← Ana Sayfa
Kültür

SANAT İLETİŞİM VE RİTÜELLER BİR ARADA (30.03.2021)

✍️ Haber Merkezi 📅 30 Mart 2021 12:39 👁️ 2 görüntüleme

18 Mart Uluslararası Sanat Günleri webinar etkinliğinde sanatçı Pınar Yolaçan, izleyicilerle buluştu. Yolaçan, “Fotoğrafın için...

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nin bu yıl ikincisini düzenlediği 18 Mart Uluslararası Sanat Günleri tüm hızıyla sürüyor. Sergi açılışı ile başlayan Sanat Günleri, webinar sunumlarıyla devam ediyor. Sanatçı Pınar Yolaçan, ‘Yaban Antropoloji’ başlıklı webinarını gerçekleştirdi. New York’ta yaşayan sanatçı, pandemi süresince Çanakkale’de yaptığı çalışmalara devam etti. Yolaçan, “Sunumun adı Yaban Antropoloji. Çalışmalarımı yaparken, ClaudeLevi-Strauss’un çalışmalarına rastladım. Okuduğum ve etkilendiğim isimlerden biri olan Levi-Strauss’un ‘Yaban Düşünce’ diye bir kitabı vardı. Kendisi de bir antropolog aynı zamanda. Pek çok yerli köylülerinde de projesiyle ilgili araştırma yapıyor. O isimden esinlendim” dedi.

“KÜLTÜRLER ARASI BENZERLİKLER VAR”

Yolaçan, “Levi-Strauss’un da antropolojiyi kullanım şekli, disiplinler arası bir yöntemle birbirinden de etkilenen, farklı disiplinleri bir araya getirerek, sadece bilimi değil, bilimsel gerçekler üzerinden bir takım varsayımlarla yola çıkmak. Bende hem sosyal hem politik bir takım konuları araştırarak bazı sonuçlara vardım. Sadece antropoloji değil, diğer bilimlerden de yararlanmak anlamında benim içinde önemli oldu. Yazar, yerlilerin mitolojilerini de araştırıyor ve kültürle ilgili bir takım benzerlikler olduğunu ortaya çıkartıyor. Benim de fotoğraf çalışmamda metafor önemli bir çalışma. Bir şeyi söylemek için başka bir örnekten faydalanmak anlamında önemliydi. Yerlilerin videolarını webinar sunumunda göstermemin ve onlardan bahsetmemin nedeni de günümüzde hem Türkiye’de hem bizim bölgemiz Çanakkale’de, dünya genelinde, çevre tahribatların devam etmesi ve bununla birlikte salgın hastalıklarla paralellik taşıdığınıdüşünüyorum” ifadelerine yer verdi.

“SÜREÇ VE ARAŞTIRMA BAZLI ÇALIŞIYORUM”

Genellikle kurgu fotoğraflar üzerine çalıştığından söz eden Yolaçan, “Fotoğrafın içindeki insanları, malzemeleri, kavramsal bir çerçeve içerisinde oluşturmak üzere fotoğraf çekiyorum. Daha çok süreç bazlı ve araştırma bazlı çalışıyorum. Serilerin arasında bazen 1-2 seneye dayanan bir zamanlar geçiyor. Fotoğraf, çabuk olabilen pratik bir mecra gibi gözükse de benim çalışmalarım uzun süreçlere dayalı oluyor. İlk gösterdiğim resim mekanik vücut serisinden. Vücut boyası. Görülen resim bir kadın vücudu. Bunun üzerine uygulanan boyayı görüyorsunuz. İlk bakışta bir vücuda mı bakıyorsunuz yoksa bir resme mi bakıyorsunuz? İlk bakışta bunu göremiyorsunuz. Arka fonlarda kumaşlar, öndeki boyamalar size bir görüntü veriyor. Bu çalışmadan sonra Brezilya’daki yerlileri araştırmaya başladım” ifadelerini kullandı.

“VÜCUT BOYLARI KIYAFET GİBİ KULLANILMIŞ”

Brezilya ve Bolivya’daki araştırmalarına dair bilgi veren Yolaçan, “İlk Bolivya’da Sanatçı Misafirleri Programına davet edilmiştim. İlk kez o bölgedeki yerlileri şehir içinde gözlemleme şansım oldu. Kullandıkları, yaptıkları; tekstil malzemelerini, desenleri, seramikleri araştırmaya başladım ve Kızılderililerin içesinden iki grup dikkatimi çekti. Bununda nedeni vücut boyasını tamamen kıyafet gibi kullanmaları. Köyün içinde bir tip iletişim ağı oluşturmuş durumda vücutlarında kullandıkları boyalar.Bir antropolog yerlilerdeki boyaları köylerdeki diğer insanlarla nasıl iletişimde kullandıklarını, bir takım ritüellerde nasıl kullandıklarını, anlatan bir kitap yazmış. Sembollerin anlamlarını ve şekillerini kitapta görebiliyorsunuz” dedi.

“DOĞA KUTSAL”

Yerlerinin inanışında doğanın kutsal bir yeri ve önemi olduğunu vurgulayan Yolaçan, “Dağların, nehirlerin, denizin bütün bir ağaçların, ormanın; hepsinin bir ruhu olduğuna, enerjisi olduğuna inanıyorlar. Ve bu ruh ve enerjinin, yaşayan canlılar ve insanların evrenin bir parçası olduğuna inanıyorlar” dedi. Yerlilerin inanışlarının boyalara da yansıdığını belirten Yolaçan, “Yerlilerin vücutlarının kıyafet gibi boyanması köyde bir dil olarak kullanılsa da aynı zamanda ritüellerle de ilgili. Bir görsel sanatçı olarak, fotoğraf çeken ya da vücut boyamalarıyla daha önce çalışmış biri olarak hem estetik olarak hem sofistike bir şekilde uygulanması ilgimi çekti” şeklinde konuştu.

“ÇOK ZENGİN VE ESKİ TARİHLERİ VAR”

Araştırmalarının ardından kuzey bölgelerden birinde seramiklere rastladığını belirten Yolaçan, “Seramiklerde de vücut boyası olduğunu gözlemledim. Bu figürler üzerindeki desenlerle birlikte biraz daha neolitik dönemdeki heykellere benziyorlar, antropomorfik heykellere benziyorlar. Vücut boyama yapan Kızılderililerin yani bizim biraz daha ilkel olarak düşündüğümüz bu kabilelerin; çok zengin ve eski bir tarihi olduğunu ve ciddi bir arkeolojik birikimi olduğunu, bir uygarlık olduğunu öğrenme ve anlama fırsatım oldu” diye konuştu.

“ÇALIŞMALARIMDA ESTETİK BİR KOMPOZİSYON VAR”

Yolaçan, “Benim bütün çalışmalarımda estetik bir kompozisyon var. Sonuçta çalışmayı tercih ettiğim gruplardaki insanlarla konuşma süreci, onlara yaklaşma süreci, dahil olma süreci de var. Bu bazı yerlerde nispeten kolay olabiliyor. Çanakkale’de yaptığım bir çalışma vardı. Buradaki köylülerle konuşma imkanım Amazondaki yerlilerle konuşma imkanıma göre daha kolay oldu” sözlerine yer verdi.

Çalışmak istediği gruplara dahil olma sürecinin de kolay olmadığını belirten Yolaçan şu şekilde konuştu; “Beni tanımayan bilmeyen, güzel sanatlarla ilgili bilgisi olmayan, sanatçı fotoğrafçı denildiğinde ne yapacağını bilmeyen insanlarla çalışıyorum” dedi. Yolaçan, çalıştığı kabileler ve onların kullandıkları desenlere dair, “Bu desenler, neolotik dönem figür ve desenlerine benzediği gibi aynı zamanda bizim Türkmen Yörüklerindeki halı, kilim gibi malzemelerdeki desenlere paralellik olduğu görülüyor.”

“İLK TEMAS 1960’LARDA BAŞLIYOR”

Webinar etkinliğinde önceden çalışmış bir videoyu ve kendi çektiği videoyu izleyicilerle paylaşan Yolaçan, “Bir öğretmen vasıtası ile bir köye gittim ve tohum takas haftası gibi bir etkinliğe davet edildim. Buradaki yerliler 1960’ların başında ilk temaslarını yaşıyorlar. Bölgeye gelen misyonerler, mühendisler ve hükümetin yapmak istediği projelerle yerlilerle ilk teması sağlıyor. İlk video bu temaslar, baraj yapılma sürecindeki yerlilerin temaslarını anlatıyor. Benim çektiğim video da o videolarda yer alan kabile başkanı olan bir kadını konu alıyor. Hem kabilede söz sahibi olması hem yaptıkları açısından onunla bir röportaj yapmak istedim” sözlerine yer verdi.

Damla YELTEKİN

KUTU1:

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nin düzenlediği 18 Mart Uluslararası Sanat Günleri kapsamında bugün düzenlenecek olan webinar etkinliğini Doç. Dr. Dalila Özbay gerçekleştirecek. Namık Kemal Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Dalila Özbay, ‘ConstantinBrancusi’de Doğa ve İnsan Etkileşimi ve Evrenin Dört Temel Birleşeni (Anasir-i Erbaa) webinar etkinliği 30 Mart 2021 tarihinde saat 14.00’da Microsoft Teams uygulaması üzerinden 9p10qhv kodu ile gerçekleşecek.

İlgili Haberler

Sundance Prömiyerli "Davet" Geliyor
12.08.2026
Troya Atı’nın sırrı 2 bin 700 yıllık vazoda ortaya çıktı! İşte bilinen en eski tasviri
11.08.2026
63. Uluslararası Troya Festivali’nde Selin Geçit rüzgârı
11.08.2026
Doğaya Sanat Programı Kazdağları'nda Başladı
11.08.2026
“Gözkırpankız” Neden Silindi? Cemil Onay Yıllar Sonra Açıkladı
10.08.2026
“Kaz Dağları’nın Fısıltısı Kuş Düşleri” Sergisi sanatseverlerle buluşuyor
10.08.2026
6. Bozcaada Kültür, Sanat ve Bağbozumu Festivali’nde Çan Kahot rüzgârı esecek
10.08.2026
Gümüşçay Panayırı yoğun ilgiyle sona erdi
10.08.2026
Troya’da tarihin izleri ortaya çıkıyor; 2 Bin Yıllık Roma Caddesi'nde kazı çalışması!
10.08.2026
Miz Volume XII Grup Sergisi Galeri/Miz'de
10.08.2026
700 yıllık fetih ruhu marşlarla yaşatılıyor
10.08.2026
Fevzipaşa’da Akşam Pazarı Büyük İlgi Gördü
09.08.2026
63. Uluslararası Troya Festivali programları dolu dolu geliyor
09.08.2026
Gümüşçay’a renk katan panayır!
09.08.2026
Bozcaada’da sinema keyfi!
09.08.2026
Gökçeada’da 30 Ağustos coşkusu: Ufuk Beydemir sahne alacak
09.08.2026