← Ana Sayfa
Gündem

Armağan Aydeğer

✍️ Haber Merkezi 📅 31 Temmuz 2017 13:40 👁️ 0 görüntüleme

“Sürdürülebilir Etkinliklere İhtiyaç Var”

Çanakkale her geçen gün büyüyor ve gelişiyor. Bu büyümenin Çanakkale’ye katkıları sizce nelerdir? Bu anlamda neler yapılıyor?

“Çanakkale Troia’dan bugüne dünyanın her döneminde önemli bir ilgi odağı olmuş. Aslında Çanakkale denildiğinde biz çok geçmişte Troia’nın köklerine doğru gittiğimizde hatta Troia yılıyla ilgili projelerde de hep aynı ifadeyi dile getiriyoruz; Troia dünyanın en fazla bilinen ikinci kültürel miras alanıdır. Bunun da en önemli sebeplerinden bir tanesi doğuyla batının kesiştiği bir noktada konumlanmasıdır. İngiltere’de Greenwich nasıl sıfır noktası kabul ediliyorsa, Troia’yı da aynı şekilde doğuyla batının sıfır noktası gibi görüyoruz. Bu anlamda Çanakkale ana göç yollarından bir tanesi olmuş. Doğuyla batı arasındaki diyalogun ve mücadelenin her zaman merkezi noktasında konumlanmış. Bu nedenle de çok farklı dönemlerde büyük ilgiler görmüş. Tabii ki bu tarihsel zenginliğin turizm anlamında çok olumlu bir yansıma oluyor. Turizm anlamında bölgeye baktığımızda ağırlıklı olarak tabii ki kültür turizmi olduğunu görüyoruz. Çanakkale Boğazı, Kaz Dağları ve Edremit Körfezi üçgenine baktığımızda bu bölgenin ismi Troas olarak geçiyor ve onlarca antik medeniyetin burada yer aldığını biliyoruz. Bir de yakın tarihle ilgili Çanakkale’nin çok kıymetli bir değeri var. Türkiye Cumhuriyeti’nin önsözünün yazıldığı tarihi Gelibolu Yarımadası, sadece yurtiçinde milyonlarca insanımızın değil aynı zamanda bu savaşta mücadele etmiş on sekiz tane milletin de önemsediği bir alandır. Özellikle mart ayından haziran ayına kadar Türkiye’nin 81 ilinden yüz binlerce insan bu bölgeyi ziyaret ediyor. Diğer taraftan son dönemlerde biraz azalsa da Avustralya, Yeni Zelanda gibi ülkelerin ön planda olduğu yoğun bir yabancı ziyaretçi kitlesine sahibiz. Yine Çanakkale’nin önemli potansiyellerinden bir diğeri de tabii ki var olan coğrafi özelliklerinden kaynaklı olan ekoturizm. Kaz Dağları dünyanın en fazla oksijene sahip ikinci bölgesi olarak literatürde geçiyor. Bu çerçevede Kaz Dağları muazzam güzellikte bir ekoturizm alanı. Bitki ve hayvan çeşitliliği açısında da çok zengin bir bölge. Aynı zamanda burada var olan hakim rüzgarlar nedeniyle bölgede rüzgar sporları, özellikle yelken, sörf ve uçurtma sörfü gibi alternatif su sporları imkanı mevcut. Su altı zenginlikleri açısından da Çanakkale’nin çok değerli yerler var. Gökçeada, Bozcaada ve Saros özellikle dalış turizmi açısından büyük ilgi görüyor. Buranın çok önem arz etmesinin nedenlerinden biri ise batık dalışına elverişli bir noktası olmasıdır. Tüm bunların yanı sıra klasik deniz, kum, güneş keyfinin yaşanabileceği çok önemli noktalarımız var. Bunlar; Saros, Gökçeada, Bozcaada, Çanakkale merkezden Küçükkuyu’ya kadar devam eden sahillerimiz, yine Lapseki ve Çardak sahilleriyle Türkiye’nin en uzun ikinci sahil bandına sahip şehriyiz. Tüm bunlara baktığınız zaman Çanakkale Türkiye’nin çok kıymetli bir parçasıdır. Fakat Çanakkale yolun çok başında. Bütün bunların varlığı, bunların ürün haline getirilip dünya pazarlarında tercih edilmesiyle gerçekleştirilebilir. Bununla ilgili Çanakkale, sivil toplum kuruluşlarının ve ilgili kamu kurumlarının destekleriyle bir çok faaliyete ev sahipliği yapıyor. Ama bu uzun bir yolculuk ve bu yolculukta stratejik ve planlı bir çalışma gerekiyor. 2016 yılında yaşanan yoğun konjonktürel süreç Türkiye turizmini tabii ki çok olumsuz etkiledi. Geçmiş dönemde yaşanan terör hadiseleri, Suriye’de iç karışıklığın devam ediyor olması, II. Dünya Savaşı’ndan sonraki en büyük göç hadisesine ev sahipliği yapıyor olmamız ve geçtiğimiz yılda Rusya ile tatsız olaylar yaşanması 2016’da turizmimizi çok büyük etkiledi. Umut ediyoruz ki 2018 bu anlamda çok daha iyi geçecek. Biz konuda neler yapıyoruz? Bahsettiğimiz bu değerlerin her biri kendi içinde büyük potansiyeller barındırıyor. Bu ürünlerin işlenip pazarlara sürülmesi gerekir. Bu anlamda özellikle ÇATOD olarak yurtdışında 8 tane uluslararası turizm fuarına katılıyoruz. Dünya turizmi artık etkinlikler üzerine kuruluyor. Bizlerde sürdürülebilir etkinliklerin yapılabilmesi anlamında olağanüstü bir gayret içerisindeyiz. Yine benim ortağı olduğum GTP Turizm şirketi üzerinden yürüttüğümüz iki tane uluslararası büyük etkinlik var. Bir tanesi Gelibolu Maratonu diğeri ise Çanakkale Bisiklet Turu. Gelibolu Maratonu ilk yılında 2 bin 500 kişiye ev sahipliği yaptı. İkinci yılında 6 bin 500 kişiyi ağırladık. Bu yıl 10 bin kişiyi ağırlamak için yoğun çabalar içerisindeyiz. Çünkü bu tür etkinlikler yalnızca spor etkinliği değil aynı zamanda bölgeye sosyal katkılar sağlayacak etkinliklerdir. İnsanlar bu etkinliklere bir hobi olarak düşünerek katıldıkları için bu konjonktürel olumsuzluklardan minimum etkilenen unsurlardır bu etkinlikler. Az önce bahsettiğim değerler bir destinasyon olabilmek için gerekli fakat yeterli değildir. Bunların harekete dönüştürülmesi için sürdürülebilir etkinliklere ihtiyaç vardır. Bunlar kültür alanında olabilir, spor alanında olabilir veyahut akademik anlamda olabilir. Yeter ki insanları heyecanlandırabilsin, buraya çekebilsin.”

Önümüzdeki 5 yıl içerisinde size göre Çanakkale ne yönde(turizm, eğitim, tarım vs) ilerleme kaydedecektir?

“Her Şeyin Başı Sürdürülebilirlik”

“ Çanakkale şu anda yapılan yatırımlarla gerçekten Türkiye’nin parlayan yıldızı, göz bebeği olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Son 10 yılda tarihi yarımadada yapılan birçok çalışmanın neticesinde bölge tüm Türkiye tarafından ziyaret edilme konusunda en çok tercih edilen şehirlerden bir tanesi olarak gözümüze çarpıyor. Yine çok önemli bir diğer konu 1915 Köprüsü ile birlikte Çanakkale özellikle Avrupa’dan Asya’ya olan hareketin çok önemli bir geçiş noktası olacak. Yanı sıra dünyanın en önemli şehirleri arasında olan İstanbul ile Çanakkale arasındaki mesafe yaklaşık 2,5 saat gibi bir süreye indirgenecek. Bu da Çanakkale’nin kültür, turizm ve buna bağlı olarak ekonomik anlamda kalkınması noktasında çok güçlü bir faktör haline gelecektir. Yine Çanakkale Türkiye’nin en önemli tarım alanlarına da sahip. Bildiğim kadarıyla ona yakın üründe Türkiye’nin en fazla üretiminin gerçekleştirildiği bir tarım bölgesiyiz. 1915 Köprüsü önümüzdeki yıllarda bu ürünlerin dünya pazarlarıyla ve ülkenin diğer noktalarıyla buluşması konusunda çok önemli bir rol oynayacaktır. Fakat her şeyin başında sürdürülebilirlik geliyor. Bu kalkınmanın ve büyümenin en başında sürdürülebilir büyüme, planlı, kontrollü büyüme en önemli konu. Çünkü amacımız 5 sene sonra en büyük şehir olmak değil. Amacımız her sene bir katma değer yaratan, yarattığı katma değeri insanlara sunabilen bir şehir olarak büyümek.”

Yaşanılabilir kentler listesinde ilk ona nasıl girebiliriz? Mutlu bir kent olma yolunda neler yapılabilir?

“Yalnızca Türkiye’nin Değil Dünyanın Çok Değerli Bir Noktasıyız”

“Yaşanılabilir kentler indeksinin parametrelerini iyi okumak lazım. Burada aslında birçok parametre var. Ben bu parametreleri çok iyi bilmiyorum. Bilmediğim için bununla ilgili net bir yargı üretmek istemiyorum. Ama yine söylediğim gibi sürdürülebilir büyümenin var olan ekosistemin sürekliliğine hizmet etmesi gerekiyor. Tabii ki bir de ekonomik koşullar var. Ekonomik anlamda da kişilerin çalışma çeşitliliği anlamında da imkânları geliştirildiği sürece Çanakkale yaşanılabilir kentler listesindeki sıralamasını her geçen gün yukarıya taşıyacaktır. Bir Çanakkaleli olarak bunu mutlulukla söyleyebiliyorum, imkanları açısından var olan beşeri münasebetleri, var olan kültürel, doğal, turistik değerleri açısından sadece Türkiye’nin değil dünyanın çok kıymetli noktalarından birisi Çanakkale. Dolayısıyla burada özellikle ticari hayatı güçlendirecek, ekonomik hayatı güçlendirecek ama sürdürülebilir bir büyüme modeli yürütülmelidir. Böyle bir modeli eğitim, tarım, kültür, turizm üzerine yoğunlaşmış özellikle AR-GE merkezleriyle, teknoloji üretimiyle ve bu alanlarda yapılacak olan yatırımlarla istihdam alanı sağlayan bir Çanakkale’den bahsettiğimiz zaman ben eminim ki değil ilk on belki de en üst noktaya gelebiliriz.”

Ekonomik yönden değerlendirdiğinizde değişim ve gelişim yönünde yatırımlar (ulaşım, turizm, eğitim, sanayi, termik santraller, metal madenciliği) ne yönde olabilir, maden ve termik santral konusuna nasıl bakıyorsunuz?

“Çanakkale Gelecekte Teknoloji Üssü Olabilir”

“Çanakkale’nin yıllardır projeksiyonunda var olan 3 temel unsuru var. Bunlardan bir tanesi turizm, biri tarım, bir diğeri ise eğitim. Üniversite dediğimiz konu sadece eğitim kurumunun büyümesinden ziyade burada nitelikli çalışmalar yapılması demektir. Teknoparkın büyümesinden, nitelikli geleceğe dönük yatırımların yoğun olduğu bir üretim üssü olarak gelişme modeli Çanakkale’yi ileri taşıyacaktır. Çünkü dünya artık dördüncü sanayi devrimini yaşıyor. Teknoloji tamamıyla hayatımızın içinde. Gelecek dönemde artık birçok meslek yok olacak. Çanakkale bunların alt yapısını hazırlayacak teknolojinin bir üssü olabilir.

Madenlerde ve termik santrallerde, iş doğru kişiler ve ehilleriyle yapıldığı takdirde ve doğaya tahribat oluşturulmadığı sürece bir sorun teşkil etmez. Bu konuda teknik bilgiye sahip değilim. Ama süreç ne olursa olsun sonucumuz doğayı korumak üzerine yürütülmesi lazım. Böyle nadide güzelliklere sahip ülkemizin doğasının korunması konusu tabii ki bizlerde önemsiyoruz. Bu konularda yapılacak olan yatırımların çevreyi önemseyen yatırımlar olmasını umut ediyoruz ve bekliyoruz.”

2018 yılı Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Troia yılı ilan edildi. Bize kazanımları neler olacaktır? Nasıl hazırlanıyoruz?

“2018 Troia Yılı Dünyada Ses Getirecek”

“Troia yılı sadece Çanakkale bölgesinin değil, Türkiye’nin en önemli değerlerinden bir tanesi olmaya adaydır. 2018 Troia yılıyla beraber umudumuz dünyanın en fazla bilinen ikinci kültürel miras alanı olan Troia’nın çok güçlü iletişim varlığıyla beraber güçlü bir kültür turizm hareketine dönüştürülebilmesidir. Bu çerçevede biz ÇTSO öncülüğünde Troia yılı çalışmalarına başlarken Troia ile ilgili 5 tane çok önemli unsurdan bahsettik. Dedik ki Troia şunlardan ötürü çok önemlidir. Birincisi, dünyanın Kudüs’ten sonra en fazla bilinen kültürel miras alanı Troia. Bunun sebebi Troia’nın yüzlerce ülkede temel eğitim müfredatı içerisine girmesi ve her yıl bununla ilgili onlarca film, kitap, belgesel gibi pek çok ürünün üretilip, insanların hafızasında Troia’nın taze bırakılması. İkincisi, Troia doğu ile batı arasındaki diyalogun bir simgesidir. Üçüncü olarak, Troia dünyadaki birçok medeniyete ev sahipliği yapan onlara kök vermiş bir yerdir. Roma’nın köklerinin Troia’da olduğu biliniyor. Paris’in kökleri keza öyle. Yine Batı Anadolu’da birçok medeniyetin köklerinin Troia’da olduğu kaynaklarda var. Dünyada bu anlamda birçok önemli devlet adamı; Büyük İskender’den tutunda Pers İmparatoru Xerxes’e kadar yine bizim tarihimizin çok önemli değerleri Fatih Sultan Mehmet’ten M. Kemal Atatürk’e kadar hep Troia’nın öneminden bahsederler. Bu nedenle Troia çok kıymetli. Bir diğer dördüncü sebep Troia’nın Anadolu’nun kadim değeri olmasıdır. Bizler de bu kadim değeri kendi insanımıza anlatmak istiyoruz. Son olarakta Troia arkeoloji tarihinin de göz bebeği. Schliemann tarafından yapılan sonrasında dünyadaki arkeolojik referans kaynakları değişmiş. Bu sebeplerden ötürü Troia dünya için çok kıymetlidir. Bunların çerçevesinde ise biz 5 tane temel hedef koyduk. Ve bu hedefler çerçevesinde çalışmalarımız devam ediyor. Bunlardan birincisi, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile birlikte koordine şekilde çalışmalarımız devam ediyor. Zaten sayın cumhurbaşkanımız, sayın başbakanımız, sayın Numan Kurtulmuş bu sürece yoğun destek sağlıyorlar. Yine sayın milletvekilimiz Bülent Turan, bu konuda olağanüstü bir efor sarfediyor. Bu proje kapsamında bakanlığımızın desteğiyle yurtdışında yüze yakın turizm fuarında Troia teması işlenecek. İkincisi, Dış İşleri Bakanlığı tarafından yurt dışındaki birçok temsilciliklerimizde Troia ile ilgili en az bir tane etkinlik yapılmaya çalışılacak. Üçüncü çok önemli konu, sürdürülebilir etkinlikler. Kültür, sanat, eğitim, bilim ve spor alanlarında sürdürülebilir uluslararası etkinlikler yapılması planlanıyor. Dördüncü hedefimiz, özellikle kendi genç neslimizin Troia hakkında daha çok bilgi sahibi olması için bir farkındalık yılı olarak görüyoruz. Bununla ilgili de MEB ile ortak çalışmalarımız sürüyor. Son olarak en önemli ve en kritik konulardan bir tanesi kalıcı yatırımlara ev sahipliği yapmak. Milli park alanı içerisinde altı tane köy var. Bu köylerin turizme kazandırılması, bu alan içerisindeki tur güzergahlarının yeniden düzenlenmesi, gelen turistlerin en az iki ya da üç gün burada konaklayabileceği gezi alanlarının üretilmesi. Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın da bu konuda ciddi katkıları bulunmaktadır. Kırsal alanda kalkınmayı arttıracak birçok faaliyet de hâlihazırda planlanıyor. Özellikle Truva Müzesinin açılmasıyla ilgili muazzam adımlar atıldı. Umut ediyorum 2018’in üçüncü çeyreğin müzemizin açılışı gerçekleştirilecek. Dünyada heyecan uyandıracak çok nitelikli bir müze olacak. Yine bölgede 14 tane farklı turistik nokta var. Bunlarında turizme kazandırılması için çalışmalar yapılıyor. Öte yandan köylerimizi iyileştirilme çalışmaları yürütülecek. Dış cephelerin boyanması, alt ve üst yapı çalışmaları gibi. Bununla ilgili herkesin katkısı sürüyor; ÇTSO, valiliğimiz, belediyemiz, üniversitemiz. Troya Vakfımız, birçok turizm derneklerimiz gibi onlarca kurum kuruluş bu işin olumlu seyretmesi için çaba harcıyor. Yine ÇOMÜ önderliğin uluslararası “Troas Araştırmaları Merkezi” kurulması planlanıyor. Troia yılı herkesin katkı sağlaması gereken bir proje. Ne kadar çokkatılım olursa ne kadar iyi tanıtım yapılırsa, geri dönüşü hepimiz için o kadar iyi olacak.

Troya’dan kaçırılan tarihi eserlerle ilgili ise bu süreç çok doğru bir süreç olacak. Buradaki Troya Müzesi’nin varlığı en önemli argümanlardan birisi olarak karşımıza çıkacak. Çünkü daha önce bunları sergileyebilecek alanlarımız çok kısıtlıydı. Şimdi hukuki anlamda güçlü bir argüman kazanmış olacağız ve 2018 Troia yılı gibi güçlü bir argümanla uluslararası kamuoyuna nezdinde de güçlü bir algı uyandıracaktır. Uluslararası kamuoyunda heyecan ve motivasyon yaratacak çok önemli bir değer olduğuna inanıyoruz.”

Seçil YALÇIN

İlgili Haberler

Biga’da köy yollarına konfor dokunuşu!
13.08.2026
Zeynep Bastık Memleketi Çanakkale’de Sahneye Damga Vurdu
13.08.2026
"Ormanlarımızı birlikte korumak için duyarlı olalım !!!"
12.08.2026
MEKKE ANLAŞMASI’NA ÇANAKKALE’DEN DÖRT FARKLI BAKIŞ
12.08.2026
ÇANAKKALE’DE SİYASETİN GÜNDEMİ ÇERÇEVE YASA: “PAZARLIK MI, BARIŞ MI?”
11.08.2026
RUSYA AÇIKLARINDA ÖLÜMDEN DÖNDÜ, ÇANAKKALE’DE KONUŞTU: “ÖLDÜĞÜMÜ HİSSETTİM”
11.08.2026
Düzce’den çocuklara Çanakkale tarihi yolculuğu
10.08.2026
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 32 yıl önceki konuşması gün yüzüne çıktı
10.08.2026
Anafartalar Zaferi’nin 111. yılında anlamlı açılış: Arıburnu Zafer Anıtı yenilendi!
10.08.2026
Küçükanafarta’da tarihi zaferin kahramanları için Mevlid-i Şerif okundu
10.08.2026
Türkiye ile Tayvan arasında arama kurtarma iş birliği
10.08.2026
Anafartalar Zaferi’nin 111. yılında Çanakkale kahramanları anıldı
10.08.2026
“Anafartalar’da yazılan destan, milletimizin şerefidir”
10.08.2026
İletişim Başkanlığı "Oyuna Gelme" diyerek sanal bahis ve kumar tehlikesine dikkat çekti
09.08.2026
Murat Yahya Sezgin’in paylaşımı gündem oldu: “Türkeş’in kızına saygı gösteremiyorsak, burada ciddi bir yanlış vardır”
09.08.2026
Gökçeada Belediyesi’nden dolandırıcılık uyarısı: “Para taleplerine itibar etmeyin”
09.08.2026