İlanda, Sağlık Bilimleri Fakültesi'ne alınacak öğretim üyelerinin "Dijitalleşme Sürecinde Türkiye’de Üst Kademe Kamu Yöneticilerini Yetiştirme Politikaları Alanında Çalışmalar Yapmış Olma" gibi spesifik bir nitelik aranıyordu. Ancak, bu şartın, Özlem Akı’nın hazırladığı doktora tezinin başlığıyla birebir örtüşmesi dikkat çekti. Özlem Akı'nın tezi de “Dijitalleşme süreci açısından Türkiye’de üst kademe kamu yöneticilerini yetiştirme politikaları” üzerineydi.
Bu durum, Cüneyt Akı’nın 26 Temmuz 2024 tarihinde Sağlık Bilimleri Fakültesi’ne dekan olarak atanmasının ardından daha da dikkat çekici hale geldi. Bazı akademik çevreler, Cüneyt Akı’nın dekanlık pozisyonunda bulunmasının ve üniversiteye sağlanan imkanların, Özlem Akı için avantaj sağladığını iddia etti. Bu da üniversite içindeki liyakat, adalet ve şeffaflık konusunda kaygıları artırdı.
İlanda 'Kişiye Özel' Şartlar İddiası
İlanın ardından Özlem Akı’nın adına özel bir kadro açıldığı yönündeki iddialar, sosyal medyada ve üniversite camiasında geniş yankı uyandırdı. Akademik dünyada liyakat esaslarının ön planda tutulması gerektiği sıkça dile getirildi. Bu durum, eğitim kalitesine ve üniversitenin itibarına zarar verebilecek bir kayırmacılık algısını beraberinde getirdi.
Ancak, yaşanan tartışmaların ardından yapılan açıklamada, 30 Kasım 2024 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanan öğretim üyeliği ilanının iptal edildiği bildirildi. İptal işlemine, kamuoyunda oluşan rahatsızlıklar ve akademik etik kaygılarının neden olduğu düşünüldü.