Çanakkale Boğaz Komutanlığı Tarihi Er Hamamı’nı, Seramik Müzesi olarak kullanılmak üzere, Çanakkale Belediyesi’ne devrini gerçekleştirdi. Uzun süredir kullanılmayan hamamın yeniden işlevlendirilerek müzeye çevrilmesi için rölöve ve restitüsyon projeleri hazırlanarak gerekli yasal onayların alınması ile restorasyon çalışmaları başlatıldı. 2013 yılında hizmete açılan müzenin sergi konseptinin ana hattı geleneksel Çanakkale seramikleri ile biçimlendirildi, arkeolojik – çağdaş ve endüstriyel seramiğin ise süreç içinde sergi programına eklenmesine olanak tanıyan bir program hazırlandı. Çanakkale Seramiklerini geleneksel usta çırak yöntemi ile öğrenerek yetişmiş ve halen üretim yapan ustaların üretim süreçleri de belgelenerek koleksiyona dahil edildi.
Çanakkale Seramik Müzesi’nin 2013 yılında açıldığını belirten Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Seramik Bölümü mezunu Şerife Biçici; “8 Kasım 2013 yılında Çanakkale Seramik Müzesi açıldı. Boğaz Komutanlığı’na ait yapı, belediyemize devredildikten sonra aslı bozulmadan restorasyonu gerçekleştirildi. Seramik Müzesi’ne dönüştürüldü. Bu süreçte amacımız hem hamam dokusunu bozmadan seramik müzesine dönüştürmek hem de kentin seramik tarihini yaşatmak, gelecek nesillere aktarmak.” dedi. Çanakkale Seramik Müzesinde, müzenin eski dönemine ait fotoğrafların da sergilendiğini ifade eden Biçici; “Hamam yapısını bozmayacak şekilde restorasyon edilen Çanakkale Seramik Müzesi’nde hem hamam döneminden parçalar var hem de seramik müzesinin geleneksel Çanakkale Seramikleri bulunmaktadır. İkisini harmanlanmış şekilde müzemizde sergiliyoruz” diye konuştu.
“MÜZENİN İLK BAĞIŞI”
“Müzede bulunan ilk bağışımız eski dönemde kullanılan bir saklama küpüdür” diyen Seramik Uzmanı Biçici; “Sayın Tanzer Orbay tarafından bağışlandı bu değerli parça. Eskiden insanlar yiyeceklerini; salça, peynir, yoğurt gibi gıdalarını bu tarz küplere koyup uzun süre kalitesini bozmaması için saklarlarmış.” şeklinde konuştu.
“BAĞIŞLARI MUNTAZAM ŞEKİLDE KORUMA ALTINA ALIYORUZ”
Bağışların müzede koruma altında olduğunu kaydeden Biçici; “Müzede bulunan bağışları, arşiv odamızda kim tarafından bağışlandığı ile birlikte çok muntazam bir şekilde, envanter kayıtları tutulduktan sonra arşiv odamızda koruma altına alıyoruz. Bir çoğu da müzemizde sergilenmektedir zaten” dedi.
“Seramik bu kentte çok önemli bir unsur”
Çanakkale’nin seramik için çok özel bir kent olduğunu belirten Biçici; “Bu kent adını seramiğinden almış bi kenttir. O yüzden seramik için çok özel bi kenttir. Kentin ismi Kalei Sultaniye iken daha sonra iki kalenin birbirinden ayrılması sağlanarak halk diline dönüştürülmüştür. O yüzden bu kentin tarihinde seramik çok önemli bir unsurdur. Bu sebepten dolayı da bütün kentlimizi, tarihini özümsemesi, benimsemesi adına Çanakkale Seramik Müzesine bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.
Çanlıoğulları; “Müzeler, kentlerin hafıza merkezleridir”
Çanakkale Seramik Müzesi Yöneticisi Yeşim Çanlıoğulları ise, müzelerin kentlerin hafıza merkezleri olduğuna dikkat çekti. Çanlıoğulları; “Müzeler, kentlerin hafıza merkezleridir. Suyun, ateşin, toprağın dansı bir araya gelip seramiği oluşturur. Tarih boyunca çok uzun yıllardır ve binlerce yıldır bu merkezde bu coğrafyada seramik hep var olmuştur. Bizim görevimiz geleneksel Çanakkale seramiklerinin yaşatılması, korunmasıdır, gelecek nesillere aktarılması, varlığının devam ettirilmesidir. Kent kimliğinin ve kültürünün bu anlamda, kentin sosyal hayatında kültürel hayatında karşılık bulmasını sağlamaktır. Çanakkale Belediyesi Kültür İşleri Müdürlüğü, Seramik Müzesi, Kent Müzesi bunu yapmaya çalışıyor. Bütün çalışmalarımızı bu doğrultuda yapmaya çalışıyoruz. Bizden önce yapılan çalışmalar çok kıymetlidir ve bunların ilk kuruluş döneminde özellikle kentin bütün kültürel faktörlerinin bir araya gelip müzeye emek vermiş olma konusu çok değerli. Bu kıymet üzerinden çalışmalarımıza devam ediyoruz.” dedi.
Funda Figen