← Ana Sayfa
Gündem

“Çanakkale Türkiye'nin gözbebeğidir”

✍️ Haber Merkezi 📅 05 Mart 2018 11:48 👁️ 0 görüntüleme

“Çanakkale Türkiye'nin gözbebeğidir. Eğer tartışılmak istenen herhangi bir şehir varsa kıyaslanmak istenen varsa hemen hodri me...

Adalet ve Kalkınma Partisi Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider, gündemi değerlendirdi. Yerel bir televizyon kanalına konuk olan Gider Afrin Operasyonu’ndan, Çanakkale gündemine kadar birçok soruyu değerlendirdi. Gider;

‘’BUNUN BİLİMLE İLGİSİ YOK’’

Keşke bu kadar tatsız bir konuyla program açmasaydık, öncelikle onu söylemek istiyorum. Ben programın tamamını seyretmedim, yurt dışındaydım. Bana bir gazeteci arkadaşımın mesaj atmasıyla cümleyi gördüm ve hemen tepkimi gösterdim. Bu cümlenin tartışılacak bir tarafı yoktur. Bir kere bu iki kelime cami ve orada söylenen kelimenin bir cümlenin içerisinde geçmesine dahi tahammülüm yok. Bu konuyla ilgili rektörlüğümüz açıklama yaptı, soruşturma başlattı. Bende herkes gibi soruşturmanın sonucunu bekliyorum. İnanıyorum ki soruşturma sonrasında ne hak ediyorsa o yapılacaktır. Bunun akademik fikir beyanıyla da pek bir ilgisi olduğunu düşünmüyorum. Çünkü bir tıp fakültesi hocası kişi bünyesiyle ilgili çok uçuk bir fikir söyleyebilir ve akademik özgürlük içerisinde benim tespitim bu der ama bir ziraat mühendisi bunu söylerse, sana ne? Dersiniz. Bu tarihi bir konudur, bir ilahiyat hocasının alanı değildir ve tekrar ediyorum bunun tartışılmasını bile kötü buluyorum. Çok üzücü buluyorum. Çanakkale’nin böyle anılmayı hak etmediğini düşünüyorum. Birçok başka olayda, daha önce beyan ettiğim gibi Çanakkale’yi biz yaptığımız işlerle ve güzelliklerle anmak zorundayız ama her dönem nedense biri çıkıyor, bir şey yapıyor ve gündeme bunlarla geliyoruz. Bunlar çok üzücü olaylardır.

‘’MÜZEMİZ BU YIL AÇILIYOR, ESERLERDE BURADA OLACAK’’

Tabii 2018 yılı Troia yılı İlan edildi. Biliyorsunuz Troia’nın UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alınmasının 20. Yılı. Bununla ilgili Valiliğimiz, Kültür Bakanlığımız çok hızlı çalışmalara devam ediyor. Aynı zamanda bu yıl farklı bir şey daha yaşandı. TBMM’de tüm partilerin ortak girişimiyle tarihi varlıklarımızın korunması, kaçırılan tarihi varlıklarımızın iadesi, mevcut tarihi varlıklarımızın da korunmasıyla ilgili bir komisyon oluşturduk. Bu çok uzun, uzun belki bir gün birlikte program yapmamızı gerektirecek bir konu. Bu anlamda biz dünyada kaynak ülke olarak geçiyoruz. Yani tarihi eserlerin kaçırıldığı ülke olarak geçiyoruz. 1970’e kadar da dünyada böyle bir konu yok. Birleşmiş Milletler veya UNİCEF’in böyle bir konusu yok. Mesela kaynak ülkeler kimlerdir? Biz varız, batıda Yunanistan var, İtalya var ve doğudaki diğer İran, Irak, Suriye vs. ülkeler var. Şuanda da bu bizim gündemimizde var. Yunanistan ve İtalya, bunu Avrupa Birliği’nin içerisinde bir şekilde çözmüşler. Gittiğimiz zaman nelerle karşılaşırız onu söyleyeyim. 1; Bunlar yıllar önce gittiği için bazıları diyorlar ki biz bunları satın aldık. O zaman bir senet, sepet yoktu. Bazıları diyor ki siz devlet olarak bize hediye ettiniz. O zamanlar bir kayıt yok. Biz nelerin üzerinde duruyoruz; net çalındığı belli olan şeyler var. Mesela Troia kazılarında Schliemann’ın kaçırdığı eserler bunlar. Orada nasıl bir gariplik var? Schliemann bunları Almanya’ya kaçırıyor, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Rusya bunları savaş tazminatı olarak alıyor. Almanya diyor ki; savaş tazminatını bir şekilde konuşalım, bunları geri verin. Bizde diyoruz ki; ikinize de ne oluyor? Siz bize bunları geri vermek zorundasınız. Etnografik eserlerle ilgili çokta tartışmamız yok aslında, çünkü biz onların yurt dışında Türkiye’yi temsil ettiğini düşünüyoruz aslında ama arkeolojik eserlerin yerine gelmesi gerektiğini her platformda söylüyoruz. Bununla ilgili gittiğimiz her ülkede, gerek büyük elçilik, gerek UNİCEF, gerek Kültür Bakanlıkları ve parlamentolar düzeyinde de iletişime geçiyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, Kültür Bakanlığı’nın ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bu konunun üzerinde durması oralarda etkili oluyor. En azından bunu konuşurken çok net yüzümüze bakamıyorlar. Çok net söylüyorum. Yani gözlerini kaçırmadan konuşamıyorlar. Biliyorsunuz, yaşayan mabetlerden götürülen eserlerle ilgili de uluslar arası hukukta her hangi bir zaman aşımı da söz konusu değil. Yani bir el yazması Kur’an gitmiş, bunu çok fazla ispatlayamıyorsunuz ama el yazması kitap bizim kütüphanemizdeyken içinden çıkan üç sayfanın hırsızlık olduğu çok belli. Bununla ilgili hükümet olarak çok ciddi bir süreç başlattık. Ben inanıyorum ki bu süreçte geri gelecek eserlerin bir kısmı da Troia kazılarından elde edilen ve ülkemizden kaçak yollarla kaçırılan eserlerdir. Troia Yılı’nı bundan bağımsız olarak ta çok önemsiyorum. Çünkü dünya Troia’yı tanıyor. Sınırdan çıktığınız zaman herkes Troia’yı tanıyor. Çanakkale dediğiniz zaman Troia diyorlar. Çanakkale olarak ta biz bu anlamda yeterli birikime sahip olduğumuzu düşünüyorum. Gerek üniversite, gerek kamuoyu anlamında bunu bizim anlatmamız lazım, bunu bizim tanıtmamız lazım. Troia Müzesi’nin bu yıl açılıyor olması çok büyük bir olaydır. Çünkü biliyorsunuz projesi de yarışmayla elde edilmiş bir müzedir. Dünyadan hem müzeyi hem de buranın yapısını görmek için çok fazla turist geleceğini biliyorum. Çanakkale’yi çok daha ileri bir yerlere taşıyacak. Bizim için bir diğer önemi de Troia, binlerce yıl önce bütün Anadolu’daki halkların emperyalizme karşı mücadele verdiği yerdir. 1915’te de aynı mücadeleyi biz yine emperyalistlere karşı Tarihi Yarımada da verdik. Yani bu topraklar emperyalizme karşı mücadele verilen ve emperyalistlerin yenildiği topraklardır. Bu anlamda da Çanakkale’ye ayrı bir kutsiyet katıyor.

‘’TROİA YILI İLE İLGİLİ HER FAALİYETİ ÖNEMSİYORUM’’

Müzemiz bu yıl içerisinde hizmete giriyor. Onu biraz öncede söyledim. Troia Yılı ile ilgili yapılan her faaliyeti ben önemsiyorum. Şapka dağıtmakta bir faaliyettir, broşür basmakta bir faaliyettir, Troia’yı Çanakkale’li çocuklara gezdirmekte bir faaliyettir, Japonya’da Troia’yı anlatmakta bir faaliyettir. Buna bir bütün halinde bakmak lazım. Birilerine kaynak aktarmakta bana çok doğu gelmiyor. Çünkü ne yaparsanız yapın bu muhabbetler olacak. Şuanda valilik bünyesinde, koordinasyon devam ediyor. Valilik bunun için Koordinasyon Merkezi kurdu. 100.Yıl’ın koordine edildiği merkezle aynı yer. Dolayısıyla eğer birileri proje üretiyor diye düşünüyorsak bunun bir tek cevabı olduğunu düşünüyorum; bir başkası da, başka proje üretsin götürsün. Çünkü ben hayatımda hep öyle yaptım. Tekrar ediyorum, yapılan her projeyi önemsiyorum. Troia ile ilgili ve 100. Yıl’da Çanakkale’deki başarıyla ilgili de aynısını söylemiştim. Bu değerlerin %1’i bir Avrupa Şehri’nde olsa, emin olun yere göğe koyamaz, o şehri sırf bununla andırır ama biz çok havaya giremiyoruz. Biz çok öne çıkarmayı sevmiyoruz diye düşünüyorum.

‘’ORTAK ŞEMSİYE VALİLİKTİR’’

Eğer burada kasıt belediyenin ayrı baş çekmesiyse, üst şemsiye bellidir. Çanakkale Valiliği bütün kurumların üstündedir. Kültür Müdürlüğü ayrı baş, Otelciler Birliği ayrı baş, Ticaret Odası ayrı baş, Belediye ayrı baş, Valilik ayrı baş demiyoruz. Bakın dikkat edin bunların hepsinin koordinasyonu valiliktedir ama Çanakkale Belediyesi, bilmiyorum neler yapıldığını. Valilik Koordinasyonu dışında bir şeyler yapıyorsa, herhalde onun muhatabı ben değilim. Bir yerde kutuplaşma olmamasının yolu birinin öbürüne tabii olmasıysa, bu çok doğru bir şey değil. Çok net söylüyorum, ben iki yıldır milletvekiliyim, Çanakkale Merkez’de de 2003 yılından beri üst düzey bürokratlık yaptım. Tahammül problemi yaşadığımızı hiç bilmiyorum, bütün projeleri birlikte yürüttük ama birileri ayrı baş çekmek istiyorlarsa bu sorunun muhatabı onlardır. Bir de amacınızın ne olduğu ile ilgili. Yani burada üzüm mü yemek istiyorsunuz, bağcıyı mı dövmek istiyorsunuz? Çanakkale’yi ve Troia’yı tanıtmak mı istiyorsunuz, öne çıkmak mı? Öne çıkmak isteyen kimse, herhalde benim yapımı bilenler bilir, ben onu reddederim ama kim taş üstüne taş koymak istiyorsa, başımızın üstünde yeri var. Sadece Troia değil, bütün konularla ilgili. Gerginlikten veya beceriksizlikten nemalanmak isteyenler, bizim gündemimiz bile olmaması gerekir diye düşünüyorum.

‘’AFRİN’DE GELECEĞE AİT SORUMLULUĞUMUZ VAR’’

Şuanda bir operasyon yürütüyoruz. Operasyon çok net ‘’Zeytin Dalı Operasyonu’’ zeytin, barışı simgeler. Biz gidip oradan toprak alacağız demiyoruz. Burada bizim hakkımız var demiyoruz. Burası bizim demiyoruz. Bizim olmalı da demiyoruz. Ne diyoruz?

Bir; Benim Afrin’e girmemi bırak zaten Afrin bana girmeye uğraşıyor. Oradan devamlı silah geliyor, terörist geliyor, mermi geliyor. Bu bana müdahaledir.

İki; O bölgede zulüm çeken Türkmen var, o bölgede zulüm çeken Kürt var, o bölgede zulüm çeken Arap var. Amerika’yı bilmem kaç bin kilometre öteden ilgilendiren bir toprak, benim sınırım. Buradan oraya kaç terörist gider bilmem ama bana her gün geliyor. Tarihsel bir sorumluluğum var bunların hepsi Osmanlı toprakları. Geleceğe ait sorumluluğum var çünkü benim gelecek nesillerime zarar verecek teröristler orada yetişiyor ama dün biz Avrupa’dan, Amerika’dan izin alamadan oraya giremiyorduk. Bugün girdik. Amerika ve diğer ülkeler girmeyin demesine rağmen girdik. Sonradan açıklama yaptılar biz girmeyin dedik girdiniz ama bari erken çıkın. Sayın Cumhurbaşkanımız ne dedi? Size ne dedi. Çok net. Operasyon benim operasyonum, seninle ortak operasyon değil. Sen Afganistan’a operasyon yaparken bana sormadın. Eğer uyum demek, bağlı olmak demekse bu doğru bir yaklaşım değildir. Kim kime tahammülsüzlük gösteriyorsa gelsin birlikte konuşalım. Ben sokakta kendim böyle hissetmiyorum. Ben her görüşten insanla oturuyorum. Eleştiri olduğunda dinliyorum. Sonuna kadar dinliyorum. Her kurum kendi üzerine düşeni üzerine düştüğü şekilde yaparsa, devlet böyle yönetilir. Yoksa az da ben bağırayım diye yönetilmez.

‘’BU ÜSTENCİ BİR BAKIŞTIR’’

Ben bunu hiç kimseyle konuşmadım. Biraz önce çok net söyledim, ben yurt dışındaydım, görevdeydim ve çok yoğun bir programın içerisindeydim. Bunu bu boyutta gerçekten de duymamıştım. Bir gazeteci arkadaşımız bana bunu atınca kendisini aradım ve o anda okuduğum kadarıyla fikrimi söyledim. Yine tekrar ediyorum. Böyle bir cümleye benim tahammülüm yok. Böyle bir cümle edilemez ama tekrar ediyorum devletler, kurumlar ve kurallarla yönetilir. Bununla ilgili karar verecek olanlarda soruşturma mercileridir. Gönlüm ne ister derseniz, ben bunun gereğinin cezai şekilde yapılmasını isterim ama soruşturmacının vereceği kararlar veya ilgili makamların vereceği kararları bekleyip göreceğiz. Şuanda bununla ilgili ben ne söylesem yanlış.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir hukuk devletidir. Hiç kimse üzerine vazife falan çıkaramaz. Fikrimi tekrar söylüyorum, böyle bir cümle akademik özgürlük kapsamına giremez. Bu benim kişisel fikrim. Bunu bir tarih hocası söylese yine ayıplarım, başka işin mi yok derim ama derim ki bu adam tarihçi bu akademik özgürlük. Bu çok farklı şekillerde değerlendirilir, soruşturmacıların çok farklı şekilde göreceğini düşünüyorum. Bu maddenin birinci kısmı ama ‘’Defolup gitsin’’ kimsenin haddi değil. O zaman ihkak-ı hak olur. Bu çok üstenci bir bakıştır. Bu racon kesen bakıştır. Bunu biz daha öncede yaşadık. Hoşuna gitmeyince mikrofon kapat, ona bağır, buna bağır. Böyle yok, sonuna kadar ben böyle bir şeyin Çanakkale ile birlikte anılmasına karşıyım. Cami ve diğer söylediğiniz o kelimenin aynı cümle içerisinde kullanılması benim tüylerimi diken, diken ediyor. Bunun bilimle, bilimsellikle, akademisyenlikle izah edilebilir hiçbir tarafı yok. Bunun soruşturulmasını ve en ağır cezayı almasını ben gönlümden isterim. Bunlar başka şeyler. Hep diyoruz ya bir ülkenin gelişmişliği, suçluların da nasıl muameleye tabi tutulduğuyla ilgilidir. Biz bunu Ak Parti olarak, ceza kanunu usulünü değiştirdiğimizde de yaşadık. Biliyorsunuz o zamana kadar aynı bu mantık işlerdi. Ak Parti’nin alamet-i farikası sosyal alanlardır. Hukuk devletinin uygulanmasıdır.

‘’BÜYÜKŞEHİR PLANI YOK’’

Şuanda Çanakkale’nin büyükşehir veya bütünşehire çevrilmesi için mekanizma çalışmıyor. Böyle bir kanun meclise gelmedi. Ankara’daki son havaya göre de önümüzdeki seçimlere kadar böyle bir şey gündeme gelmeyecek.

‘’ÇEVREYE UYUYORSA DESTEKÇİSİYİZ’’

Bende değerli arkadaşım Bülent Turan’da meydanlarda hep aynı şeyi söyledik. Biz her türlü yatırıma tarafız, çevreye saygı duyduğu takdirde. Maden mi açılır, fabrika mı yapılır, kural ne? Bizim Türkiye Cumhuriyeti olarak çevre konusundaki mevzuatlarımız Amerika’nın çok önünde, Avrupa’yla eşittir. Yani onlar hangi kriterleri uyguluyorsa bizde aynı kriterleri uyguluyoruz. Bu kriterlere uyan kim varsa biz yanındayız, olmayan kim varsa biz karşısındayız. Bununla ilgili bölgeler belirlemişiz Çanakkale, Merkez’de demişiz ki burada sanayi istemiyoruz. Organize Sanayi’nin yapısına baktığınızda da bunu görürsünüz. Diğer bölgelerde termik santraller, çok net söylemişiz daha seçilmeden önce söyledik bunu dedik ki bundan sonra ithal kömürle termik santral Çanakkale’de istemiyoruz. Yatırıma başlamış olanlar dışında termik santral istemiyoruz. Bu anlamda da birkaç tane yerin ruhsatını ikimiz birlikte giderek durdurduk. Madenlerle ilgili, madenin bir özelliği var maden, olduğu yerdedir. Yani git az öteden çıkar diyemezsin. Bu, şu demek değildir; buradaki madeni çıkarmak için sen burayı talan et, kurallara uyma. Mahkeme yürütmeyi durdurma kararı vermişse, itiraz değerlendirmelerine kadar işlemler duracak demektir. Ancak ben şunu görüyorum ve üzülerek görüyorum. Yenice’deki köyün yoluyla ilgili açıklama yapanlar, Kepez’deki alanın imara açılamasıyla ilgili açıklama yapanlar aynı hassasiyeti Çanakkale Merkez’de göstermiyorlar. Yetki sahanız burası. Buyurun gösterin. O maden de çevreye zarar veriyorsa, birlikte çıkalım, birlikte konuşalım. Ancak bütün madenler, fabrikalar kurallara uyacak. Uymayan kim varsa karşısında bizi bulur.

‘’KÜÇÜK SANAYİ SİTESİ TIKANMIŞTIR’’

Ben Sümerbank’la ilgilide daha önce söyledim. Çanakkale Merkez ne yazık ki bu kadar az nüfusumuz olmasına rağmen artık trafiği tıkanan bir il haline geldi. Bu beni üzüyor. Bununla ilgilide çok samimi fikirlerimi paylaştım. Paylaşmaya da devam ediyorum. Bugün mevcudu konut olmayan yerlerin hiç birinin konuta açılmasına taraf değilim. Küçük Sanayi Sitesi tıkanmıştır. Çağın ihtiyaçlarına cevap vermemektedir. Bırakın oraya giden araçları, oradaki esnafımızın kendi araçlarını bile park edecek yer yoktur. Bunun taşınması gerekir. Çok net. Ancak o bölge için bir planlama yapılacaksa maksimum yeşil alanın barındırıldığı bir planlama yapılmalıdır. Tabi maksimum yeşil alanı Küçük Sanayi Sitesi’ne koyup ta oradaki diğer parsellere yüksek imarı vererek değil. Çanakkale Merkez’deki her yer olabildiğince yeşil alana ayrılmalıdır. Biz iki milletvekili olarak açıklama yaptık. Hala açıklamamızın arkasındayız, hala bir arpa boyu yol alınamıyor. Dedik ki önce il özel idaresi binasını yıkalım. Yani orada koskoca bir binanın trafiği yok olacak. Arkada şuan da ana çocuk sağlığı olarak kullanılan yer var. Onu da yıkalım, belediyeden de bir lira istemiyoruz dedik. Halk bahçesine katalım, bakın kaç ay oldu. Çok net bir şey yani ben sana diyorum ki sana bedava bir bina bağış ediyorum ama bunun içerisine iki tane mobilya al. Sen bana diyorsun ki senet ver. Yahu ne senedi, ben seninle bir alışveriş yapmıyorum ki, bedava veriyorum. Arkadaşlar daha imar faciası yaşamaya hakkımız yok. Bakın biz kendimiz, öz eleştiride bulunuyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız söyledi; imar işinde çok büyük yanlışlıklar yaptık, yanlışlıklar oldu dedi. Bari bundan sonra olmasın. Bundan sonra yapmayalım. Bu kadar net.

‘’OTOPARK SORUNU ÇÖZÜLMEK ZORUNDA’’

Şuanda otopark sorunu çözülmek zorunda. Eski hastanenin oraya giden var mı? Orada artık trafik yaşanmıyor. Dünya’nın her yerinde de bu tip büyük merkezler şehrin dışına alınır, trafik rahatlasın diye ama ben kiminle konuşsam diyorlar ki yeterince halk otobüsü işlemiyor. Seferleri arttırın, araç sayısını arttırın. Böyle garip bir şey olur mu ya? İlçe minibüsleri, Ezine’den hasta minibüse biniyor, diyor ki garaja git, garajda in, halk otobüsüne bin, hastaneye gel. Hukukta bir kural vardır. Hayatın doğal akışına aykırı derler. Bu ulaşım sistemi, otopark sistemi acilen çözülmelidir. Çanakkale’de yeni artış yapılacak bir metre kare yer olmadığına inanıyorum. Bina yenilemelerinin dışında, yani dün sanayi alanı olan tesisi turizm alanına çevirebilirsiniz. Yoğunluk yaratmayacak bir şeye çevirebilirsiniz ama bunu konuta çevirip te hele, hele birkaç yüz kişiye ev yapacağız gibi, sanki sosyal bir projeymiş gibi sunmanın da hiçbir mantığı olmadığını düşünüyorum. Belediye sosyal proje uygulayacaksa, yeterince arsa üretilecek yer vardır. Bakın Toki’yi getirelim, onunla yapalım da demiyorum. Belediye yapsın biz destek olalım.

‘’EZİNE’DE GIDA İHTİSAS OSB YÜKSELİYOR’’

Öncelikle şunu söyleyeyim Bülent Bey’le, Yeşim Hanım’la %100 her konuda anlaşıyor musunuz? diye sorarsanız böyle bir şey teknik olarak mümkün değil. Ancak Bülent Bey’le biz herhalde bu güne kadar hiçbir dönemde iki vekilin olmadığı kadar rahat oturup, konuları istişare edebiliyoruz. Ben bu dönemin Çanakkale tarafından çok iyi değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum. Bakın Grup Başkan Vekilliği, Türk Siyaseti’nde çok önemli bir görevdir. Gerçekten hatırı sayılır bir görevdir. Bunun çok iyi değerlendirilmesi gerektiğini ve buranın günlük polemiklere konu edilmemesi gerektiğine inanıyorum. Bakın bu birliktelik olmasa, bu samimiyet olmasa, bu samimi çalışma ortamı olmasa dikkat ediyor musunuz Ezine’de bir Gıda İhtisas Organize Sanayi Bölgesi yükseliyor. Bunu konuşsak sadece bununla ilgili birkaç program yapabiliriz. Biz il kongresine Bülent Bey’le birlikte geldik. Çanakkale’nin vekilsiz geçtiği hafta sonu yok gibi. Biz iktidar partisi milletvekilleri olarak, ikimizden beri her hafta sonu buradadır. Eğer bizim aramızda bu gerginlikler olsa, bunca iş ne ara yapılacak? Standart yürüyen işlerden, yollardan, sulardan bahsetmiyorum. Sıfırdan olan tesislerden bahsediyorum. Bakın Ezine Gıda İhtisas Organize, geçen gün arkadaşlara talimat verdim. Dedim ki; Güney Kore dünyada en büyük gıda alımcısı, hemen irtibata geçiyorsunuz. Güney Kore’nin akredite kurumları var. Ezine Gıda OSB’de binasını da biz yapmak şartıyla bedelsiz olarak Güney Kore Akredite Kurumları’nı burada yer tahsis edelim. Bundan sonrada oraya gıda tesisi yapacak olan, mandıra mı yapacak? Turşu tesisi mi yapacak? Önceden daha gelsin Güney Koreli yetkililer desin ki benim senden ürün almam için şu şekilde kontrol mekanizmalarını kurman lazım. Benim senden ürün almam için şu alet ekipmanı kurman lazım. Bunları konuşalım. Bu şuan da Çanakkale’nin bir grup başkan vekiline sahip olmasının, uyumun neticesidir. Bunun gibi şuan da küçük sanayi sitesi taşınacak. Bülent Bey’de bende bu konuda müthiş heyecan duyuyoruz. En kısa sürede taşıyacağız. Biga’da yeni bir sektör çıktığını biliyor musunuz? Demonte mobilyalarla ilgili Biga’da çok büyük bir sektör oluştu. Üretici sektörü. Şuan da üçüncü küçük sanayi sitesi olarak kooperatifin kuruluşunu tamamladık, yer arayışlarımız bitmek üzere, yeni bir küçük sanayi sitesi kuruyoruz. Adliye binası bitiyor, hastane bitti, tıp fakültesi yeni ivme aldı, yeni açılan fakülteler, yeni açılan yüksek okullar, bakın Pazartesi günü üniversitenin içinde yeni bir laboratuar açacağız. Bayramiç’e bakın, Mehmet Akif Ersoy Evi bitti. Yeni bir turizm kaynağı oldu. Buzhaneler yapıyoruz. Assos’a liman yapıyoruz, Küçükkuyu’da kat izinleri başladı, Assos’ta da başlayacak. Biga’da balıkçı barınağının yatırım onayı çıktı. Bugün yarın ihaleye çıkar. Bu yıl 23 tane okul yapıyoruz. Biz bütün gün kavga etsek, bunlar ne olur?

‘’BAYRAMİÇ BEYAZI BİR ÇEŞİT OLDU. BU BENİM GÖĞSÜMÜ KABARTIYOR’’

Tarım benim ilk göz ağrımdır. 14 yaşımdan beri mesleğimdir. Şimdi biz Çanakkale olarak bitkisel üretimde de hayvansal üretimde de Türkiye'nin ortalamasının çok üzerinde olmadığımız bir ürün yok. Ne ette, ne sütte, ne domateste, ne patateste, ne de buğdayda. Çünkü biz verimli topraklara sahibiz. Biz tarımı Türkiye ortalamasının çok daha üzerinde bilinçli yapan bir çiftçi kesimine sahibiz. Eskiden meyvecilikte Umurbey'i söylerdik. Şu anda Umurbey aynı ağırlığını koruyor ve herhangi azalma yok. Lapseki aynı ağırlığını koruyor hiç bir azalma yok ama Bayramiç gibi yeni bir merkez daha kazandık. Özellikle elmada. Bayramiç Beyazı diye bir çeşit oldu ve ilk çıktığında biz bunları tartışmıştık. Ama şuanda bir çeşit kazandık. Tüm hızıyla da devam ediyor. Daha iyisi olabilir mi diye düşünüyoruz ve daha iyisi hep mümkündür. Yani bir şeyi en üstündeyiz artık bundan iyisi yoktur demek hayatın gelişimini inkar etmektir. Bu anlamda çok daha ilerilere tabi ki gideceğiz ama şuanda ki Türkiye ortalamasının çok üzerindeyiz.

Gökçeada'yı organik ada yapacağız diye gündeme getirmiştim. Olur mu? olmaz mı? halk kabul eder mi? diye bunlarda çok tartışılmıştı. Ama bakın oldu. Bugün Gökçeada'nın ürünleri Türkiye'nin en pahalı marketlerinde satılıyor. Canlı yayında olduğumuz için ceza keseceklerse de bana kessinler. Ben bu reklamı yapmakta hiç kaçınmıyorum. EMTA'nın ürünleri Türkiye'nin en pahalı marketlerinde satılıyor. Bu benim göğsümü kabartıyor. Çanakkale'nin bir ürününü Ankara'da bir markette gördüğüm zaman göğsümü kabartıyor. İstanbul'da yeni bir lokanta zinciri açılmış. Girdik orada menüde yazıyor ''Biga'nın süt kuzularında yapılmıştır''. Müthiş bir duygu. Bunun için çok kıvançlıyım.

Çiftçimiz daha iyi kazanmalıdır. Bunun içinde bakanımız her gün açıklamalar yapıyor. Takip ediyorsunuz artık milli tarım uygulamalarıyla tohumluk ve damızlıkların kendi içimizde üretilmesi için elimizden geleni yapıyoruz. Onlarla çok daha iyiye gideceğiz inşallah.

‘’ÇANAKKALE TÜRKİYE’NİN GÖZ BEBEĞİDİR’’

Bu yaygın bir laftır. Bu memleketin üç tarafı denizlerle dört tarafı düşmanlarla çevrilidir diye. Birde Anadolu tabiri vardır ben onu çok severim. Derler ki '' Yari güzel olanın başı dertten eksik olmaz'' veya ''düşmanı bol olur''. Bizim yarimiz gerçekten çok güzel. Bu vatan eşi benzeri olmayan bir vatan. O zaman bin tanede saldıranın oluyor. Her gün birileriyle mücadele vermek zorunda kalıyorsun. Bu anlamda ben gerçekten bu milletin her sıkıştığında tek yumruk halinde hareket edebilme kabiliyetinin dünyanın başka bir devletinde olmadığını düşünüyorum.

Gençlerin dünyayı gezmesi lazım. Dünyayı gezdikleri zaman Türkiye'nin ne kadar kıymetli bir yer olduğunu ifşa edeceklerdir. Bakın bu kadar saldırıya rağmen böyle ayakta kalabilmiş ve böyle gelişebilmiş bir ülke yok. Eskiden Almanya'dan bir işçi gelirdi ve bakardık bize bir tane çikolata verecek mi diye. O arabaları hayranlıkla seyrederdik. Şuanda bakın bakalım bizim Türkiye'de satılan arabalar mı daha kaliteli yoksa onların geldikleri arabalar mı? Yurt dışı seyahatleriniz de hediye alacağım diye bakın Türkiye'de olmayan bir şey bulabilecek misiniz? Çok detaya girmek istemiyorum ama klasik laf '' para mı var ? alabiliyor muyuz?'' ama bakıyorsunuz herkes bir şekilde alabiliyor. Boğaz tokluğuna diye bir laf vardır. Gerçekten Türkiye çok kıymetli ve dünyanın göz bebeği bir ülke Çanakkale'de Türkiye'nin gözbebeğidir. Eğer tartışılmak istenen herhangi bir şehir varsa kıyaslanmak istenen varsa hemen hodri meydan. Bu millet her şeyi hak ediyor çünkü bu millet her şeyin en güzelini yapıyor. Biz çok fazla birbirimizi ve kendimizi eleştiren milletiz ve bu eleştirilerin hiç birine katılmıyorum. Ben şundan sonuna kadar eminim. Oğlum benden daha zeki ve daha becerikli. Onun oğlu da ondan daha zeki ve daha becerikli olacak. Benim babama da emini ki ondan önceki kuşak bunlardan adam olmaz demiştir. Banada benden önceki kuşak demiştir. Şuanda da bu lafları duyuyorum ve üzülüyorum. Bu memleket nasıl bu kadar gelişiyor? Şu son 15 gündür çok fazla programa katıldım ve gerçekten bunu söylerken gurur duyuyorum. Kültür Bakanlığının, meclisin, dış işleri bakanlığının uzmanlarını gördüm ve hepsinin gözü çakmak çakmak genç adamlar. Hepsi dünyaya hakim, hepsi diline hakim, sinirlenmiyorlar, sakin bir şekilde izah edebiliyorlar . Ben gençlikten de ülkemden de çok mutluyum ve çok umutluyum.

Doğancan Ustabaş

İlgili Haberler

Biga’da köy yollarına konfor dokunuşu!
13.08.2026
Zeynep Bastık Memleketi Çanakkale’de Sahneye Damga Vurdu
13.08.2026
"Ormanlarımızı birlikte korumak için duyarlı olalım !!!"
12.08.2026
MEKKE ANLAŞMASI’NA ÇANAKKALE’DEN DÖRT FARKLI BAKIŞ
12.08.2026
ÇANAKKALE’DE SİYASETİN GÜNDEMİ ÇERÇEVE YASA: “PAZARLIK MI, BARIŞ MI?”
11.08.2026
RUSYA AÇIKLARINDA ÖLÜMDEN DÖNDÜ, ÇANAKKALE’DE KONUŞTU: “ÖLDÜĞÜMÜ HİSSETTİM”
11.08.2026
Düzce’den çocuklara Çanakkale tarihi yolculuğu
10.08.2026
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 32 yıl önceki konuşması gün yüzüne çıktı
10.08.2026
Anafartalar Zaferi’nin 111. yılında anlamlı açılış: Arıburnu Zafer Anıtı yenilendi!
10.08.2026
Küçükanafarta’da tarihi zaferin kahramanları için Mevlid-i Şerif okundu
10.08.2026
Türkiye ile Tayvan arasında arama kurtarma iş birliği
10.08.2026
Anafartalar Zaferi’nin 111. yılında Çanakkale kahramanları anıldı
10.08.2026
“Anafartalar’da yazılan destan, milletimizin şerefidir”
10.08.2026
İletişim Başkanlığı "Oyuna Gelme" diyerek sanal bahis ve kumar tehlikesine dikkat çekti
09.08.2026
Murat Yahya Sezgin’in paylaşımı gündem oldu: “Türkeş’in kızına saygı gösteremiyorsak, burada ciddi bir yanlış vardır”
09.08.2026
Gökçeada Belediyesi’nden dolandırıcılık uyarısı: “Para taleplerine itibar etmeyin”
09.08.2026