← Ana Sayfa
Yaşam

260 Saatlik Mucize: Enkaz Altında Hayatta Kalma Mücadelesi

✍️ Utku Yaşar Cüce 📅 02 Şubat 2025 13:50 👁️ 158 görüntüleme

Hatay’da enkazın altından depremin 260’ıncı saatinde sağ olarak çıkartılan Mehmet Ali Şakiroğlu, enkaz altındayken neler yaşadığını ve nasıl hayata tutunduğunu anlattı. Şakiroğlu, kendi idrarıyla döngü sağladığını ve enkaz altında bulduğu canlı çiçeği yediğini ifade etti.

Kahramanmaraş merkezli depremlerde en çok hasara uğrayan Hatay’da, binlerce bina yerle bir olurken yaklaşık 25 bin insan hayatını kaybetmişti. Ülkeyi derinden etkileyen ve 11 ilde büyük yıkıma sebep olan 6 Şubat depremine hasta oğlunun tedavisi için Akademi Hastanesi’nde yakalanan Mehmet Ali Şakiroğlu, depremden 260 saat sonra canlı olarak çıkartılmıştı. Hastane kantininin masasında uyuduğu sırada deprem olduğunu söyleyen Şakiroğlu, gözünü açtığında yerin sallandığını ve herkesin panik içerisinde kaçtığını gördüğünü ifade etti. Hastanenin poliklinik kısmında deprem pozisyonunda yıkıma yakalanan Şakiroğlu, 260 saat boyunca hayat mücadelesi vererek yaşama tutundu. Depremin 260’ncı saatinde enkaz altından sağ kurtulmayı başaran Şakiroğlu, asrın felaketinin üzerinden yıllar geçse de yaşadıklarını unutamıyor. Enkaz altında idrarını içerek ve bulduğu çiçeği yiyerek yaşama tutunan depremzede yaşadıklarını anlattı.

"Deprem pozisyonu alıp ellerimi başımın üstüne koydum, gözümü açtığımda her tarafı betonlarla kaplı hafriyatlar yığıldı"

Deprem pozisyonu alarak sallantının geçmesini beklediği esnada binanın çöktüğünü ifade eden Şakiroğlu, "Normalde ben Gaziantep’te ailemle birlikte yaşıyordum. Oğlum Yusuf 6 Şubat gecesinde rahatsızlandı. Hastanelere gittiğimizde bizi Hatay’daki bir hastaneye sevk ettiler. Biz o gece saat 22.30’da hastaneye vardık. Sabah olsun doktorun gelmesini bekliyorduk. Hava soğuktu. Babamla birlikte sıcak yer bulmak için dolanırken hastanenin kantinine denk geldik. Kantinde kafamı masaya koydum ve uyumaya devam ettim. Uykulu kafamı kaldırdığımda yerin sallandığını ve herkesin panik içinde kaçtığını gördüm. Babam karşıda oturuyordu ama o kargaşada babamı kaybettim. Ben de hastanenin poliklinik tarafına doğru koştum. Kendimi cama vurdum ama kapı açılmadı. Ben hemen olduğum yerde deprem pozisyonunu aldım. Deprem pozisyonu çok önemli olduğu için hemen ellerimi başımın üstüne koydum. Gözümü açtım ve her tarafın betonlarla kaplı hafriyatlar yığıldı. Dışarıdaki seslerin hemen hemen hepsini duyabiliyorum. Üstümüzde betonla bayağı mesafe olduğu için sesimizi duyuramıyordum" dedi.

"Yukarıdaki operatör ’burada ayak var’ diye bağırınca dünyalar benim oldu"

Enkaz altındayken canlı çiçek yiyerek ve kendi idrarını içerek beslendiğini dile getiren Şakiroğlu, "Ben depremin 12’nci günü gece çıktım. Enkazın altında 2 gün daha dayanabilirdim. Enkazın altında elimle bir şeyler ararken canlı çiçek geldi. Çiçek plastik de olsa yiyecektim. Çiçekleri küçük parçalara bölüp yiyordum, kendi idrarımla beslendim ve sürekli devir daim yaptım. Ağzımda çiğneyip onun suyunu almaya çalışıyordum. Ağzım yukarı şekilde yatıyordum. Avucuma ne kadar idrarım gelirse o kadar ağzıma götürüyordum. Yaşam mücadelesi verdim, ümidimi Allah’tan kesmedim. Sürekli buradan çıkmam lazım diyerek ümit ettim. Şimdi düşünüyorum, bu kadar acıya nasıl dayandım bilemiyorum. Bayağı bir sallantı oldu. Yanımdaki arkadaş deprem oluyor dedi. Ben ayağımı salladım, yukarıdaki operatör ’burada ayak var’ diye bağırdı. Operatör ’burada bir ayak var’ deyince dünyalar benim oldu. Gece dışarı çıktığımda yıldızları gördüm. Dışarı çıktığımda ağabeyimin numarasını ilkinde şaşırdım ama sonrasında doğru verdim. Enkaz altında çıkarken bende hiç çizik yoktu. Ailem 12 gün boyunca hep oradaydı. Onlar da ümidini kesip eve gidecekleri zaman ben o zaman çıktım" şeklinde konuştu.

"Etraftaki insanlar artık bitti deyip kendilerince planlar yapıyorlardı ama ben her zaman kocam beni bırakmaz dedim"

Eşi enkaz altındayken hep çıkacağını ümit eden Neclanur Şakiroğlu ise, "Ben saat 05.00 sularında vinç yardımıyla çıktım. Kayınbabamla sarıldık ve sonra kocamı sordum. Nerede diye sorduğumda bilmiyorum dedi. Ben de bir yerlerde saklanıyor diye düşündüm. Tekrar sorduğumda kocamın nerede olduğunu bilmiyor olduğunu ve kayıp olduğunu söyledi. Kocamdan hiçbir zaman ümidimi kesmemiştin. Etraftaki insanlar artık bitti deyip kendilerince planlar yapıyorlardı. Ben her zaman kocam beni bırakmaz dedim. Rüyalarıma giriyordu. Çocuğum o gece ’baba gel baba gel’ deyip söyleniyordu. O anlar çok acı bir durum ve Allah bir daha böyle bir acı yaşatmasın" ifadelerini kullandı.

İlgili Haberler

Balıkçılara ağ desteği
14.08.2026
Çanakkale’de GSB Gençlik Yaz Kulübü 17 Ağustos’ta başlıyor
13.08.2026
Bozcaada’da festival heyecanı başlıyor! İşte 26. Kültür Sanat ve Bağbozumu Festivali’nin programı
13.08.2026
Bozcaada’da “Üç İz — Üç Dil — Üç Yolculuk” sergisi sanatseverlerle buluşuyor
13.08.2026
Çanakkale DENEYAP Teknoloji Atölyeleri’nde yeni eğitmenler için mülakat süreci tamamlandı
13.08.2026
ÇOMÜ’den iklim krizine karşı “yeşil kampüs” adımı
13.08.2026
Çanakkale’nin lezzet hazinesi için yeni dönem: Ezine Peyniri ve Geyikli Zeytinyağı
13.08.2026
Çanakkale Belediyesi 3 okul öncesi öğretmeni alacak
13.08.2026
Araç sahiplerine önemli uyarı: Kaputunuzu çalıştırmadan önce mutlaka kontrol edin!
13.08.2026
Kampüs-Köy Akademisi Projesi Bayramiç'te tanıtıldı
13.08.2026
63. Troya Festivali’nde Çanakkale’nin gastronomisi konuşuldu
13.08.2026
Ezine’yi üzen erken ölüm; İsmail hayatını kaybetti!
13.08.2026
Gökçeada'da önemli buluşma!
13.08.2026
Eve kaçan keçiyi yakalayamadı..."Keçiyi polise ihbar edeceğim" diye tehdit etti
12.08.2026
Haber yaparken saldırıya uğrayan muhabir yaralandı
12.08.2026
Troya Caddesi'nde üstyapı çalışması!
12.08.2026