Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Geleneksel Türk Sanatları mezunu Ecem Göğüsgeren, Kaleninsesi Gazetesi’ne özel açıklamalarda bulundu. Göğüsgeren, Seramik ve Çini sanatının eskisi kadar değer görmediğini söyledi. Göğüsgeren; “Seramik hak ettiği yerde değil” dedi.
Başarılı Seramik Sanatçısı Ecem Göğüsgeren, 2016 yılında mezun oldu ve 4 yıldır kendi atölyesinde sanatını icra ediyor. Halk Eğitime bağlı iki yıl öğretmenlik yaptığını belirten Göğüsgeren; “Halk Eğitime bağlı iki yıl öğretmenlik yaptım. İkinci yılımda hem atölye hem öğretmenlikle devam ettim. İki senenin sonunda öğretmenliği bırakıp sadece atölyeye yoğunlaştım” dedi.
“Artık kurs vermiyorum”
“Ana sanat dalım Çini. İki sene boyunca Kepez Belediyesi’nde Çini üzerine ders verdim. Daha sonrasına Kepez Belediyesi bize atölye temin etti orda da Halk Eğitime bağlı kurs verdim” diyen Göğüsgeren; “Artık kurs vermiyorum, dediğim gibi zamanında Halk Eğitime bağlı kurs vermiştim artık sadece üretim yapıyorum” şeklinde konuştu.
“Seramik hak ettiği yerde değil”
Seramik ve Çini sanatının eskisi kadar değer görmediğini söyleyen Göğüsgeren; “Başladığımdan beri, benim gözlemlediğim kadarıyla, aslında insanlar el yapımı ürünlerin değerini biliyorlar, daha bilincindeler ve kıymetini biliyorlar diye düşünüyorum. Seramik tabiî ki de hak ettiği yerde değil. Sürekli bu tarz ifadelerle karşılaşıyorum; “Ya çamur yapıyorsunuz, neden bu kadar pahalı?” “Burada fiyatı şu kadar sizde neden böyle?” gibi. Ama en başındaki gibi değil tabi ki.” diye konuştu.
“Yeteneğim olduğunu biliyorum”
Seramik ve Çini sanatına küçüklükten gelen bir yeteneğinin olduğunu söyleyen Göğüsgeren; “Seramik olarak kısıtlandırmayayım ama bir çizim yeteneği olarak değerlendirirsek, küçüklükten gelen bir şey olduğunu biliyorum, bir yeteneğimin olduğunu biliyorum.” ifadelerini kullandı.
“Pandeminin olumsuz bir etkisi oldu”
Pandemi sürecinde karşılaştığı problemleri de aktaran Ecem Göğüsgeren; “Ben sipariş üzerine çalışıyorum ve yerel piyasaya çalışıyorum. Kurumlarla, askeriyeyle çalışıyorum. Pandemi ilk başladığı dönemlerde kurum siparişleri kapandı. Doğal olarak kurumlar kapandığı için ve ziyaretler azaldığı için pandeminin olumsuz bir etkisi oldu. Kurum için yaptığım siparişlerin, hediyeliklerin teslimat süreleri bir süre açığa alındı, daha sonradan bir dönem tekrardan açıldı. Tabi ki yazın ziyaretler kontrollü bir şekilde başladığı için tekrardan hediyelikleri teslim edebildim ama sipariş üzerine çalışmaktansa şuan internet üzerinden olan siparişimiz daha ileride gidiyor” dedi.
“İnternet satışına önem verdim”
“Ben atölyemde tek çalışıyorum ve kapı satışım olmadığı için pandemi süresince almam gereken çok tedbir olmadı, turistler ve turlar olmadığı için de gelen gidenimiz çok fazla olmadı tanıdıklar dışında” diyen Göğüsgeren; “Mesleki anlamda alabileceğim çok fazla bi önlem yok ama onun dışında satışlar için, internet satışlarına yönelmek insanlarla yüz yüze diyalogtansa internet üzerinden diyalog kurmak, telefonla irtibat kurmak gibi önlemler almış oluyorum” şeklinde konuştu.
“Seramik artık lüks üretime girdi”
Göğüsgeren sözlerini şu şekilde sürdürdü; “Satışımızda değişimler oldu. Kurumlarla olan alışverişlerimiz yavaşladı. Askeriyeyle çalışıyorum ve askeriyenin hediyelik alanı hala açılmadı. Siparişler şuanda elimde bekliyor. Onun dışında tabi bireysel satış olduğu için toptan satış gibi olmuyor. Turizm sektörü de durduğu için bir noktada ve Çanakkale yazın daha fazla satış yapabildiğimiz bir yer olduğu için, Bozcaada olsun Gökçeada olsun turistik aktiviteler durduğu için bizi de o yönde etkiledi. Şuan sadece bireysel satışlar yapıyorum.”
“Motiflerimi popülariteye göre tasarlıyorum”
Kullandığı motifleri popülariteye göre tasarladığını açıklayan sanatçı Göğüsgeren; “Ticari ürün ürettiğimiz için popüler olması dolayısıyla bazı motifleri sık sık kullanıyorum. Çanakkale deniz kenarı bir kent olduğu için ve genelde sahil kısımlarında, tatil yerlerinde satış yaptığımız için deniz konsepti kullanıyorum. Kaktüs motifleri de çok ön planda bu sene bu yüzden de kaktüs motifini de sık sık kullanıyorum. Bu aralar modern bir görünümü olduğu için çizgisel desenleri de çok sık kullanıyorum.” dedi.
“Firmalar kalitesini bozdu”
Göğüsgeren sözlerini şu şekilde sürdürdü; “2012’de üniversiteye başladım ve 2012 den beri sır altı boya kullanıyorum. Her meslekte olduğu gibi insanlar bir noktada çok satış yapmaya başladığında veya ivme kazandığında kalitesini malesef ki bozuyor. Bizim de firmalarımız sağolsunlar kalitelerini bir noktada bozdular. Elimizden geldiği kadar kaliteli ürünler kullanmaya çalışıyoruz.”
Çanakkalenin killi toprak yapısını kullanamamaktan memnun olmayan Göğüsgeren; “Çanakkalenin killi toprak yapısını maalesef ki kullanamıyoruz. Bildiğim kadarıyla, yanlış bilmiyorsam Eceabat’ta sit alanında olduğu için Çanakkale toprağının çıkartımı yasaklanmış ya da bir şekilde çıkartılmıyor. Ben beyaz çamur kullanıyorum. Beyaz çamur laboratuar üretimi bir topraktır” dedi.
“Tekniğim sır altı”
Aldığı ürünlerin hepsinin hazır olmadığını belirten Göğüsgeren, “Hazır aldığım ürünler de var, ilk pişirim olmuş ürünler de. Sıfırdan, A’ dan Z’ ye üretim yaptığımız ürünler de var. O, siparişe göre değişiyor” diye konuştu. Kullandığı tekniğin sır altı olduğunu ve fırça dekoru yaptığını dile getirdi.
“Farkımıza varılması lazım”
Pandemide destek almadığını ve son bir mesaj vermek istediğini söyleyen Göğüsgeren, “Pandemide destek almadım ve sanırım bizim biraz daha farkımıza varılması lazım. Toptan bir şeyler yapılması lazım diye düşünüyorum” şeklinde konuştu.
Enishan Keskin