Tahranlı Shiva Zahed Gallery, İstanbul’un sanat duraklarından Pera’da kapılarını açıyor. 28 Şubat - 25 Nisan 2026 tarihleri arasında düzenlenecek “echos” başlıklı ilk sergi, farklı kuşaklardan iki İranlı sanatçı Fereydoun Ave ve Shaqayeq Arabi’nin yapıtlarını sanatseverlerle buluşturuyor. Türk sanat ortamı için anlamlı bir karşılaşma niteliği taşıyan bu sergi, Dubai ve Paris’te konumlanan iki sanatçının geçicilik üzerinden kurdukları ortak estetiği görünür kılıyor.
Belirsizlik Çağında Bir Duraksama Alanı
Belirsizliklerin ve kırılganlıkların öne çıktığı bir çağda “echos”, dünyadan geri çekilmek yerine ona daha dikkatli ve çözümleyici bir bakışla yaklaşmayı öneren bilinçli bir duraksama alanı yaratıyor. Sergi çizginin, tekrarın ve anlık devinimlerin sessiz ağırlığının bilinçli bir anlatıya dönüştüğü üretken bir belirsizlik alanında konumlanıyor.
Belleğin ve Söylencenin Şiirsel Birleşimi
İran sanat dünyasının köklü isimlerinden Fereydoun Ave, yalın ancak derinlikli anlatımıyla ustalığını ortaya koyuyor. Yapıtlarında söylence, tarih ve kişisel belleği birleştiren Ave, nesneleri ve renkleri şiirsel bir dille yüzeye aktarıyor. Sanatçının yüzeylerinde beliren her leke ve renk açılımı, gelip geçen bir anı kalıcı bir bütünlüğe dönüştürüyor. Bu yaklaşım, kültürel derinlik ve etkili bir yol göstericilik geçmişiyle yoğrulmuş bir yaşamın izlerini taşıyor.
Atıklardan Doğan Dirençli Yontular
Shaqayeq Arabi’nin uygulamaları ise bu köklü bakış açısıyla güçlü bir söyleşim kuruyor. Arabi, doğadan ve kentten topladığı atık gereçleri kullanarak karmaşa ile direnç arasındaki gerilimi yansıtan yontular üretiyor. Sanatçı; metal ağlar ve palmiye yaprakları gibi unsurları yeni ekosistemlere dönüştürerek kırılganlığın içindeki dayanıklılığı araştırıyor. Arabi’nin sezgisel yöntemi, anıtsallık yerine dokunuşu ve fark etmeyi öncelikli kılıyor.
Coğrafyaları Aşan Evrensel Bir Anlatı
Ave’nin zamana direnen ustalığı ile Arabi’nin yenilikçi gereç dili bir araya geldiğinde, sergi bellek ile gelecek olasılıkları arasındaki bağı incelikli bir biçimde örüyor. Yapıtlar kesin yanıtlar sunmak yerine çözümsüzlüğü ve mütevazılığı derin bir özenle onurlandırıyor. Gösteri talep eden bir kültürel iklimde “echos”, izleyiciyi yavaşlamaya ve geçiciliğin içinde bir varoluş hali bulmaya çağırıyor. Sergi, galerinin coğrafyaları aşan anlatılar için sınırsız bir zemin sunma ve sanatın evrensel, yaşayan dilini hatırlatma amacını vurguluyor.