← Ana Sayfa
Siyaset

SÖZDE BAŞKANLIK, ÖZDE TOTALİTER BİR REJİM DEĞİŞİKLİĞİ

✍️ Haber Merkezi 📅 26 Aralık 2016 12:47 👁️ 0 görüntüleme

AKP’nin teklifi ile getirilmek istenen modelin başkanlık ile uzaktan yakından ilgisi yoktur. Başkanlık sistemi sert kuvvetler a...

Getirmek istedikleri sözde başkanlık sistemi ile bütün yetkiler tek elde toplanmaktadır. AKP’nin getirmek istediği sistemde yargı, yürütme, yasama, bir kişiye bağlanacaktır. Kuvvetler birliği esasına dayanan bir model olacaktır. Başkanlık sisteminde başkandan tamamen bağımsız bir yasama organı vardır. Başkan yasama organını feshedemez. Başkanın kararname çıkararak yasama yetkisi kullanmasına asla izin verilmez. Tam tersine başkanın üst düzey atamaları ve özellikle dış politikası yasamanın denetimine bağlıdır. Başkanlık sisteminin olmazsa olmazlarından biri tam bağımsız bir yargı sisteminin varlığıdır. AKP’nin meclise sunduğu teklifte ise bu güçlü denetim-dengeleme mekanizmalarından hiçbiri yoktur. AKP bu Anayasa teklifi ile Türkiye’ye Çağdaş demokrasilerdeki başkanlık sistemini değil, ilkel demokrasilerdeki “diktatörlüklere” benzer bir model önermektedir. AKP, bütün yetkilerin Cumhurbaşkanının elinde toplandığı bir DİKTATÖRLÜK, bir TEK ADAM REJİMİ öneriyor. Kaldı ki tam demokratik Başkanlık sistemi bile bu coğrafyanın genetiğine uymamaktadır. Bu gömlek bir asırı aşan parlamenter demokrasi geleneği olan Türk Milletine dar gelir. Cumhuriyet rejimi, kurulduğu günden itibaren egemenliği Saraydan alıp halka verme ve demokratikleşme çizgisini benimsemiş ve bunu hayata geçirmiştir. AKP’nin Anayasa değişikliğiyle dayattığı ise açık bir şekilde egemenliği halktan alıp Saraya verme girişimidir.

Cumhurbaşkanı Milli İradenin %37.7’sinin Oyunu Almıştır.

Şimdi çıkıp Cumhurbaşkanını halk seçiyor. Nasıl oluyor da egemenlik halktan alınıyor diyeceklerdir. Unutmayın ki ilkel Ortadoğu diktatörlüklerinde de diktatörler, halkoyuna yaslanmaktadırlar. Bir rejimin halk egemenliğine dayanan demokratik bir rejim mi yoksa bir diktatörlük mü olduğunu belirleyen ana unsurlardan biri egemenliğin kullanımının kuvvetler ayrılığı prensipleri çerçevesinde anayasal güvence ile dağıtılmış olup olmamasıdır. Cumhurbaşkanı geçerli oyların çoğunluğuyla seçildi. 10 Ağustos 2014 tarihinde yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kayıtlı seçmenlerin %25,8’i yani 14 milyon 409 bin 214 seçmen oy kullanmadı. Cumhurbaşkanı oy kullanan %74,13’ün %51.7’sinin oyunu alarak seçildi. Daha açık bir anlatımla Cumhurbaşkanımız kayıtlı seçmen sayısının %37.7’sinin oyunu alarak Cumhurbaşkanı olmuştur.

Milli İrade %81,89 İle TBMM’de Temsil Ediliyor.

Bu da açıktır ki bir kişi milletin %50’sinin bile altındaki temsil oranıyla seçilebilmektedir. Türkiye Büyük Millet Meclisinde ise temsil daha net bir şekilde milli iradeye dayanmaktadır. Şöyle ki 1 Kasım Milletvekili Genel Seçimlerinde kayıtlı seçmen sayısı 56 milyon 949 bindir. Katılım %85,23 oranında gerçekleşmiştir. Seçim sistemimizdeki baraj olgusuna rağmen bugün TBMM millet iradesini %81,89 gibi yüksek bir oranla yansıtmaktadır. Cumhurbaşkanı 2014 Ağustosunda millet iradesinin %37,7’sine tekabül eden 21 milyon yurttaşımızın oyuyla seçilmiştir. 1 Kasım seçimleri sonrası TBMM’de grubu bulunan partiler ise 46 milyon 635 bin 959 yurttaşın oyunu almıştır. Soruyorum buradan hangisinde milli irade daha güçlü temsil ediliyor.

Koalisyonu Ölüm Olarak Gösterip Sıtmaya Razı Etme Girişimi

Millet iradesine dem vuranların her fırsatta sistem istikrar üretmeli diyenlerin yaklaşımları gerçekle örtüşmüyor. Teklifin yasalaşması ile gidilecek seçimlerde, Cumhurbaşkanı ile meclis çoğunluğu ayrı partilerde olur ise nasıl bir istikrar sağlanacak sorusunun cevabı yoktur. Milleti koalisyonlarla korkutup 14 yıldır tek başına iktidar olan parti ve onun partili Cumhurbaşkanı bugüne kadar neyi yapmak istemişte bir engelle karşılaşmıştır? Kaldı ki 14 yıldır AKP ülkeyi bir cemaatler koalisyonu ile yönetmektedir. Ortağınızla yaşadığınız kavganın faturasını 15 Temmuz rezaletiyle millete ödetmeye çalışmak kabul edilemez. Millete koalisyonu ölüm olarak gösterip sıtmaya razı etme girişimi sandıktan geçer not almayacaktır. 12 Eylül’ün NETEKİM Paşasının istemediği yetkiler bugününün şartlarında bir kişinin uhdesinde toplanamaz. Bu yaklaşım çağcıl ve demokratik bir yaklaşım değildir.

Partili Cumhurbaşkanlığı Getiriliyor.

AKP’nin teklifiyle Cumhurbaşkanı’nın siyasal parti bağı, hatta genel başkanlığı öngörülüyor. Cumhurbaşkanı seçilen kişi tarafsızlık yemini etmeyecek mi? Hem partili olacak hem tarafsız olacak. Bu nasıl bir arada yürüyecek? Teklif ile milletin aklıyla alay edilmektedir. Partisinin tüm milletvekillerini Cumhurbaşkanı saptayacağından, Cumhurbaşkanı ve milletvekilleri arasındaki ilişki, “mürit-tarikat-şeyh” ilişkisi biçimine dönüşecektir. Böyle bir yasamanın bağımsız olacağını iddia etmek, en hafif deyimiyle saflık olur.

Meclis’in Denetim Yetkisi Kaldırılıyor.

Yani bu değişikliklerle TBMM’nin yürütmeyi denetlemesi zaten tümüyle ortadan kalkacak olmasına rağmen, Meclis’in yürütmeyi denetleme yolları olan güvenoyu, gensoru, Meclis soruşturması yöntemleri de teklif ile kaldırılmaktadır. Yedek milletvekilliği gibi ülkemizde elim sonuçları olabilecek bir model sisteme entegre edilmeye çalışılmaktadır. Ülkemizde Büyükelçilerin can güvenliği sağlanamazken birde milletvekillerinin güvenliği meselesi çıkacaktır.

Bütün Yetkiler Saraya Çıkıyor.

Yasa yapma işlevi Cumhurbaşkanına devredilmektedir. Cumhurbaşkanı “kararname” çıkararak doğrudan yasama yetkisi kullanacaktır. Ayrıca Cumhurbaşkanına, kimi alanları kararnamelerle düzenleme yetkisi de verilmektedir. Örneğin Cumhurbaşkanı, kararnameler ile kamu kurum ve kuruluşlarını, yani devleti yeniden yapılandırabilecektir. Bunun anlamı Meclis’in fiilen yok edilmesidir. Teklif kabul edilirse Türkiye kararnamelerle yönetilmeye çalışılacaktır. Kararname Cumhuriyeti olacaktır.

Başbakanlık ve Bakanlıklar Kaldırılıyor.

Teklifle, Başbakanlık ve Bakanlar Kurulu kaldırılmakta, bakanlar, kendine bağlı kurum ve kuruluşları yürüten birer “sekreter” konumuna indirgenmektedir. Bakanlar Meclis içinden ya da dışından Cumhurbaşkanınca atanmakta ve görevden alınabilmektedir. Yani tüm çalışma yaşamları Cumhurbaşkanının iki dudağının arasına sıkıştırılmaktadır.

Yargı Bağımsızlığı Yok Ediliyor

2010 yılı Anayasa değişikliği ile yargının çok önemli iki kurulu, Anayasa Mahkemesi ile Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK), verilen atama yetkileriyle siyasal iktidara bağlı duruma getirilmişti. Getirilmek istenen yeni değişikliklerle HSYK’nın yapısı yeniden düzenlenmekte ve bağımlılıkta eksiklikler giderilmektedir. Anayasa Mahkemesi ve HSYK tamamen Cumhurbaşkanına ve siyasal iktidara bağlanmaktadır. Seçimlerin belli mesleki kontenjanlar içinden yapılacak olması sonuca değiştirmeyecektir. AKP’nin istediği yargı; Cumhurbaşkanı gelin çay toplayacağız dediğinde, mevsimlik tarım işçisi olarak istihdama hazır bekleyecek hakimlerden oluşacaktır.

DENETİMSİZ AMA SÜPER YETKİLERLE DONATILMIŞ CUMHURBAŞKANI

Cumhurbaşkanı, TBMM üye tam sayısının (yeni düzenlemeye göre 600) salt çoğunluğu ile (301) suç işlediği savıyla hakkında soruşturma açılabilmekte; üye tam sayısının üçte iki çoğunluğuyla da (400) Yüce Divan’a sevk edilebilmektedir. Cumhurbaşkanının denetlenmesi neredeyse imkânsız hale getirilmektedir.

“ÖMÜR BOYU BAŞKANLIĞIN” ÖNÜ AÇILIYOR!

Anayasa Değişikliği Teklifinin 8. ve 12. maddeleri arasında ciddi çelişkiler mevcut. 8. maddede bir kişi en fazla iki dönem Cumhurbaşkanı seçilebilir derken; 12. Madde düzenlemesi, Cumhurbaşkanı-Başkan’a sadece 2 dönem değil, 3 ve daha fazla dönem üst üste seçilme olanağı getirmektedir. Bu üstü örtülü düzenleme ile Cumhurbaşkanı gerek kendisi ve gerekse kendisinden sonra işaret edeceği halefi için kesintisiz başkanlık planı uygulamaya konulmak istenmektedir. Partili cumhurbaşkanı ile aynı gün seçime girecek olan, büyük olasılıkla partili cumhurbaşkanının belirleyeceği milletvekili adaylarıyla oluşacak TBMM, cumhurbaşkanının ikinci görev döneminde, görev süresinin bitimine bir hafta kala bile erken seçim kararı alabilecek. TBMM bu kararı almasa bile Cumhurbaşkanı meclis seçimlerinin yenilenmesine tek başına karar verebilecek, meclis ise seçimlerin yenilenmesine üye tam sayısının 5/3’ü ile karar verebilecektir. Bu durumda, Cumhurbaşkanına üçüncü dönem için aday olma yolu açılacağı gibi, seçimler sonuçlanıncaya kadar da mevcut Cumhurbaşkanı ve Meclis’in görevleri devam edecek.

Bu Anayasa Değişikliği Bölünmenin de Altyapı Çalışmasıdır.

AKP’nin teklifi ile Cumhurbaşkanına, kararname çıkararak merkezi idare kapsamında bölgesel yönetim birimleri, bölgesel yapılar, bölgesel kamu kurum ve kuruluşları oluşturulabilme yetkisi de veriyor. Bu değişiklikle federasyona geçişin alt yapısı hazırlanıyor. Yani Cumhurbaşkanı isterse üç beş ili birleştirerek orada bir bölgesel yönetim modeli uygulayabilecek. Bu kabul edilebilir mi? Saray isterse Şanlıurfa, Adıyaman, Maraş, Gaziantep ve Kilis’i içine alan bir bölge, Diyarbakır, Mardin, Batman, Siirt ayrı bir bölge, Şırnak, Hakkari, Van, Bitlis, Ağrı ayrı bir bölge, Giresun, Gümüşhane, Trabzon, Bayburt, Rize’yi içine alan ayrı bir bölgesel yönetim alanı oluşturabilecek. Türkiye’yi parsellemenize müsaade etmeyeceğiz. AKP’nin hedefi Cumhurbaşkanının hem yürütmeyi, hem yasamayı, hem de yargıyı eline geçirdiği bir dikta rejimidir. Türk milleti buna izin vermeyecektir.

İlgili Haberler

Ezine AK Parti Heyetinden Geyikli Belediyesine ziyaret
26.12.2024
Bayram’dan Şişli Belediyesi’ne ziyaret
26.12.2024
Başkan Göktürk'ten Gelibolu çıkarması
25.12.2024
Çanakkale turizmi konuşuldu
25.12.2024
Dernek Başkanlarından Başkan Göktürk’e Ziyaret
25.12.2024
“İYİ’yiz tabii”
24.12.2024
Ceylan, Balıklıçeşme Köyü’nü ziyaret etti (VİDEOLU HABER)
24.12.2024
Baro Başkanı Dikme’den Şen’e ziyaret
23.12.2024
Başkan Erkek Sosyal Yaşam Evleri katılımcıları ile bir araya geldi
23.12.2024
Ceylan, Gelibolu'da ziyaretlerde bulundu
23.12.2024
Oruçoğlu, Uysal Marketler Zinciri’nin Üretim Tesisi’ni ziyaret etti
23.12.2024
Başkan Öztürk, İlçe Başkanları ve İl Genel Meclis Üyeleriyle Bir Araya Geldi
21.12.2024
Başkan Göktürk, Ayvacık’ta vatandaşla buluştu
21.12.2024
Turan’dan Suriye değerlendirmesi: “Yol açık, rota doğru, kaptan tecrübeli”
21.12.2024
CHP Ayvacık İlçe Çalıştayı gerçekleştirildi
21.12.2024
CHP Çanakkale'den eğitim odaklı buluşma
21.12.2024