← Ana Sayfa
Gündem

ÇANAKKALE HAZIR MI? (01.02.2021)

✍️ Haber Merkezi 📅 01 Şubat 2021 11:51 👁️ 6 görüntüleme

Mimar ve Şehir Plancısı Gülseren Oray Balıkesir-Çanakkale 1/50.000 ölçekli Bütünleşik Kıyı Alanları Planını işaret ederek sosya...

Güney Marmara'da devam eden dev ulaşım projeleri Çanakkale'nin önemli bir lojistik üs olacağı gerçeğini gözler önüne seriyor. Bir yandan 1915 Çanakkale Köprüsünün de içinde yer aldığı otoyol projesi, bir yandan Bandırma kavşaklı demiryolu ve hızlı tren projeleri yakın zamanda Çanakkale'yi bölgenin en değerli yatırım merkezi hâline getirecek.

Çanakkale-Balıkesir 1/50.000 ölçekli Bütünleşik Kıyı Alanları planına bakıldığında özellikle raylı sistemlerin de içerisinde yer aldığı ulaşım projeleri dikkatleri çekiyor. Öte yandan şehir plancıları, şimdiden gelecekte bölgedeki kentlerin dirençliliğine işaret ederek bir anlamda uyarılarda bulunuyor. Bu da Çanakkale'nin bu gelişime hazır olup olmadığı sorusunu gündeme getiriyor.

Devletin dev ulaşım projelerinin yanında bölgede enerji, madencilik, gıda, tarım ve farklı sektörlerdeki yatırımlar da dikkate alındığında, başta Çanakkale merkez olmak üzere ilçe yerel yönetimlerinin bu gelişim sürecine bugünden ne gibi hazırlık ve planlamalar yaptıkları merak ediliyor. Konu ile ilgili şehir plancılarının farklı mecralarda paylaştıkları görüş ve düşünceler dikkatleri çekiyor.

KENTSEL DİRENÇLİLİK UYARISI

Mimar ve Şehir Plancısı Gülseren Oray Balıkesir-Çanakkale 1/50.000 ölçekli Bütünleşik Kıyı Alanları Planını işaret ederek sosyal medya hesabında çarpıcı bir paylaşım yaptı. Oray paylaşımında Bandırma kentinin odaklı raylı sistem kavşağı haline getirilmekte olduğuna dikkatleri çekti. Bilecik-Bursa-Bandırma ve İzmir-Bandırma-Balıkesir yüksek hızlı tren hattı projesi ile Bandırma-Çanakkale-Tekirdağ demiryolu projesini değerlendiren Gülseren Oray “plan karalarının, ulaşım ağında Balıkesir Kentinin kentsel direncinin nasıl sağlanacağı konusu yanıtlanmaya muhtaç plan konusu olmuştur. Salgınla mücadele perspektifinde kentsel dayanıklılığının nasıl sağlanacağının, Bandırma’nın alıntıladığım sunum çerçevesinde değerlendirilmesini yapmak mümkün mü?” İfadelerine yer verdi.

KENTSEL DİRENÇLİLİK (RESİLİENCE)

Şehir Plancısı ve Mimar Gülseren Oray paylaşımında “Değişken ve gelecek için büyüyen belirsizlikler içeren bir dünyada, tehlikeler tümüyle bertaraf edilemeyeceğinden ve olası zararlar yok edilemeyeceğinden, kentler risklerle yaşamayı öğrenmelidir. Risklerle baş edebilmenin koşulları geleneksel afet risk yönetimi ile rasyonalist ve düzene sokan planlama bakış açısı, yerini değişimi yenilikçi bir yaklaşıma bırakmalıdır” alıntısına yer verdi. Oray, Kentsel Dayanıklılık Perspektifinde Salgınlarla Mücadele ile ilgili Şehir ve Bölge Plancısı Dr. Zeynep Deniz Yaman Galantini’nin “Dirençlilik kavramı, hem afet risk yönetimi hem iklim değişikliği hem de kent planlama ve tasarımı için bu perspektifleri geliştirmede kavramsal bir çerçeve sunuyor” görüşüne yer verdi.

TEHDİTLERE DİKKAT ÇEKTİ

Gülseren Oray paylaşımında şu bilgilere yer verdi: “Arazi kullanımı (Yoğunluk, karma kullanım, erişilebilirlik ve geçirgenlik gibi konular) , kritik altyapılar (Ulaşım ağı, iletişim ağı, enerji dağıtım şebekeleri, su şebekeleri, kanalizasyon kentin omurgası, damarları gibi konular) ve ekolojik bilginin entegrasyonu, kentsel mekânsal dirençlilik (iklim değişiklikleriyle uyumlu konular) dirençli bir kent yaratmak için, kentsel altyapı planlamasına, bağlantılılık, modülerlik, tekrar ve çeşitlilik gibi bazı sistem özelliklerini dahil etmek gereklidir. Kritik altyapılara bu sistem özelliklerinin kazandırılması, örneğin alternatifi olan ana ulaşım hatları, güçlü bağlantılı bir enerji ağı sistemi ve bunun gibi tehditlere karşı sistemin işlerliğinin devam etmesine katkıda bulunularak plan kararları alınmalıdır.”

MODERN VE AKILCI PLANLAMA

Mimar İsmail Erten de konu ile ilgili haftalık yayınlanmakta olan Aynalı Pazar Gazetesinde bir yazı kaleme aldı. Erten yazısında; “Modern ve akılcı planlama kalkınma hedeflerini ulusal devlet içerisinde eşit, adaletli, tahrip ermeyen, ekonomik, sosyal, kültürel, doğal dengeleri yok etmeyerek nitelikleri göz önüne alarak yaygınlaştırır" cümleleri ile giriş yaptı. Almanya’dan örnek veren Erten şöyle devam etti : “Bir kaç kentini milyon sınırının üstünde tutarak, 300 bin hedefini aşma olasılığı gösteren kentlerin yatırımlarını hemen bir başka kente yönlendirir. Böylece ulusal ölçekte eşit ve adaletli yatırım paylaşımı oluşurken, azmanlaşmış metropoller yoğunluklu göç alıp veren bölgelerin önüne geçilir. Keza yoğun insan yaşamlarının olduğu metropollerin sorunları maalesef ve kesinlikle çözümsüzdür" ifadelerini kullandı.

TÜRKİYE’DE NE OLDU?

Mimar İsmail Erten yazısında Türkiye’de nasıl bir yol izlendiğini şu cümleler ile özetledi: “Hal böyleyken, bizim ülkemiz; cumhuriyet tarihinin son 70 yılında, dünyada yaşanarak gözlenen bu akılcı modernist kentleşme ve yerleşme politikalarının, tersini yapmıştır. Doğu, Güneydoğu, orta ve doğu Karadeniz bölgelerine hiçbir yatırım yapmayıp, Batı ve Marmara yoğunluklu yatırımı serbest bırakmış, hatta teşvik etmiştir. Sonuç; Marmara’nın kuzeyi, İstanbul merkezli bir coğrafya çözümsüz, kirli yok oluş sürecini yaşamaktadır. Bugünkü durumda hala Marmara merkezli, yatırım fetişizmini destekleyen planlama ve yatırım programları, son 10 yılın gündemine oturmaktadır. İstanbul ve kuzey Marmara’nın önce Bursa ve Trakya’yı içine alarak batış, yok oluş serüveninin sonuna gelinmiş, akabinde de güney Marmara’yı, yani Balıkesir Çanakkale illerinin kuzeyini kapsayan yatırım ve alt yapı, ulaşım lojistiği çalışmaları başlatılmıştır”.

BÖLGEYE BAKIŞ

İsmail Erten bölgedeki yatırımlar ile ilgili öngörülerini ise şöyle kaleme aldı: “İstanbul’un yükünü hafifletmek teranesiyle masumlaştırılan bu dev küresel yatırım atağı, Anadolu’nun diğer noktalarından süregelen göçü daha da bünyesine çekecek, İstanbul merkezli Kuzey Marmara yaşanmazlığı, güney Marmara’ya da taşınacaktır. İstanbul’a göç ve yaşanmazlık, azalmak yerine artarken, Çanakkale ve Balıkesir kuzey sahilleri de, göç alarak, kirlenme ve çarpık yapılaşma, kurbanı olacaktır. Kuzeyimizde yaşayan bazı iyi niyetli saf arkadaşlarımızın beklentisi beyhudedir, İstanbul bu yatırım fetişizmi önermeleriyle hiçbir zaman rahatlamayacak, tam aksine kanal İstanbul gibi küresel rant projeleriyle daha da azmanlaşarak büyüyecek ve sıkışacaktır.”

ÇARPIK KENTLEŞME TEHLİKESİ

Erten, yatırımların bölge değerlendirmelerine şu cümlelerle devam etti: “70 yıl önce sanayi ve yatırım için, ucuz işgücü, kolay taşınabilirlik, ulaşım lojistiği gibi avantajlar maalesef bugün de değişmeden devam ediyor. Önce yatırımcılar kararları veriyor, sonra planlar, programlar, devletin yol, köprü, otoban, liman, demiryolu ulaşımı bu bölgeye getiriliyor. Sonuç; aşırı göç, bölgeler arası dengesizlik, çarpık kentleşme, tükenen kaynaklar, yoksulluk, kirlenme ve diğerleri... Maalesef bu senaryo kesintisiz sürüyor. Son dönem Balıkesir / Çanakkale iller bütününü kapsayan planlar da bu senaryonun gerçekliğini bizlere gösteriyor. En son 2020 son ayı olan Aralık da askıdan inerek onaylanan 1/50 binlik Bütünleşik Kıyı Alanları Planıyla, ulaşım lojistiği tamamlandı gözüküyor. Keza bu plan ile Marmara’nın Güneyine birçok yük limanı, feribot iskeleleri, tersane yapılması kararlarının önü açıldı. Bundan bir önceki adım; 2018-2019 yıllarındaki çalışmalarla onaylanan demiryolu akslarıydı. Ankara ile İstanbul bağlantılı olan ve bitme aşamasına gelen; Bursa demiryolu Bandırmaya bağlanacak, İzmir Balıkesir üzerinden gelen hatla güçlenerek Gönen-Çan-Biga-Karabiga-Lapseki aksıyla Boğaz köprüsüne bağlanacak. Hatta Çanakkale Boğazı Köprüsünden geçerek, Gelibolu-Tekirdağ hattından Avrupa-İstanbul bağlantısıyla buluşacaktır. Bu demir yolu aksı özellikle metal sanayi başta olmak üzere seramik ve diğer yük taşımacılığı öncelikli sanayilerin, hasretle beklediği bir yatırım olarak tanımlanıyor. Yani yüklerin en ucuz taşındığı ulaşım biçimi, karasal düzlemde demiryolu olduğu için ve de karayoluna göre en az 1/3 oranında daha ekonomik ulaşım girdisi sağladığı için, demiryolu bu sanayinin doğrudan teşviki olarak görülmektedir. Yani mesele insan odaklı, çevre odaklı, kamu odaklı bir demiryolu önermesi değildir. Bu bölge içinde var olan ve önerilen ağır sanayi, madencilik ve diğer yük taşımacılığı sermayesini zenginleştirmektir. Onların zenginleşmesi için devlet eliyle ulaşım lojistiğine demiryolunu katmaktır.”

Özden Nur Özden

İlgili Haberler

Biga’da köy yollarına konfor dokunuşu!
13.08.2026
Zeynep Bastık Memleketi Çanakkale’de Sahneye Damga Vurdu
13.08.2026
"Ormanlarımızı birlikte korumak için duyarlı olalım !!!"
12.08.2026
MEKKE ANLAŞMASI’NA ÇANAKKALE’DEN DÖRT FARKLI BAKIŞ
12.08.2026
ÇANAKKALE’DE SİYASETİN GÜNDEMİ ÇERÇEVE YASA: “PAZARLIK MI, BARIŞ MI?”
11.08.2026
RUSYA AÇIKLARINDA ÖLÜMDEN DÖNDÜ, ÇANAKKALE’DE KONUŞTU: “ÖLDÜĞÜMÜ HİSSETTİM”
11.08.2026
Düzce’den çocuklara Çanakkale tarihi yolculuğu
10.08.2026
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 32 yıl önceki konuşması gün yüzüne çıktı
10.08.2026
Anafartalar Zaferi’nin 111. yılında anlamlı açılış: Arıburnu Zafer Anıtı yenilendi!
10.08.2026
Küçükanafarta’da tarihi zaferin kahramanları için Mevlid-i Şerif okundu
10.08.2026
Türkiye ile Tayvan arasında arama kurtarma iş birliği
10.08.2026
Anafartalar Zaferi’nin 111. yılında Çanakkale kahramanları anıldı
10.08.2026
“Anafartalar’da yazılan destan, milletimizin şerefidir”
10.08.2026
İletişim Başkanlığı "Oyuna Gelme" diyerek sanal bahis ve kumar tehlikesine dikkat çekti
09.08.2026
Murat Yahya Sezgin’in paylaşımı gündem oldu: “Türkeş’in kızına saygı gösteremiyorsak, burada ciddi bir yanlış vardır”
09.08.2026
Gökçeada Belediyesi’nden dolandırıcılık uyarısı: “Para taleplerine itibar etmeyin”
09.08.2026