← Ana Sayfa
Gündem

“ÇANAKKALE BÜYÜYOR, ÇANAKKALE DEĞİŞİYOR” (İsmail KAYA- Çanakkale Ziraat Odası Başkanı )

✍️ Haber Merkezi 📅 28 Temmuz 2017 12:42 👁️ 0 görüntüleme

Çanakkale her geçen gün büyüyor ve gelişiyor. Bu büyümenin Çanakkale’ye katkıları sizce nelerdir? Bu anlamda neler yapılıyor?

Çanakkale her geçen gün büyüyor ve gelişiyor. Bu büyümenin Çanakkale’ye katkıları sizce nelerdir? Bu anlamda neler yapılıyor?

“Çanakkale OSB Kentimiz İçin Çok Büyük Bir Yatırım”

“Belirttiğiniz gibi Çanakkale her geçe gün büyüyor ve gelişiyor. Bu büyüme ve gelişme son 8-10 yılsa çok yüksek seviyelere ulaştı. Yıllardan beri Çanakkale’de konuşulan köprünün geçen yıl temeli atıldı ve şu anda sondaj çalışmaları devam ediyor. 2023 yılında da köprünün üzerinden geçilebileceği söyleniyor. Buradan başlarsak bu proje Çanakkale’nin büyümesi ciddi şekilde rol oynayacak bir projedir. Çanakkale’yi bir adım öne taşıyacaktır. Biz kendi açımızdan bakarsak, tarım alanında bize ne faydası olacak dersek; şu anda Gelibolu’ya ve Çanakkale’ye geçişlerde meyve ve sebze arabalarımız ciddi şekilde uzun kuyruklar oluşturuyor. Bu uzun kuyruklar ortadan kalkacak. Bu kuyrukların ortadan kalkması demek buradaki iş anlamında daha verimli çalışılması ve ürünün diğer pazarlara özellikle İstanbul pazarına çok daha kolay gitmesi demektir. Bu da köprünün üreticiye ciddi şekilde kazancı olacaktır. Çanakkale’ye katkıları ne olacak dersek, Çanakkale’nin büyümesine ciddi katkı sağlayacağı düşünülüyor. Çünkü bakıyorsunuz köprünün geçeceği istikametlerde ciddi şekilde arsa fiyatları tarla fiyatları artmış, ileride arsa olabilir, ev olabilir düşüncesiyle yatırımcıların gözdesine haline gelmiş durumda. Yani köprünün Çanakkale’yi büyüteceği aşikar. Çanakkale bundan sonra ciddi şekilde göç alacaktır. Bu göçü alırken en önemlisi Çanakkale’ye gelen insanlar ne iş yapacaklar noktasında da ciddi şekilde bizim fabrika yönünde, ürün işleme yönünde yatırımlarımız olması gerekiyor.

Kentselleşme belli ölçüde tarım alanlarımızı azaltacaktır. Ama bunun önüne geçme şansımız yok. Ülkenin nüfusu artıyor. Bu artan nüfusa göre Çanakkale’de tarım arazisi azalmazsa, Bursa’da azalacak. Bursa’da azalmazsa Tekirdağ’da azalacak. Yani yeni yetişen neslin bir şekilde yaşayacak yere ihtiyacı var. Dolayısıyla bu Çanakkale olmazsa bir başka ilde mutlaka konut ihtiyacı olacak. Özellikle bizim Marmara Bölgesi’ndeki şehirler tarımla iç içe olan, tarım arazilerine yakın kurulmuş şehirledir. Şehirlerin etrafındaki tarım arazileri bu kentselleşmeden mutlaka olumsuz etkilenecektir. Ama bunun önüne geçmek öyle kolay bir iş değil tabii ki. Çanakkale’yi buradan alıp da başka yere taşıyacak halimiz yok. Çanakkale yine aynı yerinde kalacağı için belli ölçüde Çanakkale’nin etrafındaki arazilerin zaman zaman imara açıldığını biliyoruz. Konutlar yapılıyor. Ama bir şekilde artan nüfusun ihtiyacı karşılanmak zorunda. Bizim tabii ki tarım arazilerimizin yok olmasına, elden çıkmasına gönlümüz razı olmuyor. Fakat insanlarımızın konutsuz kalmasına da gönlümüz razı kalmıyor. Bundan dolayı bilinçli bir şekilde bu büyümenin kontrol edilmesi gerekir. Özellikle çok verimli araziler üzerine konut yapılmaması gerekir. Mümkünse kaydırılabiliyorsa daha az verimli bölgelere imar verilmesi gerekir. Ama o da çözüm değil. Bunun örneklerini de gördük. Şehrin ortasında araziler kalmış. Şehir atlatılmış. Bir başka yaka oluşturulmuş ama yıllar sonra o ortada kalan araziler büyük rantlar haline gelmiş. Bunun önüne bugün geçsek 20 yıl sonra geçemeyiz. Ama yine de en önemlisi bu büyümenin planlı ve bilinçli şekilde geliştirilmesi gerektiğidir. Altını çize çize söylüyoruz.

Çanakkale büyüyor derken ben tarım noktasında başka bir şeye değinmek isterim. Bölgemiz ciddi şekilde ürün potansiyel olan bir şehir. Marka ürünlerin olduğu, bir çok ürünün yetiştiği bir bölge Çanakkale. Şehrimizde bildiğiniz gibi çeltik de yetişiyor, ayçiçeği de yetişiyor, domates de yetişiyor, elma da yetişiyor, şeftali de yetişiyor, kapya biberi de yetişiyor. Çok sayıda ürünün bir arada yetiştiği ender şehirlerden bir tanesiyiz. Çok geniş tarım arazilerine de sahip olmamamıza rağmen bilinçli üreticiler sayesinde metrekare biriminden ciddi ürünler alabilen bir tarım şehriyiz. Şimdi Çanakkale OSB kuruluyor biliyorsunuz. Çanakkale OSB kentimiz için çok büyük bir yatırım. Şu anda daha temeli atılmadığı için, alan görülmediği için çok fikir geliştirilemiyor belki. Ama yakın zamanda bu projenin temeli atıldığında ve fabrikalar kurulmaya başladığında Çanakkale’mizin önemli artılarından olacak bir projedir. Çanakkale’nin ve kurulduğu bölgenin büyüyeceği, gelişeceği ve iş imkânlarının sunulabileceği çok güzel bir alan olacağını düşünüyoruz. Tam kapasitede çalışmaya başladığında bu alanda çok sayıda işçi ve yatırımcı mevcut olacak. Firmalar bir arada çalışacak ki, alt yapı sorunu yaşanmayacak. Çevreye zarar verilmeyecek. Olaya biraz geniş pencereden bakmak gerekiyor. Oradan çıkan ürünler pazarda kaliteli ürünler olarak yer bulacak. Şehrimizin ürünlerini ve ismini bir adım öne taşıyacaktır. OSB’de üretilen ürünlerin kalite kontrol damgaları onlara marka değeri katacak ve Çanakkale’yi yurt dışı pazarlarına tanıtacaktır. Ben bu projeyi tarım alanında Çanakkale’nin önünü açacak en büyük yatırımlar arasında görüyorum. Yeter ki bu süreç çok güzel yönetilsin ve sürecin sonunda planlamalı bir şekilde firmalar oraya davet edilsin. Bu proje o bölgede yaşayan halkı ve çiftçiyi bir adım öne taşıyacaktır. Belki de daha çeşitli ürünler yetiştirir hale geleceğiz. Umut ediyorum Çanakkale’nin ürün yelpazesine göre oraya işletmeler kurulacak ve ürünü pazarlama noktasında da üreticiyi büyük ölçüde rahatlatacak diye düşünüyorum.”

Önümüzdeki 5 yıl içerisinde size göre Çanakkale ne yönde(turizm, eğitim, tarım vs) ilerleme kaydedecektir?

“Yalnız Siyasilerin İstemesi Yetmez Halkta İsteyecek.”

“Önümüzdeki 5 yılda bahsettiğim gibi Çanakkale’nin OSB sayesinde tarım yönünden çok yol katedeceğine ben inanıyorum. Tarım OSB’sinin önümüzdeki 5 yılda tamamlanacağını düşünüyoruz. Bizim tarımda önemli üretimlerimiz var. Pek çok üründe ilk 10 içerisine girebildiğimiz ürünlere sahibiz. Çünkü bilinçli üreticilerin bir arada yaşadığı bir bölgeyiz. Bu bilinçli üretici sayesinde umut ediyorum ki tarımda daha büyük kazançlar elde edeceğiz. Siyasiler şu an olduğu gibi Çanakkale’nin elinden tutmaya devam ederse ve üreticisinden tüketicisine herkes birlik olursa Çanakkale kazanmaya devam edecektir. Yalnız siyasilerin ya da yöneticilerin istemesi yetmez. Halkında bir şeyleri istemesi gerekir. OSB gibi, köprü gibi, okullar, yapılan yollar gibi pek çok yatırım alan bir il haline geldi Çanakkale. Bunun böyle devam edebilmesi için sıkıntıları siyasilere, yöneticilere doğru biçimde aktararak bu büyümenin hızlanmasına katkı sağlamamız gerekiyor. Önümüzdeki süreçte ben Çanakkale’nin çok önemli yerlere geleceğine inanıyorum. Çanakkale’nin Tarihi Alan Başkanlığıyla, Truvasıyla, tarımıyla, köprüsüyle, Çanakkale Tarım OSB’siyle önümüzdeki 5 yıla damgasını vuracağını düşünüyorum. Ülkede ciddi anlamda sesini duyuracağını düşünüyorum. İnşallah düşündüğümüz gibi olur, ülkemiz bir aksilikle karşılaşmaz. Türkiye büyürken Çanakkale’de bu büyümeden en güzel şekilde payını alacaktır. Yine tarım büyümesi noktasında barajlar yapılıyor, sulama sistemleri yapılıyor, açık sistem olan araziler kapalı sisteme geçiriliyor. Bunlarda önemli çalışmalar.

Öte yandan artık üniversite şehri olduk. Üniversite öğrencileri Çanakkale ekonomisini çok hareketlendirdi. Öğrenci sayesinde yurt sayısı arttı, işletme sayısı arttı. Buraya gelen öğrenciler yalnızca okula girip çıkmıyorlar aynı zamanda burada yaşıyorlar. Esnaftan alışveriş yapıyorlar, yiyorlar, içiyorlar, geziyorlar, otobüse biniyorlar. Bir şekilde ekonomimize katkı sağlıyorlar. Üniversitenin büyümeye devam etmesi Çanakkale’nin büyümeye devam etmesinde büyük pay sahibidir.”

Yaşanılabilir kentler listesinde ilk ona nasıl girebiliriz? Mutlu bir kent olma yolunda neler yapılabilir?

“Kavgacı Değil Birleştirici Olmamız Gerekiyor”

“2016 yılında bu listede 11. olmak Çanakkale’nin zaten mutlu bir şehir olduğunu gösterir. Ama neden birinci olmalıyım? Burada iş yine siyasilere düşüyor. Belediyenin kent planlamasını çok iyi yaparak insanların çok daha rahat yaşayacakları, daha rahat gezebilecekleri, trafiğin daha rahat olduğu bir şehir haline gelmemizi sağlayabilmesi gerekiyor. Noksanlarımızı iyi tespit etmemiz gerekiyor. Park alanları mı yapılması gerekiyor trafiğin akıcı hale gelebilmesi için yeni çevre yolları mı gerekiyor bunların belediye tarafından tespit edilmesi gerekiyor. Yaşanılabilir şehir olma noktasında bütün siyasilerimizin ilgi alanları nezdinde gördüğümüz yanlışları aktarmamız gerekiyor. Çanakkale’nin daha yaşanılabilir bir kent olmasını istiyorsak sokakta gördüğümüz, çevrede gördüğümüz sorunları yetkililere gerek yazılı gerek sözlü olarak iyi niyetli bir şekilde aktarmamız gerekiyor. Örnek veriyorum şuradaki çukurdan bana ne diyerek mutlu bir şehir olamayız. Yetkililer kadar halka da görev düşüyor. Sonuçta yetkililer de halkın içinden. Eğer bir şehirde mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşamak istiyorsak önce şehrimizi, insanları ve yaşadığımız alanı sevmemiz gerekiyor. Kavgacı değil birleştirici olmamız gerekiyor.”

Ekonomik yönden değerlendirdiğinizde değişim ve gelişim yönünde yatırımlar (ulaşım, turizm, eğitim, sanayi, termik santraller, metal madenciliği) ne yönde olabilir, maden ve termik santral konusuna nasıl bakıyorsunuz?

“Sözde Değil Özde Çevreci Olmalıyız.”

“Termik santraller, madenler konusu Çanakkale’de gündemde olan bir konu. Termik santraller artık hayatımızın olmazsa olmazlarından. Ama termik santralleri kurarken, kurulan bölgede yaşayan insanları da kollamamız gerekir. Çanakkale’ye termik santral kurulsun mu kurulmasın mı noktasında ciddi alt yapı çalışmaları yürütülüyor. Ben bu çalışmaları yapan insanların elini vicdanına koyarak o bölgeye en az zararla bu yatırım nasıl yapılabilir bunu planlamalarını arzu ediyorum. Bunu zarar vermeden nasıl yapabiliriz bizim bunu değerlendirmemiz gerekiyor. Sonuçlarını çok iyi değerlendirmemiz gerekiyor. Termik santraller kurulmasın demek kolay. Kurulsun demek de kolay. Kurulduğunda orada yaşayan kesim zarar görüyorsa bu çok büyük bir sıkıntı Peki kurulmasın dedik. Enerji ihtiyacımızı nasıl karşılayabiliriz? Bir saat elektrikler olmadığında büyük sıkıntılar yaşıyoruz. Bu sorunların çözülmesi gerekiyor. Zararla karın hesabında hangisi daha ağırlıktaysa o yönde kararlar alınması gerekiyor. Ama ben ilimizde çok sayıda termik santral olmasını da çok doğru bulmuyorum. Eğer böyle bir ihtiyaç varsa doğru planlamayla halka ve çevreye en az zarar verilerek yapılması gerektiğine inanıyorum. Çevreye zarar veren yalnızca termik santraller değil. Çanakkale’nin çevresinde madenler ve taş ocakları var. Bunlarda çevreye zararlar veriyor. Değinmek istediğim bir konu var. Burada çeşitli siyasiler ve destekçileri altın madenlerini, santralleri ve çevre kirliliğini protesto etmek için toplandılar. Çanakkale Belediyesi ve Kepez Belediyesi de bu protesto gruplarının içindeydi. Yalnız bakıyorum Çanakkale’de tarıma en büyük zararı veren maden ocaklarından, taş ocaklarından en büyük müşterisi olarak alışveriş yapmaya devam ediyorlar. Bu nasıl çevrecilik? Bunu nereye koyabiliriz? Hem çevreciyiz, maden ocaklarına karşıyız, çevreye zararı olan her şeye karşıyız hem de alışveriş yapıyoruz. Söylemde böyleyiz ama özde de öyle olmak gerekiyor. Ben maden ocaklarına karşıyım deyip Cumhuriyet Meydanı’nda beklemekle olmuyor. Ben karşıysam çevreye zararı olan hiçbir maden ocağından alışveriş yapmam. Tabii ki itiraz etmek çevrecilerin hakkı. Bende çevreye zarar veren bir şey varsa karşıyım. Ama karşıyım derken bu olaya siyasi yaklaşmamak gerekiyor. Ortada bir şey varsa bunun doğrusunu anlatmaya çalışmak gerekiyor. Ve karşıysan hepsine karşı olmak gerekiyor. “Ben falancaya karşıyım ama filancaya değilim.” Böyle bir şey yok. Sözde değil özde çevreci olmalıyız. Burada belediyeye de büyük iş düşüyor. Çanakkale’nin etrafında bir sürü maden ocakları, kırma taş tesisleri var. Oldukları bölgeye, zeytin ağaçlarına, ekili dikili alana zarar veriyorlar. Karşıysak onlara da karşı olmalıyız. Çünkü biz köylerde geniş çaplı araştırmalar yapıyoruz. İnsanlar bunlardan şikayetçiler. O zeytincilik yasası çıkarken, evet zeytinliklerin yok olmasına bende karşıyım ama bu duruma siyasi bakmamak gerek. Küçükkuyu’da zeytinlik önemliyse Çanakkale’de de önemli. Zeytinliklerin yakınlarına kurulmuş taş ocaklarının bu tarım alanlarına zarar verdiğini görüp “Kardeşim sen zeytinliklere zarar veriyorsun. Ben çevreye zarar vermeyen işletmelerden alışveriş yapacağım” diyebilmek gerekiyor diye düşünüyorum. Evet belki dikkat çekmek için sesini duyurmak için meydanlara çıkıp eylem yapmak doğru. Bunda bir sakınca görmüyorum. Ama daha yapıcı olmak gerektiğini düşünüyorum. Eğer bir şeyin Çanakkale’ye zarar vereceğini düşünüyorsak bunu karar mercilerine doğru şekilde iletmeliyiz. Ben o yöneticilerin hayır ben sizi dinlemiyorum diyeceklerini zannetmiyorum.

Çanakkale’ye ne kadar yakınsan veyahut çıkarttığın madeni satacağın bölgeye ne kadar yakınsan o kadar çok para kazanacağın anlamına gelir. Dolayısıyla bu tesisleri kuracak olanlar Çanakkale’ye en yakın bölgeleri tercih ediyorlar. Bunun önüne nasıl geçilebilir? Tarım alanlarına zarar vermeyecek daha uzak noktalardan madenler çıkarılabilir. Belki maliyeti daha çok kazancı daha az olacaktır ama çevre ve insanlar daha az zarar görecektir. Öbür taraftan bakanlıkların bu konuda ciddi kuralları var. Eğer ki işletme sahipleri bu kuralları harfiyen uygulasa çevreye kesinlikle daha az zarar verilecektir. Ama ne yazık ki kurallar var. Uygulama yok. Denetim noktasında sıkıntılar var. Belki de cezalar yeteri kadar caydırıcı değil. Çanakkale hepimizin Çanakkele’si. Burada hepimiz yaşıyoruz, hepimiz aynı toprağa basıyoruz, aynı havayı soluyoruz. Tabii ki daha temiz bir doğada yaşamanın hepimizin hakkı olduğunu düşünüyorum.”

2018 yılı Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Troia yılı ilan edildi. Bize kazanımları neler olacaktır? Nasıl hazırlanıyoruz?

“Emeği geçen herkese teşekkür ederim.”

“Bu çalışma yine siyasilerin elinin Çanakkale’nin üstünde olduğunu gösteriyor. Siyasiler güçlü olduğunda şehirlerini ön plana çıkarabiliyorlar. 2018’in Troia yılı ilan edilmesinde buna katkı sağlayan herkese ben kendi adıma teşekkür ediyorum. Çanakkale’nin tanıtımına, Çanakkale turizminin gelişmesine, Çanakkale’nin dikkat çekmesine katkı sağlayacak bir adımdır. Bu adımın atılmasında emeği geçenlere teşekkür ediyorum.”

Seçil YALÇIN

İlgili Haberler

Biga’da köy yollarına konfor dokunuşu!
13.08.2026
Zeynep Bastık Memleketi Çanakkale’de Sahneye Damga Vurdu
13.08.2026
"Ormanlarımızı birlikte korumak için duyarlı olalım !!!"
12.08.2026
MEKKE ANLAŞMASI’NA ÇANAKKALE’DEN DÖRT FARKLI BAKIŞ
12.08.2026
ÇANAKKALE’DE SİYASETİN GÜNDEMİ ÇERÇEVE YASA: “PAZARLIK MI, BARIŞ MI?”
11.08.2026
RUSYA AÇIKLARINDA ÖLÜMDEN DÖNDÜ, ÇANAKKALE’DE KONUŞTU: “ÖLDÜĞÜMÜ HİSSETTİM”
11.08.2026
Düzce’den çocuklara Çanakkale tarihi yolculuğu
10.08.2026
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 32 yıl önceki konuşması gün yüzüne çıktı
10.08.2026
Anafartalar Zaferi’nin 111. yılında anlamlı açılış: Arıburnu Zafer Anıtı yenilendi!
10.08.2026
Küçükanafarta’da tarihi zaferin kahramanları için Mevlid-i Şerif okundu
10.08.2026
Türkiye ile Tayvan arasında arama kurtarma iş birliği
10.08.2026
Anafartalar Zaferi’nin 111. yılında Çanakkale kahramanları anıldı
10.08.2026
“Anafartalar’da yazılan destan, milletimizin şerefidir”
10.08.2026
İletişim Başkanlığı "Oyuna Gelme" diyerek sanal bahis ve kumar tehlikesine dikkat çekti
09.08.2026
Murat Yahya Sezgin’in paylaşımı gündem oldu: “Türkeş’in kızına saygı gösteremiyorsak, burada ciddi bir yanlış vardır”
09.08.2026
Gökçeada Belediyesi’nden dolandırıcılık uyarısı: “Para taleplerine itibar etmeyin”
09.08.2026