Çiftçilerin yaşadıkları mağduriyetlerin git gide arttığını açıklayan Biga Ziraat Odası Başkanı Güray Ergün; “Çiftçilerimiz şu anda en çok gübre maliyetlerinin yüksek olduğundan, tarım kredi ile ziraat bankasındaki mağduriyetlerinden, yapılandırmalardaki yüksek faizlerin alçaltılıp beş yıla bölünmesi ile ilgili şikâyetlerde bulunuyorlar. Yüksek faizlerden üretim yapamamaları ve istikrarsız fiyat politikalarından dolayı çoğu çiftçi hem özel, hem kamu bankalarına, hem de tarım kredilere ne yazık ki icralıklar. Haklarını borçlarını ödemekten yana kullanmalarına rağmen yapılandırmalardaki yüksek faizlerden dolayı sıkıntı yaşadıklarını söylüyorlar. Aslında burada esas olan sorun; harman zamanında gümrüklerin sıfırlanıp, ucuz ürünlerin getirilip, insanların tam değerinde ürünlerini satamaması oldu” dedi.
“Dolara istikrarlı olarak fiyatlarında düşmesi gerek”
Girdi fiyatlarındaki artışa değinen Başkan Ergün; “Bu sene istisnaydı. Çünkü dolar 8 TL’ye yükseldi. Şu anda dolar 7 TL. Ürün fiyatları düştü ama bir türlü sanayicilerin fiyatları, girdi maliyetleri düşmüyor. Ayrıca baktığımız zaman gübre, mazot,yem fiyatları da düşmüyor. Dolar 8 TL iken üre gübresi 125 TL idi. Dolar 7 TL iken 160 TL oldu. Dolara istikrarlı olarak baktığımızda fiyatın düşmesi gerekiyordu. Ama maalesef burada bir dengesizlik söz konusu. Bu dengesizlikte girdilerin bir türlü düşürülmemesi, fiyatların dalgalanmasından kaynaklı bir durum” diye konuştu.
“Devlete büyük görevler düşüyor”
Başkan Ergün sözlerini şu şekilde sürdürdü; “Çiftçinin bu duruma karşı bir yol izlemesinden ziyade, devlet nasıl bir yol izlemeli ki gıda enflasyonu düşsün, bunun hesabını yapmak lazım. Mesela son zamanlarda ayçiçek yağı revaçta, çiftçiye ayçiçeğini, buğdayı ürettirmenin yolunu aramalıyız. Devlet bunları yönlendirebilmeli. Devletin kurumları nerde eksik varsa, kendileri insanların finans enflasyonunu düşürmeye çalışmalı.”
“İthalat bizim için önlem değil”
“İthalat kısa süreli bir çözüm olsa da asıl önemli olan ürünleri kendimizin üretebilmesi” diyen Ergün; “Mesela sütte 17 Aralıkta süt konseyi toplandı. Mehmet Özkurnaz süt 3 TL dedi. Herkese fiyat bu 3 TL’den lanse edildi. Sanayici, üretici bunu 3 TL’den istiyordu. Ne kadar mutluluktu. Ancak ne oldu fiyat hemen 2.88’e çekildi. Ben bunu 3 TL’den alıyorum fatura ediyorum diyorsunuz, fatura etmeye 2 gün kala 2,88 den fiyatı yeniden revize ediyorsunuz. Böyle bir şey yok ki. Bu da ne demek oluyor daha ileriki günlerde gıda enflasyonu tetiklenecek. Dişi hayvanlar kesimlik hale gelecek. Kesimlik hale gelen hayvan, yarın öbür gün sütte düşüş yaşayacak. Süt düşünce dişi materyal mahvolacak. Dışarıdan et getirmeye başlayacağız. Et fiyatları yükselecek bunlar hep birbirini tetikleyen şeyler. Bu ülke bunları yaşadı, yıllardan beri de yaşıyor. Hiçbir zaman ithalat bizim için önlem değil” şeklinde konuştu.
“Gelecekten ümitliyim”
Başkan Ergün sözlerini şu şekilde sürdürdü; “Genç nüfus sayımızı son verilerde kaybettiğimizi görüyoruz. İleriki günlerde bu da bize eksi bir puan olacak. Çünkü çiftçilik yapan arkadaşlar yaşlanacaklar. Bunları da göz önünde bulundurmamız gerek. Yine de gelecek zaman için olumlu bir süreç bekliyorum. Tarımın ve gıdanın ön plana çıkacağını düşünüyorum. Bu döngüyü döndürebilenler zaten parmakla gösterilecek şekilde olacaklardır.”
Başkan Kuzu; “Çiftçilerin şikâyetleri %100 benzer”
Her çiftçinin aynı sıkıntılarla karşı karşıya kaldığına dikkat çeken Eceabat Ziraat Odası Başkanı Özay Kuzu; “Girdilerimiz çok yüksek son bir ayda %40 oranında gübre fiyatları arttı. Herkes bu durumdan mağdur. Ben kendim de bir çiftçiyim ve 600 dönüm yer çalıştırıyorum.Yem fiyatları çok yüksek. Bunların KDV’sini mi kaldırırlar tam olarak bilemiyorum ama dolar düşüyor girdi maliyetleri yine aynı kalıyor. Gübrenin tonunu 3000’e değil de 1200’e alacağım ki kazancım artsın. Bunun sonucunda bende gübre atmaya korkmayayım. Dönümüne 50 kilo gübre atıyorsam, 70 kilo gübre atmaya başlayayım. Bir ot ilacının bile dönümünün maliyeti 24 TL, 100 dönümlük yere sadece 2400 TL’lik ot ilacı atıyorsun. Bunun daha bir sürü ilacı var. Tarla kiralarının yıllık dönümü 200 liralara kadar çıktı.Bir de bu kuru arazideki tutar, sulu arazide fiyat daha da yüksek oluyor.Odaya gelen çiftçilerin %100’ü bunlardan şikâyetçi” dedi.
“Çiftçi şu an çok mağdur”
“Geçen de Bakan’ın bir tanesi çiftçi Iphone6 kullanıyor diyor. Iphone6’nın fiyatı bugün gübrenin tonuna gelen zammın fiyatı kadar bile değil. Çiftçi şu an çok mağdur” diyen Başkan Kuzu; “Bu girdilerle üretim de düşecek. Nasıl düşeceğini açıklayayım; bir defada toprağa sadece 15 bin liralık bir gübre atıyorum. İkinci defa nisan ayında gübre atmam gerekecek ama atamayacağım. Çünkü bu kadar yüksek girdiyle neyi, nasıl alacağım. Sonrasında yine dışarıdan temin etmek zorunda kalacağız. Dışardan gelen buğdayın şu anki fiyatı ise 2600 TL’yi buluyor. Bizim verdiğimiz sezonda buğday 1600 TL civarındaydı. Tek çare girdi faaliyetlerinin düşürülmesi bu işin başka bir yolu yok. Bu verilen desteklerle düzelebilecek bir durum değil. Mazot desteği, çiftçinin sadece bir gün kullanabileceği kadar veriliyor. Yani sadece bir deposunu doldurabilir bu şekilde” ifadelerini kullandı.
“Aracılar ortadan kalkmalı”
Başkan Özay Kuzu sözlerini şu şekilde sürdürdü; “Ayrıca ürünün tarladan çıkan fiyatıyla pazarda ki fiyatı arasındaki fark başlı başına bir sorun. Üreticinin kazandığının iki katını aracılar kazanıyor. Millet tarlada güneşin alnında çoluk çocuk uğraşırken, aradaki oturduğu yerden masanın başında parasını kazanıyor. Bu aracıyı ortadan kaldırmak lazım ama olmuyor. Ürünler direkt üreticiden tüketiciye gitse, çiftçi bu kadar mağdur olmayacak. Tüketiciyle üreticiler mağdur olurken aradakiler kazanıyor. Bunların önüne geçilmesi gerekiyor.”
“Hiçbir çiftçi önünü görebilecek durumda değil”
Çiftçilerin icra baskısı altında olduğunu ifade eden Başkan Kuzu; “Sonuç olarak çiftçilerimiz icra baskısı altında. Tarım kredi kooperatiflerinin yüksek faiz ile çalışmaları ve yapılandırmaya gidildiğinde faiz oranlarının %100 oranında artması çiftçiyi daha da zorluyor. İpin ucu bir kere kaçtığında da bir daha toparlaması zor oluyor. Çiftçiler en sonunda tarlalarını satmaya kadar bile gidebiliyorlar. Gelecek için bu yüzden bir öngörüde bulunamıyorum. Ben kendimde bir üretici olarak gübre fiyatları yüksek diye biraz daha bekleyeyim diyordum. Tonunu2500 TL’den aldım, şu anda gübrenin tonu 3300 TL oldu. Fiyatlar düşeceğine yükseliyor. O yüzden hiçbir çiftçi önüne görebilecek durumda değil. Çiftçilikte bir de şöyle bir durum var. Ekiyoruz Allah’a kalıyor. Yağmur çok yağar, ürün bozulur. Yağmur yağmaz, ürün yetişmez. Çiftçilik kumar gibi bir şey hesaplama yapmak çok güç. Çünkü üretilen ürünü kaç liraya satacağını bile bilmiyor çiftçi. Mesela daha önceki yıl kapya biber çok iyi para yaptı. Ayvacık, Kumkale tarafında güzel üretimler oldu. Bir ürün bu yıl para yaptığında genelde ikinci yıl tüm çiftçiler o üründen dikerler. Bu seferde bolluk olduğundan, çok kötü gitti fiyatlar.Dengesiz üretimden kaynaklı, ürün bir yıl 1 TL ye kadar düşebiliyorken, diğer yıl 5 TL’den satılıyor. Bunlarla ilgili bir politika yapılması gerek” diye konuştu.
Erarslan; “Çiftçi ‘biz ne yapacağız’ diye soruyor”
Girdi maliyetlerinin sürekli arttığını ve çiftçinin zor durumda olduğunu kaydeden Gelibolu Ziraat Odası Başkanı Atilla Erarslan; “Girdi maliyetlerimiz sürekli artıyor. Dolar düştü ancak gübre düşmüyor. Bu işler biraz da siyasi. Öncelikle sorunlarımızı Ziraat Odası Başkanımız Şemsi Bayraktar, Bakan’a çok net ve yoğun bir şekilde anlattı. Biz bu yaşananları zaten sürekli iletiyoruz. İkincisi bu sorunları kendilerinin de gördüklerine eminim ancak ülkemizin şu an ciddi bir ekonomik sıkıntısı mevcut. Çünkü geçiş dönemindeyiz. Sebep sonuç ilişkisi bizi buralara kadar getirdi. Çiftçilerim bana hep gelip “Abi biz ne yapacağız” diyor. Koyuncunun sorunları ayrı, mesela koyunda baskül fiyatlarında, kesim ücretlerinde sıkıntılar var. Sütte yem acayip yürüdü, yemi kendileri yetiştirmelerine rağmen fiyatlar kafa kafaya bile gelmiyor” dedi.
“Destekler artırılmalı”
Önce oturup her şeyin açık açık konuşulması gerektiğini vurgulayan Başkan Erarslan; “Ben de buğday, ayçiçeği, kanola üreticisiyim ve maliyetlerim geçmiş yıllara göre daha fazla arttı. Gidiyorum Bayer’den kaliteli ilaç alıyorum. Bu ilacı yerli firmadan da almak isterim ama yerli firma baskılara dayanamıyor her sene %50-%70 arası zam yapıyor. Bu zamlarda haliyle bize yansıyor. Bana çözüm önerisi soracak olursanız destekleri arttırmaları gerek. Buğday 1,65 ise ben sana 400 TL daha veriyorum bunu 2 TL yapıyorum. Bu 200 TL’sini Eylül de diğer 200 TL’sini de Mart’ta veriyorum derim. Biz de çözüm var ama enflasyonu tarım üzerinden baskılamaya kalkarsanız sıkıntılar oluşur. Daha doğrusu biz artık koordinasyonumuzu kaybetmiş durumdayız. Çünkü bizim büyük bir iletişim sorunumuz var. Tarım yapan sivil toplum örgütleri bir arada olup devamlı istişare yapsalar ve bizde cevap alabilsek, bence birçok şeyi çözeriz. Ama şu an bulunduğumuz global sıkıntı ve pandemi hepsi üst üste geldi. Bunu çözmek içinde ekstra önlemlere ihtiyaç var. Örneğin; ben istatistik tutuyorum. Geçtiğimiz yıl 1500 lira tutan otomatik ödemelerimiz, şu an 2000 lira. Bir sene de ne değişti? Yapılan zamların yaklaşık %30 u psikolojik zam. Herkes işine geldiği gibi konuşuyor. Onun için bizim bu yaşananların sebep ve sonuçlarına gelinceye kadar bu ülkenin çok daha değişik ihtiyaçları ve çözümlenmesi gereken güven sorunları var” ifadelerini kullandı.
“Çiftçilerimiz icra baskısı altında”
Çiftçilerin giderek borçlandığının altını çizen Başkan Erarslan; “Çiftçinin icra baskısı hep vardı. Bu tür dönemlerde icra çok olur. Devletin burada demesi gereken; ben borçlarınızı 6 ay durduruyorum, hepsini ben üstlendim, borcunuz yok diyecek bende üretime geçeceğim. Olması gereken bu. Mesela bize özel bir banka kredi kartı dağıttı. Vermeyin benim insanım kredi kartı kullanmasını bilmiyor dedim. Oradan para çekip oyun oynadı sonra da borcu ödemekte sorun yaşadılar. Çiftçinin üretim araçlarının icrada olmaması gerekiyor. Ancak sen bir yeri ipotek verdin ödemedin, bu yüzden tabii ki ipoteği bozarlar. Zaten gerçek çiftçi ile asparagaz çiftçiyi de birbirinden ayırmak lazım. Beş dönüm yere sahip olana da çiftçi diyoruz bin dönüm yere sahip olana da çiftçi diyoruz. Hâlbuki devlet bunların hepsini ayırın demeli. Emekli olup da hala çiftçilik kaydı olan insanlar var. Bu ayrımların tanınması gerekiyor ki biz de ona göre destek isteyelim” dedi.
“İnsanlar köyleri terk ediyor”
Köy nüfusunun azalma nedenlerine de dikkat çeken Başkan Erarslan;“Bu doğrultuda esnafın derdi çözüldüyse bizde çözülürüz. Esnafın problemleri çözüldü mü? Hayır. Çözülür mü? Yine hayır, çözemiyoruz. Onun için olay sadece girdi maliyetleri değil. Konuşulan her şeyin eyleme geçmesi gerek. Mesela ben köydeyim, köyde insan sıkıntımız var burada çalışacak gencimiz yok. Köyden neden gidiyorlar? Ben Almanya’ya fuara gittiğimde köyleri gördüm. Köy falan değil bildiğiniz şehir, insanlar oradan gitmek istemiyor. Parasını da kazanıyor güzel bir yaşantıda sürüyor. Bizim köylerimizde de insanlar parasını kazanıp refah içerisinde yaşayabilse kimse gitmez. Bu refah da; desteklerin sadece gerçek çiftçilere verilerek, mazot, gübre ve tarımsal ilaçlara fatura üzerinden %50 sübvanse edilerek veçiftçinin üretim maliyetleri aşağıya çekilerek sağlanabilir” diye konuştu.
Özden Nur ÖZDEN