2021 yılının "Reform Yılı" ilan edilmesinin ardından tüm dikkatler Hükümetin hazırladığı yeni reform paketine çevrildi. Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminde birçok yeni yasa teklifi olsa da asıl hazırlıklar mali, mesleki, hukuki ve idari alanlarda yapılması planlanan yeni düzenlemeleri içeren reform paketi için yapılıyor. Bu doğrultuda hükümetin en önemli gündem maddelerinden biri olan reform paketi ile ilgili Çanakkale Mali Müşavirler Odası Başkanı Hüseyin Soykan gazetemiz Kaleninsesi’ne önemli açıklamalarda bulundu.
“Temel beklentimiz Vergi Adaleti”
Bir süredir ülke gündemini meşgul eden reform paketi hakkındaki görüşlerini dile getiren Soykan; “Hepinizin bildiği gibi üst birliğimiz TÜRMOB, Mali Müşavirler Odalarımız ve temsil etmiş olduğumuz meslek mensuplarımız verdikleri hizmetlerle ülkemizde işletmelerin ekonominin ve kamu maliyesinin vazgeçilmezi durumundadır. Bizler verdiğimiz hizmetlerle iş ve işlemlerin kayıt altına alınması noktasında işletmelerimize artı değerler katarken kamu otoritesi ve işletmeler arasında da bir köprü görevi görüyoruz. Mesleğimizin sorunlarının yanı sıra ülkemizin vergi ve sosyal güvenlik sistemi ile paydaşı olduğumuz kurumlara ilişkin iyileştirmeye açık reform alanları konusunda yapılacak olan çalışmalarında tarihi bir fırsat olduğunu düşünüyoruz. Türk Vergi Sistemi gelişmiş ülkelere kıyasla toplanan vergilerin Gayri Safi Yurtiçi Hasılaya (GSYH) oranının düşük olduğu ve vergi gelirlerinin dolaylı vergilere dayandığı bir görünüme sahip. Böylesi bir ortamda vergi adaletinden bahsetmek mümkün değil. Çünkü dolaysız vergiler gelirden bağımsız olarak harcamalara dayandığı için vergide adaleti sağlamada yetersiz kalmaktadır. Türk Vergi Sisteminin sade ve anlaşılabilir bir yapıda olması, vergi yasalarımızın hukukun genel kurallarına uygun olması ve bu yolla vergi adaletinin sağlanması reform paketindeki en temel beklentimizdir” dedi.
“Çeşitli düzenlemeler yapılmalı”
Reform paketinde yer alması gereken ilgili düzenlemelere değinen Soykan; “İlk olarak anayasamızın vergi ile ilgili olan hükümleri elden geçirilerek tekrar düzenlenmelidir. Vergi afları anayasada bir kurala bağlanmalı ve af kanunları sınırlandırılmalıdır. Af olarak nitelendirilen ve gönüllü uyum kapsamında yaptırılan matrah arttırımlarından vazgeçilmeli, bu uygulamalar yerine etkin vergi denetimleri gerçekleştirilmelidir. Vergi kanunları sade bir dille ve herkesin anlayabileceği bir şekilde yoruma gerek olmayacak bir şekilde yazılmalıdır. Çek, senet, bono gibi belgelerde ciro kaldırılmalı hamiline işlemler engellenmelidir. Yargılama Kanunları ile Vergi Usul Kanunu ve 6183 Sayılı Amme Alacakların Tahsili Kanunu arasındaki uyumsuzluklar giderilerek uygulama birlikteliği sağlanmalıdır. Etkin bir Mükellef Hakları Kanunu çıkarılmalıdır” diye konuştu.
“En önemli sorunumuz Vergi Sistemi”
Vergi Sistemi’ne yönelik sorunları belirterek, reform paketi ile yapılabilecek değişikler için önerilerde bulunan Soykan; “Mali Hukuk alan olarak işin genelini anlatıyor. Birde bu işin spesifik noktaları da var. Vergi sistemi ve bu alanda yaşanan sorunlarda bu spesifik noktalardan biri ve belki de en önemlisi. Yani bizim meslek olarak en çok sorun yaşadığımız alanlardan birisi bu alan. Bu noktada da çok önemli değişiklikleri hayata geçirmemiz gerekir diye düşünüyorum. Bu bağlamda kaçakçılık suçları yeniden tanımlanmalı, vergi kaçakçılığı ile ilgili güçlü bir yaptırım sistemi hayata geçirilmelidir. Gerçek usulde defter tutmak zorunlu hale getirilmelidir. Beyanname imzalatma zorunluluğunun kapsamı genişletilmeli, 3568 sayılı yasaya göre ruhsat almış meslek mensupları haricinde kimseye beyanname imzalama ve gönderme yetkisi verilmemelidir. 4. Dönem geçici vergi uygulaması kaldırılmalıdır. Asgari ücret vergi dışı bırakılmalı, vergiye uyumlu mükelleflere tanınan vergi indiriminin şartları ve uygulaması kolaylaştırılarak indirim miktarı arttırılmalıdır. İstihdamı arttırmak, yatırımların önünü açmak için indirimli kurumlar vergisi uygulaması daha sabit ve anlaşılabilir bir hale getirilmelidir. İşletmelerin mali yapılarının gerçeği göstermesi ve enflasyondan kaynaklı fiktif kazançların vergilendirilmesinin önlenebilmesi için de yeniden değerleme veya maliyet artış fonu müesseselerinin uygulanması sağlanmalıdır” şeklinde konuştu.
“Reformda yer alan her alan çok önemli”
“Reformun her aşamasının çok önemli olduğunu düşünüyorum” diyen Soykan; “Bir alana önem verip diğer alanları eksik bırakırsak yapılacak olan çalışmaların nihai hedefe ulaşmada eksik kalacağını düşünüyorum. Hiçbir alan diğerinden önemsiz veya daha önemli diyemeyiz. Bu hataya düşmemek lazım. Ticaret hukuku alanında da önemli çalışmalar yapmak, kararlar almak zorunluluğumuz var. Vergi muhasebesinden bilgi muhasebesine geçilmesi şart. Biz mali müşavirlerin içinde yer aldığı denetim mekanizmaları oluşturulmalı.Şirket tasfiye süreçleri kısaltılıp kolaylaştırılmalı, icra süreçleri hızlandırılmalı. Resen terki verilen mükelleflerin ticaret sicillerinden silinmesini sağlayıcı uygulamalar hayata geçirilmelidir. Şirket ortakları ve yönetim kurulu üyeleri ile müdürlerin şirkete borçlanmaları kısıtlanmalıdır. İflasın ertelenmesi kurumu tekrar gözden geçirilmelidir. Şirketlerde bağımsızlık ve şeffaflığa önem verilmeli, şirketler denetimsiz bırakılmamalıdır. Kanayan bir yara olan kooperatifler kanunu tekrar ele alınmalı, dünyadaki örneklerine benzer bir yapıya kavuşturulmalıdır” ifadelerini kullandı.
“İdari alanda da reforma ihtiyacımız var”
Soykan sözlerini şu şekilde sürdürdü; “Biraz önce bahsettiğim gibi her alanda çok ciddi reformlara ihtiyacımız var. İdari alanda yapılacak reformlarda bunlardan birisi. Türkiye’de bürokrasi çok fazla. Aynı bilgi ve belgeler birçok kez birçok farklı kuruma veriliyor. Bu veri paylaşımı resmi kurumlarla birlikte belirli kurallar çerçevesinde özel kurumlara da açılabilir. Ortak bir havuzdan her kurum ve kuruluş ihtiyacı olan veriyi alabilir. Beyan ve bildirimlerin sayısı azaltılmalı ve sadeleştirilmelidir. 4.Dönem Geçici Vergi Beyanı kaldırılmalıdır. Damga Vergisi Beyannamesi ile Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesi, Turizm Katkı Payı Beyannamesi ile KDV Beyannamesi ve KDV1,2 ve 3nolu beyannameler birleştirilmelidir. Konaklama Vergisi KDV Beyannamesi içine eklenecek bir bölümde beyan edilmelidir. BA-BS Bildirimleri tamamen kaldırılmalıdır. Alternatif tahsilat kanalları oluşturulmalı eskisi gibi tüm bankalardan ve kredi kartı ile tahsilat yapma imkânları sağlanmalıdır. Özelgeler internet ortamında kamuya açılmalı, sirküler genel düzenleyici işlem özelliğinde olmalıdır. Vergi denetiminin ilkeleri saptanarak kamuoyuna açıklanmalıdır. Bakanlığın merkez ve taşra örgütleri arasındaki uygulama birlikteliği sağlanmalıdır.”
“Uygulanabilir bir mali tatil istiyoruz”
Yaşadıkları mesleki sorunlara yönelik Reform Paketi’nde yer almasını istedikleri bazı konular olduğunu dile getiren Soykan; “Bizim yıllardan beri dile getirdiğimiz özellikle Covid-19 sürecinde daha çok duyar olduğumuz mücbir sebep halinin müşterilerimiz gibi biz meslek mensuplarımız içinde geçerli olmasını bekliyoruz. Yıllardır kanayan bir yaramız olan tahsilat esasına göre vergilendirilen kazanç unsurlarının KDV yönünden de tahsilat esasına göre uygulanmasını istiyoruz. Komisyonlarda biz meslek mensuplarına yer verilmesi gerekiyor. Yine kanayan bir yaradır Mali Tatil. Yaşanabilir ve uygulanabilir bir mali tatil istiyoruz. Mali İdare ile meslektaşlarımız arasındaki bilgi paylaşımı arttırılmalıdır. Çünkü meslektaşlarımız idarece getirilen ilave iş yüklerinin karşılıklarını maalesef alamıyor. Tahsilat sorunumuzun bu reform paketi ile çözülmesini arzu ediyoruz. Global dünyada sınırların ortadan kalktığı, iletişim ve internetin yaygınlaştığı bir ortamda dünya çapında iş yapabilmek için yeşil pasaport talebimiz var. Mesleğimizi ilgilendiren her alanda TÜRMOB ve Odalarımızın bir paydaş olarak görüşlerinin alınmasını istiyoruz” dedi.
“Meslek mensuplarına arabuluculuk yetkisi tanınmalıdır”
Katıldığı her ortamda, her toplantıda arabuluculuk vurgusunu yaptığını belirten Soykan; “Biz meslek mensuplarına, yani mali müşavirlere arabuluculuk yetkisi verilmelidir. Arabuluculuk biz mali müşavirlerin hakkıdır. 6325Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 2.maddesinde arabuluculuk müessesesi, sistematik teknikler uygulayarak görüşmek ve müzakerelerde bulunmak amacıyla tarafları bir araya getiren, birbirlerini anlamalarını ve bu suretle çözümlerini kendi kendilerine üretmelerini sağlamak için aralarında iletişim sürecinin kurulmasını gerçekleştiren, çözüm üretememeleri halinde de çözüm önerisi getirebilen uzmanlık eğitimi almış olan tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin katılımıyla yürütülen çözüm yöntemi olarak tanımlanmıştır. Bu tanım özü itibariyle aslında biz mali müşavirlerin yıllardır gerçekleştirdiği kamusal faaliyeti ifade etmektedir. Ancak bu yetki sadece mesleğinde en az 5 yıl kıdeme sahip hukuk fakültesi mezunlarına tanınmıştır. Bu durumda SMMM veya YMM sınavlarını geçerek mali müşavir olmuş olan bir hukukçu arabulucu olabilirken aynı mesleği yapan ve örneğin iktisat fakültesi mezunu bir mali müşavir arabuluculuk yapamayacaktır. Fakat biz yıllardır iş hukuku konusuna giren işçi-işveren uyuşmazlıklarında resmen olmasa da arabuluculuk görevini zaten ifa ediyoruz. Amacımız konumuz dışında başka dallarda da arabuluculuk yapma talebi değildir. Kendimize yeni iş alanı, yeni bir gelir kapısı yaratmak değildir. Gerek iş hukukundaki uyuşmazlıklarda gerekse ticari uyuşmazlıklarda meslek mensuplarımızın bilgi ve birikimlerinden mutlaka yararlanılmalıdır. Arabuluculuk sadece ülkemizde hukukçulara tanınan bir haktır. Dünya uygulamalarında ise her mesleğin alanına giren konularda o meslek mensupları kendi dallarında arabuluculuk görevi yapabilmektedir. Mukayeseli hukukta yeri olmayan bu uygulamadan vazgeçilerek meslek mensuplarımızdan da arabulucu olarak yararlanılmalıdır. Bu uygulamanın hayata geçirilmesi birçok ihtilafın yargıya taşınmadan daha hızlı ve pratik bir şekilde çözümüne katkı sağlayacaktır” ifadelerini kullandı.
Özden Nur Özden