Dokuz Eylül Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’nden Prof. Dr. C. Okay Aksoy, Kaleninsesi Gazetesi tarafından hazırlanan Çanakkale’nin Değerleri programına katıldı. Aksoy, katıldığı programda sürdürülebilir madencilik hakkında önemli bilgiler verirken, aynı zamanda “Madenciliğin kimseye bir zararı yoktur, madencilik geçici bir faaliyettir, bu geçici faaliyet sonlandıktan sonra tekrar doğa eski haline getirilir” dedi.
Kaleninsesi Gazetesi tarafından; yaşadığımız toprakları tanımak, tanıtmak amacıyla ‘Çanakkale Değerleri’ adı ile hayata geçirilen programın yeni konuğu Dokuz Eylül Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’nden Prof. Dr. C. Okay Aksoy oldu. Sürdürülebilir madencilik ile ilgili önemli konuların ele alındığı programda konuşan Dokuz Eylül Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’nden Prof. Dr. C. Okay Aksoy; “Sürdürülebilir madencilik dediğiniz zaman aslında sürdürülebilir yaşam, sürdürülebilir ekonomi, sürdürülebilir istihdam bunların hepsi sürdürülebilir madenciliğin doğurganlığı sayesinde ortaya çıkmıştır. Bugün baktığınızda sanayileşme hamlesinin olduğu ülkelerin hepsi madencilik temelli büyüyen ülkeler, Almanya, Fransa, Amerika bunlar çok uzun süreler boyunca madenciliği ön plana çıkarmış daha doğrusu madenciliği temel yapı taşı yapmış ülkeler. Madencilik sayesinde kalkınmalarını sağlamışlar ve hala kendi ülkelerindeki rezervler yetmediği gibi bu kalkınma hamlelerini daha yükseklere götürebilmek için uluslararası boyutlarda işte Güney Afrika’da, Kuzey Afrika’da, Asya’da değişik yerlerde bu kalkınma hamlelerini sürdürmek için madenciliğe yön veriyorlar. Bu açıdan baktığımızda sürdürülebilir madencilik hem doğurgan hem de yaşamın temel yapı taşı. Doğurgan diyorum neden, madencilik aslında bütün sektörlerin anasıdır, madencilik bir sektör doğurur, o sektörü besler, o sektörün gerekliliklerine göre yeni sektörler ortaya çıkar. Bu da madenciliğin dolaylı katma değerini ortaya koyan, gözler önüne seren bir özelliğidir aslında.” dedi.
“Bu madenciliğin temeli”
Madencilerin doğal olarak doğayı bozduğunu ama çevre mühendisleri sayesinde doğanın eski haline geldiğini ifade eden Aksoy; “Şimdi biz sürdürülebilir madencilik dediğimiz zaman şunu demek istemiyoruz ‘biz ne olursa olsun madenciliği sürdürelim’ böyle bir anlayışımız olamaz. Mümkün değil bu, her şeye rağmen madencilik olmaz. Son dönemde ülkemizde sürdürülebilir madencilik yapabilmek adına birçok kuruluş bir araya geliyor bunlardan en önemlileri jeoloji mühendisleri, çevre mühendisleri, peyzaj mimarları, madenciler bir araya gelerek aklın ve bilimin elverdiği ölçüde madenciliği ülke ekonomisine kazandırmak için ellerinden gelen bütün çabayı sarf ediyorlar. Bizim ana amacımız, biz maden mühendisiyiz yani ülkemizdeki ana kaynakları ülkemizin kullanımına sunmak. Bunu yaparken de diğer taraftan çevre bilimini öğrenmiş meslektaşımızdan yardım alıyoruz hatta onların bizi zorlamasını istiyoruz çünkü multi disiplinler sonucunda en iyi çalışmalar, projeler ortaya çıkıyor. Biz madenci olarak doğayı bozuyoruz, evet bu madenciliğin temeli. Dünya var olduğundan beri, insanoğlu var olduğundan beri bu böyle ama çevreci meslektaşlarımız da bize bu bozduğumuz doğayı nasıl eski haline getirmemiz gerektiği konusunda yön veriyorlar ve biz bundan çok mutluluk duyuyoruz” diye konuştu.
“Önemli olan ülke çıkarlarına hizmet etmek”
“Burada önemli olan unsur şu aynı amaca hizmet edebilmek yani ülke çıkarlarına hizmet edebilmek, madencilik öyle bir sektör ki madenin bulunduğu yerde bunu yapmak zorundasınız ve madenin bulunduğu yerde madenciliği yaptığınız takdirde bir madencilik kültürü oluşuyor. Bu madencilik kültürü de o bölgenin yapısına kadar işliyor, istihdamı arttırıyor” diyen Aksoy; “Bugün ülkemizde yapılan madencilikte bakıyorsunuz hep madenciliğin yapıldığı bölgelerdeki insanlar bu madenlerde çalışıyor. Bu insanlar madenlerde çalışıp, para kazanıp çocuklarını okutuyorlar. Sürdürülebilir madencilik denince aslında madenciliği devam ettirebilmek için elimizdeki bütün imkânları seferber etmemiz lazım, bu konuda bize hem çevreci arkadaşlarımız hem çevreci kuruluşlar hem de diğer meslek dalındaki arkadaşlarımızın destek olmasını bekliyoruz. Bilimin ışığında, bilgi ışığında bize madenciliği daha ileriye götürebilmek için ne yapmamız gerektiğini göstermesini bekliyoruz ancak bu şekilde ilerlersek ülkemizde madencilik hak ettiği yerlere gelir. Madenciliğin hak ettiği yerlere gelmesi inanın bu ülkeye fayda sağlayacaktır, birtakım yönetimsel yanlışlar olabilir birtakım anlayış farklılıkları olabilir ama bunların hepsini biz ortak akıla hizmet ederek çözmek durumundayız” şeklinde konuştu.
“Çanakkale’de madencilik çok uzun seneler önce başladı”
Çanakkale’de madenciliğin çok önce başladığını dile getiren Aksoy; “Eski bir deyim var benim de bir hocam çok kullanırdı ‘istemezük’ değil biz bunu nasıl en iyi şekilde yapabiliriz gerek çevre, gerek ekonomi, gerek güvenlik şimdi düşünün Çanakkale’nin müthiş bir maden potansiyeli var ama Çanakkale’de madencilik dün başlamadı. Çanakkale’de madencilik çok uzun seneler önce başladı ve hala devam ediyor, bundan sonra da devam etmesi için Çanakkalelilerin buna destek olması gerekiyor. Çanakkale’de yapılacak olan madencilik inanın yine Çanakkale Halkı’na dolayısıyla da Türkiye’ye mal olacaktır. Şimdi Çanakkale’de son dönemlerde en çok konuşulan konu altın madenciliği, Çanakkale’de yapılan madencilik dünyanın herhangi bir yerinde yapılan altın madenciliğinden farklı değil. Yani Çanakkale’de yapılan madencilik dünyada yapılan madencilikle aynı baktığınız zaman tamam burada ağaçlar kesiliyor ama madenciliğin geçici bir faaliyet olduğunu göz önünde bulundurmanız lazım. Nasıl, madenci gelir, orada çalışır, madeni çıkarır, ekonomiye kazandırır ve madeni terk etmeden önce burayı rehabilite eder ne amaçla rehabilite eder bozduğu doğal yapıyı tekrar eski haline en yakın duruma getirmek üzere eder. Eğer ki biz bu anlayışla hareket edersek Çanakkale ve diğer madencilik yapılan bölgelere çok önemli katkılar sunarız bu katkılar da bizim ülkemizde daha refah insanların yaşaması için bir temel oluşturur.” ifadelerini kullandı.
“Madencilik, bütün yapısal unsurların temelindedir”
Türkiye’nin en önemli kaynaklarının yer altı kaynakları olduğunu ve bunların kullanılması gerektiğini dile getiren Aksoy; “Çan’da yıllardır kömür ocakları işliyor, bakır ocakları var, kurşun ocakları var bunlar işliyor. Bizim burada madenciliği sürdürebilmemiz için, madenciliği doğayla barışık sürdürebilmemiz için, ekonomiyle barışık sürdürebilmemiz için ve insan istihdamıyla birlikte sürdürebilmemiz için hepimizin taşın altına elini koyup bu çalışmalara katkı sağlaması lazım. Amacımızın üzüm yemek olması lazım yoksa bağcıyı dövmek çok kolay toplanırız gideriz bağcıyı döveriz. Yani yeraltında bulunan bir kaynağın, madenin, rezervin hiç kimseye bir faydası yok kaldı ki yeraltında bulunan kaynak ülke ekonomisine kazandırıldıktan sonra o yer altı denilen bölge tekrar eski haline dönüştürülüyor. Bizim için en önemli görev yer altındaki kaynaklarımızı ülkemizin menfaati çerçevesinde değerlendirebilmektir. Benim sürdürülebilir madencilik konusunda ana anlayışım budur. Madencilik, bütün yapısal unsurların temelindedir ve madencilik kalkınmanın ana unsurudur, madenciliğin olmadığı bir yerde kişi başı gelirin 20 bin dolar, 25 bin dolar olması mümkün değildir. Bizim ülkemizin petrolü yok, bir doğalgaz kaynağı yok son dönemde bulunanlar haricinde bizim ülkemizin en önemli yer altı kaynakları madenler. Eğer biz bunları çıkarmazsak, ülke menfaatinde kullanmazsak ihtiyacımızı yurtdışından karşılayacağız bu da taşıma suyla değirmen döndürmeye benzer, bir yere kadar bunu yapabiliriz bir yerden sonra ihtiyacımızı da karşılayamaz hale geliriz.” dedi.
“Ambargonun en önemli unsurları madenler”
Ülkelerin koydukları ambargoların en önemli unsurlarının madenler olduğunu dile getiren Aksoy; “Kaldı ki son dönemde baktığınız zaman ülkeler birbirlerine karşı ambargolar uygulamaya başlıyor bu ambargonun en önemli unsurları yine madenle. İnsanlar boş yere gidip uzayda maden arayıp buldukları asteroite 40 milyon dolar ekonomik değer biçmiyorlar. Dünyadaki madenleri bırakmışlar artık uzaydaki madenlere yönelmişler, bu demek ki madenler bizim için çok önemli, insanlık için çok önemli bulunduğumuz dünyada ve ülkemizin özellikle jeopolitik konumunda maden çok stratejik unsur haline geliyor. Sadece altın değil; altını, gümüşü, demiri, bakırı, kromu hepsi. Bakın bugün bir olay oluyor Amerika tehdit ediyor ambargo koyarım, çelik fiyatlarına yüzde 20 ek vergi koyarım, şimdi bizim yer altında bulunan demirimizin bize bir faydası olur mu olmayacaktır.” dedi.
“Madenciliğin kimseye bir zararı yoktur”
Madenciliğin kimseye bir zararı olmadığını belirten Aksoy; “Ancak biz demir konusunda bağımsız olursak Amerika bize bu konuda ambargo koymayı aklının ucundan bile geçiremez demek ki madencilik stratejik açıdan da önemli. Bu nedenle biz madenciliğe gözümüz gibi bakmalıyız, onu büyütmek için elimizden geleni yapmalıyız ana unsurumuz doğayla barışık çevreyle barışık insanlarla barışık ekonomiyle barışık madencilik yapabilmek. Bunun için de bize düşen görev meslektaşlarımızla ortak bir zeminde buluşup madenciliğin önünü açmaktır. madenciliğin kimseye bir zararı yoktur, madencilik geçici bir faaliyettir bu geçici faaliyet sonlandıktan sonra tekrar doğa eski haline getirilir oradaki ekoloji uzun bir sürede olsa tekrar eski haline getirilir ama şunu unutmayalım yer altındaki madenin ne çevreye, ne insana, ne ülkeye hiçbir faydası yoktur.” ifadelerini kullandı.
Enishan Keskin