17-25 Aralık darbe girişiminde aktif rol oynayan FETÖ'nün emniyet kadrolanması çökertilmiş 250 bin kişilik emniyet teşkilatında 60 bin 'çürük elma' tek, tek ayıklanmış. Ayıklandı deyip dosyanın kapatılması gerekiyor mu çok da bilmiyorum ancak ben hala 60 binle sınırlı olduğuna inanmayanlardanım.
AKIL TUTULMASI
Öyle gelişmeler yaşıyoruz ki, çoğu zaman kendimi ‘mahallenin delisi’ gibi hissediyorum. Sanki memlekette adamın köküne çamaşır suyu dökülmüş. Tam bir akıl tutulması.
Bu memlekette ‘para dışarıya gidiyor’ diye panayırı kaldıran belediye tutmuş Halk Bahçesinde zeytin, peynir, ekmek, pişmaniye, kara dut suyu satışına yer tahsis edip izin veriyor. Bir haftadır tezgah açan sanki Çanakkale’nin esnafı.
Çanakkale esnafını temsil eden esnaf kuruluşlarının gözü önünde olup bitenleri herkes seyrediyor. Bir Allahın kulu çıkıp da demiyor; yerli esnaf için biz niye bu tür aktivite içine girmiyoruz? Sormuyor, sorgulamıyor, görmedim, duymadım, bilmiyorum.. Bu kadar basit yani.
Dönüp bu şehirde hijyen denetimi de dahil gıda kodeksi yönetmelik hükümlerinin uygulamasından sorumlu Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü bünyesinde kurulu şube müdürlüğü açıkta ekmek satışına müdahil olmuyor, toz toprak içinde pişmaniye üretimine sanki sırtını dönüyor.
Nasıl bir şehirde yaşıyoruz, resmin aklım hafızam almıyor.
Kış sezonunda, okullar kapalı, esnaf kan ağlıyor kimsenin umuru değil, yerli esnafın üç kuruşuna ortak çıkan kent dışından gelen esnafa yol veriliyor.
Peynircisi, sucukçusu siftah etmeden dukan kapatan yerli esnafın katledilmesi için ne mümkünse, hürya..
Yakında yine duyarsınız; esnaf dostu (!) kesilenlerin gür seslerini.
Başka bir şehir düşünemiyorum, Çanakkale gibi sahipsiz. Daha da garibi yerli esnaf kaderine razıymış türü boyun eğiyor, gıkını çıkaramıyor..Gazeteci yazıyor,eleştiriyor, toplumsal duyarlılık oluşturmaya çalışıyor, o bile tınlanmıyor bu şehirde. 10 Ocak mesajlarına baktığın zaman methiyeler havalarda uçuşuyor. Çoğu zaman kendimi keşfetmeye çalışıyorum kutlama mesajlarının yığını altında.
Ve geliyoruz Şubat’a, meğer mesajlardaki methiyeler birer rüyaymış.
Yalnız, yapayalnız bir şehir Çanakkale..
Akıl tutulması sadece makyaj…
GİDER’İ DE ÇILDIRTILAR
Ak Parti Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider, neredeyse 25 yıldır yakından tanıdığım bir isimdir. Kolay sinirlenmez, kavgadan yana olmaz, sorunla karşılaşsa da sakinlikle çözüm taraftarıdır. Sakinlik Ayhan Gider için bir yaşam biçimidir.
Geçen akşam Çanakkale’deki ofisinde sohbet ediyoruz. Söz dönüp dolaşıp TBMM Genel Kurul çalışmalarına geldi. Ekranlardan kısmi olarak izlediğimiz sert ve gerilim görüntüleri dışında genel kurul salonunda neler yaşanıyormuş neler.
“Beni bilirsiniz” dedi Gider. Kasım’dan bu yana geçen üç aylık zaman sürecinde iki kez sinirlerine zor hakim olmuş. “Öyle şeyler yaşanıyor ki, elinizde değil sanki kontrolden çıkıyorsunuz.” Diyerek başlıyor anlatmaya. Mecliste kavga çıkarmak için kimlerin ne amaçta olduğunu aktarıyor bizlere.
Siyaset gerçekten zor zanaat.
KARAKAŞ ŞAŞIRTTI
Geçen akşam yerel bir televizyon kanalında üç siyasi parti temsilcisinin tartışmasını izliyorum. Konu, Yeşil Bina Projesinde yaşanan ölümlü kaza. CHP Merkez İlçe Başkanı Celal Karakaş, bir tespiti paylaşıyor. Kazanın belediye ile ilgisi bulunmadığını, başkanın da açıklama yapma gibi bir sorumluluk taşımadığını belirtip savunma geliştiriyor.
Şaşırdım.
Bir kentin belediye başkanı, inşaat alanında yaşanan kaza, hele de ölümle sonuçlanan kaza konusunda niye çıkıp konuşmasın?
Meclis açılış konuşmasına aylık değerlendirme başlığı ile genel politikayı sıkıştırıyorsa, eleştiriler yöneltiyorsa, Soma gündem olabiliyorsa merhum Mehmet Yıldız niye konuşulmasın?
Topu iş güvenliğine atmak kolaycılık.
Hem, bu konuda siyaseten yaklaşım gösterip sonra savunma geliştir, sonunda da ekle; başkanın konuşma zorunluluğu yok.
Tartışma bittikten Milli Şefi hatırladım.
İşine geldiği şekliyle.