Bu yönteme göre, dolandırıcılar paylaşılan adisyonları kopyalayarak, işletmelerle iletişime geçip sahte iddialarda bulunuyorlar.
Dolandırıcılar, kopyaladıkları adisyonlarla birlikte işletmelere başvurarak, hesapta hatalı ya da kendilerinden fazla para alındığını iddia ediyorlar. Bu şekilde işletme sahibini ikna etmeyi başaran dolandırıcılar, hiç gitmedikleri mekanlarda para iadesi almaya çalışıyorlar. Eğer işletme sahibi bu talebi kabul ederse, dolandırıcılar aldıkları parayla birlikte kayıplara karışıyorlar.
Dolandırılan işletmeciler, sonrasında kamera kayıtlarını incelediklerinde bu müşterilerin daha önce mekana gelmediğini ve bu hesapların sahte olduğunu fark ediyorlar. Dolandırıcılar, bu yöntemle birçok işletmeyi mağdur etmiş durumda.
Örneğin, işletmeci Sekan Hamutçu'nun yaşadığı bir olayda, dolandırıcılar 3 bin TL'lik bir hesapla gelerek bazı ürünleri yemediklerini iddia etmiş ve işletmeyi ikna ederek bin TL iade almışlar. Ancak işletme sahibi sonradan inceleme yapınca, böyle bir müşterinin mekana gelmediğini ve hesabın sahte olduğunu fark etmiş.
Bu tür dolandırıcılık vakaları, işletmelerin dikkatli olmalarını ve adisyon iadeleri konusunda daha dikkatli prosedürler uygulamalarını gerektiriyor. Ayrıca, sosyal medya üzerinde paylaşılan adisyonlara karşı daha temkinli olunması ve müşteri taleplerinin dikkatlice incelenmesi önem taşıyor.