ÇANAKKALE BÜYÜYOR, ÇANAKKALE DEĞİŞİYOR
Asuman Bahar
Geleneksel Çanakkale Seramiklerini Yaşatma Derneği Başkanı
1-Çanakkale her geçen gün büyüyor ve gelişiyor. Bu büyümenin Çanakkale’ye katkıları sizce nelerdir? Bu anlamda neler yapılıyor?
Çanakkale her gün büyümekte ama ne yazık ki çok sağlıklı bir büyümeden söz edemiyorum. Kirli bir büyümeden söz edebiliriz. Şöyle ki; düzgün bir kentleşme, yapılaşma olmaması, trafik sorunu, yeni yapılan alanlar olmasına rahmen otopark sorununun çözülememesi şuan da ilk aklıma gelen şeyler. Dolayısıyla çok sağlıklı bir büyümeden söz edemiyorum. Bu büyümenin Çanakkale’ye katkısı var mı diye sorarsanız, belki bir miktar var. Çalışan işçilerin günlük yaşam için harcamaları bir ekonomik değer olarak değerlendirilirse evet bir miktar katkısı var diyebiliriz ama onun ötesinde bir o kadar da kirlilik sebebi. Bu düzensiz şehirleşme kendi adıma beni çok üzüyor. Hem yaya olarak hem de araç kullanan birisi olarak, yolların korkunç derecede karışık olduğu, levhaların yetersiz olduğunu her zaman görebiliyoruz. Ben kendi adıma, belediyenin çalışmalarının daha farklı yürütülmesi gerektiğini düşünüyorum. Çöp toplamaktan gürültü ve görüntü kirliliğine kadar her şeyden haberi olmalı ve tedbir almalı diye düşünüyorum. Dolayısıyla ben büyümeyle ilgili olarak biraz kötümserim, iyimser bakamıyorum.
2-Önümüzdeki 5 yıl içerisinde size göre Çanakkale ne yönde(turizm, eğitim, tarım vs) ilerleme kaydedecektir?
Ben öncelikli olarak yapılaşmanın, inşaat sektörünün bu hızıyla devam edeceğini düşünüyorum. Çünkü üniversite, bu işin yolunu açıyor. Çok öğrenci geliyor ve onların ev, barınma konusunda talepleri var ve yeteri kadar yurtları olmadığı için çocukların hepsi evlerde yaşamayı tercih ediyorlar. Dolayısıyla bu iki sektörün aynı hızla devam edeceğini düşünüyorum. Onun yanında da turizmin gelişmesini ümit ediyorum ve şu andaki halinden daha iyi bir yerde olmasını istiyorum. Bugün gelen turistin yapısına baktığımızda ekonomil değer getirmediğini gözlemliyoruz, bence farklı turist kitlesinin Çanakkale’ye uğramasını sağlamalıyız. Mesela kruvazier ve yat turizminin mutlaka ve mutlaka Çanakkale için gerekli olduğunu düşünüyorum. Zaten kıyı şehriyiz neden yapılmasın? Avrupa da küçük Monaco şehri bu sektörden korkunç bir gelir elde ediyor. İtalya da Farenza diye bir kent var o da seramikleriyle çok ünlü ve oradan çok büyük gelir elde ediyor. Çanakkale’de de bu potansiyel olmasına rahmen bu kaynakların değerlendirilemediğini düşünüyorum. Bu konuda önümüzdeki zamanlar inşallah bir farkındalık oluşur, gereken mercihler bunun yolunu açar ve bu yolda ilerlenirse daha güzel bir şehir ve ekonomik olarak çok daha kalkınmış bir şehir olacağını düşünüyorum. İstabul’a alternatif olduğu zaten yıllar öncesinden belliydi. Oradaki sıkışan kitlenin mutlaka yakındaki en konforlu şehre geleceği biliniyordu. Gönül isterdi ki aslında bir ‘’Silikon Vadisi’’ olsun yani bilimin, teknolojinin üretildiği bir şehir olsun. Bu güzel şehirde kirlenmeden, kirli sanayi gelmeden yaşasaydık daha güzel olurdu. Mesela çimento fabrikası, benim köyüm o tarafta ve her gün önünden geçiyorum, korkunç derecede kirlilik yaratan bir yapı ama gerekli mi diye düşünürsek tabi ki bir şeyler için gerekiyor. Onun yanında da kirlenmeyen, kirletmeyen sanayi de var. Onlarında gelmesini gönül çok ister. Çocuklarımız eğitim almak için hem şehir dışında hem yurt dışına gidiyorlar sonra gelip burada yaşamak istediklerinde önleri kapanıyor. Bu yolun açılmasını ve Çanakkale’nin bu şekilde gelişmesini temenni ediyorum.
3- Yaşanılabilir kentler listesinde ilk ona nasıl girebiliriz? Mutlu bir kent olma yolunda neler yapılabilir?
Yaşanılabilirlik kavramıyla ilgili kriterlerimizi insani ihtiyaçların karşılanması anlamında yeme, içme, barınma olarak belirlersek. Günümüzde yeme, içme konusunun çok önemli olduğuyla ilgili nihayet bir farkındalık oluştu yani doğal kaynaklarla, doğal ürünlerle beslenmenin önemini insanlar biliyorlar. Bu konuda Çanakkale, çok şanslı olan kentlerden bir tanesi hatta bana göre eğer ölçü olarak bunu alırsak yaşanılabilir kentlerin en başında geliyor. Çünkü doğal üretilmiş ürünlere çevre köylerden mutlaka ulaşabiliyorsunuz. Onun dışında hava kirliliği sorununu aşmış durumdayız diye düşünüyorum. Hem doğal olarak rüzgarlı olması sebebiyle hem de doğal gaza geçildiği için hava kirliliği sorununu çözmüş durumdayız. Bu konuda da yaşanılabilirliğinin olduğunu düşünüyorum. Deniz kenarında olması zaten başlı başına yaşanılabilirlik sebebi çünkü, şehrin neresinde olursanız olun 15-20 dakika içerisinde deniz kenarına ulaşmak ve denizin keyfinden her türlü faydalanmak mümkün. Üniversitemiz çok güzel bir bölgede kurulmuş, iyi eğitim veren, merkez yerleşkesin de 10 bine yakın öğrencisi olan bir kurum ve bu konuda da yaşanılabilir bir kent olduğunu düşünüyorum. Bir insan daha da ne ister bilemiyorum bence yaşanılabilir en güzel şehirlerden bir tanesi.Daha ne yapılabilir diye soracak olursanız? Şehir daha da güzelleştirilebilir. Mesela park sayımız çok eksik, yeşil alanlar az, halk bahçesi çok güzel bir alan ama yeterli değil, özgürlük parkı güzel ama ağaçlandırması yeterli değil tabi deniz manzarası çok güzel, onun dışında şehrin yeni yerleşim alanlarında da daha büyük parkların olabilmesi, blokların arasında müteahhitlerin yaptığı bahçeleri yeşil alan olarak kabul etmeden daha konforlu ve güzel parklar yapılabilir. Şehrimiz yeni yapılanıyor, bu yapılanma aşamasında sorunları çözemezsek ilerde hiçbir zaman çözemeyeceğiz. Daha fazla yeşil alana ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum ve yapılmasını diliyorum.
4-Ekonomik yönden değerlendirdiğinizde değişim ve gelişim yönünde yatırımlar (ulaşım, turizm, eğitim, sanayi, termik santraller, metal madenciliği) ne yönde olabilir, maden ve termik santral konusuna nasıl bakıyorsunuz?
Ekonomik anlamda temiz, bacasız sanayinin gelmesini çok isterim. Örnek verecek olursak; Ben Manisa’daki Vestel fabrikasını çok önemli görüyorum. Bilgi ve teknoloji üreterek hem il hem de ülke bazında ekonomik değer kazandırdığı için çok yararlı bir tesis olduğunu düşünüyorum. Bir örnekte Kayseri’den vereceğim, orada altı tane sanayi bölgesi var ve hepsi temiz sanayidir. Genellikle mefruşat dediğimiz ev içi döşeme malzemeleri, elektronik aletler, halı üretiliyor. Yani hava kirliliğine sebep olmayan sanayi grubunun Çanakkale de desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum. Onun dışında turizmle kalkınmak bir gerçeklik ama aslında Çanakkale’de bir seramik kenti olarak anılabilir. Ne yazık ki yurt dışında bir yerde Çanakkale dediğiniz de Truva demezseniz kimse bilmiyor. Çanakkale’nin seramik kenti olduğunu bilmiyorlar. Özellikle geleneksel Çanakkale seramiklerinin üretilmesi, tanıtılması ve satışı anlamında değerlendirilmesini istiyorum. Seramik zaten bir dönem Çanakkale’nin ekonomisini ayakta tutan bir zanaat dalıymış, bugün yine bazı arkadaşlar çalışıyor ama çok az sayıdalar ve umduklarını bulamıyorlar. Dernek olarak bizim hayalimiz Aynalı Çarşı’nın bir seramik çarşısı olabilmesiydi ama şuan orada ne yazık ki Çin malı ürünler satılıyor ve biz bundan çok büyük üzüntü duyuyoruz. Hem Çanakkale de yaşayan birisi olarak hem de dernek başkanı olarak bundan rahatsızlık duyuyorum çünkü, kendi değerlerimiz varken, bu değerlere sahip çıkmamız gerekirken, Çin’de ürettirip getiriyoruz ve onlarda Seyit Onbaşı’nın muskasını papyon şeklinde üretip göndermişler. Bunlar trajikomik, insanı ağlatan durumlar. Dolayısıyla bu konu da biraz daha hassasiyet bekliyoruz ve belediyenin biraz daha desteğini bekliyoruz. Bu tür konular, özellikle Aynalı Çarşı onların tasarrufunda ama şöyle de bir şey var ; seramik çarşısı farklı bir yerde de kurulabilir. Bu kadar turisti istiyoruz, onlar geldiklerinde Çanakkale’nin değerleriyle ilgili bir şeyler sağlamak anlamında ve Çanakkale’deki seramik üreticilerinin bir arada sinerji yaratıp çok daha verimli çalışabilmesi anlamında bir proje yapılabilir. Seramik üreticileri çeşitli yerlerde dağınık olarak çalışma yapıyorlar ve istedikleri sonucu alamıyorlar. Herkesin bir arada olduğu ortamlarda, mesela alışveriş merkezlerinde pek çok marka, pek çok mağaza, pek çok ürün bulunuyor ama herkes çalışıp pastadan payını alıyor. Orada bütün ürünleri bir arada gördüğünüz için bir sinerji oluşuyor. Aynı şekilde seramikler içinde uygulanabilmesini isterim. Merdiven altı çalışanlar var denetlenemiyorlar, kalitesiz ürünler denetlenemiyor bu yüzden de kaliteli iş yapanlar ürününü satamadığı için mağdur oluyorlar. Keskin bir söylem olabilir ama kesinlikle plastik ve diğer malzemelerden üretilen hediyelik eşyaların Çanakkale’de olmamasını isterdim. Aslında belediye bu konu da belli bir standart getirmeye çalıştı ama uygulanamadığını görüyoruz. Tabi bunda ısrarcı olmakta da fayda var diye düşünüyorum. Maden ve termik santrallere iyi yaklaştığım söylenemez. Bu tür malzemelerin çıkarılması sonucunda oluşan kirlilikle çıkan madenin değeri hakkında kıyaslama yapacak olursak bana göre madenin değeri sıfırdır. Altın çıkaracağız diye tonlarca toprağı ve suyu yok etmenin çok gereksiz ve lüzumsuz olduğunu düşünüyorum. İnsan hayatında bir gram altın olmasa da olur ama bir gram suya,bir gram toprağa muhtacız. Bütün bilim adamları önümüzdeki yıllarda suyun ve toprağın zamanları olacağını söylüyorlar. Dünya nüfusu çok büyük derecede artıyor ve toprak, su azalıyor. Açlığın hiç uzağımızda değil kapımızda olduğunu düşünüyorum. Onun için ben topraktan çıkacak değerli maden dediğimiz şeylerin o kadar önemli olmadığını artık bu konuyla ilgilenilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Daha başka enerji kaynakları bulunabilir çünkü tüm dünyada bulundu. Bizim gibi az gelişmiş ülkelerde hala toprak altındaki fosil yakıtlardan faydalanmayı düşünüyorlar. Kendi adıma bunun bir çeşit ilkellik olduğunu düşünüyorum ve dolayısıyla sıcak bakmıyor. Bütün bu maden aramalarından ve termik santral yapımından vazgeçilmesini diliyorum. Artık dünya yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmiş durumda bizim hala toprak altında enerji aramamızın bir mantığı olmadığını düşünüyorum.
5-Çanakkale 1915 Köprüsü şimdiden ses getirmeye başladı. Bittiğinde şehrimize katkısı ne olacaktır?
Katkısı olabilir, nüfus yoğunluğu artar, daha çok insan gelir, daha çok insan yaşamaya başlar, Çanakkale büyükşehir olma yolunda ilerler, Lapseki’yle birleşir, küçük bir İstanbul olur ama iyi mi olur bilemiyorum. İstanbul bir zamanlar güzeldi. Boğaz Köprüsü yapıldığında bir çok insan karşı çıkmıştı ama insanlara büyük kolaylıklar sağladı. Bir de yaşanan gerçeklikler var, bir şeyleri kesin bir dille reddetmenin bir mantığı yok. Mesela Çanakkale 100 bin nüfusa ulaştığında Türkiye ondan payını alacaktır. Bunun içinde eğer bu köprü gerekiyorsa yapılması gerekir. Nüfus artacak, nüfusun arttığı yerde insanlara aş, ekmekte var demektir. Ekonomik olarak mutlaka katkısı olacaktır ama getirisi ve götürüsü hesaplandığında bugünkü Çanakkale konforu olmayabilir. Düzgün yapılaşma olursa güzel şeyler olabilir. Tüm dünyada bunun örnekleri var, mutlaka bir yerlere bir şeyler yapılıyor. Ben bu konuda çok olumsuz düşünmüyorum. Çanakkale geçişlerinde zoraki yaratılan sıkıntıyı iyi olacaktır diye düşünüyorum. Umarım yapılır da iyi olur. Çünkü trafik yüzünden yazın kent içinde yaşayan insanlar çok sıkıntı çekiyor ve burası yaşanmaz hale geliyor. O yoğunluk şehrin dışına kayarsa o anlamda bir rahatlama getirecektir. Kötü olmayacaktır diye düşünüyorum.
6-2018 yılı Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Troia yılı ilan edildi. Bize kazanımları neler olacaktır? Nasıl hazırlanıyoruz?
Şu ana kadar bir hazırlık görmüyorum ama kazanımı çok yüksek olacaktır. Çünkü yurt dışına çıktığınız da Troia’nın bilinirliği çok yüksek. Bu projeyi iyi duyurup, iyi bir çalışma yürütüp, gereken özeni gösterip hazırlığını yaparak hazırlanabiliriz. Nasıl bir hazırlık yapılabilir diye soracak olursanız? Sanıyorum tüm dünyada örnekleri vardır, onlar değerlendirilebilir. Aynı şekilde Çanakkale’nin tanıtımına çok büyük katkısı olacağını düşünüyorum ama çok çalışmamız gerektiğini görüyorum. İşin açıkçası Çanakkale halkının Troia konusunda çok büyük farkındalığı olduğunu düşünmüyorum. Troia’yı bilen burayla ilgili çalışma yapmış olan arkeoloji ve sanat tarihi bilim dallarıyla ilgili çalışma yapmış kişilerin özellikle bu yılla ilgili ‘’Troia’yı nasıl değerlendiririz, nasıl anlatırız?’’ konusunda görüşlerinin alınması gerektiğini düşünüyorum. Çanakkale halkı ile birlikte bir çalışma yürütülmesi için halkın farkındalığı olması gerekir. Hatta Türkiye olarak bilgimiz çok az yani vatandaşa sorduğunuzda ‘’Troia nedir, nerededir?’’ dediğinizde çok fazla cevap alacağınız düşünmüyorum. Bu konuda bir Avrupalı’nın farkındalığının bizden daha fazla olduğunu çok iyi biliyorum. Düzenli ve programlı, ortak bir çalışmayla güzel şeyler ortaya çıkacaktır.
7-Muhtemelen büyükşehir olacağız. Bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz?
Bazı şeyler, bazı zamanlarda bizim kontrolümüzden çıkıyor. Nüfus artışıyla ilgili baktığımızda göç alan bir şehir haline geldik. Görünen o ki hele de köprü yapılırsa büyükşehir olma yolunda ilerleyeceğiz. Evet iyi yönetilirse iyi şeyler kazandıracaktır ama bugünkü şehirleşme mantığıyla devam ederse çok zorlanacağız diye düşünüyorum. Çünkü yeteri kadar yol açılmıyor, yapılan yollar çok düzenli değil. Yine aynı şehirleri çok iyi bildiğim için örnek vereceğim; Manisa ve Kayseri de bütün yollar artı şeklindedir ve çok geniştir. Gideceğiniz yeri net bir şekilde görebilirsiniz. Kayseri de elli yıl önce yapılan yollarda bugün hala trafik sorunu yaşanmıyor. Çünkü şehir plancısı Almanya’dan gelmiş, oradaki şehirlerin yol mantığı neyse Kayseri’ye de öyle bir çalışma yapmış. Toprak sahiplerinin gözünün yaşına bakılmamış, bu böyle olacak demişler ve olmuş. Burada da öyle bir yol sistemi olmasını diliyorum. Kendi arazimden de yol geçecek olsa seve seve veririm, hiç önemli değil. Yeter ki düzgün olsun çünkü hastane bayırından yukarı çıkıp bir bakmak lazım oradaki yol ayrımları felaket. Bir yabancı için yol bulmak hiç kolay değil. Dolayısıyla büyükşehir olmak gerekiyorsa olacağız ama iyi idare edersek, iyi planlarsak bence iyi olacaktır.
Caner KÜPELİ