← Ana Sayfa
Kültür

SANATI KUCAKLAMALIYIZ (19.04.2021)

✍️ Haber Merkezi 📅 19 Nisan 2021 12:50 👁️ 0 görüntüleme

Çocukluk Bizde Kalsın Derneği, Nisan ayı söyleşisinde çocuk edebiyatına gönül vermiş olan Ayla Çınaroğlu’nu ağırladı.

‘Çocuk Edebiyatına Adanmış Bir Ömür’ başlığı ile online söyleşiye katılan Ayla Çınaroğlu, çocukların dünyasına ve edebiyat çocuk ilişkisine dair önemli değerlendirmelerde bulundu. 902’yi aşkın çocuk kitabı bulunan ressam, grafiker, yazar Çınaroğlu, “Hayatımı çocukların okuması, onlara bir şeyler katmak onlar için yazmaya adamış bir insanım. Hala devam ediyor” dedi.

“Hayat tuhaf bir şey. Sizi gerçekten bir yerlere sürekler. Sizin içinizdeki kimlik, kişilik neyi gerektiriyorsa, siz o yola doğru sürüklenmek için bir çaba göstermelisiniz. Hayat sürükleyici. Bir şeyler oluyor. Ama nehre düştüğünüzü düşünün. Bir yerlere tutunmaya çalışırsınız. Bir yerlere tutunmaya çalıştığınız yerler, sizi koruyacak, kollayacak, size yaşama gücü verecek şeyler olmalı” ifadelerine yer veren Çınaroğlu, “Bende galiba bu nedenle sanata tutundum. Sanat beni hep ilgilendirdi. Hep sanata dair bir şeyler yapmak istedim. Ülkemi gözledim, gözlemledim. Uzun sayılabilecek ömrümde ülkemin türlü hallerini gördüm. Türlü eksiklikleri gördüm. Ve hala görmekteyim. Çok büyük eksiklerimiz var. Ülke olarak, eğitim olarak, yaşam olarak çok büyük eksikliklerimiz var. Kendi kararımca, kendi küçücük dünyam içinde gördüğüm şeyleri düzeltmek için, ona bir katkıda bulunabilmek adına bir şeyler yapmayı, o yaptıklarımı paylaşabilmeyi düşündüm” diye belirtti.

“DÜNYA HEPİMİZİN DÜNYASI, O ZAMAN PAYLAŞALIM”

Bir gün tıklım tıklım bir otobüste giderken yolun kenarındaki onlarca ağaçtan birinin kurumuş olduğunu fark eden Çınaroğlu, “Ağaç neden böyle kuru? Kimin ağacı? Diye düşünmeye başladım. O ağacın benim ağacım olduğunu anladım. Sadece benim ağacım mı? Hayır. Bir ağacım var/ Benim desen yalan olur/ Senin desen yalan olur/ Gökteki bulutun, uçan kuşun, toprağın ve yağmurun, böceklerin/ Rüzgarlarınve en güzel duyguların ağacıdır/ Ağacımdır. Benim hayat felsefem bu. Burada özetleniyor. O ağaç benim ağacım. O ağaç hepimizin ağacı ve dünya hepimizin dünyası. O zaman paylaşalım” diye düşüncelerini paylaştı.

“ÜLKEMİN ÇOCUKLARI İÇİN KİTAP YAZACAĞIM”

“Çocuklarım dünyaya geldiği zaman henüz yazmıyordum. Onlar dünyaya geldiğinde onları kitaplarla büyütmek istedim. Kitaplarla büyüyen bir insan çok daha yetkin ve ileri düzeyde bir insan olacaktır” diye belirten Çınaroğlu çocukluğunda çok çocuk kitabı olmadığını söyledi. “Kitaplara aç büyüdüm. Kitapların ne zaman tadını aldım o zaman çok okumaya başladım. Kendi çocuklarım olduğu zaman kitapçıya gittim ve çocuk kitabı yoktu. Olanlar yetersizdi. Niteliksizdi. Ben okumayı ve yazmayı seviyorum. O zaman benim bir görevim var. Ülkemin çocukları için kitap yapacağım” sözlerine yer veren Çınaroğlu, “Aynı zamanda ressamım ve grafiker eğitimi almış ressamım. Çocuklar için yazabilirim ve resimleyebilirim diye düşündüm. Yazmaya başladım ve ressamlık biraz geride kaldı. Benim yaptığım resimleme tarzı öykülerime uymuyordu. Başka ressamlar devreye girdi. Böylece yazmaya başladım. Yazdıkça kendimi geliştirdim. Kendimi geliştirmek için daha çok konuya eğildim” dedi.

“ÇOCUK KİTAPLARI İLE ÖĞRENDİM”

Çınaroğlu sözlerini şu şekilde sürdürdü; “Çocuk kitaplarının nasıl olması gerektiğini anladım. Nasıl olmaması gerektiğini anladım. Kötü şeylerde bazen insana yol gösterici olabilir. Böylece kendimi bu yola adamış oldum. O zamanlar çocuk kitabı çok azdı. Bir iki yayın evinin çıkardığı kitaplar vardı. Sosyal, siyasal yanı ağır basıyordu. O zaman çocuk kitabı yazan kişiler toplumda duyarlı, toplumsal duyarlılıkları olan kişilerdi. Bu duyarlılıklarını kitaplara yansıtıyorlardı. Ama çocuk formuna vakıf değillerdi. Çocuğu anlayan, çocuğa onun gözü ile bakan yazarlar değillerdi. Yetişkin yazarlara sanki sende çocuk kitabı yaz komutu verilmiş gibi onlarda o fikirle yazmışlardı. Kitaplarında fazla yüksek ve ağır mesajlar vardı.”

“HER KİTAPTA MESAJ VARDIR”

“Çocuk kitaplarının öyle olmaması gerektiğini, çocuğa başka bir gözle bakmak gerektiğini anladım. O zamanlar çocuğa yaklaşımı olan kitaplar yoktu. Siyasal ve sosyal kavramları, nitelikleri ağır basan kitaplardı. Bu da bir amaçtır. Her kitapta sosyal ve siyasal bir mesaj vardır” diyen Çınaroğlu; “Ama çocuğun kafasına bunu dan dan söyleyemezsiniz. 7 Kaplı Kent ilk kitabıdır. Tiyatroya uyarlanmış.Onun içinde siyasal mesajlar vardır. Ama tamamen çocuğa uyarlarmış, çocuğun anlayabileceği ve hissedebileceği tarzda Şeyler. Kitap uzun yıllardır gündemde. Pandemi nedeni ile oynanmıyor ama Ankara Devlet Tiyatrosu Sahnesinde oynanıyordu. Çocuklara vermemiz gereken çok mesajlarımız var. Kitaplarda böyle mesajlar vardır. En yalın öyküde bile bir mesaj vardır. Yazar onu gayet yaygın bir şekilde aktarmalı diye düşünüyorum” şeklinde konuştu.

“YAZARIN MALZEMESİ DİLDİR”

Okumayan insan yazamayacağını, her şeyden önce okuması gerektiğini dikkat çeken Çınaroğlu, “Önce çok okumak gerekir. Dil sorunu da ikinci konu.Yazarın malzemesi dildir. Nasıl ki marangozun malzemesi tahtadır, ağaçtır. Yazarın malzemesi de dildir. Güncel yazıları, edebiyatı okuması gerekir. Çünkü dil yaşayan bir şeydir” sözlerine yer veren Çınaroğlu, “Bugün 50 yıl önceki Türkçeyi kullanmıyoruz artık. 50 yıl önceki Türkçe geride kaldı. Eski sözcükler, Arapça, Farsça, Fransızca sözcükler çok fazla idi. Bugün onların büyük bir kısmı elenmiştir. Hala yabancı sözcüklerle dolu dilimiz. Gençler yarı Türkçe yarı İngilizce konuşuyoruz artık. Atatürk ne demiş? ‘Dilimizi, yabancı dillerin buyruğundan kurtarmamız gerekiyor” diye belirtti.

“YALIN TÜRKÇE’YE İNANIYORUM”

Türkçe kelimeler kullanmaya özen gösterdiğini ifade eden Çınaroğlu, “Yazarın dil konusunda bilinçli olması gerekiyor. Karar vermesi gerekir. Ben eski Türkçeyi kullanacağım diyorsanız tamam. Ben öz Türkçeye, gerçek, yalın Türkçeye inanıyorum ve onu kullanmaya çalışıyorum. Yabancı sözcüklerden kaçınmaya çalışıyorum” ifadelerine yer vererek, yazarın 5 duyusunun daima açık olması gerektiğini vurguladı.

“DAHA İLERİYE, GÜZELE, DOĞRUYA GİTMELİYİZ”

Türk çocuk edebiyatında çok değerli yazarların olduğuna dikkat çeken Çınaroğlu, “Ama bunun karşısında demin sözünü ettiğim geriye dönük akım var. Bugünkü dili beğenmeyip Osmanlıca tercih eden bir akım var. Çocuklarımızı bugüne değil yarına değil geriye götürmeye çalışan bir akım var. Bunun bilincinde olmalıyız” diye söz eden Çınaroğlu, “Daima ileriye, daha güzele, daha iyiye, daha güzele gitmemiz gerektiğini düşünüyorum Daha özgür düşünceli insanlar, bağnazlıktan uzaklaşmamız gerektiğini düşünüyorum. O amaç doğrultusunda çocuklar yetiştirmemiz gerektiğini düşünüyorum” dedi.

“SANAT BÜTÜNDÜR”

“Sanat bence bir bütündür. Özellikle de yazı yazacaksınız sanatın bütünlüğünü kabul etmeli ve o yolda yürümeye çalışmalısınız. Kaç çeşit sanat var? Resim, heykel, müzik, sinema, tiyatro, görsel duyusal… Koskoca bir derya. Bunlardan kaçınıp ben sadece yazıyorum diyecekseniz olmaz” diye vurgulayan Çınaroğlu, “Sanatın bütününe kucak açmalısınız. Müziği eksik bir sanatçı bence sanatçı değildir. Müzik insanın duyularına direk seslenir. Müzik sevmiyorum derseniz sanat sizden uzak durur” dedi.

“SANATIN KÖKENİ MİTOLOJİYE DAYANIYOR”

“Sanat kökeni mitolojiye dayanıyor. Bütün sanatların kökeninde mitoloji var. Sadece sanatta değil, yaşam alanımızda bütün sosyal alanlarda mitolojinin devamını görebiliriz. En ufak bir şeyde mitoloji vardır. Bir şey olduğunda tahtaya vurmak bile mitoloji” diye söz eden Çınaroğlu, “Mitolojiye uzak duramazsınız, belki bütünü ile kavrayamazsınız ama bir yerde duyularınız mitolojiye açık olmalı. Bir yerde bizim kökenimiz ve ayaklarımız yere bastıkça mitolojiye doğru gidiyoruz. Tanrı tektir. Olabilir. Ama o dönemde tanrılar vardı. İnsanların hayatında, zihninde yaşamında vardı. Deniz tanrısı, aşk tanrısı ayrı idi. Bunların hepsi birer olgu. Dünyanın geçirdiği evrelerin kanıtları. Zenginliği. Neden yararlanmayalım?Her şey bize açık. Bir sanatçı alabildiğine özgürdür, her yerde yararlanabilir. Çocuklar için yazıyorsanız bazı şeyleri göz ardı edemezsiniz. Çocukların duygu ve algılarını hesaba katarak yazmalısınız” ifadelerine yer verdi.

Damla YELTEKİN

İlgili Haberler

Sundance Prömiyerli "Davet" Geliyor
12.08.2026
Troya Atı’nın sırrı 2 bin 700 yıllık vazoda ortaya çıktı! İşte bilinen en eski tasviri
11.08.2026
63. Uluslararası Troya Festivali’nde Selin Geçit rüzgârı
11.08.2026
Doğaya Sanat Programı Kazdağları'nda Başladı
11.08.2026
“Gözkırpankız” Neden Silindi? Cemil Onay Yıllar Sonra Açıkladı
10.08.2026
“Kaz Dağları’nın Fısıltısı Kuş Düşleri” Sergisi sanatseverlerle buluşuyor
10.08.2026
6. Bozcaada Kültür, Sanat ve Bağbozumu Festivali’nde Çan Kahot rüzgârı esecek
10.08.2026
Gümüşçay Panayırı yoğun ilgiyle sona erdi
10.08.2026
Troya’da tarihin izleri ortaya çıkıyor; 2 Bin Yıllık Roma Caddesi'nde kazı çalışması!
10.08.2026
Miz Volume XII Grup Sergisi Galeri/Miz'de
10.08.2026
700 yıllık fetih ruhu marşlarla yaşatılıyor
10.08.2026
Fevzipaşa’da Akşam Pazarı Büyük İlgi Gördü
09.08.2026
63. Uluslararası Troya Festivali programları dolu dolu geliyor
09.08.2026
Gümüşçay’a renk katan panayır!
09.08.2026
Bozcaada’da sinema keyfi!
09.08.2026
Gökçeada’da 30 Ağustos coşkusu: Ufuk Beydemir sahne alacak
09.08.2026