ÇANAKKALE BÜYÜYOR, ÇANAKKALE DEĞİŞİYOR
Cafer Mercan
Çanakkale Belediyesi Meclis Üyesi
1-Çanakkale her geçen gün büyüyor ve gelişiyor. Bu büyümenin Çanakkale’ye katkıları sizce nelerdir? Bu anlamda neler yapılıyor?
Bence Çanakkale’nin büyümesi görecelidir, kime göre neye göre büyüyor? Nasıl büyüyor? Bu büyüme nüfus anlamındaysa evet bir büyüme var, ama bir sanayileşme, bir turizm büyümesi göremiyorum. Yerel yöneticiler hangi yönde ilerleyeceğine dair bir karar almadı, bana göre şuan da net değil. Sadece 2018 yılının Troya Yılı ilan edilmesiyle turizm şehri olması yönünde, büyümeye dönük bir adım atılmış oldu. İnşallah Troya Yılı’nın altından çok başarılı bir şekilde kalkarız. Özellikle Çanakkale merkezin turizm odaklı büyümesi gerekiyor. Şuan da nüfusumuz 120 bin ama bu 120 binin 40 bini öğrenci yani ben büyümenin sadece nüfus oranında olduğunu düşünüyorum. Sanayi ve turizm olarak Çanakkale merkezin, ilçelerine göre geride kaldığını düşünüyorum. Bu konuda da yerel yöneticilerin bir karar vermesi gerekiyor.
2-Önümüzdeki 5 yıl içerisinde size göre Çanakkale ne yönde(turizm, eğitim, tarım vs) ilerleme kaydedecektir?
Çanakkale merkezi baz alacak olursak bence turizm yönünde ve kobi, ufak ölçekli sanayi şeklinde ilerleme kaydedecektir. Elimizde Truva gibi tüm dünyanın tanıdığı bir kültür mirasımız var bununda yanında üniversite potansiyelimiz var, organize sanayi bölgesinin de kobilere biraz daha destek vererek geliştirilmesi Çanakkale halkına istihdam sağlayacaktır. Bildiğim kadarıyla Biga Bölgesi ağır sanayi olarak hizmet vermekte ve Çanakkale merkezin ağır sanayiyi kaldırmayacağını düşünüyorum. Bunların iyi değerlendirilmesi gerekiyor.
3- Yaşanılabilir kentler listesinde ilk ona nasıl girebiliriz? Mutlu bir kent olma yolunda neler yapılabilir?
Çanakkale de yaşayan insanların yüzde 80’i ben mutluyum diyor ama bana göre mutlulukta göreceli bir kavramdır. Bazı insanlar bir somun ekmekle mutlu olurken, bazı insanlarda beş yıldızlı hotelde yemek yemekten mutlu olmayabilir ama yaşanılabilirlik anlamında Çanakkale, özgür, huzurlu bir kent ve bunun korunması gerekiyor. Tabii ki insanın olduğu her yerde sorunlar olacaktır ama bu sorunları en aza indirgeyebilmek ve bu sorunların çözüm noktasına ulaşmak için insanların empati kurabilmesi gerekecektir. Bu sadece Çanakkale’ye has bir şey değil Türkiye’de birlik içinde yaşayacaksak, bu birlik bize dirlik getirecektir, hoş görü getirecektir, bu da insanlarımızın birbirlerine karşı olan saygısını ortaya çıkaracaktır. Yere yönetimlerinde buna dikkat etmesi gerektiğini düşünüyorum. Şuan da dünya da en değerli varlıklardan bir tanesi diyelim, zamandır. İnsanlar şuan da zamana karşı yarışıyorsa günlük hayatlarının çoğunu ulaşımla geçirmemelidir. Çanakkale merkezde ulaşım sistemi diye adlandırılan bir sistem var. Bu sistemin sıkıntılı olduğunu düşünüyorum. Hangi açıdan sıkıntılı diyecek olursanız, vatandaş rahatsız, işleticiler rahatsız, hizmet üretme noktasında alan ve veren rahatsızsa bu sistemde bir sıkıntı var demektir. Dolayısıyla özellikle ulaşım sistemi 2006 yılında kurulduğunda, veri olmadan bir yapalım görelim mantığıyla kuruldu. 10 tane hat vardı ve bakıldı ki o hatlar verimli çalışmıyorlar. Ulaşım sektöründe çalışan arkadaşlar her ne kadar kamu hizmeti yapsalar da özel sektördeler dolayısıyla verimsiz bir hatta çalışmanın da mantığı yok. Kepez Belediye Başkanı’nın da söylediği gibi bu sistemin ‘’papatya modeli’’ diye adlandırılan bir modelle komple revize edilmesi gerekmektedir. İskele de uygun bir yer bularak, vatandaşın zamanının çalınmaması gerekiyor. Gideceği yere en kısa sürede ulaşmasını sağlamak gerekiyor. Bugün bir hattan bir hatta uzunluğu 22 kilometreyi bulan hatlar var. Buraya 1 saatten önce ulaşmak mümkün değil. Bu hatları kısaltarak fiyat aşağıya çekilebilir, hem işletmeciler rahat eder hem de Çanakkale halkı gideceği yere daha kısa sürede ulaşabilir. 2006 yılında 4 tane minibüs hattından otobüse yani ben merkezcilikten hizmet merkezciliğine geçiş nasıl yapıldıysa şuan da ki belediye meclisinin de bu konuda bir sorumluluk alması ve bu sistemi tekrar gözden geçirmesi gerekmektedir. Kısa mesafede insanlar 2 kilometre yolu 20 dakikada gidiyorlar ama 2 kilometre yola da 5 kilometre yola da aynı parayı ödüyorlar. Hizmet üretilirse kısa mesafe hattını daha ucuza gidebilirler. Bununla ilgili kooperatifle, üniversiteyle, belediyeyle oturulup bu sistemin tekrar gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu konuyla ilgili kent konseyin de bir komisyon oluşturulabilir. Belediye Meclisi’nde Kooperatif, Ulaşım Komisyonu, teknik anlamda bize yardımcı olacak üniversitemiz var bunları neden kullanmıyoruz ki? Verilerin değerlendirilmesi lazım, ona göre yeni hatlar kurulacaksa yeni hatlar kurulmalı, uzun hatlar kısa hatta çevrilmeli. Eskiden Çanakkale yerleşimi ince, uzun bir yapıya sahipti, yani bir ucundan bir ucuna doğru gidiyorduk ama şuan da genişlemeye başladı. Dolayısıyla genişlenen yerlerdeki ihtiyaçlarda artacaktır. Bugün toplu taşımayı kullananların 3’te 1’i öğrenci, belki de ondan bile fazladır. 2006 yılında Çanakkale de bu sistem kurulurken ‘’S plaka’’ yoktu, şuan da 180 tane ‘’S plaka’’ var. Yani ‘’S plaka’’ dediğimiz; servis yapabilir sertifikalı araçlardır. Bunlarında Çanakkale trafiğine oldukça sıkıntıları var. Halk otobüsleri olarak baktığımız da biz neye göre 12 metre uzunluğunda araç aldık? Yollarımızın çoğu, duraklarımızın çoğu bu araçlara uygun değil. İhtiyaç varsa tabi bu duraklarda tekrar gözden geçirilmeli ama dediğim gibi konsorsiyum tarzında bir yapı oluşturulmalı, bunlar masaya yatırılmalı, tekrar gözden geçirilmelidir diye düşünüyorum. Ben yaptım oldu değil de insanların ihtiyaçlarına cevap verebilme anlamında çalışmalar yapılması gerektiğine inanıyorum.
4-Ekonomik yönden değerlendirdiğinizde değişim ve gelişim yönünde yatırımlar (ulaşım, turizm, eğitim, sanayi, termik santraller, metal madenciliği) ne yönde olabilir, maden ve termik santral konusuna nasıl bakıyorsunuz?
Şuan da gündem de olan altın madenleri, neden gündemde diye düşündüğümüzde, insan sağlığını ve doğanın dengesini bozacak şekilde çıkartıldığı iddia ediliyor. Ben bu konuda teknik anlamda bilgi sahibi değilim, ancak sadece altın madeni yok, taş ocağı da bir maden işletmesi onun da doğaya bir zararı var. Altın madeninin gündem de olmasının sebebi doğaya daha fazla zarar vereceği söylendiği için, eğer altın madeni doğanın dengesini bozacaksa, insanların hayatına zarar verecekse, şu anda zararını en aza indirecek teknolojiye sahip değilsek bir müddet beklenebilir. Çünkü teknoloji çok hızlı ilerliyor, doğanın dengesine ve insana zarar vermeyecek teknoloji bulunduğunda ise çıkartılmalı diye düşünüyorum. O zaman kurşunda çıkartmayalım, taş ocaklarını da çalıştırmayalım ben bu anlayıştan yana değilim. Kurşunu çıkartmak ya da taş ocağından bir mermeri çıkartmak doğaya zarar veriyor ama en az düzeyde zarar veriyor. O seviyeye geldiğimizde altında çıkartılabilir. Maden varsa bu ekonomiye kazandırılmalı diye düşünüyorum. Termik santrallere baktığımız da teknoloji gelişiyorsa, ülkemiz gelişiyorsa, enerjiye de ihtiyacımız varsa bunu da bir yerden üretmek zorundayız. Termik santralde yapmayalım, maden de çıkartmayalım ondan sonra biz gelişemiyoruz diyelim. Bu tip büyük yatırımlar, devleti ilgilendiren yatırımlardır. Termik santrale en uygun neresiyse, işletmeye yönelik ham madde neredeyse oralara bu tesisler kurulmalıdır. Gelişim ve değişim yönünden değerlendirdiğimizde Çanakkale’nin önce bir karar vermesi gerektiğini düşünüyorum. Bir Truva’mız var ve şuan da sıkıca sarılmış durumdayız, sarılmaya da devam etmemiz gerekiyor. Bugün Ezine’nin bir peyniri, Bayramiç’in elması, şeftalisi, Lapseki’nin şeftalisi varken, Çanakkale merkezin neyi var? Çanakkale de bu alt yapı var, bu konu da üniversiteyi yeterince kullandığımızı düşünmüyorum. Çanakkale merkezde önce buna karar verilmesi lazım. Truva, Çanakkale’ye yeter diye düşünüyorum ama bunun planlamasını turizmcilerle değerlendirilmesi lazım. 20 yıldır organize sanayi bölgesi var ve bu kadar zamanda bir türlü tam kapasiteyle değerlendirilemedi. Sanayinin değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Tarım alanında ise Çanakkale yine bölge, bölge değişiklik gösteriyor. Bazı bölgelerimiz meyve, bazı bölgelerimiz sebzeye uygun bununla ilgili de çalışmalar yapılması gerekiyor. Batak ovası dediğimiz yerde bir çalışma yapıldı ama yerel yönetimler bazında buna hangi konuda katkıda bulunabiliriz önce onu düşünmemiz lazım. Taşın altına kimler elini koyacak ona bakmamız gerekiyor diye düşünüyorum. Çiftçi ürününü ekerken hangisinin daha çok kazanç sağlayacağına bakıyor. Hepsi aynı mantıkta ekince o ürün kazanç sağlayamayabiliyor, yani bu ekimleri bir plan çerçevesinde yapılması gerektiğini düşünüyorum. Biga da çeltik üretimi varken, Bayramiç’in Kaz Dağlarından aldığı doğal havayla yetişen elması varken Çanakkale merkez de mevcut arazilerimizi sulayamıyoruz. Bunları bölgesel olarak değerlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum.
5-Çanakkale 1915 Köprüsü şimdiden ses getirmeye başladı. Bittiğinde şehrimize katkısı ne olacaktır?
Halkın yüzde 80’i Boğaz Köprüsünün Çanakkale için yapıldığını düşünüyor. Ama Boğaz Köprüsü bölgesel bir yatırımdır. Çünkü Balıkesir’i, Bursa’yı, İzmir’i de ilgilendiren bölgesel anlamda çok geniş bir yatırım olduğunu düşünüyorum. Çanakkale eğer tam geçiş noktasındaysa bu yatırımdan payını almak zorundadır. Öncesinde de dediğim gibi zaman çok değerli, Boğaz Köprüsü o zamanı değerlendirecektir. Kara yoluyla Avrupa’ya ulaşmak isteyen bölgesel üreticilerin işlerini kolaylaştıracak, turistlerin geri dönüşlerinde rahat etmelerini kolaylaştıracaktır. Çanakkale’de olan ve gelmeyi düşünen yatırımcıları da teşvik edeceğini düşünüyorum. Bu belki kısa vade de olmayacaktır ama uzun vade de Çanakkale için bir istihdam yaratacaktır. Dolayısıyla bu istihdam da Çanakkale ekonomisine katkıda bulunacaktır. Çanakkale merkez de belki yaklaşık 20’ye yakın esnafımız zarara uğrayacaktır ama bir yandan da köprü çevresinde yeni esnaflarımızda olacaktır. Biz transit geçen yolcuyu Çanakkale’ye çekmenin yoluna bakmalıyız. Boğaz köprüsünden geçip Balıkesir’e, İzmir’e gidecek vatandaşa ‘’Çanakkale’de de şöyle bir şey varmış’’ dedirtmeliyiz. Çanakkale de kalıcılığı sağlamamız, burayı cazibe merkezi haline getirmemiz gerekir diye düşünüyorum. İnsanların burada 3-5 saatini geçirmelerini sağlayacak reklama ihtiyacımız var.
6-2018 yılı Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Troia yılı ilan edildi. Bize kazanımları neler olacaktır? Nasıl hazırlanıyoruz?
Bu konuyla ilgili proje sahibi arkadaşımız bir sunum yaptı, Kültür ve Turizm Bakanlığımız ve hükümetimiz de bu konuya sahip çıktılar. Ben kesinlikle kazanım olacağına inanıyorum çünkü devlet tarafından da çok büyük destek var, yerel olarak ta bu projeye sahip çıkmamız gerektiğini, bununla ilgili hazırlıklarında sürdüğünü düşünüyorum. Truva zaten biliniyor ama bunu daha fazla kişiye ulaştırabiliriz diye düşünüyorum. Yıla yayabilir miyiz? Diye düşünürsek bence olabilir çünkü Truva çok eski bir medeniyet, Haftada bir etkinlik yapmak için bile Truva’dan bir şeyler çıkacağını düşünüyorum. Bir Truva Festivali’miz var ama maalesef yerel ve bölgesel bir festival. Bunun yıla yayılması gerektiğini düşünüyorum. Planlı ve programlı bir çalışma yapılırsa her şeyin olacağına inanıyorum.
7-Muhtemelen büyükşehir olacağız. Bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz?
Bilgi sahibi olmayınca fikir de üretilmiyor. Bütün şehir mi olacak yoksa büyükşehir mi olacak? İlk etapta bir bütün şehir söylemi çıktı, daha sonra bir büyük şehir söylemi çıktı. Tamam biz büyükşehir olacağız ama bu konuda kim, ne kadar bilgi sahibi, bütün şehir’in anlamı ne? Bunlar kamuoyuyla paylaşılmalı ondan sonra bu konuda bilgi paylaşımı yapılmalı diye düşünüyorum. Duyduğumuz kadarıyla bütün şehir de tüm ilçeler ve belediye başkanlıkları duracak, merkez köylere hizmet götürme noktasında belediyeye bağlı olacak diyorlar. Bu şekilde olması Çanakkale için daha uygunmuş gibi geliyor, büyükşehir olduğunda Çanakkale merkezdeki bir belediyenin Yenice, Kalkım’ın, A köyüne hizmet götürmesi nasıl olur bilmiyorum. Önce içerikleri hakkında bir açıklama yapılması gerekiyor. Yakın zaman da Balıkesir büyükşehir oldu, oraya gittiğimizde kırsal kesimdeki vatandaşlar ‘’Nereden büyükşehir olduk?’’ diyorken, şehir merkezinde yaşayanlar ise ‘’iyi ki olduk ‘’ diyorlar. Bu örnekleri göz önüne getirmemiz lazım, daha sonra göreceğiz. Ortada somut bir şey yok, sadece bir kavram var, bu kavrama göre neyin müzakeresini yapacağız? Belki de olmayacaktır. Bu çok geniş bir kavram, büyükşehir denince; makine parkı da, işletmesi de lazım Çanakkale buna ne kadar hazırlıklı diye düşünmek lazım. Bilgi sahibi olmadığım için çok fazla şey söyleyemiyorum. Siyasilerinde bu konuyu bütün artı ve eksileriyle değerlendirmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu konuda da hükümetimiz en doğru kararı verecektir.
Caner KÜPELİ