Çanakkale Ateşi Gençlik ve Spor Kulübü Derneği Başkanı ve antrenörü Necati Ateş gençlerin spora yönelmesini ve başarıları nasıl sağladıklarını gazetemize anlattı. Ateş;’’ Her öğrencimin yeteneğini, eksiğini birebir eşleşerek, görerek söyleme imkanım oluyor. Böyle olduğu zamanda öğrencinin eksikliklerini kapatması daha hızlı oluyor. Uygulamalı eğitim alan çocuklar aynı zamanda, antrenör olarak yetiştiklerinde onların öğrencilerine uygulamalı ders olarak gösterme imkanını doğuruyor. Bu da spor kalitesini arttırıyor. Benimde zaten amacım budur‘’dedi.
Ateş; “Bizim en büyük derdimiz Çanakkaleli gençlerimizi kötü alışkanlıklardan uzak tutmak için eğitimlerinin yanında spor salonlarına çekmektir. Özellikle branşım mücadele sporları olduğun için mücadele sporları salonlarına çekmektir. Gençler enerjisini, stresini en rahat mücadele sporlarında atarlar. Tabi belli bir antrenörün eşliğinde, belli kurallar dahilinde, vücut, beyin terbiyesi yaparak bunu sağlamak gerekir. Aynı zamanda bu sporların en büyük özelliği beynimizin sağ ve sol lobunu aynı anda kullanmayı gerektirmesidir.”ifadelerine yer verdi.
‘’Geçen Yıl Türkiye’de derece yapan ve Milli Sporcumuz olan sporcularımızın resimleri Gençlik Spor İl Müdürlüğü’nün girişimleriyle Çanakkale’de ana cadde de bulunan direklere resimleri 1 buçuk 2 ay asıldı. Halkımız ve insanlar, sporun sevdalıları kesinlikle etkilenmişlerdir diye düşünüyorum. O güzelliği yaşadık. Özellikle 19 Mayıs ve 23 Nisan’da bunun devam etmesini istiyoruz. Bu yılda dereceye giren sporcularımız. Aynı hareketlerin devam etmesini istiyoruz ama bu olacak mı olmayacak mı? Bilmiyorum.
Çanakkale’de Uzak Doğu mücadele sporlarında 3 tane kulüp var. Melis ve Çanakkale Ateşi’ni beraber yönetiyoruz. Anafartalar Spor Kulübü ve Assos Spor Kulübü var. Assos Spor Kulübü 15 yıl öncesine kadar Çanakkale’de tekti. Ben emekli olduktan sonra Melis Spor’a kickboks ve Wushu’yu soktum. Branşım bunlar olduğu için, wushu da milli antrenörüm. Milli antrenör, milli sporcu kazandırırsa, yetiştiren olduğunuz için görev veriyorlar 1 hafta 10 gün milli kampa çağırılıp, yetiştirmiş olduğunuz sporcunuzla beraber maça giriyorsunuz. Biz bunu 2-3 yılda aktif olarak kendimle beraber 5 tane milli sporcuya çıkardık. Bunun 3 tanesi Çanakkaleli, bir tanesi asker kökenli ama Çanakkale’de eğitim almış, bunları zaten resmi kurumlar biliyor. Çocukların Milli Eğitim Müdürlüğü’nde kayıtları var. Çünkü bizim müsabakalarımız resmi yazışmalarla oluyor. Emek verip, çalışırsanız oluyor. Milli Sporcu demek üniversite yılında sporcu eğitimini alırken, bunda branş farkı gözetilmiyor, devlet diyor ki 5 yıl boyunca sınıfta kalmama şartıyla burs veriyor. Bu da çok güzel bir şey.
‘’Çocuklarımızın avantajı var’’
Bu yıl yine karate branşında Bursa’dan 3 tane birincilik aldık. Çocuklarımızın bir avantajı var. Ben 47 yaşındayım ve hala dövüşüyorum. Benim dövüşmem demek tecrübelerimi, bilgilerimi çocuklarıma uygulamalı bir şekilde aktarmak demektir. Bazen biraz zorlanıyorum ama her seansta öğrencilerimle antrenman yapıyorum. Doğru olanın bu olduğuna inanıyorum.
Her öğrencimin yeteneğini, eksiğini birebir eşleşerek, görerek söyleme imkanım oluyor. Böyle olduğu zamanda öğrencinin eksikliklerini kapatması daha hızlı oluyor. Uygulamalı eğitim alan çocuklar aynı zamanda, antrenör olarak yetiştiklerinde onların öğrencilerine uygulamalı ders olarak gösterme imkanını doğuruyor. Bu da spor kalitesini arttırıyor. Benimde zaten amacım budur.
Antrenörde, eğitimcide, sporcu da ego olmaması gerekiyor. Egosu olan insanlar ‘’ya beni geçerse’’ diye düşünürler. Sadece ben bileyim, bana gebe olsunlar mantığı sporu geliştirmez. Böyle bir şey benim hiçbir zaman vizyonum olmadı. Benim öğrencim beni geçmezse zaten bende bir hata vardır. Ben çocuklarıma her zaman hatırlatırım; maçta beni deviren olursa aidat almayacağım diyorum. Bu da benim felsefemdir. Bunu asla kendime güvendiğim için değil sporcularımı motive etmek için söylüyorum. Öyle olduğu zaman çocuklar biz bunun daha iyisini yaparız diye motive oluyorlar. Onlar beni geçmesi için, ben onları yetiştiriyorum. Benim 47 yaşındayım, yaşımdan dolayı her maça çıkamıyorum ama çocuklarım her ilde, her müsabakada maça çıkabiliyor.
‘’Başarılarını destekliyoruz’’
Bizim salonumuzda panomuz var. Aylık düzenli antremana gelen başarılı, davranışlarıyla, hareketleriyle öne çıkan çocuklarımızın resimlerini asıyoruz. Basınla görüşüp başarılı olan çocuklarımızın gazetelere çıkmasını sağlamaya çalışıyorum. Biz valilikten, belediyeden bir şey beklemiyoruz. Sadece başarılı olan çocuklarımızı onure etsinler, tebrik etsinler, onlara motive olsun istiyoruz. Bunları velilerin, çocukların, okulların görmesi gençleri spora teşvik etmek için önemlidir. Bizim amacımız budur. İnşallah bundan sonra bize 5-10 dakikayı fazla görmezler diye düşünüyorum. Bu spor yapan çocuklarımız iççin çok önemli bir şey, resmi kurumdan ufak bir hediye bile gerçekten büyük bir motive kaynağıdır.
Bizim en büyük derdimiz Çanakkaleli gençlerimizi kötü alışkanlıklardan uzak tutmak için eğitimlerinin yanında spor salonlarına çekmektir. Özellikle branşım mücadele sporları olduğun için mücadele sporları salonlarına çekmektir. Gençler enerjisini, stresini en rahat mücadele sporlarında atarlar. Tabi belli bir antrenörün eşliğinde, belli kurallar dahilinde, vücut, beyin terbiyesi yaparak bunu sağlamak gerekir. Aynı zamanda bu sporların en büyük özelliği beynimizin sağ ve sol lobunu aynı anda kullanmayı gerektirmesidir. Böylece eğer kişinin dikkat dağınıklığı, özellikle çocuklarda odaklanma problemi varsa çok güzel sonuçlar alabiliyoruz. Benim bazı hiper aktif öğrencilerim var, ailelerinden olumlu dönüşler oluyor. Bu dönüşlerle çok mutlu oluyoruz. Çocuklara okul öğretmen ‘’dur kızım, dur oğlum’’diyor, evde anne-baba ‘’dur kızım, dur oğlum’’ diyor, bu çocuklarımız nerede enerjiyi atacak? Çocuk enerjiyi atmadığı için derse de odaklanamıyor, stres olduğu için rahatlayıp kendini derse veremiyor. Haftanın 3-4 günü çocuklar spor yapsa, dinlense eminim derslerine daha çok dikkatini verip daha başarılı olacaktır. Vücudunda laktik asit biriken bir çocuk kesinlikle önündeki kitaba dikkatini veremez. O yüzden kesinlikle sporu öneriyorum. Hangi sporu seviyorsa, ne olduğu önemli değildir.
‘’Spor yapan kişiler hayatta daha başarılılar’’
Bunun ispatları var. Velilerimizden o kadar güzel dönüşler oluyor ki biz bunları duydukça daha çok spora sarılıyoruz. Ben diyorum ki sporu yaşam tarzı haline getirmemiz gerekiyor. Biliyorsunuz dünya da artık obezite ölümleri, normal ölümleri geçmiş durumda, o yüzden hayatımıza hareket katmamız gerekiyor. Bunu kimse için değil, kendiniz için yapıyorsunuz. Kaliteli yaşamak için, topluma, eşine, etrafındakilere, saygın olması için spor yapmanız gerekmektedir. Spor yapan insan kesinlikle hal ve hareketleriyle örnek gösterilen kişilerdir. Biz bunu görebiliyoruz.
Profesör spor hekimlerimiz var, onlar bize kendi tezlerini aktarıyorlar. Spor yapan ve yapmayan binlerce kişi arasında anket yapılıyor. Aynı sorular, aynı yeteneğe bağlı fiziki sınav yapılıyor. Bariz bir şekilde düzenli spor yapan kişiler çok daha başarılı oluyorlar. Yani onların tezi şu; hayatında düzenli spor yapan kişiler hem sosyal çevresinde daha olumlu, daha sevilen, daha aktif, daha başarılı hem de yapmış olduğu sporda daha başarılı oluyorlar. Bu bize neyi gösteriyor? Sevdiğin bir sporu hayatına sok, hayatına hareket kat. Bizde bu felsefeyle diyoruz ki önce sen spor yap, çocuğu zorla spor yapmaya zorlamaktan bahsetmiyorum, bir anne baba eğer çocuğuna güzel örnek olmak istiyorsa kötü alışkanlıkları olmayacak, ilk öğretmeni kendisi olacak. Ondan sonra başarılar kesinlikle arkasından gelecektir. Çocuğunuza zaman ayırmanız, sporu sevdirmeniz gerekiyor. Ağaç yaşken eğilir. Ya içe doğru eğilir ya da dışa doğru eğilir. Sen güzel yöne, güzel ahlaka yönlendirirsen o çocukta ne gördüyse onu yapacaktır.
‘’Önce Kendimiz Doğru Olmalıyız’’
Biz önce kendimiz doğru oluyoruz. Doğru olanı yapmaya çalışıyoruz. Ben kendim kaliteli yaşamaya, kaliteli yaşlanmaya çalışıyorum. Bunu da çocuklarıma gösteriyorum zaten onlarda görüyorlar. Biz her ortamda çocuklarımızla beraberiz. Antrenman sonrasında velilerimizle konuşuyoruz. Zaman zaman bir araya gelip sohbet ediyoruz. Her şey göz önünde ne kadar saklarsanız saklayın, sizin hal ve hareketleriniz, konuşmalarınız, diyalogunuz çok önemlidir. Çocuğun nasıl bir psikolojide olduğunu bilmezseniz o çocukta başarı sağlayamazsınız. Biz çocuklarımızın hepsinin ders durumunu biliyoruz. Dönem sonunda karneleri hakkında kritik yapıyoruz. Bu çocuklar hem spor yapıyorlar hem de not ortalamaları gayet yüksek. Eksiklikleri olanları da araştırdığımızda ailevi sorunlar çıkıyor.Sınıf öğretmenleriyle konuşuyoruz yapabileceğimiz bir şey varsa birlikte hareket ediyoruz. Doğrusu budur. ‘’Nerede zorluk varsa dayanmalısınız, yılmamalısınız. Zorluklar bizi yormamalı, zaten sınavdayız. Pes etmek yok. Her şey bizim için var.’’ Hayatta mücadele etmeye devam etmemiz gerekiyor. ‘’
CÜNEYT AKAY