Troya Müzesi’nde sergilenen eserler, geçmişten günümüze uzanan hikâyeleriyle ziyaretçilerle buluşmaya devam ediyor. Bu kapsamda, Cumhuriyetin 102. yılı dolayısıyla düzenlenen “Köklerden Cumhuriyet’e: Çanakkale’de Müzecilik” sergisinde dikkat çeken yeni bir keşif yapıldı. Sergide, ünlü yazar Azra Erhat’ın 6 Nisan 1957 tarihli, Çanakkalelilere hitaben yazdığı nostaljik mektubu gün yüzüne çıkarıldı.
6 Nisan 1957 Tarihli Mektubu:
“İlyada destanının ilhamını İzmirli ozan Homeros’a, sizin üstünde yaşadığınız güzel topraklar verdiği gibi, bize de bu destanı Türkçe’ye çevirmek fikrini Çanakkale ve Çanakkaleliler verdi...”
“Çanakkale beni değerli bir misafirmişim gibi karşıladı. Truva’ya gittim ve harabeleri iki yıl evveline nazaran büsbütün değişmiş buldum. Her yer tertemizdi, destanlık şehir layık olduğu itinaya bakıma kavuşmuş bulunuyordu. Bir zevk eseri olan küçük müzesiyle, hazırlamakta olan kütüphanesiyle, broşürleri, kartpostalları, seramik röprodüksiyonları ile Truva turistlere göğsümüzü gere gere gösterebileceğimiz bir kazı yeri olmuştu. Turisti nezaketle gezdiren, ona bu ünlü şehir üzerine lüzumlu bütün bilgileri veren kılavuza kadar herkes vazife başındaydı.Bütün bunlar anlayışlı, aydın ve faal Valiniz Sayın Cemal TARLAN’ın eseriydi. O gün ne kadar sevindiğimi, nasıl içimden coştuğumu size anlatamam. Truva canlanmıştı. O daha da canlanmalı, Türkiye’nin en görülmeye değer tarih anıtlarından biri olmalıydı. Başlarında Valileri olmak üzere bütün Çanakkaleliler bu güzel eser için çalışıyorlardı. Bu durumda bana da vazife düşüyordu. Gazetelerde, mecmualarda yazı yazmak az göründü, gözüme. Homeros’un dilini öğrenmiş, destanlarını seve seve, doya doya okumuş olan benim yapabileceğim daha önemli bir iş vardı: Truva destanını Türkçe’ye çevirmek ve Truva’ya armağan etmek. A. Kadir’le birlikte bu işe giriştik. Güç bir iş olduğunu, eksik olmayın, takdir ettiniz. Ama güç olmasaydı, Çanakkale’ye layık olur muydu?...”