← Ana Sayfa
Gündem

''Başlangıç''

✍️ Haber Merkezi 📅 11 Nisan 2018 13:58 👁️ 0 görüntüleme

ÇANAKKALE GELECEĞİNİ KONUŞUYOR Çanakkale'nin dinamikleri Çanakkale'nin geleceğini konuşuyor. Nimetullah Akın İlim Yayma Cemi...

1-2018 Troia Yılı yeterince tanıtılıyor mu? Yapılan etkinliklerin, yatırımların ileriki yıllarda Çanakkale'ye artısı olacak mı?

Öncelikle tabi böyle bir başlangıç yapılması gerekiyordu. Önemli olan bu. Yani bu güne kadar bu kadar kapsamlı bir başlangıç yapılmadı. 2018 o açıdan önemli. Mutlaka sonraki yıllarda yapılacak çalışmalar da bu yıl da kalan eksiklikler ifade edilecektir ama ilk olmasına rağmen oldukça kapsamlı bir çalışma. Yazarlar buluşmasından tutunda sempozyumlara, farklı edebiyat etkinlikleri hepsi bir arada toplu bir program şeklinde yapılıyor. Troia Yılı önemli; bu uluslararası hale de gelirse, Türkiye’nin tanıtımı için ciddi bir ivme kazandıracaktır. Çünkü Çanakkale hakikaten iki yönüyle hiç ilgi görmüyordu. Çok iki önemli yönü var; biri Yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin doğuşunun ön sözü olması açısından şehitlik ve burada mücadele, şurada 10-15 yıldır anlamını buldu. Bu anlam Türkiye’ye renkte kattı. Bugün aslında mesela Afrin’de veya başka yerlerde bir takım başarılar kazanılıyorsa bu Çanakkale Ruhu dediğimiz şeyin 15-20 yılda ülkeyi Doğusundan Batısına yoğurmasıyla da alakalıdır. Buraya gelen gençler Kürt’üyle, Türk’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Arab’ıyla koyun koyuna yatan bir gönül coğrafyasının ön sözünde buluştuklarının farkına varıyorlar. O zaman bir vatandaşlık bir de tarihdaşlık dediğimiz şey var. Biz vatandaş olarak evet bir coğrafyada bulunabiliriz ama bir tarihdaşlık var. Nedir bu? Mesela, bundan 120 yıl önce Suriye’de Doğu Cephesi’nde çarpışan bizim askerimiz kendi vatanını savunuyordu. Yani sınırlar belki çizilebilir ama o sınırlar 100 yıl önce belki bizim vatanımız olabilir. Keza aynı şekilde Balkanlar’ da Arnavut’uyla, Türk’üyle,Kürt’üyle savunduğumuz da bizim coğrafyamızı savunuyorduk. Böyle bir tarihdaşlık var. Bu tarihdaşlık bir milli, manevi değerlerle kurulandır. Bir de tarihimiz ile bağlantı kurduğumuz bir tarihdaşlık vardır. Troia’da bu tarihdaşlığın bir çerçevesi. Belki de bu coğrafya da mesela Truva Savaşları’nında olduğu zamanlarda sürekli bir pusuya maruz kalmış olmanın bilincide belkide Troia Yılı’nı vermiş olacak. Çünkü burada onuruyla yaşayan insanlar çeşitli hilelerle, komplolarla gelip vatanlarını, yaşadıkları yeri işgal etmişlerdir. Yani aramızda ciddi bağlantı var. Coğrafya’nın kaderini yaşama açısından bunların bu yönüyle bizim kimliğimize ama tarihi ve Avrupa’nın da tarihinin bir parçası olması yönüyle Avrupa’ya hitap eden yönleri olduğunu düşünüyorum. Gelcekte belki biraz daha uluslarası yönüyle öne çıkabilir. Yani uluslararası bir film yapılabilir. Bu Troia’nın filmini sadece Brad Pitt’in çevirdiği bir filmle bırakmamak lazım. Daha uluslararası arenada ses getirecek şeylerle Çanakkale, Türkiye’nin adını birçok yerde duyurabilir diye düşünüyorum. Ege’nin hemen karşısına gidiyorsunuz ciddi bir tarih bilinci ve Avrupa orada akın akın arada bir deniz var, Ege Denizi’nin küçük bir parçası var. Aynı coğrafyanın bir parçası, buranında uluslararası kamuoyunun göz önüne getirilmesinde fayda var diye düşünüyorum. Çalışmalar buna katkı sunacaktır. Özellikle valiliğin tüm sivil toplum kuruluşlarıyla, diğer devletin kurumlarıyla ortaklaşa, üniversiteyle, müftülükle ortaklaşa yapılacak çalışmalara katkı vermesi, organize etmesi takdire şayandır. Mesela müftülüğün, üniversiteyle, ilahiyat fakültesiyle organize ettiği bir sempozyumda var. Troia denince, tamamen bizim din ve maneviyat dışı bir şey gibi de algılanıyor. Oysa; dinler sadece İslam değil bütün dinler, kültür olarak bizim dikkatimizde olmalı diye düşünüyorum.

2- İl ve ilçeler yeterince yatırım alıyor mu? Aklınızda kalan yatırımlar nelerdir?

Şimdi tabi Çanakkale, beklentinin üzerinde yatırım aldı. Bunu kabul etmek gerekiyor. Ben 2002’de geldiğimde Çanakkale’de şehrin yarısı boştu. Şuan da yerleşim olan Barbaros’tan biraz öteye, Yeni Kordon’dan öteye iki katlı evler, bazen ev bile yoktu. Alışveriş merkezi vs. Hiç bir şey yoktu. Nüfus ikiye katlandığı gibi gelir kaynakları, gelişmişlikte ikiye katlandı. Yatırımlar, büyük ölçekte devlet tarafından yapılan yatırımlar, devlet hastanesi bence Çanakkale için çok güçlü ve güzel bir yatırım. Hele bu yukarıda yeni yapılan, ufak tefek eksikliklerine rağmen çok büyük bir kazanç diye düşünüyorum. Ben başka yerlerde de hastaneye gidiyorum ama Çanakkale’de sıra sorunu veya doktor sorunu büyük ölçekte, çok nadir hastalıklar dışında malzeme ve lojistik ekipman sorunu asgari seviyede, bu güzel bir şey. Özellikle askeriyenin sahildeki devlet hastanesini de sivillere açılmasıyla sağlık açısından çok ciddi bir yatırım oldu. Ulaşım açısından İzmir Yolu’ndaki o tünellerin yapılması çok iyi bir katkı sağlayacaktır. Buradan, Bursa üzerinden özellikle Osman Gazi Köprüsü’nün yapılışı ile Çanakkale- Biga Yolu’nun daha aktif olmasını sağlayacaktır. Bazı otobüs firmaları bu güzergah üzerinden seferlerini başlattılar. Yeni köprü yolunun ve bağlantıları üzerinden İzmir’e bağlanması, Çanakkale’yi bir geçiş güzergahı konumuna getirecek. Çanakkale, Türkiye’nin meyve, sebze deposu ama lojistik destekleri çok güçlü olmadığı için, ulaşım ağının içerisinde olmadığı için bir Bursa gibi tarımdan kazancı güçlü olamadı. Umurbey şeftalisi, kirazı çok meşhurdur ama şeftali denince Bursa şeftalisi akla gelir. Oysa buradaki çok daha kalitelidir ama sunum itibariyle pazarlara daha hızlı ulaşım açısından, ulaşım yolları çok çok iyi değil. Çanakkale’de sıkıntı olan belediye hizmetleri. Yani şehir içindeki trafik sorunu günden güne karmaşa haline geliyor. Otopark sorunu, yani ben buraya geliyorum burası aslında yapılaşmaya açık olmadan önce boş arazilerdi. O yapılaşma öncesi belediye burada ciddi bir bir alt yapı çalışması, ruhsat verirken otopark yerlerini bulundurma, yeşil alan sınırı, mesela Çanakkale yeşiller içerisinde bir çöl gibi şehrin içerisine bakıyorsunuz düzgün bir belediyenin ifade ettiği bir sosyal yaşam alanı yok. Eskiden beri kalan halk bahçesi hala aynı halk bahçesiyle devam ediyor. Sahillerde boş olan yerler giderek bir şekilde gayri resmi, daha sonrada resmi olarak istimlak edildi. En son Hilton Hoteli’nin yapılması yatırım olarak güzel belki ama insanlara açık sosyal alanların zayıflamasına yol açıyor. Bu noktada belki belediyeye ciddi iş düşüyor. Yolların genişlemesi, otoparkların yapılması, binaların birbirine çok bitişik olarak yapılması, okul alanlarının az olması. Mesela ben biliyorum Milli Eğitim Müdürlüğü okul alanı bulmakta zorlanıyor. Şehir büyüyor, okul ihtiyacı var ama şehir içerisinde okula ayrılmış, tahsis edilmiş alan yok. Mesela spor alanları yok. Yani Çanakkale’de spor denince spor salonları dışında ve yol kenarlarında üç, beş tane spor alanı parkı dışında alan, sosyal vakit geçirme alanları zayıf. O yüzden Çanakkale gelişen bir şehirdi, bunların yapılıp konulması mümkün olabilirdi. Günden güne bu azalıyor. Çünkü bir yeri yıkıp yeniden bir şeyler yapmanın imkanı yok. Özellikle Kepez tarafına binalar yapıldı. Yine onlarda çok sıkışık. Bir Toki’nin alanı var, onun haricinde maalesef şehre yakışır bir yerleşim ve iskan alanı çok yapılmıyor. Mesela belli bir kilometreye bir ibadethane alanı, okul alanı, bir sosyal tesis, park alanı mutlaka bırakılmalı. Modern belediyecilikte aslında İstanbul bunun acısını yaşıyor. Geri dönüşüm alanları oluşturarak telafi etmeye çalışıyor ama bundan sonra İstanbul’un hiç bir yerine kazma vuramazsınız. Çanakkale’de inşallah o şekilde bir kadere terk edilmez. Onun haricinde yatırım olarak Çanakkale ölçekli şehirleri dikkate aldığımızda, hatırı sayılır yatırım ve ilgi geldiğini düşünüyorum. Bu açıdan da aslında Çanakkale’de uzun yıllar yaşayan bir insan olarakta devlete bu noktada müteşekkir olduğumuda ifade etmek isterim.

3- Çanakkale ili ve ilçelerinde tarım arazileri birer birer satılıyor. Bunlar çiftçiyi ve üretimi nasıl etkiler?

Aslında Çanakkale’de tarım arazilerinin azalması, eksilmesi, satılması çok doğru bir şey değil. Özellikle de az önce bahsettiğimiz lojistik yolların açıldığı bir dönemde biraz daha Çanakkalelinin şehrin gelişmesinde aldığı payla orantılı olarak böyle bir yola gidişi işin doğrusu üzücüdür. Çünkü Türkiye’nin üçte bire yakın bir oranı, sebze, meyve deposu olarak Çanakkale gösteriliyor. Böyle bir şeyin devamı mutlaka sağlanmalı. Ben Çanakkale köylerinin hangisine gidersem mutlaka sosyal imkanlarının geniş olduğunu görüyorum. Demek ki topraktan ciddi anlamda kazanç sağlanıyor. İnsanlar tabi birazda modern hayatın verdiği cazibeyle şehirlere yerleşme, oradaki arazileri satıp ellerindeki gelirle burada bir yaşam kurma çabası içerisinde oluyorlar. Gelecek nesilleri düşündüğümüzde aslında o arazilerin bir şekilde elde tutulması ve tarıma ait kılınmasının gerekliliği ortadadır. Bir de belki devlet burada mutlaka yapıyordur ama tarım arazilerinin satılırsa da tarım arazisi olarak kalması gerektiğine dair net bir şeyi olursa belki arazi el değiştirir ama işlevini sürdürebilir. Diğer türlü arazilerin iskana açılırken Çanakkale’de çok dikkatli bir şekilde açılması, bir yere yoğunlaşmak yerine bölüm bölüm yani o arazilerin içerisinde, o arazileri de koruyacak şekilde bir imara açılabilir ama tarım korunmalıdır. Bir tarım, iki termal turizm. Çanakkale’de termal turizmde ciddi anlamda eksik, bir Afyon düşünün yada Gönen. Mesela Çanakkale, Çan ve Bayramiç Bölgesi’nin, Kaz Dağları eteği bölgesinin termal açısından Balıkesir, Edremit’ten hiç bir farkı yok ama tesis eksikliği var. O tesis ekliğini bir şekilde cazibe haline getirerek, özellikle ormanlar içerisinde çok ciddi boş alanlar var. Ormanların doğasını da koruyarak Bungalov evleri tarzında, ahşap odalar, dailer tarzında termal tesisi güçlendirmek gerekiyor. Şuan 4 veya 5 tane termal tesis var. Eğer Ezine Bölgesi, Çan Bölgesi, Bayramiç, Biga Bölgesi ciddi termal tesislere açılabilir. İş imkanları bu noktada bakılması gerekiyor. Beli ÇTSO’nun bu noktada iş geliştirmesi düşünülebilir ve buralardan proje geliştirildiğinde hibe destekleri alma programları çok geniş. Mesela Avrupa Birliği hibesi alınabilir ki bu hibeler bizim ülkemizin oraya yaptığı katkı kadar geri dönüş alamıyor. Çanakkale rüzgar enerjisi, termal tesisler bir de güneş enerjisi açısından ciddi hibelerle, sıfır maliyetle birçok tesis yapabilir. Yani biz ticaretten anlamayan bir insan olarak tamamen akademik ve sosyal alanda olan birisi olarak bu kadar görüyorsak ticaretin kat sayısı daha yüksektir diye düşünüyorum. Bahsettiğimiz o havzada onlarca termal tesis açılabilir. Ormanı ve yeşili koruyarak açılabilir.

4- Gelibolu Tarihi Yarımada'da neler yapılıyor? Gezip görme şansınız oluyor mu?

Tarihi Alan’da ben her yıl mutlaka yapılan yenilikleri görmek, misafirlerimi gezdirmek için uğrarım ama yatırımlarla Tarihi Alan’da yapılanlar birbiriyle eşleşmiyor. Çok yatırım var ama bu yatırımın mantığı ve mantalitesi benim kendi şahsi kanaatim; oranın amacına çok uygun olmuyor. Mesela bizim milli ve manevi ruhumuzu canlandırmak üzere alanı dizayn etmek istiyoruz ama alanda kilometrelerce yol gidiyorsunuz, belli yerlerde anıtlar, alanlar var. Oysa yollara, tabelalar sözler konabilir. Simulasyon merkezleri yapılabilir. Bina olması şart değil bir park gibi savaşın bir bir sahnesini sözlerle vs. Aktarabilirsiniz. Çanakkale tarihinin derinliklerinde çok dehşet şeyler var. İnsanların yaşadıkları hayat hikayeleri, oradaki insanların başka tarih kitaplarında, yabancı tarih kitaplarında geçen dünya kadar öykü dolu. Ya da savaşın onuruna dair anektodlar var. Bunları rehberlerden, o da iyi bir rehbere denk geldiyseniz dinleyebiliyorsunuz. Oysa bunlar simulasyon merkezlerine ya da yol boyunca yollara tabelalar asılarak veya bir gösteri, park tarzında yapılabilir. Şehitliğe gelince de ben şu son şekli çok beğenmiyorum. Daha önceden bir kabristan tarzı vardı. İnsanlar geldiklerinde bir kabristana, bir şüheda yatağına geldiğini hissediyordu. Yeri geldiğinde insanlar bir Fatiha okuyordu. Bazen bir teyze oraya oturup göz yaşlarıyla bir Yasin okuyordu. Şimdi tamamen turistik amaçlı hale gelmiş. İnsanlar orada görkeme bakıyorlar, selfi yapıyorlar. Bir kere cam bizim kültürümüzden değil, bizim taş kültürümüz var. Mezar camı diye bir kültürümüz yok. Oralar belki çok daha farklı dizayn edilebilirdi. Mezarlıklar konulabilirdi, yanlarında çeşitli şekilde insanların dini ve manevi duygularını da orada harekete geçiricek bir ortam oluşturulabilirdi. Benim kendi şahsi kanaatime göre ödenekler tam yerli yerinde harcanamadı gibime geliyor. Biz arkadaşlarla girdiğimizde, burada gözü kapalı girip orada gözünü açtıklarında hayal kırıklığı ile geri dönüyorlar. Öğrencilerimizi kitaplardan motive ediyoruz. Daha düzgün dizayn edilebilir, küçük dokunuşlarla büyük sonuçlar elde edilebilir. Oraya Tarihi Alan Kütüphanesi, görsel bir kütüphane konabilir. Bunlar küçük dokunuşlardır. Mesela Churchill’in bir sözünü koyarsınız, onlar çok sınırlı 4 tane kelime. Bizim burada mesela Cevat Paşa’larımız var. Onlarla ilgili belli şeyler konabilir. Gelen insanlar geldiği gibi gidiyorlar. Ben Tarihi Alan’a gelipte Çanakkale motivasyonuyla dönen çok az kişi olduğunu düşünüyorum. Savaşın iki şeyi arasında kalıyorlar. Ya uçuk, kaçık hikayeler alanına ya da sadece savaş, demir kültürü içerisine sıkışıp kalıyorlar. Orada insani hareketlenme, bir de medeniyet orada duyulmuyor. Orada 50 kültüre yakın yatan insanlar var. Siz hiç mesela Arnavut’a dair bir şeyler gördünüz mü orada? Yok. Yani çok soğuk ve boş bir alan. Mesela şuan da Afrin’deyiz ya da Halep’teyiz. Orada Halep ile ilgili bir sürü şey var. Orası küçük bir İslam coğrafyası haline getirilebilir. Ya da bir Osmanlı coğrafyası haline getirilebilir. Orada Ermeni’de var. Bir Ermeni’nin hayat hikayesi bizi kendi geri planımızda milli ve manevi duygularımızla bir araya getirecektir. Cehaletimizi azaltacaktır. Sadece güçlülük duygusuyla bir yere varılmaz. Bir ortak tarih, ortak kültür, ortak medeniyet içerisinde orada yaşayanlardan Laz’dan, Kürt’ten hayat hikayeleri konsa herkes kendinden bir şey bulacaktır. İnsanlar sadece gidip o camlarda benim memleketimden kimler ölmüş ona bakıyorlar. Bu kültürü orada yaşatmak lazım diye düşünüyorum. Mesela karşı tarafta bir şey yok diyoruz, buralarda da bir şey yok. Hamidiye Tabyaları yeni yeni dizayn edilmeye başladı. Eren Köy Tabyası, Turgut Reis Tabyası mükemel bir yer ama kimsenin haberi yok. Kumkale Tabyaları, Hasan Mevsuf Şehitliği bu tarafta savaşın bir başka cenahıdır. Buralarda ona yönelik hiç bir şey yok. İnsanlar bu tarafa neden geçsinler? Bir aynalı çarşı var. Orada da yüzlerce hikaye var. Çimenlik Kalesi’de askeri bir şeyle yönetiliyor. 5’ten sonra kapatılıyor. Bir alan çalışması yapılabilir. İnsanların bu tarafa mutlaka geçmeleri gerektiğine dair bir fikir oluşmalı. Geştaş mesela söz gelimi turistik amaçlı bu tarafa gelen o tur otobüslerinden fiyat bakımından ucuz bir gelir alabilir. Nasıl olsa onlar bu tarafa geçmeyecekler. Hiç olmazsa o geliriyle bu tarafa geçebilir. Diyelim ki yazın Kepez tarafından geçişlere de müsaade edilebilir. Alternatif bir güzergahı turistik olarak devreye sokabiliriz. Zannediyorum köprü yapıldıktan sonra bu sorun bir nebze aşılabilir. Fakat bu tarafa davet edici bir şeyler olması lazım. Şehir şehitliği benimsemiş değil yani maalesef Çanakkale içinde yaşayanların, buna bizlerde dahil şehitlikle irtibatları çok zayıf. Dışarıdan gelen insanın hissettiklerini burada yaşayalar hissetmiyor ve işe sadece rehberlik olarak bakıyorlar.

5- Yakın bir tarihte Küçükkuyu - Midilli seferleri başlayacak. Bunun Çanakkale'ye katkısı olur mu? Tatilinizin bir bölümünü Midilli'de geçirmek ister misiniz?

Yani şimdi Midilli- Küçükkuyu arasındaki seferler elbette ekonomik olarak Çanakkale’ye mutlaka katkısı olacaktır. Günübirlik turistlerin getireceği ekonomik katkılar etkileyecektir. Tabi Yunanistan için de bir katkı olacaktır. İki komşu devletin, zaman zaman gerilimler yaşasakta belli bir kültür havzasında yaşamış iki komşu devletin insanlarının birbirine gidiş, gelişleri sadece ekonomik katkı olarak değil aradaki düşmanlıkların yada tanımamış olmaktan kaynaklı uzaklıklarında aşılmasına vesile olur diye düşünüyorum. İnşallah başlar. Sınır ülkesi olması hasabiyle bir seferle Midilli’ye gidip, orada Osmanlı’dan kalan ciddi şeylerde var. Mesela benim bildiğim kadarıyla ünlü mutasavvuf Niyazi Nısri’nin kabri orada, devlet tarafından ihya edildi. Bölgenin kimliğini görmek açısından da güzel olur diye düşünüyorum. NURSEL GÜNGÖRDÜ

İlgili Haberler

Biga’da köy yollarına konfor dokunuşu!
13.08.2026
Zeynep Bastık Memleketi Çanakkale’de Sahneye Damga Vurdu
13.08.2026
"Ormanlarımızı birlikte korumak için duyarlı olalım !!!"
12.08.2026
MEKKE ANLAŞMASI’NA ÇANAKKALE’DEN DÖRT FARKLI BAKIŞ
12.08.2026
ÇANAKKALE’DE SİYASETİN GÜNDEMİ ÇERÇEVE YASA: “PAZARLIK MI, BARIŞ MI?”
11.08.2026
RUSYA AÇIKLARINDA ÖLÜMDEN DÖNDÜ, ÇANAKKALE’DE KONUŞTU: “ÖLDÜĞÜMÜ HİSSETTİM”
11.08.2026
Düzce’den çocuklara Çanakkale tarihi yolculuğu
10.08.2026
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 32 yıl önceki konuşması gün yüzüne çıktı
10.08.2026
Anafartalar Zaferi’nin 111. yılında anlamlı açılış: Arıburnu Zafer Anıtı yenilendi!
10.08.2026
Küçükanafarta’da tarihi zaferin kahramanları için Mevlid-i Şerif okundu
10.08.2026
Türkiye ile Tayvan arasında arama kurtarma iş birliği
10.08.2026
Anafartalar Zaferi’nin 111. yılında Çanakkale kahramanları anıldı
10.08.2026
“Anafartalar’da yazılan destan, milletimizin şerefidir”
10.08.2026
İletişim Başkanlığı "Oyuna Gelme" diyerek sanal bahis ve kumar tehlikesine dikkat çekti
09.08.2026
Murat Yahya Sezgin’in paylaşımı gündem oldu: “Türkeş’in kızına saygı gösteremiyorsak, burada ciddi bir yanlış vardır”
09.08.2026
Gökçeada Belediyesi’nden dolandırıcılık uyarısı: “Para taleplerine itibar etmeyin”
09.08.2026