Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Sadık Aydoğan, termik kadar madencilerin de çevre tehdidi oluşturduğunu belirterek “ Bizim o kadar çok zenginliğimiz var ki, 100 ton altın çıkarıp satsanız sahip olduğumuz değerler kadar etmez. Peynirimiz, zeytin ve zeytinyağımız, kirazımız, elmamız, şeftalimiz kadar değerli değildir altın, bakır ve çinko” dedi.
---------------
Çevrenin korunması ve kirli sanayi karşıtı açıklamalarıyla bir anda kentte en çok konuşulan adam konumuna gelen Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası (ÇTSO) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Sadık Aydoğan, tepkisel sözlerinin sadece termikçileri kapsamadığını, madenciler için de geçerli olduğunu belirtti.
Sert eleştirileriyle bir anda Çanakkale’nin gündemine oturan Aydoğan, sözlerini bazı kesimler farklı algılayıp sulandırmak istediğini ancak doğru bildiklerini paylaşmadan asla geri durmayacağını ifade eden ÇTSO Başkan Yardımcısı Aydoğan “ Kimseden bir telkin alarak çıkıp konuşmadım. Kimseden de bir çekince ve korkum yok. Bizler Çanakkaleliyiz ve Çanakkale’de yaşıyoruz. Sivil toplum kuruluşlarına girip görev almamızın nedeni de Çanakkale’ye olan aşkımız ve sorumluluğumuz olduğuna inanıyorum. Çanakkale için ne doğru ise bu doğruları kamuoyunda paylaşmamızın da bir sakıncası yok. Tek eksiklik birlikte hareket etmememiz olabilir ama bu, doğruları ferdi ve grupsal anlamda paylaşmak için engel değil. Keşke hep birlikte hareket etme kültürüne sahip olabilsek. Tek başıma da kalsam oluşturulmak istenen kirli sanayiye karşı duruş almaya devam edeceğim.” Dedi.
Madencilere de sitem
Karabiga’dan başlayıp Lapseki Şevketiye’ye kadar uzanan termik santraller planlamasına bağlı olarak metal madenciliğinin de Çanakkale’de kirli sanayi yaratacağını öne süren Aydoğan “Bakın Ezine’de Gıda İhtisas Sanayi oluşturmaya çalışıyoruz. Çanakkale topraklarının zengin bitki örtüsüne bağlı olarak sütümüz, meyvelerimiz, zeytinlerimiz gibi o kadar çok değere sahibiz ki, termik santrallerin yaratacağı kirlilik kadar Kazdağları ve eteklerinde yapılacak maden çalışmaları da bölgemizi olumsuz etkileyecek. O zaman bizim Ezine peynirimiz, Ayvacık ve Geyikli’nin zeytin ve zeytinyağı, Lapseki’mizin şeftali ve kirazı, Biga’mızın eti, Bayramiç’in elması ve Bayramiç beyazı bir anlam ifade edecek mi? Siyanürden bu zenginliklerimiz etkilenmeyecek mi? Kirlenmeyecek mi? Yerin altındaki 100 ton altını çıkarıp paraya çevirebilirsiniz. Bir gün o para biter. Geriye sadece kirlilik kalır, yaşam belirtisi yoktur orada. O yüzden diyorum ki; Kazdağları’nın üstü, altındaki zenginlikten daha değerli ve daha sürdürülebilirdir. Yaşamaktır, sürekli gelirdir. Madencilere karşıtlığımız budur. Bizler Çanakkale’de yaşıyoruz. Maden ve termikçiler bir gün işi bittiği için ayrılıp gidecekler. Oysa bizden sonraki nesillerimiz burada yaşayacak. Bakın Gıda İhtisas Organize Sanayi Bölgesi oluşturmaya çalışıyoruz. Neden? Çocuklarımız için. Altın ve bakırdan çok daha büyük zenginliklere sahip topraklarda yaşıyoruz. Bölgemizin bu zenginlikleri sadece bizler için değil ülkemiz için de birer katma değer yaratıyor, istihdam sağlıyor. Nesiller boyu devam edecek tarımsal sanayiden bahsediyoruz. Tarıma dayalı sanayinin gelişmesi mümkünken niye bir takım rantçıların, çantacıların, getireceği kirli sanayiye razı olalım? Bakın ÇED ve izin rantçıları bu sektörde de var. Bir firma çıkıyor, iki sondaj yapıyor, sonra da götürüp ruhsatı bir başkasına milyon dolarlarla bir başkasına satıyor. Rantçı ve çantacılar maalesef burada da var. Çanakkale’yi parselliyor bu kişiler. Özellikle de ormanlarımızı mahvediyor. Bir tek yeşil kalmayacak orman bölgesi olan İl’de. “ dedi.
Genç kalmayacak
ÇTSO Yönetim Kurulu Başkanı Aydoğan, Çanakkale’nin kapsamlı Çevresel Etki Değerlendirme planına acil ihtiyacı olduğu görüşünü tekrarlarken, önlemler alınmadığı takdirde 10 yıl içinde genç nüfusun önemli bölümünün göç edeceğini ve Çanakkale’nin topraklarının da işlenemeyecek duruma geleceği endişesi duyduğunu belirtti. Aydoğan “ Termik ve madenciler üşüşünce Çanakkale’deki genç nüfus köylerini, ilçedeki evlerini terk edip başka İl’lere gidiyor. Böyle giderse 10 yıl içinde sokaklarda bir tek genç göremeyeceğiz. Çünkü köylerde topraklar işlenemez, büyükbaş hayvanlar otlatılamaz, yaşam alanları zehir solunabilir hale dönüşecek. Bizler bu kaygıları duyduğumuz için çıkıp konuşuyoruz. Her şeye rağmen umutluyum. Çanakkale’nin tercihi kirli sanayi olmayacak. Rantçı ve çantacılara bu kenti terk etmeyeceğiz. Bu niyette olan içimizdekileri de ayıklayacağız” diye konuştu. (Selçuk Aydın)