Öğretmenlik Meslek Kanunu teklifinin, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildiğini belirten Eğitim-Bir-Sen Çanakkale 1 No’lu Şube Başkanı Resul Can; “Kanun, kariyer basamaklarının yeniden hayata geçirilmesi, uzman ve başöğretmenlere ücret ve ilave derece artışı getirilmesi, adaylık sürecindeki yazılı sınavın kaldırılması, öğretmenlere 3600 ek gösterge verilmesi gibi önemli özlük hakları ihtiva etmektedir. Bu yönüyle kanun bu üç konuda öğretmenlerimizin beklentilerini ve Eğitim-Bir-Sen’in toplu sözleşme masasına taşımış olduğu talepleri karşılamıştır. Ancak kanun, ne yazık ki, ‘meslek kanunu’ olarak nitelendirilmeyi hak edecek içerikten yoksundur. Kanuna göre öğretmenlik, aday öğretmenlik döneminden sonra ‘öğretmen’, ‘uzman öğretmen’ ve ‘başöğretmen’ olmak üzere üç kariyer basamağına ayrılacak. Aday öğretmenler, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonrasında öğretmenliğe atanabilecek, ki aslında Nisan 2021 tarihinde yürürlüğe giren 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu’na göre öğretmen atamalarında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılması zorunludur. Adaylık süresi bir yıldan az, iki yıldan çok olamayacak. Bu süre içerisinde zorunluluklar dışında aday öğretmenlerin görev yeri değiştirilemeyecek. Aday öğretmenler, eğitim ve uygulamadan oluşan Aday Öğretmen Yetiştirme Programı’na tabi tutulacak. Aday öğretmenlerden adaylık süreci sonunda Adaylık Değerlendirme Komisyonu tarafından yapılacak değerlendirme sonucunda başarılı olanlar öğretmenliğe atanacak” dedi.
“Sözleşmeli öğretmenliğin kaldırılmaması sorunları devam ettirecektir”
“TBMM’de kabul edilen kanun, bir meslek kanunu olmaktan ziyade 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu’nun (adaylık süreci ile kariyer basamaklarını ve öğretmenliği tanımlayan) 43 ve 45. maddelerinin özüne dokunulmaksızın yeniden yazılmasından ibarettir. Kanun, bu hâliyle ciddi eksiklikler içermekte; öğretmenlik mesleğini sadece bazı yönleriyle ele alması, Yükseköğretim Personel Kanunu, Hâkimler ve Savcılar Kanunu gibi muadil düzenlemelerin çok gerisinde kalmasına sebep olmaktadır” diyen Başkan Can; “Sözleşmeli öğretmenliğin kaldırılmaması sorunları devam ettirecektir. Anayasal hakları ihlal ettiği kadar öğretmenler arasında tepki çeken ve kamuoyu nezdinde yıpratıcı niteliği bulunan sözleşmeli öğretmenlik uygulamasının kaldırılmasına ve kadrolu öğretmenliğin esas alınmasına dair bir hükmün kanunda yer almaması, kanunun en büyük eksikliklerinden biridir” şeklinde konuştu.
“Öğretmen istihdamında mülakat uygulaması garabeti sürüyor”
Başkan Can sözlerini şu şekilde sürdürdü; “Öğretmen adayının mesleki bilgi ve mesleki yeterlik düzeyini ölçmeyi öncelemeyen, adayın öğretmenlik mesleğine uygunluğunu ve yetkinliğini değerlendiremeyen, öğretmen yeterliliklerinin ve eğitim-öğretimin niteliğinin artırılmasına herhangi bir katkısı bulunmayan mülakat usulünün kanunla kaldırılmamış olması büyük bir eksikliktir.
“Eğitim kurumu yöneticiliği münhasıran ele alınmamıştır”
Okul yönetiminin eğitim-öğretim hizmeti ve öğretmenlik mesleğiyle olan zorunlu ve gerekli bağlantısına rağmen, eğitim kurumu yöneticiliğinin yasal bir statüye kavuşturulma imkânı göz ardı edilmiş, kanunda eğitim kurumu yöneticiliği ve yöneticilerine ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. İstihdamda güçlük çekilen yerlerde teşvik uygulaması kanunda yer almamıştır. Öğretmen istihdamında zorluk çekilen veya görev sürelerinin ülke ortalamasının altında kaldığı kalkınmada öncelikli/az gelişmiş bölgelerde görev yapan öğretmenlere ilave tazminat ödemesi yapılması konusu kanunda yer almamıştır.
“Ödül ve disiplin hükümlerinin kanunda yer almaması eksikliktir”
Öğretmenlik mesleğini ilgilendiren disiplin hükümleri, 657 sayılı Kanun’da yer alan genel disiplin hükümlerinden farklı olarak meslek özelinde ele alınmamış, (örneğin, 2547 sayılı Kanun’un 53. maddesinde akademik personel yönünden düzenlenen disiplin hükümlerine benzer) münhasıran mesleğe özgü disiplin hükümlerine yer verilmemiştir. Bütün meslek mensuplarını kapsayan, eşit, adil, ölçülebilir ve uygunluk denetimine elverişli, münhasıran Bakanlık merkez ve taşra teşkilatının yetkilendirildiği bir ödül ve başarı/üstün başarı belgesi sürecinin bulunmaması eksikliktir.
“Öğretmenleri şiddete karşı koruyacak hükümlere yer verilmemiştir”
Eğitimi tehdit ve tahdit edecek boyuta varan okullarımızda meydana gelen şiddet olaylarını önleyecek, eğitim çalışanlarını şiddetten koruyacak hukuki ve idari düzenlemeler bu kanun kapsamında ele alınmalıydı.
“Ücretli öğretmenlik bir istihdam modeline dönüştürülmemelidir”
Ücretli öğretmenliğin bir istihdam biçimi olmaktan çok emeğin istismar biçimi hâline dönüştüğü bir ortamda ücretli öğretmenliğin, meslek kanunuyla kaldırılmaması kabul edilemez. Ücretli öğretmenlik kaldırılmayacak ise arızi durumlar nedeniyle zorunlu bir istihdam yolu olarak kullanılması da gözetilerek en azından ‘ücretli öğretmenlerin, dengi kadrolu öğretmenlerin ücret seviyesinde bir aylık ücret almaları ve fiili çalışmaları ne olursa olsun sosyal güvenlik primlerinin aylık 30 gün üzerinden ödenmesi’ şeklinde, sosyal devlet ilkesi ekseninde bir düzenleme ne yazık ki yoktur.
“Özel sektörde çalışan öğretmenler düzenleme kapsamına alınmamıştır”
Öğretmenlik, sadece kamu kurumlarında icra edilen bir meslek olmamasına, ülkemizde büyük ölçekli bir özel öğretim kurumları ağı faaliyet göstermesine rağmen, kanun yalnızca Millî Eğitim Bakanlığı kadrolarındaki öğretmenler gözetilerek kaleme alınmış, özel öğretim kurumlarında çalışan veya diğer kamu kurumlarında görev yapan öğretmenlere yönelik hiçbir düzenleme içermemiştir. Bu yaklaşım, hem eksikliktir hem de ayrımcılıktır. Netice itibarıyla Meclis’te kabul edilen kanun, öğretmenlerin güncel taleplerinin bazılarını karşılaşmış olmakla yerinde olsa da, öğretmenlik mesleğini sadece belli boyutlarıyla ele almakta, öğretmenlerin beklentilerini topyekûn karşılamaktan uzak kalmakta; bir milyonu aşkın öğretmenin hak, yetki, görev ve sorumlulukları noktasında bir meslek kanununda olması gerekenleri kapsamamaktadır. Kanun, bu hâliyle eksiktir ve içeriğinin bir meslek kanunu olarak adlandırılmaya uygun şekilde öğretmenlerin hak, yetki ve sorumlulukları ekseninde ilave düzenlemelere ihtiyaç vardır.”
Polat Portakal