← Ana Sayfa
Gündem

Aydın; “Barışı sağlayacak unsur adalettir” (01.09.2021)

✍️ Haber Merkezi 📅 01 Eylül 2021 18:50 👁️ 0 görüntüleme

Çanakkale Barosu Başkanı Av. Soner Aydın, 2021-2022 adli yıl açılış konuşmasında, “Gerek ulusal, gerek uluslararası düzeyde sav...

Açıklamasının ilk bölümünde yeni adli yılın hayırlı olmasını dileyen Başkan Aydın, “Yeni adli yılın, değerli meslektaşlarımla birlikte tüm yargı camiamıza hayırlı olmasını diliyor, yeni adli yılı kutluyor, sizleri saygıyla selamlıyorum. Arzumuz; yargımız için, milletimiz ve ülkemiz için olumlu gelişmeler sağlanmasıdır. Dileğimiz bu adli yılın, ‘daha adil bir yıl’ olması, muradımız ‘adaletin yerini bulması’, beklentimiz ‘adaletin hızla tesisidir.’ Bu vesileyle, 30 Ağustos Zafer Bayramımızı bir kez daha kutluyorum. Şurası gerçektir ki Çanakkale Ruhu, Kurtuluş Savaşı Ruhu ile aynı damardan beslenmekte, şanlı taaruuzlar Çanakkale’nin savunma mesleğine de ilham vermektedir. Çanakkale’nin her bir avukatı, hakkını aramanın peşinde, Dumlupınar’da, Çiğiltepe’de, İzmir’in dağlarında koşan kahramanlarımızın direnç ve cesaretini taşımaktadır. Bu duygularla, ‘Adalet gücü bağımsız olmayan bir ulusun devlet biçiminde varlığı kabul edilmez’ diyen Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere tüm şehitlerimizi, gazilerimizi rahmetle ve minnetle anıyorum” ifadelerini kullandı.

“Barış, ancak adalet temeli üzerine yükselir”

“Bugün aynı zamanda Dünya Barış günü” diyerek sözlerine devam eden Başkan Aydın, “Bu özel günü de kutluyor, ekonomik, sosyal veya askeri her türlü savaşın ve sömürünün son bulmasını, kalıcı ve gerçek küresel barışın tesis edilmesini diliyorum. Bunun için de adalet “kayıtsız şartsız” lazımdır. Çünkü adalet yoksa, ferdin gönlünde huzur, adil olmayan milletlerin arasında uyum, sevgi ve güven de yoktur. Gerek ulusal, gerek uluslararası düzeyde savaşı sonlandıracak ve barışı sağlayacak unsur adalettir. Barış, ancak adalet temeli üzerine yükselir. Bunun için biz avukatlar ve tüm yargı çalışanları sadece adaletin sağlayıcıları değil, barışın da koruyucularıyız. Ülkemiz özeline gelince; istikametimiz dünyada bağımsız ve saygın yaşamaksa, parolamız yurtta sulh cihanda sulh, pusulamız hukuk güvenliği, hukuk üstünlüğü ve demokrasi olmalıdır. Çünkü bir ülkede yargı bağımsız ve tarafsız değilse, etkin, adil ve hızlı bir yargılama yapılamıyorsa, hukukun üstünlüğü değil, üstünlerin hukuku egemense, özetle hukuk güvenliği yoksa, o ülkenin diğer milletler nazarında hiçbir saygınlığı, ağırlığı ve etkinliği olamaz. Dünyanın her yerinde yargının niteliği ‘Buyruk ve etkiden uzak, bağımsız ve yansız, aklın aydınlığında, ahlak güvencesinde, vicdan süzgecinde bir yapı’ olarak özetlenir. Bu nedenle bağımsızlık, adaletin mayasıdır. Çünkü daha yüzyıllar öncesinde bile, ‘Töre konuştuğunda, hakan susar.’ Ve bu hassasiyetin olmadığı bir ülkeye kimse saygı duymadığı gibi, yatırım da yapmaz. Hatta, yönetim FETÖ vari paralel yapılara, kurallar suç örgütü liderlerinin eline, kaderimiz ise faiz lobilerine teslim olur. Mahkeme salonlarımızın duvarlarında yazılı bulunan “Adalet Mülkün Temelidir” sözü, aslında devletin orduyla, parayla, petrolle, ticaretle değil adaletle yaşadığını anlatır. Çünkü adalet varsa, zaten her şey vardır” şeklinde konuştu.

“Yapılacaklar bellidir”

Hukuk üstünlüğünde kuzey ülkelerinin varlığına dikkat çeken Başkan Aydın, “Dünya Hukuk üstünlüğü sıralamasında en başlarda Danimarka, Norveç, Finlandiya, İsveç gibi gelişmiş ülkelerin olması bir tesadüf değildir. Bu yüzden uluslararası yatırım çekmek, üretim yapıp kalkınmak ve tam bağımsız olarak yaşamak istiyorsak, bunun ilk ve olmazsa olmaz şartı, hukuk güvenliğinin, hukukun üstünlüğünün ve gerçek demokrasinin bir an evvel tesis edilmesidir. Yerli ve yabancı yatırımcıların Türkiye'ye yatırım yapmalarını sağlayacak en etkili teşvik, güven veren bir adalet sistemidir. Kısaca, Demokratik bir hukuk devleti, daha çok fabrika, daha çok turizm yatırımı, daha çok iş ve istihdam dolayısıyla refah demektir. Faiz lobileriyle mücadele ettiğimiz kadar hatta daha da fazlasıyla, ülkemizde hukukun üstünlüğünü, demokratik, çağdaş, akılcı, eşit hukuk sistemlerini istemeyen hukuk lobileriyle mücadele etmek zorundayız. Yapılacaklar bellidir. Hızla kuvvetler ayrılığı ilkesi hayata geçirilmeli, yargıya siyasi müdahale imkanı kapanmalı, yargı bağımsız ve tarafsız kılınmalı, hakim ve savcıların özlük hakları güvence altına alınmalıdır. Çünkü bağımsızlık, yargının en seçkin ve en özgün karakteridir. Etkilere açık, baskılara elverişli, yönlendirmeye uygun yargı ancak bir hukuk garabetidir. Yargı, yargı mensuplarına bırakılmalıdır. 23 asır önce Diyojen’in Büyük İskender’e söylediğini, bizler bu gün, tekrar haykırıyoruz ve diyoruz ki, ‘Gölge etme başka ihsan istemez” ifadelerini kullandı.

“Eksiklikler acilen giderilmelidir”

“Hakim-savcı ve adliye çalışanı sayılarındaki eksiklikler acilen giderilmelidir” diyen Başkan Aydın, “Bununla birlikte yeni alımlarda tek ölçü liyakat olmalıdır. Büyük Türk Hukukçusu ve Yargıtay’ın ilk başkanı Ahmet Cevdet Paşa bile, daha 1800’lü yıllarda Tezakir isimli eserinde yargı mensuplarının liyakat esaslarına göre seçilmesini önermiştir. Hukuk devleti ve hukuk güvenliğinin olmazsa olmaz bir başka şartı da avukatlara yargı erki içinde hak ettiği değerin hemen teslim edilmesi, görevin önündeki hukuki ve fiili engellerin bir an evvel kaldırılmasıdır. Savunmanın olmadığı, değersizleştirildiği bir yargı, ancak engizisyondur, yargısız infazdır. Bu nedenle yargı erkinin olmazsa olmazı, savunmadır, avukattır. Ne hukuksuz bir devlete ne de adaletsiz bir hukuka tahammülümüz yoktur. Hele avukatsız bir adaletin imkanı yoktur. Adliyelerde ve diğer kurum ve kuruluşlarda, avukatın yargının eşit kurucu unsuru olduğu içselleştirilmeli, önyargılı ve hatalı bakış açılarına derhal son verilmelidir. Kürsünün hak ettiği saygı, biz avukatların da hakkıdır. Zira avukatlar, yargı diyalektiği içinde bağımsız savunmayı temsil ederek, kutsal savunma hakkının tecellisi için, halk adına görev yapmak suretiyle hukuk devletinin açık teminatıdırlar. Avukata gösterilen saygı, hakkını ve adaletini arayan vatandaşımıza saygıdır. Ve unutulmamalıdır ki, bir gün herkesin avukata ihtiyacı olacaktır” dedi.


“Avukatlar, demokrasi ve cumhuriyet adına, halk adına da görev yapmaktadırlar”

Avukatın aynı zamanda, insan hak ve özgürlüklerin de koruyucusu, kollayıcısı ve savunucusu olduğunun altını çizen Başkan Aydın, “Bu bakımdan avukatlar, demokrasi ve cumhuriyet adına, halk adına da görev yapmaktadırlar. Bu hak ve özgürlüklere karşı ihlal kimden gelirse gelsin, elbette avukat buna itiraz edecektir. Bu, mesleğimizin bir gereği, aynı zamanda sorumluluğumuzdur. Yoksa avukat suçun, suçlunun ortağı, davanın ya da iddianamenin tarafı değildir. Avukat sadece ve sadece kutsal savunma hakkının, bağımsız, tarafsız, eşit ve adil bir yargının, hukuk devletinin, cumhuriyetin, demokrasinin, insan hak ve özgürlüklerinin, halkın, güçsüzün, mağdurun tarafıdır. Bu temelden hareketle de, avukatı dışlayan, yargının üvey evladı gibi gören, yargının eşit kurucu unsuru olarak benimsemeyen anlayış yanlıştır, sakattır, hukuksuzdur. Ve aynı zamanda, yargıya güveni azaltan olumsuzluklarından biridir de. Savunmasız devlet esir, savunmasız adalet ise yetimdir. Devleti meşru kılan nasıl ki adaletse, adaleti meşru kılan da savunmadır. Adli yıl, yargıya güven, adalet mekanizmasının etkin ve sağlıklı işlemesi sadece ve sadece adli mensuplar için değil, belki daha da önce sokaktaki vatandaş için önemlidir. İş kazalarında ölenler, depremlerde, sellerde, orman yangınlarında ihmaller sonucu hayatlarını kaybedenler ve yakınları için önemlidir. Şiddete maruz kalan, öldürülen kadınlar için önemlidir. İstismara maruz kalan, küçük yaşta çalıştırılan, eğitime ulaşamayan çocuklarımız için önemlidir. Emeği sömürülen, ezilen, yoksullaştırılan insanlarımız için önemlidir. Sokaktaki ve doğadaki diğer tüm canların hayatı için önemlidir. Halkın yargıdaki sesi ve temsilcisi olan avukatlara karşı son dönemde artan sözlü ve fiili saldırılar da çok dikkat çekicidir” şeklinde konuştu.

“Saldırıları önleyecek ağır cezalar bir an önce getirilmeli”

Avukatlara yönelik saldırılara da değinen Başkan Aydın, “Avukatın hak ve yetkilerine veya avukatın doğrudan doğruya yaşamına ya da vücut bütünlüğüne yönelen her saldırı, aslında bu ülkede yaşayan herkesin temel haklarına yönelmiştir. Bu saldırıları önleyecek ağır cezalar bir an önce getirilmeli, Avukatlık Kanunu’nun 57. maddesine göre, görev sırasında veya yaptığı görevden dolayı avukata karşı işlenen suçlar hakkında, bu suçların hakimlere karşı işlenmesine ilişkin hükümler etkin bir biçimde uygulanarak, avukatlara hakim-savcılarla aynı koruma zırhı sağlanmalı, bu suçlar gerekirse katalog suçlar içine alınmalıdır. Çünkü, artık bıçak kemiğe dayanmıştır. Avukatlar sırf görevlerini yapıyor diye, genç meslektaşlarım ekmek parası peşinde koşuyor diye ölmektedir, öldürülmektedir. Ama bunları önlemeye yönelik en küçük bir refleks görememek, bizi daha çok yaralamaktadır. Ayrıca, avukatların görevlerini yapabilmek adına sahip olduğu yargısal yetkilerin önüne, her gün çeşitli yasal kılıftaki bahanelerle çıkarılan engellere son verilmeli, dosyalara, bilgi ve belgelere ulaşımda Avukatlı Yasamızın 2. maddesiyle tanınan yetkilerimiz, etkin olarak hayata geçirilmelidir” dedi.

“Çoklu baro yanlışından bir an önce dönülmelidir”

“Yine, mesleki bakımından hiçbir getirisi olmayan, hukuki hiçbir gerekçesi bulunmayan çoklu baro yanlışından da bir an önce geri dönülmelidir” diyerek sözlerine devam eden Başkan Aydın, “Bu antidemokratik düzenleme, savunma mesleğinde ayrışmaya, giderek kutuplaşmaya yol açacağından, Türk Yargı sistemine, ciddi zararlar vermektedir. Hukuk güvenliğinin, etkin yargılama faaliyetinin bir başka olmazsa olmazı, kaliteli hukukçu yetiştirebilmek, daha net ifadesiyle kaliteli hukuk eğitimi verebilmektir. Ancak, mevcut durum itibarıyla bundan çok uzak olduğumuz açıktır. Tercih için getirilen sınırlama da çok yetersizdir. Yapılması gereken, yeterli öğretim üyesi bulunmayan, gerçek ve nitelikli eğitim veremeyen hukuk fakültelerini ivedilikle kapatmaktır. Ülkemizde, zaten 38’i devlet, 35’i vakıf, 11’i Kıbrıs’ta olmak üzere toplamda 84 hukuk fakültesi varken, bu yıl açılan 5 yeni fakülteyle bu sayı 89 oldu. Bu rakam, henüz öğrenci kabul etmeyen fakültelerle birlikte 100'ün üstünde. Dolayısıyla, hukuk fakültesi sayısı, net biçimde, enflasyon olarak tanımlanmayı hak etmektedir ve enflasyonun değer kaybı anlamına geldiği açıktır” ifadelerini kullandı.


“Yargı tıkanma noktasındadır”

Türkiye’de adli yıl açılışlarının 1943 yılından bu yana kutlandığını hatırlatan Başkan Aydın, “Özellikle son dönemde yargısal sorunların bir türlü çözülemediğini, hatta giderek arttığını ifade etmek zorunda kaldığımız bir gerçektir. Bu bakımdan yetkili ve sorumluların bir an evvel işin ciddiyetini idrak edip el atmaları kaçınılmaz hale gelmiştir. Çünkü artık yargı tıkanma noktasındadır, nefes alamaz hale gelmiştir. Toplum, hukuktan ümidini kesmek üzeredir, yargıya güven hiç olmadığı kadar azalmıştır. Maalesef, Hukukun Üstünlüğü Endeksi'nde göre Türkiye, 128 ülke içinde 107.sıradadır. Yine son OECD Raporuna göre, Türkiye, adalete güvenin son 10 yılda en keskin azaldığı ülke olmuş, bu süre içinde adalete güven 22 puan birden gerileyerek yüzde 38'e düşmüştür. Üstüne üstlük, Covid 19 pandemisi nedeniyle çok zor günler geçirirken ve geç de olsa, aşılama sayesinde pandemi psikozundan çıkma aşamasında iken, bu kez yangın ve sel felaketlerine maruz kalmamız, toplumun moralini daha da bozmuştur. Ama daha da üzücü olan, çevreye-doğaya saygılı ve uyumlu olmak adına, yetkililerin eksik kaldığını, hatta bazen yapılmaması gerekenlerin yapılmadığını görmek olmuştur. Yetkili ve sorumlular bu tedbirlerin maliyetini bahane ederken, gördüğümüz zararların bunların onlarca kat fazlası olduğunu, makam, mevki adına hiçbir masraftan kaçınılmazken, sıra tedbire gelince kaçınılan üç beş kuruş karşısında, yitirdiğimiz canlara hiç değer verilmediğini yaşayarak tekrar öğrendik” şeklinde konuştu.

Haber Merkezi

İlgili Haberler

Biga’da köy yollarına konfor dokunuşu!
13.08.2026
Zeynep Bastık Memleketi Çanakkale’de Sahneye Damga Vurdu
13.08.2026
"Ormanlarımızı birlikte korumak için duyarlı olalım !!!"
12.08.2026
MEKKE ANLAŞMASI’NA ÇANAKKALE’DEN DÖRT FARKLI BAKIŞ
12.08.2026
ÇANAKKALE’DE SİYASETİN GÜNDEMİ ÇERÇEVE YASA: “PAZARLIK MI, BARIŞ MI?”
11.08.2026
RUSYA AÇIKLARINDA ÖLÜMDEN DÖNDÜ, ÇANAKKALE’DE KONUŞTU: “ÖLDÜĞÜMÜ HİSSETTİM”
11.08.2026
Düzce’den çocuklara Çanakkale tarihi yolculuğu
10.08.2026
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 32 yıl önceki konuşması gün yüzüne çıktı
10.08.2026
Anafartalar Zaferi’nin 111. yılında anlamlı açılış: Arıburnu Zafer Anıtı yenilendi!
10.08.2026
Küçükanafarta’da tarihi zaferin kahramanları için Mevlid-i Şerif okundu
10.08.2026
Türkiye ile Tayvan arasında arama kurtarma iş birliği
10.08.2026
Anafartalar Zaferi’nin 111. yılında Çanakkale kahramanları anıldı
10.08.2026
“Anafartalar’da yazılan destan, milletimizin şerefidir”
10.08.2026
İletişim Başkanlığı "Oyuna Gelme" diyerek sanal bahis ve kumar tehlikesine dikkat çekti
09.08.2026
Murat Yahya Sezgin’in paylaşımı gündem oldu: “Türkeş’in kızına saygı gösteremiyorsak, burada ciddi bir yanlış vardır”
09.08.2026
Gökçeada Belediyesi’nden dolandırıcılık uyarısı: “Para taleplerine itibar etmeyin”
09.08.2026