Çiftçisinden, gıda toptancılarına kadar değişen fiyat politikaları hem üreticiyi hem tüketiciyi karşı karşıya getiriyor. Çiftçi ürünlerinde maliyetini bile karşılayamazken, üreticinin alım gücü düşüyor. Büyük gıda zincirleri ve Ziraat Uzmanları ise ülkemizin giderek gıdadan yoksun kalacağının sinyallerini veriyor.
TÜİK ve Trading Economics verilerine göre Türkiye’de gıda maliyetleri, 2025 yılının Kasım ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 27,44 oranında arttı. Türkiye’de gıda enflasyonu 2004-2025 döneminde ortalama yüzde 20,45 olarak gerçekleşti.
Artan gıda fiyatları ve tarımda yaşanan yapısal sorunlar, sektör temsilcilerinin de gündeminde. Kaleninsesi Gazetesi’ne konuşan Çanakkale Ziraat Odası Başkanı Ufuk Ünver; “Ülkemizi zor ve gıdasız günler bekliyor” diyerek bu konuda acil önlemler alınmalı dedi.
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Ziraat Mühendisleri Odası Genel Başkanı Baki Remzi Suiçmez ise; 2025 yılında tarım sektörünün ilk çeyrekte yüzde 2, ikinci çeyrekte ise yüzde 3,5 oranında küçüldüğünü açıkladı. Suiçmez, “Tarımda küçülme varsa bunun nedenleri araştırılmalı ve çiftçinin ayakta kalması için somut destekler sağlanmalıdır. Yıllardır tarımın sorunlarının yapısal olduğunu, yanlış ekonomi ve tarım politikalarının uygulandığını, ithalata bağımlılığın arttığını söylüyorduk. Bugün bu yanlışların sonuçlarını yaşıyoruz” ifadelerini kullandı.
“KURAKLIĞA KARŞI CİDDİ BİR ÖNLEM ALINMADI”
Kaleninsesi Gazetesi’ne çarpıcı açıklamalarda bulunan Çanakkale Ziraat Odası Başkanı Ufuk Ünver ise hem kuraklık hem de üretim maliyetlerindeki artış nedeniyle önümüzdeki yıllarda Türkiye’yi ciddi bir gıda krizi beklediği uyarısında bulundu.
2025 yılının tarım camiası açısından son derece zor geçtiğini belirten Ünver, “Fiyat politikaları üreticiyi iyice zorladı. Kış aylarında olmamıza rağmen hâlâ bahar havası yaşıyoruz. Yağış almıyoruz, barajlarımız dolmadı. Çanakkale’de bu dönemde tepelerde kar yağışı olması gerekiyordu. Yağış olmadığı için dereler yükselmiyor, barajlar dolmuyor. Kuraklık devam ediyor” dedi.
Kuraklığın özellikle sebze üretimini vurduğunu vurgulayan Ünver, “Sebze üreticisi açısından çok endişeli bir yılı geride bıraktık. Pırasa, karnabahar, kereviz gibi ürünlerde fiyatlar çok düşük kaldı. Üretici bu yıl ciddi mağduriyet yaşadı. Önümüzdeki dönemin daha da kurak geçmesi bekleniyor. Çiftçi 2026 yılından da umutsuz” diye konuştu.
“ÜRETİCİ ZARAR EDİYOR, KAZANAN ARACILAR OLUYOR”
Ünver, üretici ile tüketici alım fiyatları arasındaki uçuruma dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
“Bir lahana fidesini üretici üç ay önce 15 TL’ye aldı. Bugün lahana, kereviz, ıspanak kilo ya da tane olarak 20 TL’yi bile geçmiyor. Bu şartlarda üretici kâr etmeyi bırakın zarar ediyor. Önceden satılamayan domates salça fabrikalarına giderdi, artık salça fabrikaları da kapandı. Dondurulmuş gıda için pırasa, karnabahar verilecek fabrikalar bulunamıyor. İhracatta da büyük sıkıntılar var” dedi.
Üreticiden 3 TL’ye alınan sebzelerin market ve manav tezgahlarında 40-50 TL’ye satıldığını belirten Ünver, “Üretici ilaç, gübre, sulama ve işçilik masraflarını bile çıkaramıyor. Kazanan zincir marketler ve aracı firmalar oluyor” dedi.
“FİYATLAR TÜKETİCİDE ARTIYOR, ÜRETİCİDE GERİLİYOR”
Pirinç ve zeytinyağı örnekleri üzerinden yaşanan dengesizliği anlatan Ünver, “Geçen yıl pirincin kilosu 30 TL idi, bu yıl üretici yine aynı fiyata bile satamıyor. Ama markette pirinç 80 TL. Çeltik üreticisi işçisinin maliyetini bile karşılayamıyor. Zeytinyağı üç yıl önce 280 TL iken bugün üreticiye 260 TL fiyat açıklanıyor. Ancak tüketiciye yansıyan fiyatlar çok daha yüksek. Bu dengesizlik acilen giderilmeli” diye konuştu.
“GIDA ENFLASYONU VE KITLIK KAPIDA”
Hayvancılıkta da ciddi bir gerileme yaşandığını belirten Ünver, “Şap hastalığı ve maliyetler nedeniyle hayvan varlığı yaklaşık yüzde 30 azaldı. Bu çok büyük bir kayıp. Önümüzdeki dönemde süt ve et ürünleri daha da pahalı olacak” dedi.
Tarımda genç nüfusun hızla azaldığını vurgulayan Ünver, üretici yaş ortalamasının 60’a dayandığını, önümüzdeki yıllarda birçok üreticinin üretimden tamamen çekileceğini ifade etti. “Sebze üretiminde ciddi bir düşüş yaşanacak. Üreten kalmazsa, gıda yetersizliği kaçınılmaz olur” dedi.
“SU POLİTİKALARI ACİLEN DEĞİŞTİRİLMELİ”
Önümüzdeki en az üç yılın kurak geçeceğine dair öngörülerin bulunduğunu belirten Ünver, çözüm önerilerini de şöyle sıraladı:
“Açık kanal sulama sistemi tamamen kaldırılmalı, kapalı sulama sistemine geçilmeli. Kış yağışları dâhil tüm su kaynaklarını kontrollü şekilde tutmalıyız. TBMM’de bütçe görüşmeleri sürüyor. Su konusu mutlaka öncelikli gündem olmalı ve yatırımlar hızla yapılmalı. Yönetim ve üretici aynı masada buluşmalı. Bu iş sadece kanunla değil, sahada üreticiyi dinleyerek çözülür.”
Ünver, geç kalınması halinde hem üretici hem de tüketicinin çok daha zor günlerle karşı karşıya kalacağı uyarısında bulundu.