadığı yerlerde de çalışma yaptık. Sağ olsun gerçekten duyarlı insanlar var, bize destek olan çok insan oldu. Bu sloganla yine doğal gaz ve su faturalarında yine bir farkındalık yaratmaya çalıştık. Orada tabii bilgilendirme yazımız çıktı derneğimizin ismiyle birlikte. Billboard görselleri hazırladık, ledli panolarda yayınlar yaptık, afişler dediğim gibi broşürler bastık. Bize o konuda yardımcı olan herkese çok teşekkür ediyoruz. Umarım faydalı oluruz.” şeklinde konuştu.
“Başka aileler yaşamasın”
Kendi oğlunun da disleksi olduğunu belirten Demir, okul öncesinde fark ettiklerini ve bir süre destek eğitim aldıklarını dile getirdi. Demir, “Çeşitli sebeplerden dolayı yer değiştirmemiz gerekti. Farklı bir yere taşındık ve dedik ki aldığı eğitim 6 ay falandı. 6 ay sonra "Aa, çok gelişme var. Zaten tamam, halledebilir, baş edebilir." diye düşündük ve 1. sınıfa farklı bir yerde başladı. Ancak bir yıl inanın anne babaya ki tabii ki çocuğa çok büyük bir eziyet. Hepimiz birbirimize işkence çektirdik resmen. Ben özel eğitim öğretmeniyim, aslında işin içindeyim ama bir o kadar da anne olunca uzak kalıyorsunuz, daha farklı bir açıdan yaklaşıyorsunuz.” dedi.
Geçen sene derneğin çalışmalarından haberdar olduğunu, dernek çalışmalarına katıldığını ve daha sonra da derneğin temsilcisi olduğunu belirten Demir, “Benim yaşadıklarımı diğer aileler yaşamasın istiyorum ve çok şükür ki güvenilir bir yerden eğitimimize başladık. Bir buçuk ayda çok ciddi bir fark oldu iyi anlamda, çok geliştirdi kendini. Şimdi o eğitimi devam ettiriyoruz. Tabii pandemiden dolayı eğitimler uzaktan oluyor. Öğretmenimizin desteğiyle devam ediyoruz. Arkadaşlarına gün geçtikçe yaklaşıyor.” ifadelerini kullandı.
Gözlemleme önemli
Disleksinin ne kadar erken fark edilirse verilecek eğitimin o daha fazla etkisi olduğunu söyleyen Demir, belirtilerin mutlaka en az 6 ay süreyle gözlenmesi gerektiğinin altını çizerek, “Her "b" ile "d" harflerini karıştıran çocuk disleksi değildir, bunu da belirtmek isterim. Çocuk hem okuma güçlüğü yaşayacak, hem yazmada güçlüğü yaşayacak, hem matematik becerilerinde problem olacak, hem fiziki olarak birtakım problemleri olacak, motor becerilerinde gerilik olacak, bir şeyleri beceremeyecek, sakarlık edecek, biz öyle düşünüyoruz maalesef. Bunun her biri ya da hepsini ayrı ayrı en az 6 süreyle gözlemlememiz lazım. Eğer 6 ay sonrasında bu çocukta hala farklılıklar devam ediyorsa mutlaka hiç vakit kaybetmeden bir uzmana başvurmalarını tavsiye ediyorum. Benim yaşadığımızı, bizim yaşadığımızı diğer aileler yaşamasın istiyoruz. Hele çocuklarımız hiç yaşamasınlar. Onlarda çok büyük bir travmaya yol açıyor. Umarım herkese ulaşabiliriz.” dedi.
Enishan Keskin