J&M Çanakkale Belediyespor Antrenörü Tuğçe Canbaz İzmir doğumlu. İlk profesyonel basketbolcu kimliğini Galatasaray ile kazandı. Galatasaray’ın disiplininin çok ayrı bir özelliğini olduğunu kaydeden Canbaz’ın çocukken de aklı fikri toptaydı. İlk olarak futbol oynayan Canbaz, sonrasında basketbola merak sardı. Ailesinin desteği 13 yaşında İzmirspor’a girdi. 1 yıl sonra da İzmir Büyükşehir Belediyespor’a transfer oldu. Daha sonra yıldız milli takımdan teklif aldı. Sonrasında üç büyükler olmak üzere bütün takımlardan teklifler almaya başladı. O Galatasaray’ı seçti. Tarihler 1997’yi gösteriyordu. Yıllar sonra da Galatasaray’da kaptanlığa kadar yükseldi. 20 yıl devam eden profesyonel basketbol yaşantısına çok sayıda şampiyonluk sığdıran Tuğçe Canbaz 2018 yılında sahalardan ayrıldı. Tam olarak ayrıldı diyemeyiz çünkü o basketbol yaşantısına antrenör olarak devam etmeyi kafasına koymuştu. Spor onun için vizyon ve yaşam demekti. Daha sonra Çanakkale Belediyespor’dan kendisine teklif gelince kabul ederek iki yıl takımı üst üste şampiyon yaptı.
Birinci Lig’e şampiyonluk hedefi ile mi başladınız? Yoksa süreç içerisinde bu öyle bir hal mi aldı?
TKBL’de ilk başta bizim amacımız ayaklarımızın yere sağlam basmasıydı çünkü, düşük bütçeli bir takıma sahibiz. Burada bir tecrübe edinelim istedik açıkçası. ‘Play-off’a girebilirsek bizim için başarı’ dedik ama sonrasında oyuncularla aramızda o kadar güzel bir bağ oldu ki. ‘Nasıl oldu?’ diye sorarsan bunun tam ve net bir cevabı yok. Bir anda her şey oldu. Nereye gidiyoruz? olduk, Ne oluyor? olduk ve sonrasında şampiyon olduk. Sadece bir iki yıl tecrübe edinelim, ligi öğrenelim, kendimizi koruyalım, asansör takım olmayalım’ dedik.
Sizi şampiyonluğa götüren etken neydi?
Çok ince bir çizgi var. Yeri geliyor arkadaş oluyorsun. Yeri geliyor antrenör oluyorsun, yeri geliyor sinirleniyorsun. O adrenalin ve streste çok normal, ama gün sonunda ortak noktaya geliyorsan eğer bu başarmanın yarısı. Herkeste ego vardır, Önemli olan o egoyu kibre dönüştürmemek. Herkesi olduğu gibi kabul etmek. Kimse dört dörtlük değil. Günün sonunda benim için en önemli değer yargılarından birisi dürüstlük ve yaptığın işi gerçekten sevip ve sahip çıkmak. Buraya gelirken benim ayaklarım geri geri gidiyorsa ben yapamam. Kavga da etsem, doğru da yapsam, yanlış da yapsam keyif almam lazım.
Bir gün antrenmanda herkesin eline birer tane top verdim. Orada, ‘Biz totalde 20 kişiyiz. Herkesin elinde top var. Bu 20 kişi ayrı telden çalabilir, ama bu 20 topu dışarı atıp tek bir topu paylaşırsak istediğimiz yere gideriz. En önemlisi saha içinde ben size istediğimi yapayım, bu topu siz paylaşmak isterseniz başarı olur. Yaparsak biz sessiz sessiz o hedefe gideriz’ dedim.
Şampiyonluğa doğru gittiğinizi ne zaman anladınız?
Biz yavaş yavaş evrilmeye başladık. O evrilme döneminde biz birbirimize o kadar çok inandık ki. Çok zorluklar yaşadık her anlamda ama hepsinin üstesinden bir şekilde gelmeyi başardık. Kulüp mesela belli sıkıntıları yaşadığımızda ne olursa olsun arkamızda durdu. Sponsorlarımız hiçbir zaman bizi yalnız bırakmadılar. Hele hele Janet ve Mary Hanım… Ortak basketbol dilini oluşturduk. Sporda iniş çıkışlar mutlaka olacaktır önemli olan inişi çok fazla dibe vurmadan bir an önce toparlanmak.
Ligde kazanamayacağız dediğimiz maçları aldık. ‘Bu maç nasıl kaybedilir?’ dedik ders oldu. Ben her şeyden ders çıkaran biriyim.
Unutamadığınız maç var mı? Ya da o maçtan sonra ‘Biz şampiyonluğa gidiyoruz herhalde’ dediğiniz karşılaşma oldu mu?
İlk yarıda evimizde oynadığımız Urla maçı vardı. Son saniyede top yerdeyken onların oyuncusu topu aldı fırlattı orada maç bitti. Biz iki sayı öndeydik bir sayı ile maçı kaybettik. Orada mesela çok canım sıkıldı, ama bu basketbol sonuçta yapabilecek hiçbir şey olmuyor. ‘Ben önce kendimde bir şeyleri değiştirmem lazım’ dedim.
J&M Çanakkale Belediyespor’un başında bulunan J ve M harflerinin hikayesini sizden dinleyebilir miyiz?
“Kadınlar Bölgesel Ligi’nde en başta Genel Menajerimiz Cansu Altay geldi. Kendisi ile buluştuk bir hayalinin olduğunu söyledi. Bu hayali gerçekleştirmek için annesi ve teyzesinin kendisine yardımcı olacağını belirtti. Mary ve Janet isimleri. J&M’in anlamı da bu. Kendileri İngiliz vatandaşı. Cansu Hanım da böyle bir hayali olunca ‘Tamam’ diyorlar. Hiçbir şirketleşmeleri yok. Sadece kişiler ve bize sponsor oldular. Kulüple paylaştık bunu. Bütün konularda anlaşıldı. Oyunculuk ve antrenörlük çok farklı. Biz Cansu Hanım ile görüşürken ‘Ben emin misin?’ diye sorduğumda. ‘Ben eminim, bir kadın istihdam olsun istiyorum. Kadının ayaklarının yere sağlam basıp herkese yol göstericisi olmasını istiyorum’ dedi. Çok şükür o sene şampiyon olduk sonra Türkiye Kadınlar Basketbol Ligi’ne çıktık.
Şampiyonluk gününü hatırlayalım yeniden. Neler hissettiniz? Salon çok kalabalıktı.
Sezonun başına baktığınız zaman 30-40 kişi ile başladık seyirci olarak. Çeyrek final serisinde kalabalık olmaya başladı. Yarı finalde biraz daha arttı. Final serisinde 2 bin 500 kişi vardı. Çok büyük bir gururdu. Kayseri’de oynarken 13 bin kişilik seyirciye karşı da oynadım. Müthiş bir ambiyanstı ama antrenörlükte bunu ilk defa yaşıyordum. Kadın basketbol ligine daha fazla ilginin olması lazım. Burada seyirci bizi sahiplenmeye başladıktan sonra o oyuncunun performansı inanılmaz artıyor. Seyirciden gelen enerjisi inanılmaz. Tuttuğu an yapamayacağı her şeyi yapacak hale geliyor. Öyle bir kuvvet doğuyor ki gerçekten itici güç. Final serisinde onu çok iyi hissettik. Ben sert görünürüm ama duygusal bir insanımdır. Sahada da çok sertimdir. Final maçında sahaya geldik. TRT Yıldız’dan canlı olarak verilecekti maç. Canlı yayın ekibi orada falan. Ben de hayatımda ilk defa TKBL ile bir final yaşıyorum. Birden heyecan kapladı beni stres oldum. Olmadım desem yalan olur.
BÜTÜN DUYGULARI BİR ANDA YAŞIYORSUN
‘Seyircinin olması itici bir güç’ dediniz ama bu bazen de stres yaratmaz mı sahadaki oyuncuya? ‘Bu kadar insan bizi izlemek için geldi. Ya başaramazsak?’ düşüncesi akıllara gelmez mi?
İnanılmaz keyifli ama stresli. Bütün duyguları gerçekten bir anda yaşıyorsun. Ben salona 2 buçuk saat önce gittim. Ritüellerim vardır. Çok seyirci gelecek belli. Bir saat kalmıştı maçın başlamasına. 1 saat kala soyunma odasına girdim. Baktım tribünler dolmaya başlamış. Çok hoşuna gidiyor insanın çok onore oluyorsun. O duyguyu anlatacak kelime yok. Hayatımda unutamayacağım anlardan bir tanesiydi. Soyunma odasına girdim çıktım baktım salon daha da dolmuş. Her dakika daha da doluyordu. Ben böyle bir atmosfer görmedim. Halkın sahiplenmesi çok güzeldi. Çanakkale’de basketbolun, voleybolun olduğunu da görmesi çok önemli. Voleybol biliniyordu ancak çok uzun yıllar basketbol yoktu. Bunu öğrenmek ve öğretmek çok zor. İnsanların bunu kabul etmesi için biraz zaman gerekiyor. Salonun kantininde Mehmet Abi’m vardır. Allah ondan da razı olsun. Bizim burada olmamız için o kadar çok çaba sarf eden insanlar var ki. Spor salonundaki ablalar, abiler, güvenlik görevlileri, kantindeki Mehmet Abi, bizim il temsilciliğimize ve Gençlik Spor İl Müdürlüğüne… Herkesin inanılmaz emeği var. Her şekilde bize sahip çıkmaya çalıştılar.
BENİM GİZLİ KAHRAMANLARIM VAR
Mesela gizli kahramanlar vardır ya onlar çok önemlidir. Benim de hayatımda 2-3 tane gizli kahramanım var. Düştüğüm an beni kaldıran, çıkmaza girdiğim an bana aydınlık gösteren. Mesela her şeyine evet demeyecek. İyi olmanı istiyorsa bir insan senin her zaman her şeyine evet dememeli. Her şeyi kabul etmemeli. Onunla tartışmalısın. Onlarla tartışmalısın ki doğru yolu bulasın. Benim Galatasaray’daki Ekrem Abi’m, Ayhan Abi’m, Erman Abi, Alper Abi bunlar benim antrenörlerim. Ekrem Abi şu an A Milli Takımımızın Baş antrenörü. Bu yıl ben öğrencileri olarak onların karşılarına çıkacağım. Bu çok önemli ve heyecan verici bir şey benim için.
Başarıyı ne getirdi sizce?
İnanç getirdi, çünkü TKBL’de şöyle bir şey vardır; tek yabancı ile oynuyorsun. Bu da bir yabancı oyuncunun yüzde 50’si 60’ı demek oluyor. Ben kızlara hep, ‘Kendinize güveneceksiniz’ dedim. Bu çok önemli. O özgüven bizden alıyor ya. O özgüven alındığı zaman seni bir kalıba sokuyorlar, o kalıptan çıkarmıyorlar. Ben de buna karşıyım. Kalıp diye bir şey yok, insanın kendisi var ve o insanı güvende hissettirmen gerekiyor.
Burada bence sizin olmanız ve sizin karakteriniz çok büyük etken.
Ben onlara şöyle bir örnek verdim. ‘Bir duvar düşünün. Bu duvara yükleniyorlar. Ben tek başıma bu duvarı tutamam, ama bu duvarı 12 kişi gelirse biz bu duvarı tutarız’ dedim. Ben hep takıma gerçek şeyleri anlatarak yol gösterdim. İnançlarını sağladım, ama öncesinde ben kendime inandım, o inancımı da onlara aşıladım. O da başarıyı getirdi. Biz yapılması zor bir şeyi başardık. Tarihte bir ilk yarattık, ama şimdi asıl değerinin bilinmesi gerekiyor. Orada yaşandı ve bitti olmaması lazım. Bunun üzerine koyarsak yaptığımızın bir anlamı olur.
Teşekkür ederiz. Süper Lig’de başarılar
Teşekkürler