Davada, çocukların ve ergenlerin beyinlerinin tam olarak gelişmemiş olması nedeniyle sosyal medyanın zararlı etkilerinin daha fazla olduğu belirtiliyor. New York'taki yüksek mahkemeye sunulan 311 sayfalık dosyada, bu platformların gençler üzerindeki olumsuz etkilerinin önlenmesi için önlemler alınması talep ediliyor.
New York City, ülkenin en büyük okul bölgesi olması nedeniyle, gençlik ruh sağlığı programlarına her yıl 100 milyon dolardan fazla para harcadığını açıkladı. Belediye Başkanı Eric Adams, son on yılda sosyal medyanın gençler üzerindeki zararlı etkilerinin arttığını ve ulusal gençlik ruh sağlığı krizini tetiklediğini ifade etti.
YouTube'un ana şirketi Google'ın sözcüsü José Castañeda, şirketin gençlik, ruh sağlığı ve ebeveynlik uzmanlarıyla işbirliği yaptığını ve davanın iddialarının doğru olmadığını belirtti. Benzer şekilde, TikTok'un sözcüsü de platformun gençlerin refahını desteklemek için çeşitli güvenlik önlemlerine sahip olduğunu vurguladı.
Facebook ve Instagram'ın sahibi Meta'nın bir sözcüsü, şirketin gençlerin çevrimiçi deneyimlerini güvenli hale getirmek için 30'dan fazla araç ve özellik sunduğunu ifade etti. Snapchat'in ana şirketi Snap Inc. ise uygulamanın diğerlerinden farklı olarak pasif kaydırmayı teşvik etmediğini ve doğrudan bir kamera deneyimi sunduğunu belirtti.
ABD'deki gençlerin neredeyse tamamının sosyal medya kullandığı ve YouTube ile TikTok'u sıklıkla kullandığı göz önüne alındığında, bu platformların gençler üzerindeki etkileri daha da önem kazanıyor. Geçtiğimiz günlerde ABD'nin Florida eyaletinde ise 16 yaş altındaki çocukların ailelerinin onayı olmaksızın sosyal medya kullanımını yasaklayan bir yasa tasarısı kabul edilmişti.